|
Cep Telefonunun Fiyatı Ne Kadar? 3 Yıl, 7 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Çok fakir ve paraya çok ihtiyacı olan bu insan gittiği bir yerden eve dönerken bir kese altın buldu. Saydı, tam bin dinardı.
Sevinçliydi. Ne kadar muhtaçlardı ona. Kendisine bağışlanmış bir hediye olarak düşündü. Artık bol bol harcayabilirlerdi. Fakat sevinci kursağında kaldı. Çünkü sevinirken madalyonun diğer yüzünü hiç düşünmemişti. Para bulunmuş bir paraydı. Muhakkak bir sahibi vardı. Sahibini bulmalıydı
Bu duygular içerisinde evine geldi, durumu hanımına anlattı. Çıkışan hanımı, “haydi götür bunu” dedi. “muhakkak bunu birisi düşürmüştür, şimdi arıyordur. Tez sahibini bul teslim et!”
Karısına hak verdi. Çünkü ikinci duygusunu onaylamıştı.
Tekrar keseyi bulduğu yere doğru gitmeye başladı. Daha “bir kese kaybeden var mı?” diye bağırmadan birisinin, “İçinde bin dinar bulunan bir kese kaybolmuştur. Bulanların insanlık namına teslim etmeleri rica olunur” dediğini duydu.
“Tamam” dedi adam. “Şükür sahibini buldum.” Ve seslendi bağıran adama, “İşte kardeşim, kaybolan keseyi ben buldum. Paranızı alabilirsiniz.”
Kese sahibi geldi ve “siz misiniz keseyi bulan?” dedi.
“Evet benim” dedi.
“Para sizin olsun!”
Adam şaşırmıştı. Nasıl olabilirdi? Duyduklarına bir türlü inanamadı.
“Ya, bu para benim mi şimdi?”
“Evet sizin. Üstelik size dokuz bin dinar daha vereceğim.”
“Nasıl olur?”
“Olmayacak bir şey yok. Aslını sorarsanız bu para benim de değil. Paranın sahibi zengin birisi. Bana dedi ki, ‘Şu parayı al, bin dinarını bir keseye koy ve bir yere bırak. Sonra da tellal çıkart, parayı kim bulmuşsa şu dokuz bin dinarı da ona ver. Çünkü parayı bulup da getiren kişi herşeyden once dürüst birisidir. O sebeple bu parayı hak etmiş olur.’ Dedi. Ben sadece o cömert kişinin elçisiyim.” der. Böylece faklir adam dürüstlüğünün neticesini almış olur.
Tarihte buna benzer hikayeler çoktur. Bir zaman da bir adam çok zengin bir beldede yaşıyormuş ve çok zenginmiş. İyilik yapmak için para verebileceği bir fakir aramış ama bulamamış. En sonunda bir keseye koyduğu altınları şehrin merkezine bırakmıs. Üzerine yazdığı kağıtta ihtiyacı olanların almasını rica etmiş. Ancak günler geçmiş hiçkimse o keseye dokunmamış. Ihtiyacı olan ihtiyacı olduğu kadarını almış ve gerisine dokunmamış. Fertler birbirine güven içinde, dürüst bir yaşam sürüyorlarmış. Böyle bir toplumda yaşamak hem insana güven verir hem de huzur verir. Temennimiz o ki her birimiz bu dürüstlük çizgisini yakalayabilelim.
Ve tarihten bir başka kesit daha. Büyük bir alim aynı zamanda da ticaretle uğraşıyordu. Kimseye yüz suyu dökmemeyi prensip edinmişti. Çalışacak, kazanacak ve geçimini temin edecekti.
Bir dükkanı vardı. Birisi 5, diğeri de 10 dirhem olan iki cins elbiselik kumaş satmaktaydı.
Bir gün dükkanda bulunmadığı bir anda tezgahtar alış-veriş yapmış, beş dirhemlik malı 10 dirheme satmıştı. Bunu duyan adamın rengi kaçtı. Ne yapacaktı şimdi? Bunca kar piyasa ölçülerinin çok üzerindeydi. “Muhakkak onu bulmalıyım” diyerek yola düştü. Sokak sokak dolaştı ve en sonunda adamı buldu. Gönlü rahatlamıştı. Artık bir çözüm bulabilirdi. Kendini tanıttıktan sonar “kusura bakmayın yanlışlık olmuş!” diye söze başladı.
“Beş dirhemlik malı sana 10 dirheme satmışlar.”
“Ben razıyım bundan. Sana ne oluyor?”
“İyi, ama ben razı değilim ki! Vicdanım huzursuz. Bana yapılmasını istemediğim birşeyin sana yapılmasını istemem. Şimdi üç şeyden birini seçmekte serbestsin. Istersen kumaşı geri verir on dirhemini alırsın. Istersen kumaşı geri verir on dirhemini alırsın. Istersen bunun yerine on dirhemlik kumaş alırsın. Istersen fazla verdiğin beş dirhemini geri alırsın.”
Adam beş dirhemi almayı tercih etti. Memnun da olmuştu.
|
|
|
|
|
|
|
Cep Telefonunun Fiyatı Ne Kadar? Değer Vermek 3 Yıl, 7 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Karşımızdaki insana dürüst davranmak ona değer verdiğimizi gösterir. Aynı zamanda verdiğimiz sözde durmamız demek söz verdiğimiz kimseye saygı duymamız demektir. Bu hususta Dale Carnegie’in kitabından okuduğum bir yeri buraya almak istiyorum.
Dostlarımdan Bayan Ernest Gent yeni hizmetçisine Pazartesi günü işe başlayabileceğini söylemişti. Bu arada eskiden çalıştığı evin hanımı ile konuşmuş, kızın ev temizliğine pek önem vermediğini öğrenmişti. Bayan Gent Pazartesi günü kıza şöyle söyledi:
-Nellie.. Namuslu, dürüst olduğunu, iyi yemek yaptığını, çocuklara iyi baktığını öğrendim. Yalnız ev temizliğine pek dikkat etmiyormuşsun. Buna pek inanmadım. Üstün başın tertemiz. Evi de temiz tutacağına inanıyorum. Haydi kızım işe başla.
Nellie hakkındaki iyi kanaati boşa çıkarmamak için evin temizliğine büyük önem verdi. Bayan Gent ile ana-kız dibi geçinip gittiler.
Baldwin Lokomotif Fabrikaları Müdürü Samuel Vavclain hayat tecrübesini şöyle aktarıyor:
- herhangi bir insana bir meziyetinden veya faziletinden ötürü saygı duyduğunuzu hissettirirseniz onu idare etmek son derece kolaylaşır.
Karşınızdaki insana meziyetlerinin farkında olduğunuzu hissettirmeniz, onun o meziyetleri geliştirmesini sağlar. Hiçbir meziyeti olmayan birisi bile kendisinde olduğu söylenilen meziyete sahip olmaya çalışır. Sizi yanıltmamak için gayret gösterir. Bir adama kırk defa deli deseniz deli olur. Kırk defa akıllı deseniz akıllı görünmeye, akıllı olmaya çalışır.
Müşterilerinin her istediğini yediği içtiği ve hiçbir kontrole tabi olmadan hesaplarıbnı kendilerinin tespit ettiği bir lokantalar zinciri vardır. Bu müessesenin memurlarından bnirine sordum:
- Müşterilerinizi hiç mi kontrol etmiyorsunuz?
- Hayır. Hepsi namusludur.
- Hepsi mi?
- Belki bir iki kişi bizi aldatmıştır. Ne çıkar? Sistemimiz başarılı olmasaydı yarımasırdır ayakta olamazdık.
- Başarı nereden geliyor?
- Herkesi namuslu ilan ediyoruz. Içeri girenler bu güveni sarsmak istemiyor.Müşteri kendisine güvenilmesinden, yediği yemekten daha çok zevk alıyor.
General James G. Harbord, Fransa’daki Amerikan askerleri için “karşılaştığım en idealist adamlar” dedi. Ve bu askerleri disiplin altında tutmak isteyen Henry Clay Risner bu cümleyi derhal askerlere yetiştirdi. “böyle olmasalar bile Harbord’un bu sözlerini işitince böyle olmak için gayret göstereceklerdir.”
Sing Sing Hapishanesi Müdürü Lawes diyor ki:
“Baştan çıkmış yola getirmek için ona namuslu muamelesi yapmak gerekir. Bu muamele onu öyle sevindirir ki layık görüldüğü şekilde karşılık vermek ister. Bir başkasının gösterdiği itimat ona gurur verir.”
İnsanları direnişe zorlamadan ve gücendirmeden değiştirmenin yolu:
Bir insana öyle değer veriniz ki o değere gerçekten sahip olmak istesin. İnsanlara değerli olarak yaşama imkanlarının ve fırsatlarının önünü açınız.
Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmayın fehvasınca, nasıl ki tüm bunların bize yapılmasını istiyorsak biz de başkalarına yapmalıyız. İnsana sosyal bir varlık. Ve birlikte yaşamanın getirdiği bir takım sorumluluklar var. bunları yerine getirmek bizi daha mutlu, daha huzurlu ve başarılı bir toplum olmaya doğru götürecektir. Bütün değerlerin altında insanlık duygusunun yattığını unutmamalı ve insanca yaşama yollarını araştırmalıyız.
|
|
|
|
|
|
|
Cep Telefonunun Fiyatı Ne Kadar? Teminat 3 Yıl, 7 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Çok şık giyimli adamın biri New York şehrinin en iyi bankalarından birine girer. Sırasını bekledikten sonra, müşteri temsilcisinin önündeki koltuğa oturur ve utangaç bir eda ile
- "Çok acele 5,000 dolara 3 haftalığına ihtiyacım var, bunu sizden hemen temin edebilir miyim diye sorar ?"
Müşteri temsilcisi adamın giyiminden ve konuşmasından çok etkilenmesine rağmen, kendi bankaları ile daha önce hiç çalışıp çalışmadığı veya herhangi bir referansı olup, olmadığı gibi beylik sorularını, ezberletildiği şekilde sorar. Adam, bunun üzerine kibarca ve ezilerek bunların aslında hepsini kendisine temin edebileceğini, fakat çok acelesinin olduğunu ve müşteri temsilcisinin temkinli yaklaşımını da gayet anlayışla karşıladığını anlatır ve sorar:
- "Benim aklıma bir çözüm yolu geliyor; kapınızın önünde 200.000 dolar değerinde Rolls Royce arabam var, bunu size teminat olarak bırakayım, 3 hafta sonra 5.000 doları ve faizini ödedikten sonra arabamı geri alırım, böyle bir çözüm sizce uygun mu?"
Müşteri temsilcisi bunu hemen sevinçle kabul eder, adamın Rolls Royce'u bankanın garajına park edilir ve adam arzu ettiği 5.000 doları alıp gider.
Adam 3 hafta sonra yine aynı müşteri temsilcisinin önüne gelir, borç aldığı 5.000 doları ve 3 haftalık süre için tahakkuk eden 15 dolar 42 cent faizi öder. Müşteri tam Rolls Royce'u ile bankanın önünden ayrılırken, müşteri temsilcisi biraz utanarak:
- "Kusura bakmayın ama, sizin gibi bir beyefendi nasıl olur da, kredi kartı ile çekebileceği 5.000 dolar için 200.000 dolar değerindeki Rolls Royce arabasını rehin bırakıp 5.000 dolar kredi alır ?' diye sorar. Bunun üzerine müşteri:
- "Peki siz New York'da Rolls Royce'umun başına bir şey gelmeyeceğinden bu kadar emin olduğunuz ve 3 haftalık park ücretinin 15 dolar 42 cent tuttuğu başka bir park yeri biliyor musunuz?' sorusuyla cevap verir.
|
|
|
|
|
|
|