|
Rüstem yavaşlamadan önce Takometreye baktı: Hız limitinin 50 olduğu yerde 73 ile gidiyordu ve son dört ay içerisinde dördüncü defa polis tarafından durduruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilirdi? Rüstem arabasını sağa çekti. "İnşallah su anda yanımızdan daha hızlı bir araba geçer" diye düşünüyordu.
Polis elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi.
Mustafa? Bu Polis mahalleden Mustafa değil mi?
Rüstem iyice arabasının koltuğuna sindi. Bu durum bir cezadan daha kötüydü. Mahalleden tanıdığı bir Polis, arkadaş olduğuna bakmaksızın birini durduruyordu. Hem de hızlı gidip, trafik kurallarını ihlal ettiği için.
"Merhaba Mustafa. Birbirimizi yeniden böyle görmemiz çok ilginç"
"Merhaba Rüstem" Mustafa gülümsemiyordu.
"Beni, karımı ve çocuklarımı görmek için eve giderken yakaladın"
"Evet öyle" Mustafa umursamaz görünüyordu.
"Son günler eve hep çok geç geldim. Çocuklarım beni uzun suredir hiç görmedi. Ayrıca Dilber bana bu akşam Patates ve biftek yiyeceğimizi söyledi. Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi?"
"Evet ne demek istediğini anlıyorum. Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum" diye cevapladı Mustafa.
"Eyvah! Bu taktik fazla işe yaramayacak gibi. Taktik değiştirmek gerekli" diye duşundu Rüstem
"Beni kaç ile giderken yakaladın?"
"Yetmiş. Lütfen arabana girer misin?" dedi Mustafa.
"Ah Mustafa, bekle bir dakika lütfen. Seni gördüğüm anda Takometreye baktım. Sadece 65 ile gidiyordum."
"Lütfen Rüstem, arabana gir" diye üsteledi Mustafa.
Rüstem canı sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı çarparak kapattı. Mustafa not defterine bir şeyler yazıyordu.
"Mustafa niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatını istemiyor ki" diye düşündü Rüstem.
Ne olursa olsun, bundan sonra mahallede bu adamın yanına oturmaktansa, bir kaç Pazar Rüstem mahalleye gitmeyecekti. Mustafa kapıyı tıklatıyordu. Rüstem arabasının penceresini 5 cm kadar açtı. Mustafa Rüstem'a bir kağıt verdi ve gitti.
"Ceza değil bu" diye kendi kendine söylendi Rüstem. Bir anda sevinmişti. Bu bir yazıydı ve kağıtta şunlar yazıyordu:
"Sevgili Rüstem, benim bir kızım vardı. Altı yaşındayken çok hızlı araba kullanan biri tarafından öldürüldü. Bu kazadan dolayı, adam cezalandırıldı. 3 ay hapishane cezasıydı bu. Bu adam hapishaneden çıkınca kendi çocuklarına sarılıp, öpüp, onları tekrar koklayabildi. Ama ben... Ben kızımı tekrar koklayabilip, öpebilmek için, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adamı affetmeye çalıştım. Bin kerede başardığımı zannettim. Belki başarmışımdır, ama hala kızımı düşünüyorum. Lütfen benim için dua et ve dikkat et Rüstem, tek bir oğlum kaldı"
Rüstem 15 dakika kadar bir sure yerinden kıpırdayamadı. Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti. Evine varınca, çocuklarına ve karısına sıkıca sarıldı. Hayat çok değerli, sürekli dikkat et. Dikkatli araba kullan ve başkalarının hakkına saygı göster. Hiç bir zaman unutma, istediğin kadar araba satın alabilirsin, ama insan hayatını asla…
|