Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Hasan KEREMOĞLU tarafından yazıldı.
Bu makalede Türkçe öğretirken nelere dikkat etmeliyiz? Adım adım neleri anlatmalıyız? Sahada uygulanan ve tecrübe edilen yabancılara Türkçe öğretimi metodunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu saha Afrika sahası Türkiye ve Türkçe ile alakası şu ana kadar çok az olan ama yavaş yavaş Türkiye’nin bilinilirliğinin arttığı bir coğrafya: Farklı yerel dillerin konuşulduğu,bunun yanında Fransızcanın hakim olduğu bir ülke, Batı Afrika Bölgesinde Senegal.
İlk olarak belirtmek isterim ki Afrikanın her yerinde Türkçe öğretiminin aynı seviyede zorluklarının olduğunu söylemek yanlış olur. Her bir ülkenin şartları Türkiye ve Türkçeye yaklaşımı farklı ele almak gerekir. Coğrafi şartların (çok sıcak bölgeler, çok sıcak ve nemli bölgeler, serin bölgeler) etkisini, Türkiye’ye yakınlığın etkisini, (Kuzey Afrika Bölgesinde olduğu gibi) ve konuşulan Avrupa dilinin Türkçe öğretirken farklı yaklaşımlara becerilere yol açtığını göz önüne almak gerekir.
Bir dilin öğrenilmesinde ihtiyacın ve motivasyonun önemi herkesçe malumdur. İhtiyaç açısından ele alacak olursak Afrika bölgesinde öğrencilerin küçük yaşlarda ne kadar ihtiyaç duyacağı malumdur. Bir ülkenin popülerliği insanların o dili öğrenmesi adına önemli bir etkendir. Dünyada tanınmayan bilinmeyen bir dili ne diye öğrenesiniz ki. Tüm dünyada olduğu gibi Afrika coğrafyasında da Türkiye’nin bilinilirliği dünya coğrafyasında varlığı açığa çıktıkça (tabii ki müspet anlamada yardımlar, ticaret vs.) insanların ilgisi de artmaktadır. Küçük bir örnek olması açısından Türk hava yollarının buralara sefer yapması bile insanların kafasında güçlü bir Türkiye imajı oluşturmakta ve Türkiye ve Türkçeye karşı ilgiyi artırmaktadır. Diğer büyük firmaların varlığını da buna ekleyebilirsiniz.
TÜRKÇE DERSİNE GİRİŞ:
İlk Derste göstereceğiniz performans, Türkçenin ne kadar kolay bir dil olduğuyla ilgili küçük bilgileriniz öğrencilerle ilk derste kuracağınız iletişim sizi ileride çok rahatlatacak veya zor durumda bırakacaktır. İlk derste öğrencilerle tanışmanın ardından yapılacak ilk iş Türkçe selamlaşma-tanışma kelimelerini öğretmek olmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken küçük bir nokta bence nazik Türkçeyi öğretmektir. Mesela nasılsın yerine ilk derste nasılsınız? İfadesini öğretmek daha isabetli olacaktır. Büyük-küçük herkese öğrenci nasılsınız? desin, nasılsın? İfadesini öğretirsek öğretmenine okulda müdürüne bayana kaba bir dil kullanmış olacaktır. Onun için genel anlamada bu anlayış ön planda olmalıdır. Sonraki derslerde nasılsın? Ve nasılsınız adın ne? Ve adınız ne? Arasındaki fark verilebilir.
İlk birkaç derste tanışma ifadelerini öğrettik. Şimdi artık alfabeye geçebiliriz. Çünkü öğrenciler kendi okuma alışkanlıklarına göre Türkçeyi okumaya çalışmakta ve yanlışlar yapmaktadır. Batı Afrika örneğinde Fransızca bilen öğrenciler Türkçeye göre karmakarışık Fransızca alfabesiyle Türkçe okumaya çalıştıklarında ciddi hatalar yapmaktadırlar. En çok yapılan hatalardan biri Fransızcada olduğu gibi kelimelerin son harflerini okumama , veya benzer harflerin (c gibi) farklı telaffuz ciddi hatalara yanlış öğrenmeye sebep olmaktadır.
Yabancılara Türkçe öğretiminde Türkçenin en büyük avantajı ne yazılıyorsa hepsinin okunması ,harflerin tek bir sesinin olmasıdır. Onun için çocuklar 1-2 hafta içinde küçük yanlışlarını telafi ederek doğru okumaya başlamaktadır. Bu özellik dil öğretme ve öğrenme adına önemli bir avantajdır. Çünkü öğrenci kendi başına kelime öğrenmek istediğinde alfabeyi doğru öğrendikten sonra hata yapma oranı sıfıra yakındır. Diğer dillere nazaran bu ciddi bir avantajdır.
Alfabeyi öğretirken ilk olarak tahtaya büyük harfleri yazdık. Bunların nasıl okunduğunu tekrar ettik. Burda dikkat edilmesi gereken küçük ayrıntı şudur: Öğrencilerin aşina olduğu kelimeleri örnek olarak verirsek, öğrenci harfi daha iyi anlayacaktır. Mesela “d” harfinin anlatırken Senegal için Başkent “Dakar” örneğini verirsek d harfi daha iyi anlaşılmış olur. “z” harfi için Afrika’ya özgü “zebra” dersek daha anlamlı olur.
Sonraki aşamada (Fransızca ile karşılaştırarak) dikkat edilmesi gereken harfler denebilir. Öğrencilerin dikkati bildikleri dildeki alfabe ile Türk alfabesi arasındaki farklı okunuşları vermek gerekir. Bunlar tebeşirle belirtilerek iki dildeki farklılığı göz önüne serilmelidir. Bunlarla ilgili güzel örnekler seçilmelidir.
Akabinde küçük harflerle birlikte harflerin okunuşu da (fe-ce vs.) verilebilir. Burada asıl maksat öğrencilerin harflerin çıkışını doğru öğrenmeleridir. İngilizce ve Fransızca gibi dillerde (ef,em vs.) okunan harflerin küçük bir bilgilendirmeyle gerekirse deftere bunu da yazarak bu problem ortadan kalkmış olur. Harflerin okunuşu küçük görünebilir fakat ilerki derslerde dikte çalışmalarında sınıfta sözlü ve ya yazılı bir aktivite de sizin söylediğiniz harfi öğrencinin anlaması önemlidir.
Alfabe öğretilirken dikkat çeken bir husus var. Bununla zannımca dünyanın değişik yerlerinde Türkçeyi öğreten öğretmenlerimiz karşılaşıyorlardır. Türkçedeki (ı) harfiyle (i) harfinin karıştırılmasıdır. Tahtaya -nasılsınız?- diye yazdıktan sonra defterleri kontrol ettiğinizde bazı öğrencilerin bunu -nasilsiniz- olarak yazdığını harfleri karıştırdığını göreceksiniz. Çaresi tahtaya doğru ve yanlışı da yazarak bu meseleye parmak basmak, üzerinde durmaktır. Ayrıca ilk zamanlarda yazıları kontrol etmek bu hatayı en aza indirecektir.
Alfabeyi öğrettikten sonra yapılacak ilk iş öğrencileri çok fazla sıkmadan ( çünkü bu kuralları yeri geldikçe öğrencilere hatırlatacağız) ünlü ve ünsüz harfleri vermek (yaşına göre buralarda oyunlar oynanabilir). Hemen sonrasında kalın ve ince ünlüleri vermektir. Aslında burada verilebilecek bir başka meselede yumuşak ve sert sessizlerin verilmesi meselesidir. Daha sonraya bırakılması dilbilgisi konusu geldiğinde bu harflerin yumuşak ve sert diye ayrıştırılması isabetli olur kanaatindeyim. İlk derste neden vermeyelim? derseniz bence arka arkaya kurallara boğarsak çocuk harflerin içinde boğulabilir. İlk planda ünlüleri ayırabilsin zamanı gelince de ünsüzleri ayırabilsin diye düşünüyorum.
Burada yapılmaması gereken şey nedir? Alfabe konusunu anlatırken kitaplarda büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumunu görürsünüz. Yeni öğrenenlere Türkçe öğretiminde kitaplarda var diye bu konu anlatılmamalıdır. Öğrenciye ne faydası var, konuşmasına katkı mı sağlayacak hele hele küçük ünlü uyumu Yeni Öğrenenlere Türkçe kitaplarında yazılması zorunluluk olabilir ama bence öğretmenin anlatmasına gerek yoktur ? Biz Türkçeyi büyük – küçük ünlü uyumuna göre mi öğrendik? Bir kelime o dilde nasıl kullanılıyorsa hafızaya alınır ve kullanılır ,ister büyük ünlü uyumuna ister küçük ünlü uyumuna uysun uymasın. Yeni öğrenenlere Türkçe öğrenenler için gereksiz bir ayrıntıdır. İleri düzeyde belki verilebilir.
Alfabeden önce veya sonra şahıs ekleri verilebilir. Öğrencilerin genelde 5 dk. da öğrendikleri, zorlanmadıkları konudur. Küçük bir ayrıntı Afrika müziği seven bir coğrafya olduğu için ben müzikleştirerek vermeye çalışıyorum. Arka arkaya hızlıca söylendiğinde güzel bir makamın ortaya çıktığını fark edeceksiniz. 3-5 uygulamamda da bu tuttu. Öğrencilerin bu müzikaliteyle beraber ben söylemesem de tekrar ettiklerine şahit oldum. Ayrıca karıştırmamaları için ben ve biz şahıs eklerinde b harfi ile başlandığına , sen ve siz şahıs ekinde s harfi ile başlandığına, o ve onlar kelimesinde o harfi ile başlandığına dikkati çekiyorum.
Bu arada ilk birkaç derste öğrenci ve öğretmen olarak heyecanımızı attıktan sonra bence çok önemli olan şu maddeleri yeri ve zamanı geldikçe peyderpey vermeliyiz:
Genel değerlendirmelerden sonra konu anlatımımıza geri dönelim. Burada tekrar ifade edelim ki: Konu sıralaması değişebilir. Bu makalede ilk planda anlatılmak istenen, konunun nasıl anlatılabileceği, anlatımda dikkat edilecek hususlar ve öğrencilerden alınan dönüşümlerdir. İyelik eklerini anlatmadan, tecrübeyle sabit, hazırlıklı olmak gerekir. Günlük plan öğretmenler için zor olsa da bu konu öncesi kesin hazırlık gerekir. Vereceğimiz her örnek, yazacağımız doğru-yanlış her kelime bize artı veya eksi olarak geri dönecektir. Konuştukları dile ait bir iki örnekte akılda tutulursa ilk planda karşılaştırmalı olarak verilebilir. Hatta öğretmen-öğrenci muhabbetini artırmak için Afrika örneğinde yerel dilden (Volofça) örnek yazılabilir. Konumuz iyelik ekleri; Şahıs eklerini önceki derslerimizde vermiştik. Burada her yerde aynı olan, değişmeyen ilgi ekini ( benim-senin-onun-bizim-sizin-onların) kalıbını verebiliriz. Sonrasında ise ilk öğrendikleri ad kelimesiyle bunu çekimleyerek gelen eke ( ım-ın-ı-ımız-ınız-ları) dikkat çekeriz.
Sonra (ı) harfiyle biten bir kelime (sınıf) örneği verebiliriz. Devamında ise (e,i),(o,u),(ö,ü) ile biten kelime örneklerini yan yana yazıp dikkati sondaki eklere çekeriz. Dikkat edilmesi gereken bir başka husus: ilk önce sessiz harfle biten örnekler seçmek daha sonra ise sesli harfle biten kelimeleri vermek en iyisi olacaktır.
Bu örnekleri inceledikten sonra kuralımızı da tahtanın bir köşesine yazıp öğrencilerle beraber inceleyip, anlatırız. Sıra pekiştirmeye geldi. Formülü tahtadan silmeden örnekler yazıp öğrencilere buldururuz. Çok ek olması öğrencileri korkutabilir. Formüle dikkat edilirse ne kadar kolay olacağı gösterilmeli. Aktiviteyi ne kadar çok yaparsak iyi, çünkü ilk cümlelerimizi iyelik ekleriyle birlikte kurmaya başlayacağız. Burada isterseniz var ve yok kelimelerini de öğretip ilk cümlelerimizi kuralım. Çocukların ağzından yavaş yavaş, kırık dökük çıkmaya başlayan cümlelerin tadını çıkaralım. Bir insan bir işi yapabildiği ölçüde mutlu olur ona güven gelir, çocuklar konuştuklarını gördükçe çok rahatlayacak ve ben bu işi yapabilirim duygusu, içlerini saracaktır. Başta söylenmesi gereken şeyi burada ifade etmek istiyorum. Bütün dillerde olduğu gibi Türkçede de bel kemiği diyebileceğimiz bir konudur iyelik ekleri. Gerekirse biraz fazla zaman ayırıp öğrencilerin hazmetmesi sağlanmalıdır. Bu konu üstünkörü geçilirse gelecekte dökülmeler başlayacaktır.
Bu kısma kadar yaklaşık on derste tanışma ifadelerini öğrettik, alfabeyi öğrettik,şahıs ve iyelik eklerini öğrettik. İlk cümlelerimizi kurmaya başladık. Fakat dil ediniminin devam edebilmesi için kelime öğreniminin sürekli olması gerekir. Dil kelime üzerine bina edilir. Kelime bilmeden iyelik ekinin kullanımının, fiil bilmeden şimdiki zamanı kullanabilmenin mümkün olmayacağı aşikârdır. Onun için dil öğretimi sürecinde öğretilen kelimelere( ihtiyaç durumu göz önüne alınarak) ayrıca önem vermek gerekir.
DEVAMI GELECEK ... ( Hafta hafta konular sınıfta anlatıldıktan sonra makaleye eklenecektir.)
![]() | Bugün | 3993 |
![]() | Dün | 7376 |
![]() | Bu Ay | 120458 |
![]() | Toplam | 3152306 |