Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Adem İŞCAN tarafından yazıldı.
ÖZET
Dünyadaki hızlı değişim ve gelişmeler, birden çok dil bilmeyi (multilingualizm) gündeme getirmiş, ulusların birbirini daha yakından tanıma imkânı doğmuştur. Yabancı dil öğrenmek için bir çok neden vardır. Yabancı dil bilme, farklı kültürlerin daha iyi anlaşılmasına, yeni iş fırsatlarının oluşmasına, akademik başarıya ve dünyadaki tüm insanlarla iletişim kurmamıza yardım eder. Araştırmalar, yabancı bir dil öğrenirken kendi dilimizi daha rahat anladığımızı göstermektedir. Bu makalede, Türkçenin yabancı dil olarak önemi konusu çeşitli yönleriyle ele alınmıştır.
GİRİŞ
Dil, bir toplumun anlaşma vasıtası olduğu gibi aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı ve kültür aktarıcısıdır (Özbay, 2002: 15). Kültürün derinliklerinde dilin etkilerini, aynı dili konuşan insanların bütün eserlerinde o dilin dünyayı yorumlama biçimini belirlemek mümkündür (Kırkkılıç, 2002: 9). İkinci bir dili öğrenme, başka bir kültürü öğrenmenin ve onu tam anlamıyla algılamanın en kolay ve mükemmel yoludur.
"Anadilimizi öğrenirken onun düşünme ve değer sistemleriyle çevremizi algıladığımız gibi yabancı bir dil öğrendiğimizde de değişik değer sistemleri, algılama ve düşünme biçimleriyle tanışırız. Yabancı bir dil edinme, ana dilimizdeki kavramların, anlatımların karşılığını o dilde bulup, kullanma değildir. Çeşitli toplumların dünyaya bakış açılarına, düşünme ve değer sistemlerine açılan bir kapıdır yabancı dil. Bir toplumun ya da bir toplumun bireylerinin çeşitli etkinliklerini, davranış biçimlerini kavrayabilmenin yolu, o toplumun dilini öğrenmek, bilmekten geçer. Kültürler arası etkileşimlerin hızla arttığı günümüzde bir ya da birkaç yabancı dil öğreniliyor. Yabancı bir dil ya da diller, bize bu dillerin dünyayı algılama biçimlerini ve değer sistemlerini tanıttığından, hem o dillerin kültürleriyle donanmış kişilerle her alanda daha iyi iletişim kurabilmemizi sağlıyor, hem de kendi düşüncemizi geliştiriyor, çevremizi genişletiyor, bunun da ötesinde kültürler arasında değişik ve aynı olan yanlar kendi varlığımızın, kendi benliğimizin bilincine daha iyi varmamıza ve kendi konumumuzu daha iyi belirlememize yardımcı oluyor." (Ozil,1991: 96).
Hızla küreselleşen dünyada ülkeler arası yakın etkileşimin doğal sonucu olarak yabancı dil öğretimi daha fazla önem kazanmıştır. Her dilin farklı bir kültüre açılan kapı olduğu doğrudur, özellikle medeniyetler arası yoğun etkileşim, öteki kültürleri de tanımayı bir tür zorunluluk hâline getirmiştir.
Pek çok ülke bugün, uluslararası ticaret, turizm ve gelişmiş teknolojiden dolayı çok kültürlü bir toplum kavramını benimsemeye başlamıştır. Sonuçta, küreselleşen cok kültürlü bir toplum da çok dilli bir toplum olmak zorundadır. (Putatunda, 2010) Yabancı dil öğretiminde bugün dil bilgisine dayalı yöntemlerden çok dilin kültürel yönüne ağırlık verilmektedir.
Bugün toplumlar arası iletişimin doğru ve etkin bir biçimde sağlanabilmesi için, dil bilgisel doğruluktan çok kültürel yöne odaklanan ve kültürler arası farklılıklara hoşgörü ile bakabilen yabancı dil konuşucularına ihtiyaç duyulmaktadır. (Kızılaslan, 2010: 81).
Bir yabancı dili bilmek, bireyin o dildeki sözcükleri ve dil bilgisi yapılarını bilmesinin yanı sıra, bu sözcük ve yapılardan yararlanarak o dili konuşan kişilerle sözlü ya da yazılı iletişim kurabilmesidir. Başka bir deyişle, bir dili bilmek yalnızca o dil hakkında gerekli olan dilbilgisi kurallarını bilmek, yani "dilbilgisel yeti" ye sahip olmak değildir. Aynı zamanda hangi ortamlarda hangi yapı ve sözcüklerin kullanılacağını bilmek demek olan "iletişimsel yeti" ye sahip olmak gerekmektedir. Bunu kazanabilmek için de o dilin kültürü hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir.
Yabancı dil öğretimi kültür öğretimidir. İnsanlar ait oldukları toplumun ve o topluma ait kültürün kelime ve kavramlarıyla kendilerini ifade ederler. Bütün kelime ve kavramların arkasında bir kültür geçmişi vardır. Bu sebeple öğretilen toplumun yapısı ve sosyal değerleri dikkate alınmalıdır (Avcı, 2002). Yabancı dil öğretiminde kültürel ögelerin aktarılmasının büyük önemi vardır. Bununda çeşitli nedenleri vardır. Tomalin ve Stempleski'ye (1993: 89) göre kültür ögelerinin aktarılmasının 7 amacı vardır:
Cortazzi ve Jin (1999: 196) İngiltere'de yabancı dil öğretimiyle ilgili materyallerin şu üç amaç üzerinde yoğunlaştığını belirtmişlerdir:
Kültür ögelerinin gerektiği biçimde aktarılmadığı durumlarda iletişimde sıkıntılar doğmaktadır. Bu sıkıntılar gülünç durumlara yol açabileceği gibi ciddi problemleri de gündeme getirebilir (Ozil, 1999). Lado (1986: 55-58) bu konuyla ilgili olarak verilebilecek bazı örnekleri şöyle sıralamıştır: İspanya'da boğa güreşi geleneksel bir spor ve eğlence aracıdır. İspanyol arkadaşının ısrarıyla arenaya giden bir Amerikalı ile İspanyol arkadaşının olaya bakış açıları farklı olacaktır. İspanyollar bu eğlenceyi seyretmek için arenaları doldurur ve matadorun boğayı öldürmesiyle kazanılan zaferi alkışlarlar. Fakat farklı bir kültürden gelmiş olan Amerikalı için durum hiç de böyle değildir. Onun gözünde savunmasız bir boğa, elinde kılıç olan bir matador tarafından katledilmekte ve binlerce insan bu olayı alkışlamaktadır. Bu, hayvanlara karşı yapılan bir zulümdür ve insanlar da buna ortak olduklarından zalimdirler.
Genç bir İranlı Amerika'nın küçük bir kasabasında trenden iner ve bir taksi çevirmeye çalışır. Beyaz plakalı bir arabaya durması için el işareti yapar, fakat araba geçip gider. Bu olay birkaç kere tekrarlanır ve en sonunda genç, Amerika'da taksilerin onu almak istemediğini düşünüp oteline kadar elinde bavuluyla sinirli bir şekilde yürür. Halbuki Amerika'da taksiler, İran'da olduğu gibi beyaz plakalı oluşlarıyla değil, yanıp sönen parlak işaretleriyle diğer araçlardan ayrılırlar. Bu genç de üniversite seviyesinde olmasına rağmen kültür öğesinin eksikliği sonucu böyle bir problem yaşamıştır.
Amerika'da "s" harfini uzatarak uzun bir "ssssssss" sesi çıkarmak bir olumsuzluk ifadesidir. Konuşmacıyı dinleyen topluluğun yapılan işi beğenmediğini gösterir. Fakat İspanyolca konuşan ülkelerde bu sessiz olunması için yapılan bir çağrı anlamını taşır. İspanyolca konuşan bir topluluk önünde, konuşmasının ortalarında "ssssssss" sesini duyan Amerikalı bir yazar önce şaşırıp, dinleyicilerin kendisini protesto ettiğini düşünür, daha sonra bunun sessizliği sağlamak için kullanılan bir yöntem olduğunu anlar.
Yabancı dil öğretiminde öğretilen dilin kültürel ögelerine yer vermek, dilin gramer kurallarının yanı sıra, temel kültürel özelliklerini de öğrencilere aktarmak, hem öğrenilen dili öğrenciler için daha anlamlı hale getirecek hem de yabancı dil öğrenmenin, zor, sıkıcı ve uzun zaman alan bir uğraş yerine daha zevkli ve kısa sürede öğrenilen bir uğraş olarak algılanmasını kolaylaştıracaktır. Ayrıca, öğrencilerin başka kültürleri tanıması, dünyada başka yaşam tarzında insanların da olduğunun farkına varması (özellikle küçük yaşta dil öğreniminde), öğrenenleri dil öğrenmeye karşı motive ederek öğrenme hızlarını arttırırken, başka kültürlere sahip insanlar ile arasında empati kurmasına ve yabancı dil öğrenmeye karşı olumlu tutum geliştirmesine de yardımcı olacaktır. (Er, 2006: 11) Yabancılara Türkçenin öğretiminde amaç, yalnızca birtakım kelimeleri öğretmek değildir. Kişiye dili, Türk kültürünü yeterli ölçüde kazandırmaktır. Çünkü, Türkçeyi severek, isteyerek öğrenen bir yabancı, Türkiye'nin kültür elçisi durumuna gelmektedir. Dolayısıyla, yabancılara Türkçeyi öğretirken hem dilimizi zorlaştırmadan öğretmeli ve sevdirmeliyiz hem de öncelikle oluşturacağımız metinlere de (Temel düzeyde birçok metin oluşturulmak zorundadır. Türk çocuğuna vereceğiniz en basit metinler bile bir yabancının anlayamayacağı birçok güçlükle doludur.) Türk kültürünü iyi yansıtmalıyız. Daha sonra ise, orta düzeyden itibaren seçeceğimiz klâsik ve çağımızı yansıtan metinleri, öğrencilere vermemiz gereken dil bilgisi yapılarını da göz önüne almak suretiyle ders ortamına uyarlarken de bu duruma özen göstermeliyiz. Bunları yaparken de, günümüz Türk insanının çevresiyle kurduğu iletişim birinci plânda olmalıdır. Çünkü dil öğretimi, yaşantıların kazandırılması demektir (Barın, 2003: 312-313).
İnsanlar neden bir yabancı dil öğrenmeye ihtiyaç duyarlar? Bu soruyu yanıtlamanın en kolay yolu, i kinci bir dilin, dolayısıyla kültürün öğrenilmesinin daha doğrusu keşfedilmesinin insanlara ne gibi faydalar sağlayacağının bilinmesidir.
Bireysel olarak ikinci bir dil öğrenmek, farklı kültürleri, geleneksel ritüelleri öğrenmenin yanı sıra, kişinin dünyaya bakış açısını değiştirir. Ayrıca kişi, başka insanların nasıl düşündüklerini daha derinlemesine algılar. Sosyal açıdan ikinci bir dil öğrenme, başka kültürleri algılama ve onları sevme duygusunu artırır. (http://www.yourdictionary.com, 2010)
Yabancı dil öğrenmenin insanlara kazandıracağı nitelikler şu şekilde sıralanabilir:
Yabancılara Türkçe öğretimi, Türk kültürünün öğretilmesi amacını taşımaktadır. Çünkü, dil kültür aktarıcısıdır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinin ana dil olarak öğretilmesinden farklı ve zor yönü; Türkçeyi öğrenen yabancıların Türk kültürüne olan uzaklığıdır. Yabancı dil öğrenen kişi o dile ait kültürün içine girmektedir. "Kültür, onun çevresinde yaşayan insanları, hem diğer insanlarla münasebetlerinde hem de tabiat karşısında uyumlu hâle getirmeye çalışan, değerler, normlar ve sosyal kontrol unsurlarının bütünüdür." (Tural, 1990 : 52). Kişi, kültür ögelerini ne kadar iyi algılarsa yabancı dili de o oranda iyi öğrenebilmektedir. Dolayısıyla kültür ögelerinin, yeri geldikçe, bir yabancının öğrenebileceği ölçüde ve doğru biçimde verilmesi önem taşımaktadır (Barın, 2008: 61).
Türkçenin Yabancı Dil Olarak Önemi
Türkçe, günümüzde pek çok bölgede kalabalık bir nüfus tarafından konuşulan bir dildir. Yaygın olarak kullanılan bir dilin, yabancılar tarafından öğrenilmesi doğal bir hadisedir. Türkçeyi öğrenmek isteyen yabancıların bunu öğrenmekteki amaçları çeşitlilik gösterir. Akademik çalışmalar, ticari faaliyetler, diplomatik temaslar, Türklere olan sevgi, Avrupa Birliği'ne üyelik aşamasındaki bir Türkiye'yi tanıma vb. amaçlarla Türkçe öğrenilmek istenmektedir (Erdem, 2009: 889).
Milattan önce dört bin yılına kadar uzanan eski ve köklü bir geçmişe sahip olan Türkçe, Ural- Altay dil gurubunda yer alan, eklemeli bir dildir. Ayrıca, bugün iki yüz yirmi milyondan fazla kişinin konuştuğu, dünyada en çok konuşulan yedi dil (diğerleri Çince, Hintçe, İspanyolca, İngilizce, Fransızca ve Rusça) arasında yer almaktadır.
Bununla birlikte Türkçenin egitimi ve öğretimi adı geçen diller kadar yaygınlaşmamıştır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi ancak son yirmi yılda önem kazanmış ve yaygınlaşmıştır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin, uzun bir geçmişe sahip olmaması nedeniyle, öğretim programları, öğrenci gereksinimlerine ilişkin araştırmalar çok değildir.
Bu araştırmada yabancılara verilen Türkçe derslerinde öncelikle Türkçenin ne kadar güçlü ve önemli bir dil olduğu düşüncesinin öğretim elemanlarınca öğrenenlere aktarılması gerektiğinden hareketle, Türkçe bilmenin yararlarına ve Türkçenin bir dil olarak diğer dillere oranla güçlü yanlarına değinilecektir. Çünkü yabancı dil öğrenirken öğrencinin hedef dilin önemini kavraması, onu öğreneceği dile karşı daha çok motive edecektir. Türkçe, yabancılar için oldukça avantajlı bir dildir. Yabancı dil olarak Türkçe öğrenmenin ve bilmenin faydalarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
Ses Zenginliği: Türkçe güçlü ve zengin bir ses yapısına sahiptir.Türkçedeki ünlü seslerin zenginliği hem dilimize güzellik katmakta hem de okuma, yazma, eğitim-öğretim vb. süreçleri kolaylaştırmaktadır. Bu özellik çeşitli araştırmalarda açıkça ortaya çıkmaktadır.Türkçedeki seslerin zenginliği, sözlerin ritmi ve müzikal yapı, sözlü kodlamaları kolaylaştırmaktadır. Böylece anlama, zihinde yapılandırma ve öğrenme daha kolay olmaktadır. Türkçe ses yapısı yönüyle okuma yazma öğretimini kolaylaştırmaktadır.
Ses- Şekil İlişkisi: Türkçede her ses bir harfle, her harf ise bir sesle seslendirilmektedir. Yani alfabemizdeki ses ve şekil arasında bire bir ilişki vardır. Bu durum ilk okuma yazma öğretimi, okuma, yazma ve klâvye kullanmada üstünlük sağlamaktadır. Oysa bazı dillerde bir sesi yazmak için birden fazla harf kullanılmaktadır. Örneğin Fransızca'da "o" sesi için "o","au", "eau" ve "eaux" yazılmaktadır. Bir sesin çeşitli harflerle ve çeşitli biçimlerde yazılması zihin yükünü artırmaktadır.Türkçe bu yönüyle de üstünlük taşımaktadır.
Kelime Tanıma: Beyin harfleri birleştirerek kelimeyi tanımaktadır. Beynin bu işleyişi, eklemeli dillere çok uygundur.Bir başka ifadeyle Türkçenin eklemeli dil yapısı ile beynin işleyişi örtüşmekte ve kelime tanıma, anlama ve okuma becerilerini geliştirmek daha kolay olmaktadır
Hece ve Kelime Türetme: Eklemeli dillerin en önemli özelliklerinden biri de hece ve kelime üretmeye uygun olmasıdır. Türkçede kökten kelime türetildiği gibi türetilmiş kelimelere yeniden ekleme yaparak kelime üretmek de mümkündür. Bu durum okuma yazma öğretimine ve zihinsel sözlük oluşturmaya büyük kolaylık sağlamaktadır. İşlek ve anlamlı hecelerin çok olması okuma yazma öğretim sürecinde kelime, cümle ve metin üretmeyi kolaylaştırmaktadır. Türkçede hece ve kelimeler deneysel olarak sesleri birbirine ekleyerek kolayca üretilmektedir. Bu durum okuma ve yazmayı kolaylaştırmakla kalmamakta, zihin becerilerini de geliştirmektedir.
Zihinsel Sözlük: Zihinsel sözlük genel anlamda beynimizin bir bölümü olarak tan unlanmakta ve burada kelimelerle ilgili bilgiler (ses, anlam, yazım vb. ) saklanmaktadır. Zihinsel sözlüğe dinleme ve okuma yoluyla alınan anlamlı heceler ve kelimeler aktarılmakta, konuşma ve yazmada bu kelimeler kullanılmaktadır. Zihinsel sözlüğün gelişimini açıklamak için iki teori geliştirilmiştir. Birinci teori, zihinsel sözlüğün temelini anlamlı hecelerin oluşturduğunu öne sürmektedir. Beynimiz önce anlamlı heceleri kaydetmekte daha sonra bunların başına veya sonuna eklemeler yaparak kelimeleri (örneğin, el,ele,el ele, gibi) oluşturmaktadır. Yani beynimiz çeşitli etkinliklerle kelimeler üretmekte ve zihinsel sözlüğü bunlara dayalı olarak oluşturmaktadır.İkinci t eori ise zihinsel sözlüğün temelini tam kelimelerin oluşturduğunu iddia etmektedir. Bu teoriye göre kelimelerin değişik biçimleri yani tekil, çoğul, türetilmiş vb.(örneğin, kalem, kalemler, kalemlik, gibi) birbirinden bağımsız olarak zihinsel sözlüğe kaydedilmektedir. Bu süreç beynimizde çeşitli işlemlerle gerçekleştirilmekte ve kelimeler tıpkı bir sözlüğe yazıldığı gibi yazılmaktadır. Bu teorilerden hareketle Türkçenin zihinsel sözlüğü geliştirmek için uygun bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır." (Güneş, 2010: 20-21)
Türkçenin diğer üstün özellikleri
Daha sayamadığımız bir çok üstün özelliği olmasına rağmen Türkçe, dünya dilleri arasında hakettiği yerde değildir. Bunda özellikle yabancı dil olarak Türkçe ögretimine gereken önemin verilmemesinin payı çok büyüktür.
Bugün dünyada yaygın biçimde benimsenmiş; sanatta, teknolojide, uluslararası iletişimde en çok kullanılan diller, yabancı dil olarak öğretimi gelişmiş dillerdir. Bir dilin yabancı dil olarak öğretilmesi; o dilin sadece kendi sınırları içinde kalmayıp diğer uluslar ve kültürlerle iletişime girmesi, tanınması ve sağlıklı biçimde öğretilebilmesi için o dilin; daha çok gelişmesi, o dil üzerine ve öğretimine ilişkin daha çok çalışma yapılması anlamına da gelir (Karababa ve Candaş, 2009: 268).
SONUÇ VE ÖNERİLER
Türkiyenin giderek artan uluslararası konumu ve gücünden dolayı, Türkiye'yi, Türkleri, dolayısıyla Türk kültürünü tanımak ve Türklerle daha etkili iletişim kurabilmek için gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Türkçe öğrenmek isteyenlerin sayısı hızla artmaktadır. Bu isteğin karşılanması ve Türkiyenin tüm yönleriyle uluslararası arenada tanıtımının yapılması için yabancılara Türkçe öğretimi konusu titizlikle ele alınmalıdır. Dil ve kültür arasındaki mükemmel ilişkiden dolayı dil öğretimi aynı zamanda kültür öğretimidir. Bu nedenle yabancılara Türkçenin öğretilmesinde kullanılan ders kitaplarında Türk kültürünü tüm yönleriyle tanıtan metinlere ağırlık verilmelidir.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında bugüne kadar bir çok araştırma yapılmış, çok sayıda makale yazılmıştır, fakat bu araştırma ve makalelerin çoğu yabancılara Türkçe öğretimi alanında kullanılan yöntem ve tekniklerle ilgilidir. Halbuki, yabancı dil olarak Türkçe derslerinde ele alınması gereken öncelikli konu, öğrenenlere Türkçenin önemini ve gücünü, Türkçe bilmenin ve öğrenmenin avantajlarını kavratmak olmalıdır. Bu bilgiler ışığında öğrenciler Türkçe öğrenmeye daha istekli ve duyarlı olacaktır.
Adem İŞCAN
Yrd. Doç. Dr. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi, iscan55@hotmail. com
KAYNAKÇA
Avcı, Yusuf (2002)."Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminin Kültür ve Yöntem Boyutu", 20.12.2010 tarihinde http://yadem.comu.edu.tr/ 1stELTKonf/TR_Yusuf _AvciTürkçenin_Yabanci_Dil.htm adresinden alınmıştır.
Barın, Erol (2003). "Yabancılara Türkçe Öğretiminde Temel Söz Varlığının Önemi", Türklük Bilimi Araştırmaları Dergisi, 13-1, 311-317.
Barın, Erol (2008). "Yabancılara Türkçe Öğretiminde Nasrettin Hoca Fıkralarının Yeri", Türk Yurdu, 255, 61-63.
Er, Kemal Oğuz (2006). "Yabancı Dil Öğretim Programlarında Kültürün Etkileri", Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 39-1, 1-14.
Cortazzi, Martin ve Lixian Jin (1999). "Cultural Mirrors", Culture İn Second Language Teaching and Learning, Ed. by. Eli Hinkel, Cambridge University Press, pp. 196-219
Güneş, Firdevs (2010). "Türkçemizin Gücü ve Geleceği", Yenises Dergisi, 169, 20-21.
Erdem, İlhan (2009). "Yabancılara Türkçe Öğretimiyle İlgili Bir Kaynakça Denemesi", Turkish Studies, 4-3, 888-937.
Karababa, Z. ve Canan Candaş (2009). "Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi ve Karşılaşılan Sorunlar",Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 42- 2, 265-277.
Kızılaslan, İrem (2010). "Yabancı Dil Öğretmen Yetiştirme Sürecinde Kültürlerarasılık", Milli Eğitim, 185, 8189.
Kırkkılıç, Ahmet (Ed.) (2002). Türk Dili Yazılı Anlatım ve Kompozisyon Bilgileri, Erzurum: Aktif Yayınevi.
Lado, Robert (1986). How to Compare Two Cultures, Culture Bound, Ed. by. Joyce Merrill Valdes, Cambridge University Press, pp. 52-64.
Ozil, Şeyda (1991). Dil ve Kültür, Çağdaş Kültürümüz Olgular ve Sorunlar içinde, İstanbul: Cem Yayınevi. Ozil, Şeyda (1999). "Devlet Okullarındaki Yabancı Dil Derslerinde Hedef Kültüre Ait Öğelerin Aktarimi" 15.07. 2005 tarihinde http://www. ingilish. com/kultur-aktarimi.htm adresinden alınmıştır.
Özbay, Murat (2002). "Kültür Aktarımı Açısından Türkçe Öğretimi", Türk Dili, 602, 112-120.
Putatunda, Rita 20.10.2010 tarihindehttp://www.buzzle.com/articles/the-importance-and-advantages-of-
learning-a-second-language.htmladresinden alınmıştır. Tomalin, Barry ve Susan Stempleski (1993). Cultural Awareness, Oxford University Press.
http://www.yourdictionary.com/esl/Importance-of-Learning-a-Second-Language.html(ErişimTarihi: 21.09.2010)
![]() | Bugün | 4052 |
![]() | Dün | 7376 |
![]() | Bu Ay | 120517 |
![]() | Toplam | 3152365 |