ne kadar

‘Türkçe Mevsimi’ Ne Kadar da Kısa Sürdü

Artık alıştık, her mayısta açan çiçeklerimize eşlik ediyor onlar. Gönül bahçemizi şenlendirip gidiyorlar. Gözyaşları ve alkışlarla uğurluyoruz ki, hemen yine gelsinler...

Baharı niye bekler insan? Masmavi gökyüzü, rengârenk ağaçlar, mis kokulu çiçekler bir de kuş sesleri için değil mi? Hayır, artık bir sebebi daha var: Türkçe. Zira Türkçe Olimpiyatları ile bahar bir başka yaşanıyor son yıllarda. Mayısı iple çekenler, dünyanın dört bir yanından gelen çiçeklerin binbir rengini görelim, Senegalli kızın billur sesinden Türkçe şarkılar dinleyelim, Akif’ten Bülbül okuyan Türkmenistanlı yüreklerimizi dağlasın, Balkanlar’ın gençleriyle ecdadımızı yâd edelim istiyorlar. İşte bu yüzden sevinç, coşku, umut ve neşe kadar çok yakıştırdık biz bahara ‘Türkçe Mevsimi’ demeyi. Dünya çocuklarının şarkılarıyla coşup şiirleriyle hüzünlendik. Aynı dilde barış mesajları haykırdık dünyaya, köprüler kurduk gelecek adına. Anadolu’ya da yayıldı bu coşku. Öyle ki, statlara sığmadı. Derken veda vakti geldi çattı. ‘Gelecek baharda görüşmek’ dileğiyle ayrıldılar aramızdan geçen cuma, çok değerli hatıralar bırakarak. Yeryüzünü saracak barış ve dostluk esintisi, güzel arkadaşlıklar, bir de marka değerine paha biçilemez olimpiyat. Gelecek sene için geri sayıma başlamış olmak bir kenara, 8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nda neler yaşandığını öğrenmek isteyen varsa, bu yazı onlara.

Bir itirafta bulunarak başlayayım. Daha 8 yıl önce “Türkçe dünya dili olacak” dendiğinde buna inanmayanlar arasında ben de vardım. İç sesim anlatıyordu her şeyi: “Canım, ütopyaya gerek yok ki! Eyvallah! Dünyanın dört bir yanında okullar açılıyor, öğretmenlerimiz canhıraş çabalıyor; ama… Yok yok, mümkün değil, dünya Türkçe konuşamaz. Hem İngilizce varken, neden Türkçe öğrensinler!..” Evet, yanılmışım, yanılmışız. Bu yılki olimpiyatlara 120 ülkeden 750 öğrencinin katıldığını hatırlatalım da sebebi ortaya çıksın. Ya da şunu düşünün; sarı, beyaz, esmer tenli çocuklar, Togolu, Senegalli, Kanadalı, Fransız bir arada Türkçe muhabbet ediyor. Brezilyalı Julia, Trabzonspor formasıyla dolaşıyor. Kenyalı Richard ‘baklava nasıl yenir’ onu öğretiyor. Hollandalı Tim, ‘Nasılsın?’ diye sorana ‘Çok şükür iyiyim’ karşılığını veriyor. Malili Aminata kulağından düşürmediği MP3 çalarından ‘Buruk Acı’ şarkısını dinlerken gözleri doluyor. Kazak öğrencilerin Kolbastı oyunu parmak ısırtıyor. Hâsılı, 2003’te 17 ülkeden 67 öğrencinin katıldığı Türkçe Olimpiyatları bugün bir hayali gerçeğe dönüştürüyor.

Olimpiyatlar artık tam bir marka hâline geldi. Ona katılmak, katılanları seyretmek çok değerli. 2003 yılında etkinlikler sadece bir televizyon kanalında ve bir iki gazetede haber olmuştu. Ünlü isimler, siyasetçiler, sanatçılar da gelmemişti izlemeye. Programlar İstanbul ve Ankara ile sınırlı kalıyordu. Ya bugün? Şarkı finali Konya’da, halk oyunları finali Bursa’daydı mesela. Trabzon, Samsun, Malatya, Kayseri, İzmir, Erzurum, Gaziantep, Antalya ve Manisa’da ise turneler vardı. Onları izlemek isteyenler statlara sığmadı.

Olimpiyatın reklamını da marka bir isim çekti bu sene: Ali Taran. Sevgi, dostluk, barış ve kardeşlik temalarının işlendiği filmde her biri farklı kıtayı temsil eden çocuk yüzleri Mustafa Ceceli, Aydan Şener ve İclal Aydın gibi ünlü simalarla bütünleşti. Taran, “Türkiye için olumlu gördüğüm her işe el vermeye hazırım.” demişti o gün. Jüri üyeliğini yaptığı şarkı finalinde ise olimpiyat çocukları kendisini mahcup etmemiş olacak ki, “Bu işi yapanları gönülden tebrik etmiştim, gerisi teferruat.” sözleri döküldü ağzından.

Dünya çocuklarının Türkiye’de geçirdiği 15 gün boyunca televizyon kanallarının gösterdiği ilgi markalaşmanın bir başka göstergesiydi. Bir gün Saba Tümer’in, ertesi gün Defne Samyeli’nin, başka gün Beyaz’ın karşısında aldı soluğu gençler. Öyle ki günde iki-üç programa katıldıkları oldu. Sadece eğlence programları değil elbet, Endonezyalı, Arnavut, Afgan çocuklar haber kanallarının da vazgeçilmeziydi. Kanal D Ana Haber’de Mehmet Ali Birand’ın, CNN Türk’te Cüneyt Özdemir’in, Kanal 24’te Fuat Kozluklu’nun, Bugün TV’de Erhan Başyurt’un konuğu oldular. Yazılı basın da ilgiden kendini alamadı. ‘Koca’ gazeteciler çocukların Türkçesi karşısında şaşkına döndü. Habertürk Yazarı Bekir Coşkun, “Urfa türküsü bilen var mı?” diye sorduğunda Iraklı öğrenci “Urfa’nın Etrafı”nı söylemeye başlamıştı. Coşkun’un tepkisi türkü bitiminde “İnanamıyorum, harika bunlar.” olacaktı. Star Gazetesi’nin Gaziantepli Ankara Temsilcisi’nin şaşkınlığına ne demeli! Kenyalı Richard, baklava yemenin tarifini anlattığında Tayyar, “Antepliyim ama bunu bilmiyordum.” diyebiliyordu.

Olimpiyat çocukları, Ankara’nın kasvetli havasını bile dağıtmıştı. Meclis Başkanı, bakanlar, belediye başkanları, yüksek yargı mensupları kâh duygulandı, kâh tebessüm etti ziyaretler boyunca. Devlet Bakanı Faruk Özak mesela; şarkı ve şiirlere eşlik ederken tutamadı gözyaşlarını. Gençlerin en çok duyduğu övgü sözlerinden biri ‘mükemmelsiniz’di. “Bu çocuklar Türkiye ile ülkeleri arasında birer köprü” diyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, bu ifadeyi kullananlardan biriydi. Dedik ya, ‘gri binaları renklendirdiler’ diye. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın sözleri bunun kanıtı: “Bu topluluk, makamıma gelen en güzel topluluk.”

Muhtemelen ülkelerinde birkaç yıldır Türkçe öğreniyor her biri. Ama medeni cesaretlerinin sınırı yok. Binlerce insanın karşısında sanat, halk, pop ve arabesk müziğinin en seçkin eserlerini ustaca seslendirdiler. Sahnede devleşen isimlerden biri Tacikistanlı İsmail’di. Türk sanat müziğinin en okkalı şarkılarından ‘Dönülmez Akşamın Ufkundayız’ı öyle bir söyledi ki, âdeta salon yıkıldı. Peki ya İbrahim Tatlıses’in kopyası Türkmenistanlı Dövran Annamammedov’a ne demeli? Önce bir uzun hava ile salonu sessizliğe gömdü; peşi sıra söylediği hareketli türkülerle coşturdu milleti.

Şiirler yine çok dokunaklıydı. Şiir yarışmasının birincisi Afgan Şaire Osmani, ‘Annem’ şiirini okurken gözyaşlarına hâkim olamadı binlerce kişi. Onlar arasında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da vardı. Türkmenistanlı Övezmurat Altıyev, Mehmet Akif’in ‘Bülbül’ şiirini ise belki hiç bu kadar içten okuyan olmamıştı.

“Bu çocuklara albüm yapılsa çok satar!” diye aklından geçirenlere sevindirici bir haber de bizden olsun. Jüri üyesi ünlü müzik yapımcısı Şahin Özer, organizasyon ekibinden onay alırsa, olimpiyat çocuklarının şarkılarından bir albüm hazırlayıp gelirinden seçilecek ülkeye okul yaptırmak istiyor.

İşte böyle… Dünya çocuklarının yaşattığı ‘Türkçe Bayramı’ bu senelik bitti. Farklı renk, dil ve dinden 750 öğrenci barış ve dostluk mesajlarıyla uğurlandı ülkelerine. Ancak muhteşem performansları kazındı hafızalarımıza. Biz gelecek yılki ‘Türkçe Mevsimi’ne kadar onları konuşacağımızı taahhüt edip veda için sözü bırakalım Olimpiyat Tertip Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam’a: “Şöleni kapatmış olabiliriz; ancak gönüllerimiz dünyanın dört bir yanından gelen çocuklarımıza ebediyen açık.”

Günlük Dilde Ne Kadar Türkçe Kullanıyoruz?

Türkçede 78 bin ana kelime olmasına karşın, nüfusun büyük bölümü günlük yaşamında ortalama 400 civarında kelime kullanıyor.

Girne-Amerikan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, kelime hazinesi ve gramer bakımından oldukça zengin bir dil olan Türkçenin ancak binde 5'ine hakim olduğumuzu kaydetti.

Yeteri kadar beyin jimnastiği yapmamak, okuma ve düşüncede tembellik, edebiyata ilgisizlik, sık kullanılan kelimeleri kaldırma girişimi, fonatik ve morfolojik yapıya uygun olmayan kelime türetme çabalarının kullanılan kelime sayısını azalttığını ifade eden Prof. Dr. Gülensoy, şöyle devam etti:

''Yaptığımız araştırmalarda özellikle kırsal kesimde insanların günlük sadece 40-50 kelime kullandığına şahit olduk. Sadece ana kelime sayısı 78 bin olan ve dünyanın en zengin dillerinden biri olma özelliğini taşıyan Türkçeyi, nüfusun çok büyük dilimi gerçek anlamda bilmiyor. Çünkü, bu büyük kitle ortalama 400 civarında kelime ile yetiniyor. Diğer kelimeler ise neredeyse hiç kullanılmadığı için adetaköreliyor. Bu nedenle ifade gücü azalan kişiler konuşmalarında (şey), (yani), (ııı) gibi ses taklitlerini hiç şık olmamasına karşın sıklıkla kullanıyorlar.''

Prof. Dr. Gülensoy, Türkçeyi kurtarmak, halkın daha iyi iletişim kurmasını sağlamak için işe ilk olarak okullardan başlanması gerektiğini söyledi.

İlköğretim okullarının ilk ve ikinci bölümü, liseler ve üniversite öğrencileri için ayrı Türkçe sözlükler hazırlayarak, öğrencilere sözlük okutulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gülensoy, bu yolla yeni nesilin kullandığı kelime sayısının artırılabileceğini kaydetti.

CEP MESAJ YERİNE MEKTUP

Prof. Dr. Gülensoy, Türkçenin zenginlik kazanması, girdiği acı girdaptan kurtulması için kişisel gayretlere büyük rol düştüğünü vurgulayarak, şunları söyledi:

''Bugün üniversitelerden mezun olduğu halde, yeteri kadar kelime hazinesi olmadığı için dilekçe bile yazamayan gençlerle karşılaşıyoruz. Çünkü ifade yeteneği büyük boyutta kayboldu. Kelime dağarcığını biraz gayretle, bulmaca gibi eğlenceli araçlarla artırabiliriz. Beyin jimnastiği için çok iyi bir araç olan bulmaca, aynı zamanda elimizin raflarda tozlu kalan sözlüklere gitmesini sağlayabilir. Aynı zamanda bol bol kitap, özellikle de şiir kitapları okumalıyız. Unutulmamalı ki şair ruhlu kişiler dilini en iyi kullanan kişilerdir. Günlük yaşamda sık sık kullanılan argo kelimeler ve son dönemde moda haline gelen cep telefonu mesajı ile haberleşme de dilimizi farkında olmadan köreltiyor. Birkaç kelimelik cep mesajlar yerine acil olmayan durumlarda daha nostaljik olan mektup yazabiliriz. Sadece farklı grupların kendi aralarında anlayabildiği argo kelimelerden kurtularak, bu kelimelerin yerini alacak sözcükler bile kelime hazinesinin gelişmesine katkı sağlar.''

Prof. Dr. Gülensoy, ayrıca diyalog kurmanın da kelime dağarcığının artmasında çok farklı bir yeri olduğunu, özellikle öğrenim çağındaki çocuk ve gençlerin, cinsiyet farkı gözetilmeden birbirleriyle diyalog kurmasına zemin hazırlanması gerektiğini ifade etti

Hangi Dilde Ne Kadar Sözcük Var?

Türk Dil Kurumu (TDK), yabancı dillerde 10 binin üzerinde Türkçe sözcük olduğunu, Türkçe'den en fazla sözcüğün ise Ermeniler ile Sırpların aldığını belirledi.


TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, kurul üyesi Prof. Dr. Günay Karaağaç'ın yürüttüğü çalışmada, bir kültür ve uygarlık dili olarak Türkçe'nin pek çok dile sözcük verdiğinin örnekleriyle ve kanıtlarıyla ortaya konulduğunu belirtti.
Akalın, yabancı dillerde 10 binin üzerinde Türkçe sözcük olduğunu, Türkçe'den en fazla sözcüğün ise Ermeniler ile Sırpların aldığını belirlediklerini vurguladı. Türkçe'den Ermenice'ye verilen bu sözcüklerin yanı sıra, Türkoloji'de Ermeni Kıpçakça'sı diye adlandırılan ve 13. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Karadeniz'in kuzeyinde kullanılan bu dilin tamamen Türkçe'ye dayandığını ifade eden Akalın, şunları kaydetti:
''Bugün Ermenice'de, gerek Türkiye Türkçesi'nden gerek Azerbaycan Türkçesi'nden alınma Türk dili kökenli yaklaşık 5 bin sözcük kullanılıyor. Elbette diller arasındaki bu etkileşim karşılıklıdır. Türkiye Türkçesi yazı dilinde de Ermenice kökenli bazı sözler var. Ama bunların sayısı yalnızca 16'dır.''

HANGİ DİLDE NE KADAR TÜRKÇE SÖZCÜK VAR

Akalın, yazı dilimizdeki yaklaşık 400 alıntıya karşılık Yunanca'ya yaklaşık 3 bin Türkçe kökenli söz verildiğini vurgulayarak, ''Macarca'dan aldığımız 18 söze karşılık bu dilde yaklaşık 2 bin Türkçe alıntı var. Türkiye Türkçesi'nde Rusça alıntı 38 iken, Rusça'daki Türkçe alıntılar yaklaşık 2500'dür. Bütün bunlar Türkçe'nin komşu ulusları ve kültürleri büyük ölçüde etkilediğini gösteriyor'' diye konuştu.
Akalın, Çince'de 307, Farsça'da yaklaşık 3 bin, Urduca'da 227, Arapça'da yaklaşık 2 bin, Ukraynaca'da 747, Ermenice'de 4 bin 262, Fince'de 118, Rumence'de yaklaşık 3 bin, Bulgarca'da yaklaşık 3 bin 500, Sırpça'da 8 bin 742, Çekçe'de 248, İtalyanca'da 146, Arnavutça'da yaklaşık 3 bin, İngilizce'de 470, Almanca'da 166 Türkçe kökenli sözcük olduğu ortaya konulduğunu anlattı.
Akanın, ''Listeden anlaşılacağı gibi, bir sözcüğümüzün birkaç dile geçtiğini göz önüne aldığımızda dünya dillerindeki Türkçe kökenli sözcüklerin sayısının 35-40 bin civarında olduğu görülür'' dedi.

TÜRKÇE'NİN ÇEKİM GÜCÜ
Dillerin başka dillere sözcükler vermesi ve başka dilleri etkileri altına almasının ancak bir çekim gücü haline gelmesiyle mümkün olduğunu ifade eden Akalın, ''Bunun için de bilimde, teknolojide kaydedeceğimiz gelişme ve ilerlemenin yanı sıra kültür değerlerimizi, sanatımızı, edebiyatımızı dünyaya tanıttığımız ölçüde Türkçe'nin çekim gücü olma özelliğini sürdürmesi sağlanacaktır'' dedi.
Akalın, Türkçe'nin çeşitli dillere verdiği 10 binin üzerindeki sözcüğün hangi dillerde nasıl ve hangi anlamlarda kullanıldığının ''Türkçe Verintiler Sözlüğü'' adlı eserde yayımlanacağını kaydetti.

ÖRNEKLER
Akalın, Türkçe'nin ad türünden kelimelerin yanı sıra diğer dillere fiil türünden kelimeler de verdiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
''Türkçe, başka dillerden sözcükler aldı, ama alıntılarımız içerisinde kök fiiller son derece azdır. Oysa, (çakmak, çatmak, kapamak) gibi pek çok kök fiil Türkçe'den diğer dillere geçmiştir. Fiillerin yanı sıra ünlemlerin hatta deyimlerin ve atasözlerinin de Türkçe'den diğer dillere geçen söz varlıkları arasında olduğunu biliyoruz.'' Akalın, ''Açık, ada, bacanak, bağlama, çakal, çanak, damga, dolma, düğme, gemi, kapak, kayık, kazan, ocak, sağrı, sayı, sarma, toka'' gibi kelimelerin Türkçe'nin bu dillere verdiği binlerce kelimeden yalnızca birkaçı olduğuna dikkati çekti.
Akalın, Türkçe'deki ''açık'' sözünün Farsça'da ''açig'' (ağaçsız ve açık yer, alan), Ermenice'de ''açik, açiklik'' (kır, ova, açıklık yer) Macarca'da ''açsik'' (üzeri açık deniz taşıtı, sandal), Rumence'de ''acic'' ve ''ustuacic'' (açık, üstü örtülü olmayan), Bulgarca'da ''açik'' (açık) olarak kullanıldığını bildirdi.
Akalın, ''Bacanak'' kelimesinin Türkçe'deki (karıları kardeş olan erkeklerden her biri) anlamıyla Yunanca'da ''bacanakis'', Sırpça'da ''bazanak'', Arnavutça'da ''baxhanak'' biçimlerinde kullanıldığını belirtti.
Akalın, Türkçe'deki ''Bilene bir, bilmeyene bin'' deyiminin, Ermenice'de ''Bilana bir, bilmiyana bin'', ''Düşmanın gözü kör olsun'' deyiminin ise ''Dyuşmanı gyozi gyor olsun'' şeklinde geçtiğini ve bunun gibi çok sayıda örnek bulunduğunu belirtti.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...