merkezlerinde

Türkçe Öğretimi Araştırma Ve Uygulama Merkezlerinde Türkçe Öğrenen Yabancı Öğrencilerin Bilgisayar Okuryazarlığı Düzeyleri: Zonguldak, Gaziantep, Bolu Örneklemi

          Bu çalışmanın amacı, Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezlerinde (TÖMER) Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin bilgisayar okuryazarlığı düzeylerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Zonguldak (Bülent Ecevit Üniversitesi) , Gaziantep ve Bolu (Abant İzzet Baysal Üniversitesi) illerinde bulunan devlet üniversitelerindeki Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezlerinde (TÖMER) Türkçe öğrenen toplam 221 yabancı öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada betimlemeye dayalı nicel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bilgisayar okuryazarlığı ölçeği ile toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 17.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, bilgisayar okuryazarlığı kapsamındaki temel beceriler (Monitörü açıp kapayabilme, yazıcının ayarlarını yapıp kullanabilme, tarayıcının ayarlarını yapıp kullanabilme vb.) yazılım becerilerine başvurma ve bilgisayar farkındalığı bölümlerinde cinsiyet değişkeninin etkili olmadığı; programlama bölümünde ise erkekler lehine etkili olduğu tespit edilmiştir. Yine yazılım becerilerine başvurma ve programlama bölümlerind eüniversite değişkeni etkili değildir; temel beceriler ve bilgisayar farkındalığı bölümlerinde ise üniversite değişkeninin etkili olduğu tespit edilmiştir. Yaş değişkeni ise temel beceriler ve programlama bölümlerinde etkilidir; fakat yazılım becerilerine başvurma bölümünde, 20 ve diğer yaş grubu arasında; bilgisayar farkındalığı bölümünde de 18 yaş ve diğer yaş grubu arasında bir etkiye sahiptir. Son olarak bilgisayar kullanma sıklığı bilgisayar okuryazarlığı üzerinde etkili değildir. Araştırmanın ortaya koyduğu bulguların Türkçenin yabancı dil olarak bilgisayar ve internet ortamındaki öğretiminde faydalı olacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler:Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, bilgisayarokuryazarlığı, Türkçeöğretimmerkezleri

Giriş

       "İnsanoğlu, tarihsel süreklilik içerisinde belirli bir bilgi birikimine sahip olmuş, bu bilgi birikiminin oluşturduğu yaşam biçimine göre adlandırılmış- avcı-taşıyıcı toplum, tarım ve sanayi toplumu- ve bu bilgi birikimini kendinden sonraki toplumlara çeşitli şekillerde aktarmıştır. Evrensel bilgi birikiminin bu oluşum süreci devam etmekte ve insanlar bilginin ortaya çıkardıkları sayesinde evreni, kendi hayatlarını, diğer insanları, olayları, durumları, düşünceleri vs. günümüzde daha yoğun bir şekilde anlamlandırmakta, bu süreçte eskiye kıyasla bilgiyi daha fazla kullanmaktadırlar. Bilginin eskiye kıyasla daha fazla kullanılması ve daha fazla önemli hâle gelmesi, günümüz toplumlarını bilgi (enformasyon) toplumlarına dönüştürmüştür" (Dağtaş, 2013: 1). Bilgi toplumlarında da "Elektronik devrelerden oluşan, bilgiyi işleyen tüm cihazlar" (Çağıltay, 2013: 3) olarak adlandırılabilen bilgisayarları, amacına uygun bir şekilde kullanabilmek; başka bir deyişle bilgisayar dilinden anlayıp bilgisayar ortamındaki çeşitli programları kullanarak bilgiyi işlemek, üretmek, depolamak, paylaşmak vb. oldukça önemli bir hâle gelmiştir. "Bilgisayarı kullanma becerisi her bireyin sahip olması gereken temel becerilerden biri olmuştur" (Korkut ve Akkoyunlu, 2008: 180).

           Bilginin yanı sıra eğlence ve oyun oynama gibi diğer kullanım amaçlarının yanı sıra internet ile birlikte bilgisayarların iletişim amaçlı kullanımının da oldukça yaygınlaşması gibi birçok sebep, geleneksel okuryazarlık anlayışının yanına bilgisayar okuryazarlığının eklenmesine sebep olmuştur. Bilgisayar okuryazarlığı, günlük hayatta ve eğitim ortamında araç ve ortam ilişkisi olarak işbirliği yapabilmek, iletişim kurmak, yaratıcı işler yapabilmek ve istenilen sonuçlara ulaşmak için yeterli düzeyde bilgisayar kullanma bilgi ve becerisi yani bireyin bilgisayar teknolojisinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi olarak tanımlanmaktadır (Karagöz, Yıldız ve Özerçin, 2007; Korkut ve Akkoyunlu, 2008; Newsfield, 1997; Son, Robb ve Charismiadji, 2011; Varol, 2002). Aynı zamanda bilgisayar okuryazarlığı, bir bilgisayar sisteminin yazılım ve donanım unsurlarını, dosya soyutlamalarında somut hâle gelen bilgisayar-kullanıcı arayüzünü   ve bilgisayar kullanımının   sosyal ve   etik bağlamını kapsamaktadır

(Hoffman ve Blake, 2003).

Ortamdan ortama bilgisayar okuryazarlığı kapsamındaki görevlerin değiştiğini belirten Newsfield'e (1997) göre genel kullanıcılar için bilgisayar okuryazarlığının üç unsurunun olduğu söylenebilir:

  1. Bilgisayara ait temel kuralları bilmek
  2. En azından bir bilgisayarın işletim sistemini bilmek
  3. Bir veya daha fazla yazılım programında yeterlilik kazanmak.

Bununla birlikte bir kişinin bilgisayar okuryazarı olarak kabul edilmesi için; bilgisayar sistemleri ve yazılımının kullanımından emin olması, evde ya da işte kendisinden bilgisayarla ilgili bir istekte bulunulduğunda bu ihtiyaçları karşılayabilecek kadar bilgisayar ile onun yazılımını kullanabilmesi, bilgisayarın dünya ve insanlar üzerindeki etkisinin ne olduğuna ve gelecekte bu etkisinin ne olacağına dair bir fikre sahipolması, bilgisayar yazılım ve donanım satın alacaksa makul ve mantıklı kararlar alabilmesi ve son olarak bilgisayarın ne olduğu, ne işe yaradığı hakkındaki bilgilerini başkalarına gerektiğinde anlatabilmesi gerekir (Creighton, Kilcoyne, Tarver ve Wrigt,2006).Elbette bu konuların bilinme düzeyi, her bir bireyin bilgisayarı kullanma amacına göre değişecektir. Ancak bir bilgisayar kullanıcısının asgari düzeyde de olsa bu konular hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

           Öte yandan"Çağdaş toplumların bilgi toplumu adı verilen yeni bir toplum düzenini yarattıkları yirminci yüzyılda, tüm ülkeler çağdaşlaşma sürecindeki yarışta öne geçmek amacıyla bilgisayarlardan her alanda- özellikle eğitimde- yararlanma çabalarını arttırmışlardır" (İmer, 2000; aktaran Karaduman ve Emrahoğlu, 2011: 926). Günümüzde "Çağdaş toplumların gelişmişlik düzeyleri, genellikle, ürettikleri bilim ve teknoloji ile ölçülmektedir. Bu da ancak eğitim yoluyla sağlanabilmektedir. Bu anlamda, son yıllarda yaşanan iletişim bilimi ve teknolojilerindeki hızlı gelişmeler ve uygulamadaki yaygınlık da, gelişmiş eğitim sistemlerinin yetiştirdiği, yaratıcı, üretici ve tüketicilerin varlığı ile yakından ilgilidir" (Karasar, 2004: 117). Bu durum, eğitimin neredeyse bütün kademelerinde bilgisayarların eğitime dâhil edilmesini gerektirmektedir. Bilgisayarlar öğretmen, sınıf, ders kitabı, öğrenci gibi geleneksel eğitim ortamı, araç ve ögelerinin uzun sürede ulaşabileceği başarıya, çok kısa bir sürede ulaşılabilmesini sağlayabilir. Örneğin bilgisayar ve programlar, çeşitli fen ve matematik kavramları ile problem çözme becerilerini öğrenmede doğal ve uyarıcı bir yöntem olabilir (Fetler, 1985). Fen ve matematik derslerinin dışında, dil derslerinde de bilgisayarlar basılı kitapların sunduğu imkânlardan çok daha fazlasını sunabilir. Öğrencinin okuduğu bir metinde anlamını bilmediği bir kelimeyibilgisayar veya internet ortamındaki elektronik bir sözlükten öğrenmesi, internetten kitabın yazarı hakkında istediği zaman kolaylıkla araştırma yapabilmesi, ona ulaşabilmesi ve gerektiğinde okuduğu kitaba dair notları, kelime işlemci programlarına çok daha rahat ve etkili bir şekilde alabilmesikaydedebilmesi bunlardan birkaçı olarak gösterilebilir.

            Diğer taraftan bilgisayarların günümüzde hayatın her alanında etkin biçimde kullanılması ve kullanımın artmasıyla öğrenci ve öğretmenlerin bilgisayar teknolojilerini bilme ve bu teknolojiye ait araçları kullanabilme becerilerine sahip olmaları gerektiği birçok çalışmada belirtilmektedir (Creighton ve diğerleri, 2006; Dağtaş, 2013; Geçer ve Dağ, 2010; Hindi, Miller ve Wenger, 2002; Korkut ve Akkoyunlu, 2008; Şahin ve Akçay, 2011).Öncelikle öğretmenlerin, özellikle dil öğretmenlerinin, öğretim sürecinde bilgisayarların nasıl kullanılacağını bilmeleri yani bilgisayar okuryazarı olabilmeleri, derslerini daha verimli hâle getirmelerini sağlayabilir. Bilgisayar okuryazarı bir öğretmen, dersinde işlenecek konuları bilgisayar ortamında elektronik hâle getirebilir, öğretim malzemesini böylece daha somut bir şekle büründürebilir. Öğretim malzemesinin somutlaşması da konunun daha iyi anlaşılmasını ve öğrenilmesini sağlayabilir. Bilgisayarların, İngilizcenin yabancı ve ikinci dil olarak öğretiminde sunacağı imkânları ele alan Ybarra ve Green'e (2003) göre bilgisayarlar, okuma ve yazma gibi temel akademik öğrenme alanlarında ve aynı zamanda sözel dil gelişimi ve kelime hazinesinin genişlemesinde yardımcı olabilir. Bununla birlikte "... eğitimcilerin gelişen teknolojiyi sınıfta kullanabilmeleri için öncelikle teknolojiyi benimsemeleri, yakından takip etmeleri ve teknolojiye karşı olumlu tutum göstermeleri önem arz etmektedir" (Şahin ve Akçay, 2011: 910).Teknolojiyi benimsemeyen, takip etmeyen ve özellikle teknolojiye yönelik olumlu tutumlara sahip olmayan öğretmenlerin de dil öğretiminde bilgisayarlardan yararlanabilmeleri zor görünmektedir.

          Öğretmenlerin yanı sıra öğrencilerin de dil öğretiminde daha başarılı olabilmeleri yani hedef dili daha iyi öğrenebilmelerinde bilgisayar okuryazarı olabilmeleri oldukça önemlidir. Ancak günümüzde bilgisayar teknolojileri ve erişimine sahip olan öğrencilerin oranı oldukça yüksektir (Ciampa, 2013) ve öğrenciler öğretmenlere göre bilgisayar teknolojilerini daha yakından takip edebilmekte, hatta bilgisayar bağımlısıbile olabilmektedir. Nitekim öğrencilerin bilgisayar ve internet bağımlılığı araştırmalara konu olabilmekte, bu noktada neler yapılabileceği önerilmektedir (Cengizhan, 2005; Erboy ve Vural, 2010; Yılmaz, 2010). Onun için öğrencilerin gerçek manada bilgisayar okuryazarı olabilmeleri, bilgisayarın sadece oyun oynama ve internete girip bir video ya da film izleme aracı ile sosyal paylaşım sitelerini kullanmak demek olmadığını bilmeleri gerekir. Özellikle internet ortamıyla birlikte bilgisayar okuryazarlığı noktasında öğrenciler seçme becerilerine sahip olmalıdırlar. İnternet ortamında sayısız bilgi, video, oyun vb.den hangilerinin işlerine yarayacağını, hangilerinin yaramayacağını bilmelidirler. En önemlisi, bilgisayarı dil öğreniminde işe yarar bir şekilde kullanabilmeli, ekrandan amaçlı okuma, dinleme/izleme yapabilmeli, dili, ekran yazışma ve konuşmalarında düzgün bir şekilde kullanabilmelidir. Ayrıca internet ortamının sunduğu sözlükler, kitap ve yazarlara ait bilgiler gibi kaynaklardan da seçme yaparak yani doğru bilgiyi bularak yararlanabilmelidir. Böyle olduğu zaman, Fetler'in (1985) deyimiyle, bilgisayarlar öğrencilerin eğitiminde ve bir çalışma nesnesinin kendisinde önemli bir araç olabilir.

Yurt içi ve dışında Türkçe öğretmek, Türkiye'yi ve Türk kültürünü tanıtmak amacıyla kurulan "Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezleri" bugün artık Türkçenin öğretimi ile ilgili yeni programlar hazırlayıp, yeni öğretim teknikleri geliştirme çabası içerisindedir. Özellikle dil öğretimi ile bilgisayar uygulamalarını birleştiren internet tabanlı uzaktan dil öğretim programları birçok Türkçe Öğretim merkezinde kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan öngörüler bu tür çalışmaların daha da yaygınlaşacağı ve özellikle bu programların dört temel dil becerisinin tümü kapsayacak şekilde geliştirileceği doğrultusundadır. Bu gerçek Türkçe öğretimi uygulama ve araştırma merkezlerinde dil öğrenen yabancı öğrencilerin bilgisayar okuryazarlık düzeylerinin tespit edilmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Literatürdeki Çalışmalar

Alharafsheh ve Pandian (2012) da Ürdün'de yabancı dil olarak İngilizce öğrenen 171 üniversite öğrencisinin katılımıyla öğrencilerin bilgisayar ve internet kullanma becerilerini araştırmışlardır. Bir anket dahilinde verileri toplanan araştırma, derslerinde öğrencilerin kelime işlemci, Powerpoint ve sunum yazılımlarını kullanma düzeylerinin yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca araştırmada bilgi araştırması, çevirimiçi eğlence ve farklı kaynaklardan haber hesapları açılması noktasında da internetin yüksek düzeyde kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

Tella ve Mutula (2008) Botswana Üniversitesi'nde 2006 yılında, üniversite öğrencilerinin bilgisayar okuryazarlığı düzeyleri arasında cinsiyetlerine göre farklılık bulunmadığına dair yapılmış bir araştırmayı yayınlanmışlardır. 500 öğrencinin katıldığı araştırmada 300 öğrenci kız iken 200 öğrenci erkektir. Araştırmanın verileri bir bilgisayar okuryazarlığı anketiyle toplanmıştır. Araştırma erkeklerin daha fazla bilgisayar okuryazarı olduğunu, daha fazla bilgisayar deneyimine sahip olduklarını, haftalık olarak bilgisayar kullanımına daha fazla vakit ayırdıklarını ve bilgisayarda oyun oynamaktan, bilgisayar ile uğraşmaktan mutlu olduklarını göstermiştir. Ayrıca erkeklerin daha çok kelime işlemci, internet tarayıcıları, e-mektup, veri analizi programları gibi bilgisayar uygulamalarını kullandıklarını; kızların ise sohbet ve el oyunlarında bilgisayarı kullandıklarını; ancak kelime işlemciler ile e-mektup kullanımında cinsiyete göre bir farklılığın bulunmadığını göstermiştir. Yine bilgisayar okuryazarlığı düzeyi yüksek olan öğrencilerin çevrimiçi kütüphane imkânlarına erişim ve bunlarınkullanımına daha eğilimli oldukları görülmüştür.

Devamını okumak için tıklayınız...

Yabancılara Türkçe Öğretimi Ders Kitaplarının Türkçe Öğretim Merkezlerinde Görev Yapan Öğretim Elemanları Açısından Değerlendirilmesi

              Bu çalışmada Türkçe Öğretim Merkezlerinde görevli öğretim elemanlarının Türkçenin yabancılara öğretimi konusunda tercih ettikleri kitaplar, bu kitapların kullanım amaçları, nitelikleri ve işlevsellikleri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Adana Bilim ve Teknoloji, Çukurova ve Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitelerine bağlı TÖMER merkezlerinde görev yapan 10 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri ise araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı-yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiştir. Hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu yabancılara Türkçe öğretimi konusunda görevli ve gönüllü 3 uzmanın görüşü alındıktan sonra yeniden düzenlenmiştir. Daha sonra bahsedilen üniversitelerde bu konuda ders veren 10 öğretim elemanıyla görüşme yapılmıştır. Görüşmeler sınıflandırılarak verilerin içerik analizi yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, ortaya çıkan kodlara göre tanımlanıp yorumlanmıştır. Bu aşamada veriler, araştırmacılar tarafından okunmuş ve araştırmanın amacı dikkate alınarak geçici kodlar oluşturulmuştur. Aynı anlama gelen yanıtlar ortak bir kod altında toplanmıştır. Ortak kodların daha iyi açıklanması için görüşmeye katılanlardan örnek alıntılara yer verilmiştir. Çalışmada öğretim elemanlarının yabancılara Türkçe öğretimi konusunda kullandıkları kitapların tasarım, içerik ve işlevselliği ile ilgili eleştiri ve önerileri bulunmaktadır. Bu eleştiri ve önerilerden hareketle yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarının tasarım, içerik ve işlevsellik açılarından güncellenip geliştirilmesinde yarar bulunduğu görülmektedir. Ayrıca çalışmada yabancılara Türkçe öğretimi ortamlarında görülen çağdaş gelişmeler ve bilimsel çalışmalar ışığında ders kitaplarının eğitim-öğretim etkinliklerinde daha etkili kullanılması, öğrenci için anlamlı öğrenmeleri daha iyi sağlayacak biçimde tasarlanması, mevcut öğretim sorunlarının göz önünde tutularak ders kitaplarının verimi ile ilgili yapılan değerlendirmeler ışığında güncellenmesi üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.

Dil insanların duygu, düşünce ve hayallerini en etkili ifade etme yollarından biridir. İnsanın diğer canlılardan ayrılan önemli özellikleri arasında kendi ana dili dışında başka dilleri de öğrenebilmesi sayılabilir.

 

Dil öğrenimi ve öğretimi insanların çok uzun zamandan beri ilgilendiği konulardandır. Zaman içerisinde değişen ihtiyaçlar ve teknolojik yeniliklerle beraber insanlar arası iletişim artmış ve iletişim daha kolay hale gelmiştir. Teknolojideki yenilikler ve milletlerin birbiriyle olan ilişkilerinin artması yabancı dil öğrenimine olan ilgiyi de artırmıştır (Kılıçaslan, Yavuz, 2014: 864). İnsanların öğrendikleri her dilin kendilerine birçok olanak sunması yanında dünyanın her geçen gün artan bir hızla değişim ve dönüşüme uğramasının yabancı dil öğreniminde çok önemli bir etken olduğu söylenebilir.

Bugünün dünyasında yaşamın her alanında olduğu gibi eğitimde de hızlı bir değişim ve dönüşüm görülmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak insanlar kendilerini küresel bir etkileşim çemberinin içinde bulmaktadırlar. Bu durum bir yabancı dil öğrenme ihtiyacını doğurmaktadır. Bu küresel etkileşim içerisinde etkin olan ulusların dilleri de doğal olarak önem kazanmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ve Türkçenin öneminin artması Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin önemini ortaya çıkartmaktadır (Göçer, Moğul, 2011: 798).

2001 Avrupa Diller Yılı dolayısıyla Millî Eğitim Bakanlığınca Ankara'da düzenlenen "Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Eğitimi" konulu uluslararası sempozyumun kapanış bildirisindeki şu açıklamanın yabancılara Türkçe öğretimi açısından dikkat çekici olduğu belirtilebilir: "Uzun yıllardan beri Avrupa'da Türkçe konuşan toplumların, özellikle Avrupa demokratikleşme süreci çerçevesinde dil, edebiyat ve kültür mirasını genç kuşaklara aktardığı belirtilerek genç Avrupalı kuşaklar tarafından Türkçenin yabancı dil olarak öğrenilmesi Avrupa'nın kültür dokusuna yeni bir boyut katacaktır (Bölükbaş, 2004: 20). Yabancılara Türkçe öğretimi son yıllarda artan bir hızla gelişmekte, kültür kodumuz olan dilimiz de her geçen gün dünyada daha fazla tanınmaktadır. Bu önemli görevin yerine getirilmesi daha çok TÖMER'lerde yabancılara Türkçe öğretimi konusunda hazırlanan kitaplar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Hem ana dil olarak hem de yabancılara öğretim açısından Türkçenin öğretiminde ders kitaplarının en önemli kaynak olarak kullanıldığı söylenebilir.

Dünyada ana dili konuşuru olarak sayı bakımından beşinci sırada yer alan Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenmek isteyen kişi sayısı ise her geçen gün daha çok artmaktadır. Bu alandaki çalışmalar son yirmi yıl içerisinde özellikle de son yıllarda yoğunluk kazanmıştır. Türkiye'de son yıllarda her şehirde en az bir üniversite bulunması sağlanmış; 2010 yılında alınan bir karar ile YÖK denetiminde gerçekleştirilen Yabancı Öğrenci Sınavı (YÖS) kaldırılarak bununla Türkiye'de lisans ve lisansüstü öğrenim görmek isteyenlerle Türk üniversiteleri arasındaki psikolojik bariyerinde kaldırılması amaçlanmıştır. Kendi kabul şartlarıyla öğrenci alan üniversiteler; ortaya çıkan talep karşısında, bu öğrencilerin çok büyük bir kısmı Türkçe eğitim veren bölümlerdeki derslere hazır hale getirilmesi için kendi bünyelerinde TÖMER'ler oluşturmaya başlamışlardır (Durmuş, 2013: 109-110).

Yabancı dil öğretiminde temel dil becerilerinin kazandırılmasında çeşitli materyallerden yararlanılmaktadır ancak bu materyaller içerisinde en çok kullanılan yabancı dil öğretimi için hazırlanan ders kitaplarıdır (Karababa, 2009: 276). Ders kitapları sadece çocuk ve gençlerin değil yetişkinlerin eğitiminde de etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Okulda yapılan öğrenme ve öğretme süreçlerinde kullanılan eğitim araçları arasında ders kitapları "tamamlayıcı öğretim materyalleri" olmanın yanında, temel eğitim sürecinde sadece öğrencilerin değil, yetişkinlerin de öğrenme yaşantılarına kaynaklık ederler (Çalık, 2001:1). Hatta bazı araştırmacılara göre ders kitapları eğitimde kullanılan birçok materyal arasında en önemlisidir: "Ders kitapları, eğitimin amaçlarını gerçekleştirmek üzere öğrencinin öğrenme yaşantılarına kaynaklık eden öğretim materyallerinden biri, hatta birçok durumda tek öğretim materyalidir" (Halis, 2002: 51). Bununla birlikte yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitapların öğretim elemanlarınca nasıl kullanıldığı da önemlidir. Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarının sınıftaki kesin rolü konusunda Türkiye'de yapılan çalışmaların sayısının fazla olmadığı bilinmektedir. Ancak öğretim elemanları arasında yapılan tartışmalardan hareketle, bu konuda iki farklı görüşün öne çıktığı söylenebilir: Bunlardan ilkine göre, yetkin öğretmenler, daima, belirli bir sınıfta hangi ders malzemelerini kullanacaklarını, bu malzemeleri nasıl ve nereden elde edeceklerini bilirler ya da bunları bizzat oluşturabilirler. Bu sebeple de onlar, gereksinim duymadıkları düşüncesiyle, sınıflarında, basılı ders kitapları kullanımı konusunda isteksiz davranırlar. Karşıt görüşü benimseyenler ise basılı ders kitaplarını, alanın uzmanları tarafından belirlenmiş ideal müfredatları içeren ders malzemeleri olarak kabul eder. Ayrıca, Türkçe öğretim merkezlerinde görevli öğretim elemanlarının yıllar boyu süren ders malzemesi üretme çabaları ve bu malzemelerin maliyetleriyle karşılaştırıldığında, basılı ders kitapları tercihinin, daha ucuz olduğu görüşü de oldukça hâkimdir (Özdemir, 2013: 2051).

Ders kitapları aracılığıyla yabancılara Türkçe öğretiminin önemli bir diğer yanı ise kültür aktarımına olanak sağlamasıdır. Türk kültürünün yabancılara aktarımında en önemli unsurların öğretmenler ve ders kitapları olduğu dikkate alınacak olursa ders kitaplarının yabancılara Türkçe öğretimi açısından ayrı bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle ders kitaplarının yabancılara Türkçe öğretimi konusunda titizlikle işlenebilmesi için bilimsel araştırmalar yapılmasında birçok yarar bulunduğu söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında yabancılara Türkçe öğretiminde ders kitaplarının kullanımı üzerine çeşitli çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Bunlardan (Yılmaz, Temiz, 2014: 70-80) çalışmalarında yabancılara Türkçe öğretiminde yaygın olarak kullanılan Ankara Üniversitesi TÖMER tarafından hazırlanan ve Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metnine uygun hazırlanan Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı 1, 2, ve 3'teki metinlerin okunabilirlik durumları incelenmiştir. Çalışma sonunda ders kitaplarında öğrenci düzeylerine uygun ve düzeylerinin üstünde olan metinlerin yer aldığı saptanmıştır.

Diğer bir çalışmada (Toprak, 2011: 11 -24) ise Türkiye'de yabancılara Türkçe öğretirken en yaygın olarak kullanılan üç set ve bir kitap üzerinde (Gazi Üniversitesi TÖMERYabancılar İçin Türkçeseti, Ankara Üniversitesi TÖMER Yeni Hitit seti, TİKA Orhun seti ve Yabancılara Türkçe Öğretim Kılavuzu (Temel Seviye- Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Mustafa ARSLAN) dil bilgisi, eş görevli sözcüklerin yanlış ve yersiz kullanımı, yabancı sözcüklerin gereksiz kullanımı, yardımcı fiillerin yanlış kullanımı, olay sıralamalarında yanlışlık yapılması, zaman uyumsuzlukları gibi genelde anlatım bozukluğu ve okuma parçalarıyla ilgili yanlış sorular gibi okuma metinlerinin yetersizliği konularıyla ilgili yanlışlar örnekleriyle gösterilmiştir. Çalışma sonunda gösterilen yanlışların yabancılara Türkçe öğretimi için hazırlanan kitapların yeterince titiz hazırlanmadığını gösterdiği belirtilmiş, bu kitapların Türkçenin adına ve büyüklüğüne yakışır, bilimsel nitelikleri haiz setlerle öğretilmesi gerektiği dile getirilmiştir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...