ilk

İlk Göz Ağrısı

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Eskiden savaşlar şimdikinden çok olduğu için, Anadolu' nun hemen her köyünden, hemen her hanesinden şu yada bu cephede savaşan bir asker olurmuş.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.


Bu askerlerin geride kalan anaları, kardeşleri, hanımları, nişanlıları, yavukluları olurmuş elbette.
Bu biçareler, vatanını, milletini, dinini muhafaza için cephe cephe koşan yiğitleriyle elbet gurur duyarlarmış ama ağlamadan, göz yaşı dökmeden de gün geçirmezlermiş.

Bazen aşikar, bazen gizli gizli ağlayan genç kız ve gelinlerimizin göz pınarları kuruyup gözleri çapaklanmaya ve ağrımaya başlarmış.

Birbirleriyle konuşurken, o zamanın terbiyesi icabı:
"Senin yavuklun, senin kocan" diyemezler, utanırlarmış.

"Benim göz ağrımdan hiç mektup gelmiyor, seninkinden haber var mı?" diye sorarlarmış.

Bu deyim, sevdiklerimiz içinde en birincisi anlamında kullanılır

Program Geliştirmenin İlk Basamağı: Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde İhtiyaç ve Durum Analizi

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Yabancı dil olarak Türkçe Öğretimini (YDTÖ) temelleri henüz yeni kurulan bir disiplin olarak ele aldığımızda, öncelikle öğrencilerin ve öğretmenlerin görüşleri ışığında öğrenci ihtiyaçlarını belirlemek, öğrencilerin eğitim ortamına etkin katılımlarını sağlayabilmek açısından önemlidir. Böylece öğrencilerin dil ihtiyaçlarını gidermeye dönük etkili bir eğitim programı geliştirilebilir. Fakat programının tasarlanması ve uygulamaya konulması ile ilgili dış unsurlar da mevcuttur. Yani mevcut durumun da analiz edilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında bu çalışmada Taba-Tyler'ın program geliştirme modelinin ilk adımı olan "ihtiyaçları belirleme" parametresinden yola çıkılmıştır. "Bütüncül tek durum" deseninin kullanıldığı mevcut durum çalışmasının amacı, Yabancı Dil olarak Türkçe (YDT) öğrenenlere yönelik etkili bir program geliştirmenin ilk basamağı olan ihtiyaç ve durum analizlerinin nasıl yapılacağını göstermektir. Sonuç olarak, Türkçe Öğretim Merkezi'nde (TÖMER) YDT öğrenen 40 genç-yetişkin öğrenci üzerine yapılan gözlemlerden, öğrencilerin anketlere ve bir açık-uçlu soruya vermiş olduğu cevaplardan ve YDT öğreten iki öğretmenle yapılan görüşme sonuçlarından elde edilen nitel ve nicel veriler ışığında YDT öğrenen öğrencilerin ihtiyaçlarındaki çeşitlilik ortaya çıkarılmıştır. Bu sonuçlar dikkate alındığında YDTÖ üzerine program geliştirenlerin öğrenci ihtiyaçlarındaki çeşitliliği dikkate alarak program geliştirmeleri gerekmektedir. YDTÖ olarak isimlendirilen bu yeni disiplinin temelleri ancak böyle kurulabilir. Bu çalışmanın sonuçlarından hareketle YDTÖ programı geliştirenler için bazı öneriler geliştirilmiştir.

İhtiyaç kavramı nedir? Genel olarak, insanın sahip olması gereken ve olmadığında eksikliği hissedilen bir kavram olarak tanımlanmaktadır (Richterich, 1980). Bu kavramı yabancı dil öğretiminde göz önüne aldığımız zaman öğrencilerin dil ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır. O halde, yabancı dil eğitimini verimli kılabilmek için öncelikle öğrencilerin dil ihtiyaçlarını belirleyerek bu ihtiyaçları temel alan etkili bir programın hazırlanması gerekmektedir.

İhtiyaç analizi nedir? İhtiyaç analizine dönük nasıl bir alanyazını mevcuttur ve ihtiyaçları belirlemede atılacak ilk adım nedir? İhtiyaç analizi genel olarak eğitim ya da sanayi alanında hedef kitlenin ihtiyaçları üzerine bilgi toplama süreci anlamına gelmektedir. İhtiyaç analizi doğal olarak eğitim programlarında ise öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarına odaklanmaktadır. Söz konusu ihtiyaçların belirlenmesinin ardından bu ihtiyaçlar öğrenme amaçlarına dönüştürülür ve program geliştirme yöntemleri, öğrenme etkinlikleri ve öğretim araç-gereçleri gibi unsurların geliştirebilmesi için bir temel oluşturur. Yani, ihtiyaç analizi, program geliştirmenin ilk basamağını oluşturmaktadır ve daha sonraki ders etkinlikleri için geçerlik ve sağlamlık teşkil eder (Brown, 1995; Johns, 1991).

Iwai ve diğerlerine (1999) göre ihtiyaç analizi genel olarak bir öğrenci grubunun ihtiyaçlarını gidermek amacıyla eğitim programı hazırlama sürecinde yapılan etkinliklerin bütünüdür. O halde ihtiyaç analizi, ister özel amaçlar için yabancı dil eğitiminde olsun ister genel amaçlı yabancı dil derslerinde olsun, öğrencilerin eğitim ortamına etkin katılımlarını sağlayacak ve bunun dönütünde öğrenmeyi beraberinde getirecek etkili bir programın sürdürülmesi ve hazırlanmasında önemli bir role sahiptir. Bu amaçla ihtiyaç analizinin eğitim-öğretimdeki merkezi konumu alanyazında birçok uzman tarafından vurgulanmıştır (Allison vd., 1994; Berwick, 1989; Brindley, 1989; Dudley-Evans ve St. John, 1998; Finney, 2002; Hamp-Lyons, 2001; Hutchinson ve Waters, 1987; Iwai ve diğeleri, 1999; Johns, 1991; Jordan, 1997; Munby, 1981; Richterich ve Chancerel, 1977; Robinson, 1991; Seedhouse, 1995; Tarone ve Yule, 1989; West, 1994). Fakat öğrencilerin ihtiyaçlarındaki çeşitliliği ve karar verme sürecinde rolü olan kişileri dikkate aldığımız zaman program geliştirme karmaşık bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır (Kayı, 2008). Bu durumda içerisinde öğrenci, öğretmen ve ebeveyn gibi unsurların bulunduğu bu geniş ve karmaşık süreçte sadece öğrenci faktörü değil, aynı zamanda programın düzenlemesi ve yürütülmesi ile ilgili dış unsurların da dikkate alınması gerekmektedir. O halde öngörülen programın geliştirilmesindeki dış unsurların analizi anlamına gelen durum analizinin de yapılması gerekmektedir (Richards, 2001: 91). Yani, etkili bir programın hazırlanabilmesi için ihtiyaç ve durum analizleri bir önkoşul olarak görünmektedir.

Nunan (1988: 159)'a göre, program "eğitim programlarını planlamak, uygulamak ve değerlendirmek için yapılan ilkeler ve yöntemsel işlemlerin tümüdür." Nunan (1988)'ın bu ifadesini yabancı dil eğitiminde ele aldığımız zaman, program bir dil öğretiminin tüm boyutlarında sistemli planlama, geliştirme ve tekrarlanan alıştırmalar vasıtasıyla dil öğretiminin kalitesini artırmayı amaçlayan pratik bir etkinlik anlamına gelmektedir. Bu çalışmada ise program Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde kullanılacak olan eğitim programı anlamına gelmektedir. Çünkü Batı dillerinin öğretiminde öğrencilerin ihtiyaçlarına dönük program geliştirme çalışmaları olmasına rağmen YDTÖ'de Türkiye'de genel olarak bir araştırma eksikliği vardır (Yaylı, 2010). Dahası YDT öğrenenlerin ihtiyaçları üzerine henüz herhangi bir akademik çalışma yapılmamıştır. Fakat YDTÖ son zamanlarda dünya genelinde özellikle Avrupa, Asya ve Arap ülkelerinde oldukça ilerlemiştir (Demircan, 2002). Buna paralel olarak, bu alanda karşılaşılan sorunlar ve YDTÖ'de kullanılacak program üzerine uzmanlar arasında tartışmalar başlamıştır (Atilla, 2001; Demircan, 2002; Doğan, 1989; Ekmekçi, 1992; Öden, 2001; Vandewalle, 2000; Yakut, 1983; Yalçınkaya, 2001; Yorulmaz, 2000). Bu tartışmalar YDTÖ'nün bir disiplin olma yolunda yabancı dil/ikinci dil öğretimine ve sözvarlığına dayalı kavramsal çerçevesinin henüz çizilememiş olmasından ileri gelmektedir. YDTÖ' nün tam bir disiplin olarak oluşturabilmesi için öncelikle "hedef kitlenin etnik, dilbilimsel, dini ve sosyoekonomik yapısının belirlenmesi" (Brown, 2007) ve hedef kitleye temel düzeyde kaç kelimenin verileceğinin, bunları belirlerken ölçütlerin neler olacağının, hangi yapı ve Türkçe dil kalıplarının hangi seviye için öğretileceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemeler için de kapsamlı ihtiyaç analizlerin yapılması gerekmektedir (Barın, 2003; Tosun, 2005). Barın (2003: 312) bu durumu şöyle açıklamaktadır: "Eğer amacınız bir yabancının Türkiye'de lisans veya lisansüstü öğrenim görebilmesini sağlayabilecek düzeyde bir dil öğretiminin yapılması ise belirlemeleriniz farklı, ev hanımlarına günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri düzeyde Türkçe edindirmekse belirlemeleriniz farklı olacaktır." YDTÖ olarak isimlendirilen bu yeni disiplinin temelleri ancak hedef kitle tarafından ihtiyaç duyulan Türkçeye özgü dilbilimsel unsurların belirlenmesiyle kurulabilir. Buradan hareketle, mevcut çalışmadan çıkarılan sonuçların özellikle YDT öğrenen genç-yetişkin öğrenciler için etkili bir programın planlanması ve oluşturulması noktasında katkısı olabilir. Böylece ihtiyaç ve durum analizleri öğrencilerin "öğrenebilmek için nelere ihtiyaç duyduğunu" (Hutchinson & Waters, 1987) ortaya çıkarmış olacaktır.

Taba-Tyler'ın program geliştirme modeline (White, 1998: 26) göre etkili bir program geliştirmede ihtiyaçların belirlenmesi ilk basamak olarak karşımıza çıkmaktadır. O halde bu modelden hareketle mevcut durum çalışmanın amacı YDT öğrenen genç-yetişkin öğrencilere yönelik etkili bir program geliştirebilmek için ilk iş olarak ihtiyaç ve durum analizlerinin nasıl yapılacağını göstermektir. Bu bağlamda mevcut durum çalışmasının araştırma modeline uygun araştırma sorusu şöyledir: (1) YDT öğrenen genç-yetişkin öğrencilere yönelik etkili bir program geliştirebilmek için ihtiyaç ve durum analizleri nasıl yapılır? Araştırmacıyı bu çalışmaya iten sebep ihtiyaç ve durum analizleri yapmak değil bu analizlerin yeni bir disiplin olarak temelleri oluşturulmaya çalışılan YDTÖ'de program geliştirebilmek için gerekliliğini ve bu analizlerin nasıl yapılacağını göstermektir.

Yöntem

 

Model

Mevcut çalışma tek bir durumu derinlemesine belirleyebilmek için Yin (2003)'in "bütüncül tek durum" deseninin kullanıldığı, kendi içerisinde gözlem, görüşme, anket ve bir açık-uçlu soru gibi nitel ve nicel veri toplama araçları bulunduran bir durum çalışmasıdır. Araştırmada bu desenin kullanılmasının bir diğer nedeni ise daha önce hiç kimsenin çalışmadığı veya ulaşamadığı durumlar, bütüncül tek durum deseni kullanılarak açığa çıkarılabilir (Yin, 2003). Böyle durumların çalışılması da daha sonraki araştırmacılar için daha önce bilinmeyen fakat belirli bir konunun açığa çıkarılması ve daha sonra yapılacak araştırmalara temel oluşturması ya da yol göstermesi açısından önemlidir (Yıldırım & Şimşek, 2004).

Bu çalışmada ihtiyaç ve durum analizleri yapabilmek için öğretmenler ve öğrenciler veri kaynakları olarak ele alınmıştır. Böylece bütüncül tek durum olarak ele alınan analiz birimi "ihtiyaçlar" olmuştur. Belirli fakat daha önce hiç kimsenin çalışmadığı veya ulaşamadığı durum ise YDTÖ' nün yeni bir disiplin olmasından dolayı bu alanda etkili bir program geliştirmenin ilk adımı olan ihtiyaç ve durum analizlerinin daha önce yapılmamış olmasıdır.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Katılımcılar

Bu çalışmadaki katılımcılar farklı Arap ülkelerinden gelmiş 20-29 (X =25.2; Ss=2.3) yaşları arasında 33 erkek ve 7 kadın olmak üzere toplam 40 genç-yetişkin öğrenciden ve TÖMER'de haftada 16 saat YDT dersi veren iki öğretmenden (Ö1 - Ö2) oluşmaktadır.

Bu çalışmada genellikle nitel araştırmalarda kullanılan ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bunun nedeni mevcut örneklem grubunun benzer kültürel özelliklere sahip olmaları ve farklı aksanlı aynı anadili konuşuyor olmalarıdır. Bu çalışmadaki örneklem grubunun bir evreni yansıtmayacağı bilinmektedir; çünkü "durum çalışmaları bir durumu derinlemesine inceleyen ve kendi içerisinde analitik genellemelerin yapıldığı araştırma türleridir" (Larsen-Freeman & Long, 1991; Yıldırım & Şimşek, 2004).

İşlem

İlk olarak araştırmacı tarafından Ankara Üniversitesi TÖMER'den bu çalışma için gerekli izin alınmıştır. Daha sonra mevcut çalışma Türkiye'de herhangi bir TÖMER'de gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı derslerde gözlem yapmış ve gözlemler sonunda öğrencilere anketler ve açık-uçlu bir soru vermiştir. Araştırmacı son olarak da YDT öğreten öğretmenlerle görüşme yapmıştır.

TÖMER'de Türkçe, İngilizce, Almanca, Rusça ve Fransızca dil kursları mevcuttur. YDTÖ bölümü her yıl yaklaşık 100-150 yabancı uyruklu öğrenciye eğitim vermektedir. Bölümde farklı seviyelerde Türkçe öğreten beş öğretmen mevcuttur. Araştırmacının gözlem yaptığı iki sınıfta katılımcı iki öğretmen orta seviyede Türkçe öğretmektedir. Bu program çeşitli amaçlar için Türkçe öğrenmeyi arzulayan yabancı uyruklu genç-yetişkin öğrencilere Türkçe öğretmeyi amaçlamaktadır.

Veri Toplama Süreci ve Araçları

Araştırma modelinin bir durum çalışması olmasından dolayı bu çalışmada ağırlıklı olarak nitel veriler toplanmıştır. Fakat öğrencilerin dil ihtiyaçlarını belirleyebilmek için uygulanan anket açısından nicel veriler de toplanmıştır. Yani veri toplama sürecinde çeşitleme yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yaklaşımın amacı araştırma problemini daha iyi anlamak için "aynı konu üzerinde farklı fakat tamamlayıcı veriler elde etmektir" (Morse, 1991: 122). Ayrıca bir diğer amaç ise birçok kaynak kullanarak daha inandırıcı net bulgulara ve sonuçlara ulaşmaktır (McMillan & Schumacher, 2000). Patton (2002)'a göre bu durum nitel araştırmaların güvenirliğini ve geçerliğini sağlamanın en iyi yoludur. Araştırmacı veri toplamadan önce katılımcılara bu çalışmadaki rollerini ve çalışmanın önemini açıklamıştır. Bu çalışmadaki tüm veri seti gözlem, anket, bir açık-uçlu soru ve görüşmeden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları sırasıyla aşağıdaki gibidir:

Gözlem: Gözlem tekniği araştırmacıya ikinci elden bilgiler vermek yerine canlı durumlardan özgün bilgiler sunar (Patton, 2002). Bu ifadeden hareketle, öğretmenler çeşitli etkinlikler yaparak derslerini işlerken öğrencilerin ne tür dilsel problemlerle karşılaştıklarını, yapmak istedikleri etkinlik tercihlerini ve Türkçe öğrenme nedenlerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış bir gözlem formu kullanılmıştır. Çünkü araştırmacı bütün gözlemler boyunca duruma müdahale etmeden dışarıdan gözlemci rolünde gözlemlerini yapmıştır. Bu aynı zamanda bir güvenirlik göstergesidir (Bailey, 1982). Gözlem formundaki ana temalar öğrencilerin Türkçe öğrenirken karşılaştıkları sorunlar, etkinlik tercihleri ve Türkçe öğrenme nedenlerinin tespiti üzerine oluşturulmuştur. Gözlemler sırasında notlar çıkarılmıştır. Her bir gözlem yaklaşık iki ders saati sürmüş ve her sınıf altı kez gözlemlenmiştir.

Anket: Anketler gözlem sonrasında katılımcılar tarafından doldurulmuştur. Gönüllü olarak katılım sağlayan öğrencilerden veri toplanmıştır. 55 kişilik örneklem grubundan anket maddelerini anlamada sıkıntılar yaşayan 10 kişi ve çalışmaya katılmak istemediklerini belirten 5 kişi çalışmaya dahil edilmemiştir. Anket her bir sınıfta bir sefer yapılmış ve yaklaşık 30 dakika sürmüştür. Mevcut anket Richards'dan (2001) uyarlanmış ve İngilizce bilen öğrencilere uygulanmıştır. İngilizce olarak uygulanmasının nedeni ölçeğin dilinin orijinalliğini bozmamaktır.

Devamını okumak için tıklayınız...

Türk Dilinin İlk Lugati Divan-ı Lûgati't-Türk

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Meşrutiyet inkılâbından sonra, 1910 yılının soğuk bir kış günü… İstanbul’da dönemin soylu ailelerinden birine mensup yaşlıca bir kadın, sahaflar çarşısında, itimat ettiği bir dostundan kitaptan anladığını duyduğu Sahaf Burhan Bey’i aramaktadır. Kendine miras kalan el yazması bir kitabı, ihtiyacı dolayısıyla satacaktır. Kadın kitabın ne olduğunu bilmiyordur; ama çok kıymetli bir eser olduğunu tahmin etmektedir ve kitabın kadir kıymet bilen insanların eline geçmesini arzulamaktadır. Buna rağmen kadının elleri titrer kitabı verirken, sanki bir şeyler kopmuştur içinden… Sahaf Burhan Bey kitabı biraz inceler ve eserin değerli olabileceğini düşünür. 30 altın lira eder miydi acaba? Ederse de bu parayı ancak resmî makamlar verebilirdi. Hemen devrin Milli Eğitim Bakanlığı’nın yolunu tutar. Ama dükkânına hayal kırıklığı içinde dönecektir, çünkü Maarif Vekaleti ‘‘ne olduğu belli olmayan bir kitaba’’ avuç dolusu para ödemeyi düşünmemektedir. Bu durum kitabın sahibi yaşlı kadını üzer. Kadın; ‘‘Hiç değilse kitabı hem ehîl hem emin birine bıraktım.’’ diyerek teselli olur.

Ali Emiri Bey Anadolu ve Rumeli’de çeşitli şehirlerde maliye memurluğu ve müfettişliği yapmış, kitaplara çok meraklı, nerede değerli bir kitap olduğunu duysa her türlü fedakârlığı göze alıp o eseri elde etmeye çalışan bir kitap dostu ve ilim adamıdır. Âdeti üzere, haftada bir iki defa sahafları yoklamaktadır. Ali Emiri Bey’in hayatını değiştirecek kitapla karşılaşması işte o seyahatlerden birinde gerçekleşir. Ali Emiri; Burhan Bey’in dükkânında karşısına çıkan kitabı inceledikçe gözlerine inanamaz, ne olur ne olamaz diye Burhan Bey’i dükkâna kilitler ve parayı denkleştirmek için dışarıya fırlar. Eve kadar sabredemez, yolda rastladığı dostlarından parayı tamamlayıp dükkâna döner. Kitabın 30 altın lira değil, 30 bin altın lira değerinde olduğunu düşünmektedir. Ali Emiri hemen çok sevgili dostu Kilisli Rıfat Bey’i bulur ve onunla kitabı incelemek için üç gün üç gece eve kapanırlar. İki dost yemek dahi yemeden, sadece namaz kılmak için ara vererek ve durmadan çalışarak incelemelerini tamamlar. Rivayet olunur ki, bu esnada Ziya Gökalp gelip eseri incelemek ister, onunla bile görüşmezler. Ali Emiri Bey artık muradına ermiştir. Böyle eşsiz bir eserin İslâm dünyasına kazandırılmasında kendini vesile yaptığı için Allah’a hamd eder ve iki rekât şükür namazı kılar. 
Ortaya çıkış serencamesini anlattığımız bu kitap, varlığı 15. asır Türk âlimlerinden Ayıntablı Ayni ve kardeşi Şehabettin Ahmet ile 17. asrın büyük âlimi Kâtip Çelebi tarafından haber verilen, Şamlı Mehmet Bin Ebu Bekir’in, 1266’da Kaşgarlı Mahmut’un el yazısıyla yazdığı asıl nüshadan kopya ettiği, dünya üzerinde şu anda tek örneği bulunan ve Türkçenin ilk sözlüğü kabul edilen Divân-ı Lûgati’t-Türk’tür.
Kaşgarlı Mahmut’un 11. yüzyılın ikinci yarısında Karahanlılar devrinde yaşamış, asker kökenli yüksek bir aileye mensup önemli bir şahsiyet olduğu tahmin edilmektedir. Kaşgarlı Mahmut, Türklerin yaşadıkları birçok yeri dolaşmış, Türk kavimlerinin dil, tarih, destan ve efsanelerini öğrenmiştir. Türkçe hakkında derin ve geniş bilgisi olan Kaşgarlı, Arapçaya da vâkıftır. Kaşgarlı Mahmut’un kim olduğu, nasıl çalıştığı ve eseri niçin yazdığı kitabın başında şöyle açıklanmaktadır: ‘‘Kendim, Türklerin en fasih konuşanlarından, en açık anlatanlarından, en doğru anlayanlarından, soy sopça en ileri bulunanlardan, en iyi kargı kullanan savaşçılardan olarak Türklerin hemen bütün beldelerini boydan boya dolaştım. Türk’ün, Türkmen’in, Oğuz’un, Cigil’in Yağma’nın, Kırgız’ın dillerini, kafiyelerini öğrenip bunlardan faydalandım. Bu kitabı, böyle uzun bir çalışmadan sonra belli bir tertip içinde ve beliğ bir üslûpla yazdım. Adımı dünyanın sonuna kadar yâd ettirmek ve Âhiret’te sonsuz nimet kazanmak için Allah’tan yardım dileyerek yazdığım bu kitaba Divân-ı Lûgati’t-Türk adını koydum.’’ 
Divân-ı Lûgati’t-Türk, Türkçenin ilk lûgati ve dil bilgisi kitabıdır. Eser, Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek gâyesiyle kaleme alınmıştır. 1072-1074 arasında Bağdat’ta tamamlanmış olan eser Abbasi Halifesi Muktedi Billah’a sunulmuştur. Yaklaşık 7.500 Türkçe kelimeyi ihtiva eden eserde, dünyanın yuvarlak olduğunu gösteren, Türk dünyası ve komşularının da yer aldığı bir harita da bulunmaktadır. Bizans’tan Çin’e kadar uzanan Türk boylarının zengin dil hazinelerinin yanında, tarih, folklor, edebiyat, coğrafya, destan ve efsanelere ait bilgiler de kitabın muhtevasını zenginleştirmektedir. Kaşgarlı Mahmut’un varlıkla dil arasındaki bağlantının hayatiyetini yüzyıllar öncesinden anlamış olması ve bunu güzel bir şekilde anlatması hayranlık uyandırıcıdır. Kitap, en eski halk edebiyatı ürünlerimizin, tarihî ve kültürel değerlerimizin günümüze ulaşmasını sağladığından, bununla birlikte çağının ilk ve en önemli örneği olduğundan medeniyetimizin eşsiz eserlerinden biri kabul edilir.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Cem MERT - Sızıntı Dergisi sayı: 343

Kaynaklar
- Divan’ı Lûgati’t-Türk, Tıpkı basım, LT Besim Atalay Tercümesi, Ankara, 1941.
- Zeki Velidi Togan, Mahmut Kaşgariye Ait Notlar, Atsız Mecmua, Sayı 17, İst, 1932.
- Ahmet Caferoğlu, Kaşgarlı Mahmut, 1000 Temel Eser, İst, 1970.
- Fuat Köprülü, Divan-ı Lûgati’t-Türk Makalesi, Araştırmalar Dergisi, Sayı:33-34.
- Nihad Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, İst, 2001.
 

Türkçe İlk Alfabe Kitabı Nuhbetü'l-Etfâl'de Türkçe Öğretim Metodu Ve Günümüzdeki Bazı Uygulamalar

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

              Türkçenin eğitimi ve öğretiminin temelini ilk okuma ve yazma öğretimi oluşturur. İlkokuma ve yazma bütün eğitim hayatının ana unsuru olması nedeniyle önemlidir. Bu nedenle çocukların, yaşamları boyunca başarılı bireyler olarak toplumda yer almaları için iyi bir ana dili eğitiminden geçmeleri şarttır. İlk okuma ve yazma çağındaki Türk çocuklarına Türkçenin öğretimi konusu, Tanzimat Dönemi'nde eğitim hayatımızda yer almaya başlamıştır.Nuhbet'ül-Etfalde ilk okuma ve yazma öğretimi açısından döneminin önemli bir kitabıdır. Bu çalışmada, Tanzimat Dönemi'nde yazılmış bir Türkçe öğretimi kitabı olanNuhbet'ül-Etfalilk okuma ve yazma öğretimi açısından incelenmiş, kitabın değişen eğitim programı doğrultusunda önemi ortaya konmaya çalışılmıştır.

         İnsan iletişim kurma zorunluluğu taşıyan sosyal bir varlıktır. İletişimin temel araçlarından biri ise dildir. Dil, toplumsal ve kültürel birlikteliği ve devamlılığı sağlamanın yanı sıra bireylerin topluma uyum sağlamasında da çok önemli bir görev üstlenir. Bu nedenledir ki özellikle ulus devlet esasına dayalı bütün ülkeler anadili eğitim ve öğretimine büyük önem vermişlerdir.

Türkçe öğretiminin temelleri çok eskilere dayanmaktadır. Ancak tarihî döneme bakıldığında Türkçenin anadili olarak öğretiminden çok, yabancılara Türkçe öğretimi ile ilgili kaynaklar ön plana çıkmaktadır. Özellikle yabancı diller ile Türkçenin mukayesesinin yapıldığı çalışmalar ve iki dilli sözlükler çok önemlidir. Türkçenin ilk okuma ve yazma çağındaki Türk çocuklarına öğretimi konusunun Tanzimat döneminde eğitim hayatımızda yer almaya başladığı görülmektedir.

Türkçenin öğretimiyle ilgilenen araştırmacılar çoğunlukla ilk okuma ve yazma öğretiminin gelişimi üzerinde durmuşlardır. Ancak Türkçenin öğretimi sırasında kullanılan bir ders kitabının yöntem, konu ve metin seçimi incelemesi birkaç örnek dışında yapılmamıştır.

Eğitim tarihimizdeki ilerlemeler kendini Türkçe öğretiminde de göstermiştir. Öğretmen merkezli öğretim anlayışından öğrenci merkezli eğitim anlayışına geçilirken başta ilk okuma ve yazma yöntem ve teknikleri olmak üzere, ders kitapları ile diğer eğitim araç ve gereçleri de gelişip değişmişlerdir.

Ülkemizde Türkçe öğretiminde değişik metotlar uygulanmıştır. Bu metotların çoğu yabancı ülkelerden uyarlanmadır. Oysa ülkemizde de Türkçe öğretimi konusunda oldukça özgün ve yetkin çalışmalar vardır. Bu eserlerden biri deNuhbetü'l-Etfâl'dir.

Ülkemizde ilk okuma ve yazma öğretiminde kullanılan yöntemler genel olarak şunlardır:

Harf (alfabe-tesmiye) yöntemi, ses (fonetik-savtî) yöntemi, hece yöntemi, kelime yöntemi, cümle yöntemi, ses temelli cümle yöntemi, bizce ses temelli cümle yönteminin temelini oluşturan aşamalı bireşim tekniği, öykü yöntemi...

Nuhbetü 'l-Etfâl,ilk okuma ve yazma öğretimi alanında orijinal bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiye doktorlarından Mehmet Rüştü Bey tarafından hazırlanan ve Mehmet Rasih Efendi tarafından yazılan eser ilk Türkçe alfabe kitabıdır. Taş baskısı olan eser H. 1274 (M. 1858) tarihinde İstanbul Çırçır'da bulunan ressam Necib Efendinin litografya atölyesinde Ramazan ayının sonunda basılmıştır.

Doktor Rüştü eserin yazımında Ahmet Cevdet Paşa ve Fuat Paşa'nınKavâ'id-i Osmâniyeve Mehmet Emin Efendi'ninTuhfetü'l-Küttâbadlı eserlerinden yararlanmıştır.

Eser, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nazırı İsmail Hakkı Paşa ile Sultan Mecid'e takdim edilir. Padişah, eserin basılması ve yayım hakkının yazarına ait olmasına dair ferman vermiştir.

Doktor Rüştü, kitabının giriş kısmında elifba kitaplarında p (v), ç (g), j (j) harflerinin bulunmadığını, oysa bu harflerin "para, portakal, çarşaf, çorap, ejderha, müjde" gibi kelimelerde kullanıldığını söyleyerek bu harflerin de alfabe kitabına konulmasını ister. Doktor Rüştü ayrıca vav(j)harfi ile karşılanan o, ö,u, ü seslerini birbirinden ayırmaya yarayan harekeleri(JVa) eserindeki örnek metinlerde kullanır. Eserde ayrıca Türkçede bugünkü k, g, ğ ve n harflerini karşılayan dört türlü kef (^) harfi olduğu ve bunların da alfabe kitaplarında yer alması gerektiği belirtilir.

Nuhbetü 'l-Etfâlilk okuma ve yazma öğretimi için yazılmış olsa da öncelikle öğretmenlere yol göstermeyi amaçlamıştır. Kitabın çeşitli yerlerinde çocukların zor anlayacağı konularla ilgili olarak öğretmenlere neler yapmaları gerektiği söylenmekte, bazı uyarılarda bulunulmaktadır. Bu uyarılardan yola çıkarak kitabın öğretmenlere yönelik hazırlandığını düşünmekteyiz. Bu uyarılardan bazıları şöyledir:

            Pes mufallim olan eat-ı mübtedyye taflim ve tafryf esnasında...(11. sayfa kenarı)

Bundan sonra öğretmen, (okuma yazmaya) yeni başlayana (harfleri) öğretirken ve tarif etme sırasında.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

(ab, ic, ök)ym'lafıelarındaki elifler elif olmayub müteharrik olduğıçün hemze oldığı müntehi tarafından mübtedye ifade ve beyan olması mercüdır.(16. sayfa kenarı)

Ab, ic, ok y M) kelimelerindeki eliflerin elif olmayıp harekeli oldukları için bunların hemze oldukları öğretmen tarafından (okuma yazmaya) yeni başlayana açıklanması rica olunur.

...sıbyânın eihnini tafğyyr ve teşvyş itmemek öusüslarında tedrys olınub olunmamasıçün ra'i üstadına iöâle kılınmıştır.(19. sayfa) Çocukların   zihnini   bozup   karıştırmamak   için   bu   konuların öğretilip öğretilmemesi öğretmene bırakılmıştır.

sınıf-ı saninin öısm-ı evvelinde bulunan üç öarfli iki öarekeliden bed 'an altı öarfli iki öarekeli kelimelere öadar çıöılmış olduğunu bi 'l-tefhim tekerrüre rifayet olunması mercüdur.(22. sayfa)

. ikinci sınıfın birinci kısmında üç harfli iki harekeli kelimelerden başlayarak altı harfli iki harekeli kelimelere kadar çıkılmış olduğunun (okuma yazmaya) yeni başlayana anlatılması ve konuların tekrar edilmesi öğretmenlerden rica edilir.

Yukarıdaki alıntılarda görüldüğü gibi eserde doğrudan öğretmenlere seslenilmektedir. Ayrıca eserin yazıldığı dönemdeki öğretmen merkezli eğitim anlayışı da bunu gerektirmektedir.

Eserdeki Baki, Şeyh Galip, Rûhî gibi birçok şaire ait şiirlerin çocukların yaş seviyelerine uygun olmaması da kitabın bir öğretmen kitabı olmasıyla ilgilidir.

İlkokuma ve yazma kitabının içerisinde öğretmenlere yönelik uyarılar olması 1926 yılında toplanan İlk Mektep Kitapları Tetkik Komisyonu'nun Alfabe Kitapları Raporunda"Elifba kitaplarının içinde muallimlere aid birtakım ihtiyarlar bulundurulması muvafık değildir"(Gürel, 1997:69) denilerek eleştirilmektedir.

 

Nuhbetü'l-Etfâl'de dersler şu şekilde verilmiştir:

BİRİNCİ DERS:Bu derste nesih yazısı gösterilmiştir. 35 harf bir çizelgede verilmiştir. (s.11)

           İKİNCİ DERS:Bu derste talik yazısı gösterilmiştir. 35 harf bir çizelgede verilmiştir. (s.11)

           ÜÇÜNCÜ DERS:Bu derste dîvanî yazı gösterilmiştir. 35 harf bir çizelgede verilmiştir. (s.12)

 Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...