ile

Elinin Hamuru İle Erkek İşine Karışmak

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Yapamayacağı bir işe kalkışmak.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Herkesin kendine göre bir işi vardır. Kimse kimsenin işine karışmamalıdır. Hele bir insan yapamayacağı, üstesinden gelemeyeceği bir işle uğraşmamalıdır. İşi ehline bırakmalıdır.
Köyün birinde bir erkek, evinin bahçesinde çamurdan kerpiç, karısı da duvar dibindeki ocakta, sacın üstünde, yağlı közleme yapıyormuş. Erkek iki de bir közlemenin iyi pişip pişmediğine karışırmış. Karısı da kocasının kestiği kerpiçlerin düzgün olmadığını söyler, kocasının beceriksizliğini yüzüne vururmuş. Adam dayanamamış, karısına:
- Ben elimin çamuru ile senin işine karışmayacağım. Sen de elinin hamuru ile erkek işine karışma, demiş.

Gramer İle İlgili Sorular

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

 

"Eski Devlet Bakanı" mı yoksa "Devlet Eski Bakanı" mı doğru bir kullanımdır? Benzer bir örnek olan "Yüksek İnşaat Mühendisi " ve "İnşaat Yüksek Mühendisi" tamlamalarından hangisi doğrudur?

Belirtisiz isim tamlamasında tamlayan ile tamlanan arasına herhangi bir sıfat girmez. Örneğin kapı kolu belirtisiz isim tamlamasıdır. Buna eski sıfatını getirirsek şöyle bir tamlama meydana gelir: eski kapı koluEski sıfatını tamlayan ile tamlanan arasına getirip kapı eski kolu şeklinde bir tamlama yapamayız. Ancak bu tamlama kapının kolu şeklinde belirtili isim tamlaması olsaydı kapının eski kolu diyebilirdik. Yani belirtili isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına sıfat girebilir, ancak belirtisiz isim tamlamalarında araya sıfat girmez. Sormuş olduğunuz devlet bakanı ibaresi de belirtisiz isim tamlamasıdır ve araya herhangi bir sıfat girmez, sıfat başa getirilir. Dolayısıyla bu tamlamanın doğru şekli de eski devlet bakanı'dır. Unutmamak gerekir ki burada eski sözü devlet'i değil, devlet bakanı ibaresini nitelemektedir.

Ayrıca belirtisiz isim tamlaması şeklinde olan inşaat mühendisi ibaresi için de aynı kural geçerlidir. Araya herhangi bir sıfat girmez, sıfat başa getirilir. Dolayısıyla bu tamlamanın doğrusu yüksek sıfatının başta olduğu yüksek inşaat mühendisi şeklidir.

"Personel Dairesi Başkanlığı" mı yoksa "Personel Daire Başkanlığı" mı gramer kurallarına göre doğrudur?

Bu tamlamalardan "Personel Daire Başkanlığı" şekli doğrudur. Dilimizde "daire başkanlığı" şeklinde kalıplaşmış bir ibare vardır. Belirtisiz isim tamlaması şeklindeki "daire başkanlığı" ibaresi, diğer bir belirtisiz isim tamlamasında tamlanan olarak kullanılmıştır.

"Demir yelek" isim tamlaması mı yoksa sıfat tamlaması mıdır?

Demir yelek ibaresi bir sıfat tamlamasıdır. Çünkü yelek'in neden yapıldığını yani bir niteliğini belirtmektedir. İsim tamlamalarında ilk kelime, ikinci kelimenin bir niteliğini belirtmez, söz konusu iki kelime arasında birbirlerini tamamlama özelliği söz konusu olur. Genellikle bu özellik de parça - bütün ilişkisi şeklindedir. Dolayısıyla demir yelek örneğine isim tamlaması diyemeyiz.

"ellemek" fiili, belirtme yönelme durumu ile mi yoksa belirtme durumu ile mi kullanılır?

Ellemek fiili, belirtme durumu eki alan nesne ile kullanılır. Yani doğru olan şekil "Beni elleme."dir.

"-sal/-sel" eki Türkçe midir?

-sal/-sel, Arapça nispet eki 'nin yerine Dil Devrimi sırasında kullanılmaya başlanan bir ektir. Örneğin ilmî yerine bilimselşahsî yerine kişisel. Dil bilimcilerin bu ek hakkında değişik görüşleri vardır. Yaygın olan görüş ise -sal/-sel ekinin Fransızca national sözü göz önünde tutularak yapılan ulusal'ın sonundaki -sal'dan türetilmiş olmasıdır. Daha açık bir ifadeyle -sal/-sel Fransızca -al/-el ekine benzetilerek oluşmuş bir ektir. -al/-el ekinden -sal/-sel biçimine geçiş ulusal örneğinden hareketle olmuştur.

"Gramer" ile "dil bilgisi" terimleri aynı kavramı mı ifade eder?

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Dil bilgisi ve  gramer terimleri birbiriyle tam olarak örtüşmemektedir. Gramer anlam olarak daha kapsamlıdır.

Prof. Dr. Zeynep Korkmaz tarafından hazırlanan ve Kurumumuzca 1992 yılında yayımlanan Gramer Terimleri Sözlüğü'nde, adı geçen terimler şöyle tanımlanmıştır.

dil bilgisi: Çeşitli düzeydeki okullarda, Türkçenin ses, şekil ve cümle yapısı ile cümlenin ögeleri arasındaki anlam ilişkilerini öğreten bilgi dalı; bu bilgileri veren dersin ve kitapların adı.

gramer: Bir dili ses, şekil ve cümle yapıları ile dilin çeşitli ögeleri arasındaki anlam ilişkileri açısından inceleyerek bunlarla ilgili kuralları ve işleyiş özelliklerini ortaya koyan bilim.

Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere dil bilgisi ve gramer sözleri terim olarak biraz farklı anlamlar yüklenmiştir.

Özne ile yüklem arasında teklik-çokluk bakımından nasıl bir uyum kuralı söz konusudur?

Özne ile yüklem arasında teklik - çokluk bakımından uygunluk olması gerekir. Bunun belli kuralları vardır. Özne teklik olursa yüklem de teklik olur. Ancak bu durumun bir istisnası vardır. Söze saygı, resmiyet katmak amacıyla teklik özne, çokluk fiille kullanılabilir. "Sayın Cumhurbaşkanımız geldiler." örneğinde olduğu gibi. Özne çokluk olunca yüklem teklik de olabilir çokluk da. Ancak bu durumda daha çok yüklemin teklik şekli kullanılmaktadır: "Çocuklar okula gitmiş." Cansız varlıklar, bitki ve hayvan adları özne olduğu zaman, özne çokluk da olsa yüklem teklik olarak kullanılır. Ancak bitki, hayvan ve cansız varlıklardan meydana gelen öznelerin çokluk biçimi kullanılırken, bu varlıklar o cümlede şahıslaştırılmak isteniyorsa yüklem çokluk da olabilir. "İlkbaharın tatlı rüzgârıyla sarhoş olan martılar, çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı." cümlesinde çınlatıyordu şeklini de, çınlatıyorlardı şeklini de kullanmak mümkündür. Bu, yazarın tercihiyle ilgilidir. Yaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı üzere "Yetkililer, üç gün boyunca havanın sıcak geçeceğini belirtti." şekli tercih edilmekle birlikte "Yetkililer, üç gün boyunca havanın sıcak geçeceğini belirttiler." şekli kullanılabilir.

"Taşucu, Kırlareli, Adapazarı" gibi belirtisiz isim tamlaması yapısındaki yer adlarıyla tek kelimeden oluşan yer adları, durum eklerini aynı şekilde mi alır? Bunun kuralı nedir?

Ünlüyle biten bir kelimeye belirtme veya yönelme durumu eki getirilirken araya kaynaştırma harfi y girer. Kediyi, örtüye, masayı vb. İsim tamlamalarına durum ekleri getirilirken de tamlamanın sonundaki iyelik ekinden dolayı araya zamir n'si girer. Masa örtüsünü, kalem kutusuna, kitap dolabında vb. Yer adlarına ek getirirken de bu duruma dikkat ederiz. Yani yer adı tek kelimeden oluşuyor ve ünlü harfle bitiyorsa yer adıyla belirtme veya yönelme durumu eki arasına kaynaştırma harfi y girer. Ankara'yı, Ankara'ya örneklerinde olduğu gibi. Yer adı bir isim tamlamasından oluşuyorsa tamlama ile durum ekleri arasına zamir n'si girer. Taşucu'nu, Kırklareli'ne, Adapazarı'nda örneklerinde olduğu gibi. İyelik ekinin iyice kalıplaştığı birkaç örnekte ise kelime ile durum eki arasına zamir n'si yerine kaynaştırma harfi y'nin girdiğini görüyoruz: Rumeli'yi, Tunceli'ye.

-lar/-ler çokluk eki mi önce gelir, -dır bildirme eki mi?

Çokluk eki -lar/-ler fiil çekimlerinde genellikle sonda yer alır. -dır bildirme ekinin bulunduğu çekimlerde ise genellikle -dır en sonda yer alır. Ancak  -makta/-mekteadlandırılmaktadırlar şeklindeki örnek doğrudur. Ayrıca gereklilik kipinin çekiminde normal şekil bilmelilerdir olmakla birlikte bu az kullanılmakta, genellikle bilmelidirler şekli tercih edilmektedir. ekinin kullanıldığı fiil çekiminde bildirme eki, çokluk ekinin önüne geçer. Dolayısıyla

"Oluyormuştu" fiil çekimi Türk dili kuralları açısından doğru mudur?

Oluyormuştu şeklindeki fiil çekimi standart Türkiye Türkçesinde yoktur. Ancak bu şekil bazı Anadolu ağızlarında kullanılmaktadır. Standart Türkiye Türkçesinde olmayan, sadece bazı ağızlarda kullanılan bu şekli yazı dilinde kullanmak doğru değildir.

Kedi İle İlgili Deyimler

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Hayvanlar arasında, insana en yakın, en sıcak duran hayvan kedi olmalı. Bu yakınlık, biraz da karşılıklı. Kedi, insana yakın durduğu kadar, insanoğlu da kendini ona yakın hissetmiş. Bu yakınlığın en net yansıması konuşmalarımıza yansıyan kedili deyimler, kedili atasözleri ve kedili cümleler. Öyle ki, hayatta hiç kedi beslememiş, bir kediyi sıvazlamamış, bir kedi tarafından tırmalanmamış insanlar bile, günlük konuşmalarında, “kedi gibi...” diyerek başlayan çok sayıda benzetme kalıbını kullanmaktadırlar. “Kedi şiiri” yazan şairlerimizin sayısı hiç de az değil. “Kedi şiiri” yazmasa bile, şiirlerinde “kedi”yi kullanmayan şair de yok gibi. “Kedi”li benzetmeler, sokak konuşmalarından en edebi metinlere, akademik çalışmalardan argo konuşmalara kadar kendine yer bulmuş.

Dikkat edin, hepimiz, bir olayı daha iyi anlatmak, bir kişinin davranışını daha iyi betimlemek, bazen sevgimizi bazen kızgınlığımızı, bazen de nefretimizi anlatmak için, olayı, davranışı, özneyi “kedi”ye benzettiğimiz çok olur.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.


Kedi severler, kedilerin nankörlüğünü kabul etmeseler de, dilimizde en çok yer edinmiş kedili deyim, “nankör kedi”dir. Şarkılara da girmiş bu deyim, nerede bir vefasızlık olsa, durumu en iyi anlatan deyim olarak kullanılmaktadır.

Çok sızlanan birine hemen “kedi gibi mızıktama” deriz. Suçundan dolayı bir kenarda sessizce oturanın durumunu ise “süt dökmüş kedi gibi” deyimi anlatır. Şımaran, bize yakın durmaya çalışan insanları da kedi tavırlarıyla açıklarız: “kedi gibi şımarmak”, “kedi gibi sırnaşmak”. İnsan suçlu olduğunda da kedi gibidir, masum olduğunda da. Çünkü, o bazen “kedi gibi suçlu” başı eğik, bazen “kedi gibi masum” ve utangaçtır.

Uykudan kalkmış keyifle gerinen biri de aslında “kedi gibi geriniyor”dur, elbette uyumanın da kedi gibi olanı var. Mesela Can YÜCEL Murakabe şiirinde “kedi gibi uyumak”tan bahseder. “Gebe bir kedi gibi / Uyukluyorum güneşte / Neyi nasıl nerde doğuracağımı / Düşünerek değil sade / Lohusa / atağımı kafamda kurarak... / Düşün düşün düşün

İşi hep rast gelen, her sıkıntıdan kurtulan ve her olaydan karlı çıkan da “dört ayağı üzerine düşen kedi gibi”dir. Her beladan kurtulan, her ölümden sıyrılan da “kedi gibi dokuz canlı”dır. Bazı insanlar hareketlidir, yerinde duramazlar, o zaman “kedi gibi tırmanmak”,kedi gibi sıçramak”, “kedi gibi oynamak” zamanıdır. Tabii insan her zaman dört ayağı üzerine düşmez, her zaman hareketli olamaz. O zaman da “kedi gibi korkak”, “kedi gibi ürkek”, “kedi gibi uyuşuk” olursunuz. Ama bir insanın çok fazla üzerine giderseniz, karşınızdaki “kedi gibi köşeye sıkıştırılmış” olur, bu da onu savunmaya zorlar, ve “köşeye sıkışmış kedi gibi” üzerinize saldırabilir.

Başarı kedicedir ama başarısızlık da. Onun için kırk yılda bir defa tuttuğu işi koparana ya da şanssız birisi iyi bir fırsat yakaladığı zaman, hemen “kedi olalı bir fare yakaladın” deriz.

Bakmanın da kedice olanı vardır. “Kedinin ete baktığı gibi” bakarsanız, aç olduğunuz ya da ihtiraslı olduğunuz anlaşılır. Ve eğer çok güzel bir haber alırsanız “gözleriniz kedi gibi parlar”. Geceleri yolarda size rehberlik eden, yol sınırlarınız çizen beyaz ve kırmızı parlak uyarıcıların adı da “kedi gözü”dür.

Hafif tombul dostumuza “ciğerci kedisi gibi” semiz deriz. Çok gezenin, her tarafa girip çıkanın adı da “sokak kedisi”dir. Ama en kötüsü “kara kedi” olmaktır. İnsanoğlu, sevgisini, aşkını anlatmak için kediden yardım istediği gibi, arayı bozan, ikilik sokan birini tarif ederken de ondan medet diler. Çok iyi dost olan iki kişinin bozuşmuş olduğunu gördüğümüz zaman, aralarına “kara kedi girmiş” diye düşünürüz. Bazılarıda “kara kedi” görmek uğursuzluk getirir demişlerdir.

İnsan eşine, sevgilisine, kadınına da, nedense kedi gözüyle bakar. Sevgilisine yakın duran, ona yaklaşan kadın “kedi gibi sokulur” ve “kedi gibi koyna girer”. Ama bazen de “kedinin fare ile oynaması gibi”dir aradaki ilişki. O zaman da bir taraf, “kedi gibi hırçınlaşır”. Ama çoğu zaman “kedi gibi değişken ve kaprisli tavırlar”ı kadın ortaya koyar. İlişkilerde “kedi gibi mırlayan” da, “kedi gibi numaralar” yapan da kadındır. Çünkü o, “kedi gibi kadın”dır. Ama en çok da sevgililere yakışan birbirlerine “kedi gibi sığınma”larıdır. Afşar Timuçin, İSTERSEN AL GÖTÜR BENİ başlıklı şiirinde, “Ölümsüz gülüşünle başlıyorum / Her güzelliğe her sevince / Bir yağmur ince ince / Sürerken beni başka zamanlara” dedikten sonra şu çağrıda bulunur sevglisine, “Sıcaklığın beni alıştırıyor / Soğuk ve yağmurlu akşamlara / Üşümüş bir kedi gibi sığınıyorum / Ellerine ayaklarına saçlarına”. Kadına karşı güç gösterisi de kedi ile yapılır. “Kedinin bacaklarını ayırmak” ilk gecenin adetidir.

Mart Kedisi” ise yaramaz erkeklerin adıdır. İşleri, güçleri çapkınlık olan erkeklere “yine ortalıkta ‘mart kedisi gibi’ dolaşıyorsun” derler. Mart ve kedi arasındaki ilişki herkesin zihninde vardır. Mart gelir ve kediler dama çıkar... Orhan Veli, şiirinde bu ilişkiye dokunur. “Neden liman deyince / Hatırıma direkler gelir / Ve açık deniz deyince yelken? / Mart deyince kedi, / Hak deyince işçi..” Kışın şiddetini anlatmak için de yine kedilerden örnek veririz. Evliya Çelebi’nin Erzurum soğuğunu anlatmak için Seyahatnamesi’nde anlattığı hikayenin orijinal metnini de buraya alayım. “... Hatta bir kere bir kedi, bir damdan bir dama pertâb iderken (atlarken) muallakda donup kalır. Sekiz aydan nevrûz-i Harzemşâhî (ilkbahar) geldikte mezkûr kedinin donu çözülüp ‘mırnav’ deyüp yere düşer.” Kedi damdan dama atladığına göre aylardan mart olmalı.

Kediye benzetilen en olumuz insan tavrı yalakalıktır. Bazen birinin size yakınlaşma çabasını “kedi gibi yalakalık yapmak” gibi algılayabilirsiniz. Kim bilir belki de o size sadece “kedi gibi sürtünerek” bir sevgi gösterme çabasındadır.

Çocuklarında kedilikleri vardır. Çünkü onlarında büyükleri gibi “kedi karakteri” vardır. Ve o zaman “kedi gibi yaramaz” , “kedi gibi hırçın”, “kedi gibi atik” olurlar. Mutfakta çok dolaşan, ne pişiyor diye gözleyen çocuk da olsa, bey de olsa yaptığı iş “mutfak kedisi gibi ayak altında dolaşmak”tır.

Su içmenin de kedi gibisi olur mu demeyin. Konuşma özürlü çocuklar için doktorların önerilerinden biri de, özürlü çocuğun, “kedi gibi su içmesi”dir. Küçük bir tabaktan dil ile “kedi gibi su içme” egzersizleriyle çocuk konuşma özrünü atabilirmiş.

Kedi kelimesi isim tamlamalarına da girmiştir.Kedi gözü(yol kenarlarındaki uyarıcılar),kedi dili(bisküvi),kedi ayağı(bitki-çiçek).

Kedili ata sözlerin en meşhuru “Kedi uzanamadığı ciğere murdar” dermiş. Daha çok sayıda atasözü var. Sevdiklerim şunlar: “Kedinin usluluğu sıçanı görünceye kadardır”, “Kedinin boynuna ciğer asılmaz” ve “Avcı kedi mırlamaz. 

İnsan hep kedi ile iç içe. Sevgilisini de kediye benzetmiş, düşmanını da. Çocuğunun davranışları açıklarken de “kedi gibi” diye cümleye başlamış, kendini tanımlarken de. İnsan kediye yakın bulmuş kendini. Kendini onda bulmuş. Kendini ona benzetmiş. Hatta, kedi zannetmiş. İnsan, ne kadar da kedi. Aslında kediyi anlatan insan hep kendini anlatmış.

Onun İpi İle Kuyuya İnilmez

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Ona güvenilmez, onun dediğine inanılmaz, o insanı yolda kor.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Güven duymadığımız, sözlerine inanmadığımız insanlarla alışveriş yapmamak, bir arada bulunmamak lazımdır.
Güven, insanı ve toplumu ayakta tutan manevi duygulardan biridir. Birine güvenmek ve inanmak zorundayız. Bir arada yaşadığımız için birbirimize muhtacız. Güven duygusunun kalıcılığı insanın inançlarıyla yakından ilgilidir.
Eskiden, kendir ve keten liflerinden çul, yular, ip, urgan ve halat gibi günlük işlerde kullanılan eşyalar yapılırdı. Bu işlerle uğraşan, hileli malzeme ile çürük ip yapan Ali Usta adında biri varmış. Hatta bu adama İpi Çürük Ali Usta demeye başlamışlar. Bu ustanın yaptığı ip ve urganlar olmadık yerde kopar, birçok kazalara sebep olurmuş.
Bir gün, derin bir kuyuya bir kuzu düşmüş. Kuyuya inmeye hazırlanan biri, ev sahibinden urgan istemiş. Getirilen urganı beğenmemiş:
- Bu urgan, İpi Çürük Ali Usta'nın malıdır. Onun ipiyle kuyuya inilmez, demiş.
- Haksızlık ediyorsun, Ali Usta'nın ipiyle kuyuya inilir, ama aynı iple çıkılır mı çıkılmaz mı, orasını bilmem, deyince çevresinde bulunanlar, gülüşmüşler.

Vasıta Hâli (-La, -Le)

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Tanım:İsimlerin-le, -la eklerini almış şekilleridir. Vasıta hali kelimelere şu şekilde gelir:

 

1. “-le, -laeki kendinden önceki kelimeden ayrı yazılırsa ile şeklinde yazılır.

Evine araba ile gitti.

2. Kelimenin sonu sessiz harfle bitiyorsa ve bitişik yazılıyorsa  -la, -le, sesli harfle bitiyorsa ve bitişik yazılıyorsa -yla, -yle şeklinde yazılır.

Tatile uçakla gideceğiz.

Okula arabayla gidelim.

 

Kullanımı:

1.ve anlamında kullanılır. (Kimle? Neyle?)

Annem ile baban bugün okula gelecekler.

(Annem ve baban bugün okula gelecekler.)

2. Bir iş yaparken ne kullandığımızı gösterir.(Neyle?)

Bu yemeği kaşıkla yemelisin.

Saçını şampuanla yıkamalısın.

3. Vasıta, araç (Neyle?)

Memleketime uçakla gideceğim.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Yukarıya asansörle çıkabilirsiniz.

4. Bir işi kimle yaptığımızı gösterir. Beraberlik anlamı vardır.(Kimle?)

Arkadaşımla alışverişe çıkacağız.

Not: ile sözü ve anlamında kullanılırsa kişi zamiri başta kullanılmaz.

Senile baban nereye gidiyordunuz.      (Yanlış)

Babanla sen nereye gidiyordunuz.         (Doğru)

İle Şahıs zamirlerine şu şekilde gelir:

 

KİM İLE?                      (KİMİNLE?)

Ben                                   Benimle

Sen                                   Seninle

O                                      Onunla

Biz                                    Bizimle

Siz                                    Sizinle

Onlar                              Onlarla

Not: Onlarınla biçimi yanlıştır.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...