deyimi

Abayı Yakmak

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Birisine aşık olmak, tutulmak, gönül vermek mânâsında kullanılan bir tabirdir.

"Aba", bilhassa tekkelere mensup olan dervişlerin giydiği, kalın yün kumaştan, elbise üstüne giyilen bir çeşit üstlüktür. Eski tekkelerdeki klasik olarak bir cami veya mescidin yanı sıra, şadırvanlı bir iç avlu bulunurdu. Bu dört köşe avlunun etrafında dervişan hücreleri, büyük bir dersane, mutbak, kiler ambar gibi binalar olurdu.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Kış aylarında dershanenin ocağı hani hani yanarak içeriyi ısıttı. Böyle bir dergâhta bir gün, sırtlan abalı dervişler, şeyh efendinin dersine ve tavvuf bahsinde anlattıklarına o kadar dalmışlar ve ken­dilerinden geçmişler ki, arkası ocağa dönük olan bir dervişin sırtın­daki abası yanan derviş bile kendi sırtından çıkan dumanı fark etme­miş. Ar aşkına, yâr aşkına (Allah aşkına) yanan derviş, dünya ateşi­nin farkına varmamış.

Bu olay, dilimize, şimdilerde "argo" olarak kabul edilen deyimi kazandırmış.

Afyonu Patlatmak

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Eski tiryakiler ramazanda afyonu macun haline getirir ve mercimek büyüklüğünde toplar her sahurda iki üç tane yutarlarmış.ancak her bir macunu sırasıyla bir,iki,üç kat kâğıtlara sarmayı da ihmâl etmezlermiş.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Böylece kâğıt mide özsuyunda eriyince macun midede dağılır ve bir kaç saatliğine keyif devam edermiş.Tabii iki kat kâğıda sarılan macun bir kaç saat sonra,üç kat kâğıda sarılı macun da onu takiben kana karışınca tiryaki iftara kadar rahat etmiş oluverir.

Ağzına Tükürmek

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Bebek yahut küçük çocukların, manevi itibarına ve ermişliğine inanılan kişilere götürülerek ağzına tükürttürülmesi ve ardından da ileride o kişi gibi ulu bir zat olması için dua istenmesi yakın zamanlara kadar geçerli olan Anadolu adetlerinde biriydi. Eski tekkelerin eşikleri bu sebeple çok aşınmış olsa gerektir.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.


Bütün bunlardan anlaşılan o ki argodaki ağzına tükürmek deyiminde bir üstünlük mücadelesi vardır. Birisinin ağzına tükürdüğünü veya tükürmek istediğini “ağzına tükürdüğüm” veya “ağzına tüküreyim” gibi basma kalıp deyimlerle ifade eden kişi, söz konusu meselede ağzına tükürülenden daha usta olduğunu veya olabileceğini ima etmeye çalışmakta, “bu konu da ben onun ağzına tükürürüm!” diyerek de bir nevi tehdit savurmaktadır.

Ağza tükürmenin yalnızca hasta okumağa özgü bir gelenek olmadığını şu hikayeden anlamak mümkündür:

Vaktiyle, saçma sapan şiirler yazan bir şair, Molla Camii’nin meclisinde,

-Üstat, demiş, dün gece rüyamda şiirler yazıyordum ki Hızır aleyhisselamı gördüm. Mubarek ağzını tükürüğünden bir parça benim ağzıma tühledi.

Molla cami adamın şiirlerinde keramet sezilmesi için böyle söylediğini ve güya Hızır’ın feyiz verici nefesine mazhar olduğuna dair yalancı şöhret peşinde koştuğunu anlayıp cevabı yapıştırmış:

- Be ahmak, öyle değil. Bence Hızır aleyhisselam bu şiirleri senin yazdığını görünce yüzüne tükürmek istemiş, ama o sırada ağzın açık olduğundan, tükürük suratına geleceği yerde ağzına girmiş!..

Aklı Kesmek

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Deyiminin kullanıldığı söz gelişi:

Bir işe girişmeden önce, onu yapmak akıl gücünün ve kabiliyetlerinin elverişli olup olmadığını tartmak, yollamak ve hesaplamak gerektiğini belirtmek için söylenen bir deyim.

Bu ünlü tâbirin hikâyesi şöyledir:

Bilindiği gibi, Halk arasında Lokman Hekim diye ün salan meşhur bilgin ve filozof İbni Sina (Ebu Al'i Hüsyeyin) -980-1037 aslen Belh şehrinin yerleşmiş bir Türk ailesinin çocuğudur.

Samani Devletinin başkenti olan Buhara yakınlarındaki Afşan kasabasında doğdu. On yaşında Kur'anı ezberledi, 18 yaşına kadar devrinin bütün bilimlerini okuyup en yüksek dereceyi buldu. En çok Tıp dalına merak etti, tıpla uğraştı.

Yüzden fazla eseri olup Doğu ve Batı dillerinin hepsine tercüme edilmiştir. Eserlerin pek çoğu: Tıp, Fizik ve Astronomiye aittir. İbni Sina, tahsil hayatının ilk çağlarında (Riyaziye) denilen Matematik derslerim pek kavrayamamıştı. Bir türlü aklı eriniyordu.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Bir gün kırda gezerken bir kuyu gördü. Kuyunun ağzında mermerden oyulmuş, çember şeklinde bir bile­zik vardı, kuyu ağzının büyüklüğüne göre yapılmış ve konulmuş olan bu taşa dikkatle baktı, mermer bileziğin iç tarafları, kova ipinin sürtüşmesiyle sanki oluk oluk oyulmuş ve kesilmiş gibiydi. Kovanın bağlı bulunduğu urgan, kuyu dibine her iniş ve çıkışta bu mermere sürte sürte onu aşındırmış ve nerede ise kesecek kadar derin oluklar vücuda getirmişti... Büyük bilgin daha çocuk yaşta idi, fakat bu olay ona çok tesir etmişti.

Derin derin düşündü ve şöyle dedi:

-Urgan gibi yumuşak bir cisim nasıl oluyor da Mermer gibi en sert ve çetin bir taşı böyle kesiyordu? demek ki herhangi.bir işte azmetmek, çaba harcamak, sabır, sebat ve direniş göstermek başarının temeliydi.

Urgan mermeri nasıl kesmiş ise, benim aklım da matematik derslerini aynı şekilde ve zaman harcayarak kesebilir.

O günden sonra Matematik derslerine büyük bir sebat ve dikkale sarıldı ve sonunda muvaffak olup eserler yazdı.

Dilimizdeki: (Aklın kesiyor mu?) deyiminin kökü bu olaydan geldiği söylenmektedir.

Bu bölüm yukarıda kapak sayfası görünen ZEKA TOMURCUKLARINA DAMLALAR adlı kitaptan alınmıştır

Ali Kıran Baş Kesen

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Külhanbeyi ağzında “Ali kıran baş kesen ” diye bir deyim vardır.Bıçkın ve acımasız serseriler hakkında kullanılır.Bu deyim aslında “Dal kıran baş keser” atasözünden galattır.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Atalarımızın insanları ağaç ve bitki sevgisine teşvik için dal kıranın baş kesmiş kadar suçlu olduğunu belirtmeleri eskiden beri Türk-İslam töresinde ağaç ve bitki hukukunun derinliğini gösterir. Fatih’ affedilen “Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim.

Allah Versin

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Maşallah işlerin yolunda, buna memnun oluyorum. Bu deyimin ikinci anlamı da dilenciye sadaka veremeyeceğim, boşuna beklemesin.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Zengin bir adam evinin penceresinde otururken, evin yanından geçen bir Bektaşi:
- Hu erenler, babaya birkaç kuruş bağışla, demiş.
Zengin adam başını çevirip evin içindekine yüksek sesle bağırmış:
- Mehmet, Recep'e söyle, Recep vekilharca söylesin, vekilharç Ayvaz'a söylesin, Ayvaz gitsin şu Bektaşi'ye “Allah versin.” desin!
Bunun üzerine Bektaşi de adama şu karşılığı vermiş:
- Ulu Tanrım, Cebrail'e söyle, Cebrail Mikâil'e söylesin, Mikâil İsrafil'e söylesin, İsrafil’de Azrail'e söylesin, Azrail de gelsin şu adamın canını alsın.

Çalış, didin Allah versin
Oturanı kimse sevmez
Çalış, didin Allah versin
Rızık ara, dolaş ve gez

Arslan Payı

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Bir paylaşımda en güçlünün aldığı pay.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Hak kuvvetlinin olmamalıdır. Aksi hâlde cemiyette huzur ve güven kalmaz. Hak, hak edenin olmalıdır. Hak etmeden, alınlar terlemeden elde edilen kazançlar, insanlar arasındaki adalet duygusunu zedeler. Ağlayanın hakkı, gülene hayır etmez. Emek ve yemek hırsızı olmamak, insanlara maddi ve manevi yönden zulmetmemek lazım.
Bir gün ormanda bir grup hayvan avlanırken, diğer grup da kralları olan arslanın hizmetinde bulunurmuş. Avladıkları büyük bir hayvanı paylaşmak için arslanın başkanlığında toplanmışlar. Kaplan, sırtlan, kurt, tilki ve çakal halka olmuşlar. Arslan da hayvanın parçalanarak taksimini kurda vermiş. Kurt avı eşit bir şekilde paylaştırmaya kalkınca, kükreyen arslan bir pençe ile kurdu yere sermiş. Daha sonra taksim işini tilkiye vermiş. Tilki avın ön butlarını ayırmış: “Bunlar efendimizin sabah kahvaltısıdır.” demiş. Arka butlarını göstermiş: “Bunlar efendimizin öğle yemeğidir.” demiş. Gövdesini göstererek “Bu da akşam yemeğidir. Geri kalan işkembe bağırsakları biz kendi aramızda paylaşırız” demiş.
Aslan keyifli keyifli tilkiye sormuş:
- Aferin sen bu taksimi nereden öğrendin? Tilki de :
- Yerde uzanan şu kurt babadan öğrendim, cevabını vermiş.

Arslan payını almış
Koca koca namertler
İti sürüye salmış
Koca koca namertler

Asayiş Berkemal

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Sultan Abdülazizin son yıllarında Musul ve Bağdat gibi illerde toplum içi anarşik olaylar artar.Irak ve çevresinde yabancı devletlerinde etkisi ile iyice asayiş bozulur.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.


Durumları İstanbuldan gizlemeye çalışan devrin yetkilileri ,
Vilayet gazetesine her baskısında şu şekil manşet atarlardı:

‘’Saye-i asayiş –vaye-i padişahide ,vilayetin her bir tarafında emn-ü asayiş berkemaldir..’’

<Padişahın şahane idaresi altında,vilayetimizin her tarafında asayiş ve huzur hakimdir.>

Yine büyük olaylardan sonra ertesi gün aynı manşet verilince ,
Bölgenin ünlü şairlerinden Kerküklü Şeyh Rıza Efendi dayanamayıp
Aşapıdaki beyti yazıp gazeteye gönderir.

‘’Katl ü nehb-i eşkiyadan millet oldu payimal,
Emn-ü asayiş yine,elhamdülillah berkemal!!’’

<Eşkıyanın cinayet ve yağması yüzünden millet ayaklar altında kaldı ama,
Allaha şükür asayiş yinede sağlanmış durumda.>

Ateş Pahası

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

(Çok pahalı anlamında kullanılan bir deyim.)

Kanuni Sultan Süleyman, adamlarıyla avlanmaya çıkmış. İstanbul çevresinde avlanırken oldukça uzaklaşmışlar. Hava birden bozmuş ve çok şiddetli bir yağmura tutulmuşlar. Islanmış ve üşümüş olarak bir kömürcü kulübesine sığınmışlar. Her ne kadar kendilerini tanıtmak istemeseler de kömürcü işi anlamış. Bunlara hemen bol ateş yakmış, ısıtmış, sıcak bir şeyler ikram etmiş. Gidecekleri sırada, Sultan Süleyman, kömürcüye ateş yaktığından dolayı kaç para borçları olduğunu sormuş. O da:

-Bin altın, demiş.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Parayı çok fazla bulan veziri:

-‘Bu ateşin ücreti çok pahalı’ demesi üzerine padişah:

-‘Bu ateş deydi pahasını da verin’ demesi üzerine bu deyim ‘ateş pahası’ olarak dilimize yadigar kalmıştır.

Atı Alan Üsküdarı Geçti

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Becerikli, kurnaz, eli çabuk olanların, bir işi ötekilerden daha önce sonuçlandırdığını belirten, "İş işten geçti" anlamında bir deyim.

Bolu Bey'ine başkaldıran, çoğunlukla ünlü halk şairi ile karıştıran eşkıya Köroğlu, bir gün atını çaldırmış. Köroğlu, değerli ve akıllı bir hayvan olan atını aramak için diyar diyar dolaştıktan sonra, İstanbul'da satılık hayvanlar arasında kendi atını bulmuş. O'nu tanımayan satıcıya müşteri gibi görünmüş. Önce şöyle bir binip deneyeceğini, sonra satın alacağını söyleyerek ata atlamış, hayvan da bir binip deneyeceğini, sonra satın alacağını söyleyerek ata atlamış, hayvan da sahibini tanıdığından, atı mahmuzlamasıyla şimşek gibi fırlayıp kaybolmuş. Kıyıya varınca da sala fazla para verip Üsküdar'a çektirmiş. Öfkesinden küplere binip izlemeye yeltenen at cambazına, kalabalıktan biri seslenmiş:

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Beyhude çabalama atı alan Üsküdar'ı geçti. O adam Köroğlunun kendisi idi.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...