daha

Afrika’ya Daha Fazla Türk Okulu İstiyoruz

Ekvator Ginesi Dışişleri Bakanı Esono: “Avrupa, elçiliklerini kapatırken Türkiye, Afrika’ya okul açtı. Halkımıza nasıl balık tutulacağını öğretti. Bizim şu an bu okullara olan ihtiyacımız daha çok arttı. Bir ülkede Türk okulu olması artık bizi mutlu etmiyor; o ülkenin her şehrinde açılmasını istiyoruz.”

54 ülkenin üye olduğu Afrika Birliği’nin Dönem Başkanı Ekvator Ginesi’nin Dışişleri Bakanı Eustaquio Nseng Esono, Afrika’nın, içinde bulunduğu sorunlardan eğitimle kurtulacağına dikkat çekti. Kıtanın birçok ülkesinde eğitim veren Türk okullarının sayısının artmasını isteyen Esono, sebebini şöyle açıkladı: “Avrupa, elçiliklerini kapatırken Türkiye, Afrika’ya okul açtı. Halkımıza nasıl balık tutulacağını öğretti. Bizim şu an bu okullara olan ihtiyacımız daha çok arttı. Bir ülkede olması artık bizi mutlu etmiyor. O ülkenin her şehrinde okul açılmasını istiyoruz.”

Eustaquio Nseng Esono, Türk okullarının Afrika’nın birçok ülkesinde faaliyet göstermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek bu okulların sayısının az olmasından dolayı üzüntü duyduğunu söyledi. Geçirdikleri sıkıntılı dönemlerde AB’nin elçiliklerini kapatıp Afrika’yı kaderine mahkûm ettiğini hatırlatan Gineli bakan, zor günlerinde Türk okullarının gayretli çalışmalarının ise Türklerin, ne kadar samimi insanlar olduğunu gösterdiğini ifade etti.

TÜRKİYE İLE ORTAKLIĞIMIZ BAKİ

Türk halkının, kuraklık ve açlığın pençesindeki Somali konusunda ortaya koyduğu hassasiyeti hiç unutmayacaklarını anlatan Gineli bakan, “Yapılan yardımlara sadece bir teşekkür ile cevap vermek yeterli değil bizim için. Ayrıca sadece alan taraf değil, veren taraf da olmak istiyoruz.” diye konuştu. Türkiye ile ortaklıklarının baki olacağını söyleyen Esono, bölgenin ilk defa gerçekten bir ülkeye güven duyduğunu anlattı. Avrupalıların daha çok ekonomik çıkarlarla Afrika kıtasına ilgi gösterdiğini anlatan bakan şöyle konuştu: “Fransızlar, İngilizler, İspanyol ve Almanlar tarafından yıllarca sömürüldük. Batılılar bizden hep aldı ve sonra Afrika halkını kaderine mahkûm etti.  Afrika çok zengin bir kıta ancak kaynaklarını kendisi için kullanmasına fırsat verilmedi.”

Afrika Birliği dönem başkanı, bölgedeki sömürgecilik faaliyetlerine en erken başlayan Fransa’nın da, en çok sömürge payına sahip olan İngiltere’nin de kıtanın içine düştüğü durumdan çıkmasına yardımcı olmadığını aktardı. Bölge halkının artık bu ülkelerle ortaklık yapmak istemediğini kaydeden Esono, Batı’nın bölgedeki iç çatışmaların da kaynağı olduğu görüşünde. Gineli bakan, “Batı ile yaptığımız ortaklıklar çok kötü sonuçlar doğurdu. 50 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda Afrika’nın giderek yok olduğunu gördük. Biz Batı’ya artık güvenmiyoruz.” dedi. Türkiye ile gerçekleştirdikleri ortaklığın aradan kısa bir süre geçmesine rağmen çok olumlu sonuçlar verdiğini aktaran Gineli bakan, 2012’de tarım, ticaret ve bankacılık alanındaki çalışmalara ağırlık vereceklerini kaydetti.

Türkiye’nin AB sürecini değerlendiren bakan, “Türkiye; Avrupa, Asya, Ortadoğu ve şimdi de Afrika’da önemli bir aktör oldu. AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var. AB, yakın bir gelecekte Türkiye’nin kapısını kendisi çalacak.” yorumunu yaptı.

Komorlar Cumhurbaşkanı Sambi: Türk okulları beyazlara bakışı değiştirdi

Afrika liderleri, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Kara Kıta’da da eğitimle gönülleri fetheden Türk okullarını övdü. Ülkesinde Türk okulu bulunmayan Komorlar Cumhurbaşkanı Abdallah Mohamed Sambi, “Türk okulları Afrikalıların beyazlara karşı duyduğu önyargıyı değiştirdi. Benim ülkemde de sabırsızlıkla açılmasını bekliyorum.” dedi. Ülkelerindeki en büyük sorunlarından birinin eğitim olduğunu dile getiren eski Komorlar Cumhurbaşkanı Abdallah Mohamed Sambi,  “Onlar İslam’ı eğitimle beraber güzel bir şekilde temsil ediyor.” dedi. Sambi, “Ancak kendi ülkemde hâlâ açılmadı ve sabırsızlıkla açılmasını bekliyoruz. Bunun için girişimlerde bulundum.” ifadelerini kullandı. Nijerya Bornu Sultanı Abu Bakar İbn Umar Garbai el-Kanemi de Türkiye’nin Afrika’daki eğitim hizmetlerinin gelecekte hayırla anılacağını vurgulayarak, “Afrika halkı, yardımlarınızı asla unutmayacak. Eğitim kurumları, geleceğimiz için umut verici.” şeklinde konuştu.

Afgan liderler: mezun olanlar kardeşlik tohumu ekiyor
Afganistan Sivil Toplum Geliştirme Derneği Başkanı Dr. M. Saeed Niazi, halkın artık savaş ve mezhep çatışmalarından bıktığını anlatırken, huzuru tesis etmek için Türk okullarının sayısının artması gerektiğini belirtti. Türk okullarından mezun olan öğrencilerin Afganistan’ın yarınlarını kurtaracağını ifade eden Niazi, bu okulların ülkede kardeşlik tohumları ektiğini şu sözlerle anlattı: “Okullar açıldığından bu yana bir araya gelmeyen aşiretlerin çocukları aynı sofraya oturuyor, yemek yiyor ve aynı safta namaz kılıyor. Bunların ailelerini bir araya getirmek mümkün değilken Türk okulları vesilesi ile bu çocuklar kardeşçe büyüyor. Sayısı artarsa Afgan halkının barış içinde yaşaması için temeller atılmış olur.” Afgan Barış Birim Program Koordinatörü Amanullah Ludin de okul sayısının az olmasından yakındı. Herkesin çocuklarını Türk okullarına göndermek istediğini anlatan Ludin, “Okullar birçoğumuza umut kapısı oldu. Ama ne yazık ki herkes oraya çocuklarını gönderemiyor. Şunun farkındayız ki okullar açıldığından bu yana Afganistan’ın rengi değişti. Yetkililerin bizi dikkate almasını ve okulların sayısının artırılmasını bekliyoruz.” dedi. Ülkede, eğitim gönüllülerinin biri kız lisesi olmak üzere toplam 8 Türk okulu bulunuyor.

ABD Başkanı Barack Obama’nın danışmanı Rachad Hussain, İslam ülkeleri ile işbirliğini geliştirmek istediklerini söyledi. Rachad Hussain, Fethullah Gülen ve çevresindeki insanların Türkiye’nin ilerleyişinde büyük rolü olduğunu belirtti. Hussain,  “Kendisi çok değerli bir din alimi. Türkiye’de başlattığı eğitim faaliyetleri ile Türkiye’nin ufkunu açtı. O, dünyada insanların birbirini anlaması ve tanımasının önemini ortaya koydu.” şeklinde konuştu.

Kaynak: http://www.gezgindergi.com/2012/05/24/afrikaya-daha-fazla-turk-okulu-istiyoruz/

Yakın Kalsın; Uzağa, Daha Uzağa!

Apartman komşum olan delikanlı bir broşür uzattı. 9. Uluslararası Türkçe Olimpiyattan'na davet ediyordu. Biraz konuştuk. Memleketi Makedonya'da açılan Türk lisesinde okumuş bir Arnavut'tu. Burada öğrenci arkadaştan ile kalıyordu.

Aksansız ve akıcı Türkçesiyle Hacettepe Üniversitesi'nde okuduğunu anlattı. Onun da ideali dünyanın herhangi bir köşesinde açılacak okullarda öğretmenlik yapmaktı. Anadolu'da kazandığı ve güçlendirdiği Türkiye ve İslam sevgisini uzak ufuklara taşımak niyetindeydi. Adeta beynim zonkluyordu. Yoksa o Türk'tü de ben mi yabancıydım...

Savaşsız ve kansız bir dünyanın, ancak "sevgi dili Türkçe ile konuştuğu" zaman kurulabileceğine inanıyordu. Yüreğindeki şefkat hâlesi ve davasını ötelere taşıma heyecanının titreşimleri yüzüne yansıyor ve tertemiz alnından okunabiliyordu. Konuşmasa bile hal dili yeterliydi. Maalesef kabukla uğraşırken özden uzaklaşıyoruz. Aslında herbirimizin ideali Türkiye ve Türkçe sevgisini dünyada yaygınlaştırmak, sömürü ve menfaat çarklan arasında ezilen insanlara bir umut esintisi sunmak değil mi?

Anadolu'nun bağrından sayısını tahminden dahi aciz kaldığımız binlerce genç yeryüzünün hemen her yöresine nasıl bir motivasyonla gidiyor, yıllarca geri dönmüyor ve gittikleri yerde defnedilmeyi arzuluyor... Bu olguyu öylesine aslı astarı olmayan ve somut delillere dayanmayan komplo teorileriyle geçiştirmek mümkün değil.

Konunun özüne bakalım. Eski dünyanın yansından çoğuna dağılmış sahabe mezarlarını, Ahmet Yesevi'nin alperenlerinin türbelerini hatırlayalım. Akademik bir makalede sadece Sivas'ta Horasan erenlerinden 66'sının türbelerinin belirlendiğini okumuştum. Zaten Anadolu da, adını Hoca Ahmet Yesevi'nin gönüllüsü Horasan erenlerinden "Kırmızı Ebe" anamızdan almamış mıydı? Peki oğlu Oruç Gazi'nin görevini bugün kim üstleniyor?

Sarı Saltuk, Emir Sultan, Yunus Emre, Hacı Bayram, Hacı Bektaş hangi düşünceyle maddi fetihten önce Rumeli ve Anadolu'yu manen kuşatmıştı? Bugünkü sınırlanmız bize yeter diyenler, Belgrat'ta Şeyh Mustafa ve Budapeşte'de Gülbaba ve Bosna Hersek ile Romanya'da Sarı Saltuk türbelerinin niçin oralarda bulunduğunu tekrar düşünmelidir. Günlük siyasi çekişmeler asli davamızı unutturmamalıdır. Dün kılıç ve tüfekle tesis edilen düzen bugün bilgi ile inşa edilebilecek aşamaya gelmiştir. Süper güçler, sömürgeciler yerkürede oluk oluk kan akıtırken sadece izleyecek miyiz? Ben milletimizin asaletine güveniyorum.

Açılan okul ve Türkçe öğretim merkezleriAni yalnızca bir kesime mal etmek isteyenler ise yanılıyor. Anadolu insanın mayasından kaynaklanan bir dinamizm var ve dün şunlar, bugün bunlar, yarın da başkalan bu davayı omuzlayacaktır. Kim olursa olsun bu iş şahısların ve grupların gücünün çok üzerindedir ve aslen köklü bir geleneğin dallarıdır.

Altınpark'ta, dünyanın 130 ülkesinden tanımadığımız ailelerin uçakla bile günlerce süren zahmetli yolculukla bilmedikleri, belki ismini dahi duymadıklan ülkemize gönderirken çocuklarını emanet ettikleri genç eğitimcilerin yüzlerine tekrar bakacağım. Daha önce gözbebeklerinde gördüğüm parıltıyı tekrar bulabilecek miyim diye...

Çocuklarını okul servisine bindirdiğinde kaygılanan veya üniversiteyi başka bir şehirde okumasına gönlü razı olmayan ebeveynler anlar meramımı... Çoğu insan öğretmenlik yapan yakınını evine daha yakın bir okula aldırmaya uğraşırken onlar uzağa, daha da uzağa diyor. Ne kadar asil bir milletimiz var. Nasıl da şanlı bir tarih ve mirası günümüze taşınan ulu bir davamız var.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...