dışı

Ders Dışı Türkçe Faaliyetleri

Türkçe öğretiminde en önemli öğenin Türkçe öğretmenleri olduğu bir gerçektir. Türkçe öğretmeninin bunu çok iyi benimsemesi ve kendini öncelikle ve en önemli iş olarak Türkçe öğretimine vermesi gerekmektedir. Kaynaklar ve imkanlar ne kadar fazla da olsa, o kaynak ve imkanı amaçları istikametinde yerinde ve zamanında kullanacak öğretmendir. Kaynak ve imkanların kulanılmasından çok, kullanılma zamanı ve kullanılma metodu çok önemlidir. Bu önem, öellikle ders dışı faaliyetlerde artmaktadır. Bu noktada da en büyük vazife ve sorumluluk Türkçe öğretmenlerine aittir.

Türkçe öğretmeni ders içinde ve dışında öğrencilerle konuşurken kesinlikle Türkçe dışında bir dil kullanmamalıdır. Türkçe öğretmeni ders dışında da derstedir. Onun öğrencileriyle muhatap olduğu her an derstir.

Dil öğretiminde sadece derste yapılan öğretimin yeterli olmadığı ve de olamayacağı bir gerçektir. Derste yapılan faaliyetler öğrenciye, yeni bir dilin istenilen ölçüde öğretilmesinde büyük katkısı olmasına rağmen yeterli olmamaktadır. Bunun için ders dışında da bir takım faaliyetlerle öğrenciye destek olunmalıdır. Bu gerçeklerden yola çıkarak Türkçe'nin öğretilmesinde ders dışı faaliyetlerin neler olabileceğinin tesbiti, öğretmenin bu faaliyetlerdeki rolünün belirlenmesi, elimizdeki imkanların bu alanda nasıl kullanabileceğinin  tesbiti ve faaliyetlerin planlanması ihtiyacı vardır. Türkçe öğretmeninin, önce ders dışında Türkçe'yi öğretmek, öğretilen bilgileri pekiştirmek, Türkçe'yi sevdirmek, Türkçe yazılmış edebi ürünleri tanıtmak, Türkçe'nin güzelliğini ve estetiğini kavratmak, öğrencilerin Türk dilinde güzel ürünler vermesini teşvik etmek ve sağlamak için neler yapabiliceğini tesbit ederek faaliyetlerini planlaması ve ona göre uygulamalarda bulumnası çok önemlidir. Aklımıza ne zaman ne gelirse değil de eğitim-öğretim yılı başında yapacaklarımızı planlayarak faaliyetlerimizi planımıza göre yapmamız yüksek verim açısından şarttır.

 

Türkçe öğretiminde ders dışında yapalabileceklerden bazıları şunlardan ibarettir:

 

1-      Türkçe öğretmeni her zaman her yerde öğrenciyle Türkçe konuşmalıdır. Bu, öğrenciyi Türkçe konuşmaya zorlayacak ve öğrenci pratik yapmış olacaktır.

2-      Öğrencilerin aktif olarak katkıda bulundukları, hatta zamanla tamamen kendilerinin planlayıp hazırladıkları duvar gazetesi çıkartmak. Mümkünse yukarı sınıf1arın katkısıyla el gazeteleri ya da küçük dergiler çıkarmak. Bu gazetelerin öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi verimi artıracaktır.

3-      Öğrencilere, öğrenim seviyeleri dikkate alınarak roman, hikaye, masal ve fıkra kitaplarının organizeli bir şekilde dağıtım ve takibinin yapılması. Gerektiğinde kısa özetlerin  istenmesi. Bu faaliyette dikkat edilmesi gereken nokta verilen kitabın öğrencinin seviyesine uygun olmasıdır. Bu noktada yapılacak hata öğrencinin okuma isteğini kıracak, hatta kendine olan güvenin kaybolmasına sebep olabilecektir. Öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasında öğretmenin, öğrencilerin psikolojisine, zevklerine, ilgilerine ve dildeki seviyelerine uygun vereceği kitapların büyük etkisinin olacağı hiç hatırdan çıkarılmamalıdır.

4-      Başka derslerde, değişik sebeplerle meydana gelen boş derslerde ve başka uygun zamanlarda öğrencilere Türkçe film, yarışma ve ilgi çekici programların kopya edilerek izletilmesi. Böylece öğrencinin öğrendiklerinin günlük hayatta nasıl kullanıldığını görmesi sağlayacaktır ve telaffuzunun düzeltilmesi yolunda bir adım atılmış olacaktır.

5-       Uydu antenlerinden faydalanarak Türkçe filmler, yarışma programları, belgesel film ve başka ilgi çekici programların kopya  edilerek öğrencilere izletilmesi. Bu tip video kasetlerinin ve tiyatro kasetlerinin kopya edilerek, öğrencilerin evlerinde faydalanmaları için onlara verilmesi.

6-      Türkçe müsabakalar düzenlemek. Türkçe şiir yazma, şiir okuma yarışması, kompozisyon yarışması, bilgi yarışması, kitap okuma yarışması vs... düzenlemek. Böylece öğrencilerin edindikleri, sahip oldukları bilgileri kullanarak konuşma ve yazı yazma becerileri geliştirilip yazma alışkanlığı edinmeleri sağlanır.

7-      Öğrencilerin yazmış olduklan güzel şiir, kornpozisyon ve başka yazıların sergilenmesi. Bunun1a öğrenciler teşvik edilir. Yeni ürünler vermesi sağlanır.

8-      Kornpozisyon ve imtihan kağıtlarının mümkün olduğu ölçüde öğrencilerle bire bir okunması, incelenrnesi. Özellikle kompozisyon ve dikteleri beraberce inceleyip öğrenciye hatalarının gösterilmesi, doğrusunun anlatılması çok güzel neticeler verecektir. Beş on derste kavratamadıklarımızı öğrencinin bir iki kağıdını birlikte inceleyerek anlatabilir, kavratabiliriz.

9-      Özellik1e hazırlık sınıfı öğrencilerinden düşük not alan, arkadaşlarından geri kalan öğrencilere ek ders vermek. Onlarla ders dışında daha fazla ilgilenrnek.

10-  Türkçe kulübü olarak bulunulan ülke ana dili ve İngilizce kulüpleriyle birlikte geceler, programlar düzenlemek. Bu programlarda Türkçe tiyatro, skeç, oyun ve yarışmalar yapmak. Türkçe şiir ve şarkılar ezberleterek bu programlarda okuyup söyletmek. Bu faaliyette öğrenci, Türkçe'nin incelik ve ayrıntılanyla karşılaşacak, espiri ve mizah yönünü hissederek güzelliğini anlayacaktır.

11-  Öğrencilerin şiir ve şarkı ezberlemesi için teşvik edilmesi, imkan hazırlarmıası.

12-  Kulüp öğrencileriyle tercüme ve aktarma çalışmaları yapılması, mesela bulunulan ülke dilinden Türkçe’ye Türkçe’den bulunulan ülke diline şiir, hikaye, fıkra, tekerleme ve başka türde yazıların tercüme edilmesi.

13-  Araştırma ödevleri vererek Türkçe kaynak1arın, sözlüklerin incelermesini sağlamak. Bununla öğrencilere araştırma yeteneği kazandırılarak Türk dili ürünlerini incelemesi sağlanır.

14-  Tükçe gazete ve dergilerden öğrencilerin istifade etmelerine imkan hazırlamak. Gazete ve dergileri kulüp odalarında (Türkçe odalarında) öğrencilerin hizmetine sunabiliriz. Duvar ve el gazeteleri, hazırlarken faydalanmalarını sağlayabiliriz.

15-  Yazıları Türkçe olacak karikatür yarışması düzenlemek. Bununla Türk dilinde espiri, latife ve mizah yapma gücü geliştirilir. Türk dilinin estetiğini, inceliğini öğrencilerin sezmesi, sevmesi ve kullanması sağlanır.

16-  Geziler düzenleyerek öğrencilerin gezi süresince Tükçe konuşmalarını sağlamak. Böylece karşılaşılan yeni olay ve manzaralar üzerinde öğrenciler konuşturularak pratik yaptırılmış olur.

 

Bütün bu bahsettiğimiz ders dışı faaliyetlerle öğrencilerin Türkçeyi öğrenmeleri, öğrendiklerini pekiştirmeleri, öğrendiklerini uygulama alanları bulup uygulamaları sağlanmakta, araştırma-inceleme, yazma kabiliyet ve becerilerini geliştirmekte; öğrenciye üretirken, çalışırken din1enmek öğretilmekte; öğrencinin kendisi ve çevresini tanımasına yardımcı olunmaktadır.

Okulun, öğrencilerin, öğretmenin durumuna göre, imkanlara göre ders dışı faaliyetler elbette arttırılabilir, zenginleştirilebilir, daha fazla fayda sağlanabilir. Bu faaliyetlerden bazıları Türkçe odasının kullanımıyla ilgili bölümde daha geniş anlatılmış olup, burada toplu halde değindiğimiz bazı çalışmalar da ilerde tek tek ele alınarak etraflıca anlatılacaktır.

Dış Ülkelerde Yabancılara Grafiklerle Türkçe Öğretimi Üzerine Bir Model

            1996 yılında Çekoslovakya ile bir 'Kardeş Üniversite' sözleşmesi yaptım. Bu dönemde orada öylesine güzel bir Doktora çalışması ile karşılaştım. Bu çalışmadan ülkemizde de 'yabancılara Türkçe Öğretimi' konusunda yararlanabileceğimi düşündüm. Ve bu eser 'Yüksek lisans ve Doktora' derslerinde ele aldım. Çok çalışkan ve kendini bu ülküye vermiş arkadaşlarımızla enine boyuna tartıştık. Neticede bu eseri tercüme etmeye karar verdik. Tercümesi tamamlandı. Sahibini buldum ve kendisinden bu eserin Türkiye Türkçesi ile tercümesine dair izni de aldım.

İşte bugün burada sizlere sunmaya çalışacağımız tebliğimiz dünkü Çekoslovakya, bugünkü Çek Cumhuriyeti'nde 'Yabancılara Türkçe Öğretimi Üzerine Geliştirilen bir Model Üzerine' yapılan çalışmanın bir bölümü olacaktır.

Yalnız esas tebliğimize geçmeden önce ede kısaca Çekoslovakya'da 'Türkçe Öğretimi ve Yabancılara Türkçe Öğretimi' konusunda kısa bir bilgi vermek isterim.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra takriben 1960'lı yıllarda Çekoslovakya'da Türkçe öğretiminin başladığını görüyoruz. Yaklaşık elli yıllık bu dönemde Çek dilinde üç Türkçe ders kitabı ve bir kaç da Türkçe konuşma kılavuzunun yayımlandığı görülmektedir.

Bu ülkede en önemli ve bilimsel olan çalışma, 1964'te, Prag Karlova Üniversitesinin Yüksek Okullar Öğrenim Metinleri dizisinde, Türkçe öğretimi konusunda basılmış, meşhur Çekoslovak Türkologu Doç.Dr.Josef Blaskovic'in Türkçe'ye Giriş adlı Türkçe ders kitabının birinci cildi oklup, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Çek dilinde yayımlanan ilk Türkçe ders kitabıdır. Bu kitap; Türkçe ses bilgisi, yazım kuralları, konuşma ve okuma bilgisi, Türk edebiyatından örnek metinler, anahtar sözcükler ve ekler dizini, Türkçe-Çekçe ve Çekçe-Türkçe sözlük olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Ayrıca bu kitapta Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili temel bilgiler, Türk dillerinin sınıflandırılması, Türkiye'yi tanıtan resimler de bulunmaktadır. Ayrıca derslerden biri de Türk dilinde bulunan Arapça-Farsca sözcük öğelerine ayrılmaktadır.

Kitapta, çağdaş Türk dilinin belli başlı örneklerini yansıtan gazete metinlerine hiç yer verilmediği ve Türk dil bilgisi terimlerinin yeterince kullanılmadığı gibi, Türkçe dil bilgisinin önemli özelliklerinden biri olan "ad tamlama türleri" de yeterince tanımlanmamış ve "bileşik zamanının" anlam ve kullanım sahaları ise yeterince örneklenmemiştir. Türkçe'de çok kullanılan -yor/-ar/-miş/-acak+olmak bileşik eklerine ise hiç yer verilmemiştir.

Blaskovic'in ders kitabından sonra L. Hrebicek tarafından hazırlanmış olan Türkçe başlıklı kısa bir ders kitabı çıkmıştır. Bu kitap, 56 sayfadan ibaret olup, Türkçe'nin temellerini öğretmeye çalışmaktadır. Kitabın önemli tarafı hem sözlükle ekler dizisini hem de çağdaş Türk dilini yansıtan gazete metinlerini içermesidir.

1980'li yıllarda komünist Çekoslovakya'sında, üniversitede Türkçe öğretimi durduruldu. Türkçe öğretimi sadece Prag Devlet Dil Okulu'nun akşam kurslarında sürdürüldü. Komünist rejimin dağılmasının ardından 1990 yılında Prag Karlova Üniversitesinde Türkçe öğretimi yeniden başlatıldı. 1990 yılından sonra Prag Devlet Dil Okulu'nun akşam Türkçe kurslarına da ilgi arttı. Hem eski Türkçe ders kitaplarının tükenmiş olmasından hem de Türkçe'nin, Çeklere Türkçe'yi öğreten bu ders kitaplarının yayımlandığı altmışlı yıllardan beri bir hayli değişmiş olmasından dolayı yeni ders kitaplarına ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu ihtiyaç, ilk safhada piyasaya sürülen birkaç Türkçe konuşma kılavuzu ile kısmen giderilmeye çalışıldı.

Daha kapsamlı Türkçe ders kitabı ancak 1999 yılında Radka Hristova tarafından Pratik Türkçe başlığı altında yayımlanmıştır. 250 sayfalık bu ders kitabı 28 derste Türkçe temeller ini öğretmek amacını güdüyordu. İlk dersler sadece gramatik açıklamalarla araştırmalar içerirken daha ileri derslerde öğrencinin gramer bilgilerinin ilerlemesiyle birlikte konuşmalar ve Türkçe metinlere yer verilmektedir. Ders Üniteleri;çeşitli konulu diyaloglar ve metinler, metinlerde geçen yeni sözcük ve konularıyla ilgili soruları içeren Yurt Bilgisi başlıklı bir bölümü izlemektedir. Kitabın sonuna Türkçe coğrafi terimler listesi eklenmiş bulunmaktadır. Dilbilgisel terimler ders kitabında (örneğin çekim, kip, ulaç, fiil gibi) hem Çekçe hem Türkçe sunulmuştur. Halbuki Türk dilbilgisi terminolojisinde bu durum bir tutarsızlığa neden olmuştur. Öz Türkçe terimlerle Osmanlıca terimler yan yana kullanılmakta. Örneğin bir yandan "ulaç" kullanılırken diğer yandan "hal", "fiil" gibi. Kullanımlar göze çarpar.

Türkçe'nin çağdaş durumunu gayet kapsamlı bir şekilde yansıtarak Çek öğrencisine aktarmaya çalışan Hristova'nın ders kitabını, Blaskovic'in ders kitabıyla karşılaştırıldığında Türk dilinin kırk yılda kat etmiş olduğu yolu (özellikle söz varlığında) görmek mümkündür. Ne yazık ki Hristova'nın ders kitabı, yabancı kökenli, özellikle Arapça ve Farsça sözcüklerle onların değişik ses yapısından kaynaklanan, gerek ses uyumu gerekse son ek almalarında oluşan istisnalara hiç değinmemektedir.

Ders kitabının başlıca kusurları alıştırmaların yetersizliği, kitapta kullanılan tüm sözcükleri içeren alfabetik Türkçe-Çekçe ve Çekçe-Türkçe sözlüğün bulunmaması, bir de Türkçe sözcüklerim Çekçe çevirisindeki yanlışlıklardır. Buna (sırf Blaskovic'in ders kitabıyla karşılaştırmada) resimlerin yokluğunu eklemek belki haksızlık olur, çünkü resimler masraflı olup nispeten ucuz kitabın maliyetini belki haddinden fazla arttırmış olacaktı. Eğer altmışlı yıllarda dünyaya, hele de Türkiye'ye kapalı bulunan komünist Çekoslovakya'da ders kitabındaki resimler ülkeyi tanıtmada önemli bir rol oynamış ise, bugünlerde Türkçe'ye ilgi duyan her Çek yurttaş Türkiye'ye serbestçe yolculuk yapabildiği için -ki üniversite Türkçe öğrencilerinin ilk yapmış oldukları- resimlere o kadar gerek yoktur.

Söz konusu kusurlara karşın zevkli, kırmızı, ay yıldızlı kapak, kaliteli baskısı ile dikkat çeken Pratik Türkçe kitabı, hem bu alandaki önemli bir boşluğu doldurmakta, hem de Yeni Çek Cumhuriyeti'nde, hızlı değişen ve gelişen Türkçe'nin yeni, daha kapsamlı ve ayrıntılı bir ders kitabına çoktan duyulan ihtiyaçları karşılamaktadır.

Bilindiği gibi bu çalışma, matematikle ilgili grafik kuramından faydalanılarak oluşturulan Türkçe dil bilgisi modelinin anlatımı şeklinde olacaktır.

Her dil bilgisi modelinin temel amacı bilinen bir dilin sağlam cümleler üreten en basit sistemini bulmasıdır. Dil bilgisinin geleneksel modelleri insan anlayışının bir ürünü olarak gerçekleşir. Resmî olarak uzlaşılamayan kavramlar genelleşir ve kavramaları açıklama girişimleri bütünüyle başarısız olur. Başka bir ifadeyle, bu kavramlar insan sezgisiyle doğru cümle oluşturmaya uygun bir yol olarak kullanılır. Bu yüzden insan sezgisinin ürünleri bu modellerin doğal temeli olmaya başlar. Münasip ve münasip olmayan cümlelerin ayırt edici vasıflarının sınırlandırılması için bir öğe olarak resmî olmayan bir görünümdeyken, onlar modern dil bilimcileri tarafından oluşturulan birkaç modelden yoksun görünürler. Bu nedenle bilgi veren kişinin asıl görevleri modelin yeterliğinin bir hakem olarak addedilmesidir. Bilgi veren kişinin mümkün olan kabullerinin resmîleşmesine rağmen, o insan anlayışının dil bilimine ilişkin özelliklerinin daha fazla soyutlanmasından başka hiçbir şeyi tekrar sunamaz. O, şeklen açık ve anlaşılır bir sistemle bağlanan bir kara kutudur. Modern dil bilgisi sistemlerinin bir makine gibi temel amaçları olmasına rağmen, bu amaç geride kalan şeyin haricinde başarılı değildir. Belki de bu, insan kafasını makineye dönüştürmek için bazı girişimlerin bir sebebidir.

Elbette ki soyut grafik teorisinin dayandığı bir sınırlı girişimin amacı bu değildir. Biz dil bilimlerinin arasındaki ilişkileri araştıran dil biliminin alanını terk etmeyeceğiz. Bir taraftan insan yapımı olan ve "doğal" duran uygun cümle, diğer taraftan resmî sitemin yapımı cümle; şayet iki cümle arasındaki geçişler, bilhassa yeterli özellikler, insan kafasının içindeki sisteme geçiş için yeterli bir neden olarak görünmüyor olabilir. "Doğal" cümlede meydana gelen ilişkileri "yapay" cümledeki bağlantıların içine sokarak eşit duruma getirmek için bir nedendir. Dil bilim araştırmalarının şu anki bulgularında bilgi veren kişinin yardımı olmaksızın her iki cümleyi aynı saymak mümkün görünmüyor.

Her hususta seçici olan bu çalışma, modeli tanımlamaktadır. Chomsky'nin keşfettiği tümdengelim metodu hem dönüşümcü bilgi kuramından, hem de modern mantık ve dilbilimlerine başvuran bir çalışmadır. Bu durum, Grafik teorisinin kuramsal bütününde de kısmen kullanıldı. Bizim amacımız basit ve geleneksel modelin yapısını kurmaktır. Yine de bu, dönüşümün bir sonucu olarak grafik ile kavramlar ve dil bilimi arasında bazı farklılıklara yol açar.

Bu çalışma sadece Türkçe gramerde baş vurulacak modelin ana özelliklerini karakterize etmeyip aynı zamanda grafik modelinin Türkçe gramerdeki temelini tanıtmakla ilgili değildir. Sadece mümkün ve işe yarar bir modelin basit tartışmasıdır.

Devamını okumak için tıklayınız...

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Türkçe Dışı Yabancı Dil Kullanımı

          Türkçenin yabancılara öğretimi meselesi Türk milleti ve devleti açısından bakıldığında maalesef asırlarca ihmal edilmiştir. Son 15-20 yıllık kısa süre içerisinde ise bu konu gündemin ön sıralarına yükselmiş; son yıllarda da çok güçlü bir ivme ile hem devlet hem de özel kuruluşlar zaviyesinden hemen hemen her yönüyle desteklenen bir proje/ideal durumuna gelmiştir.

          Diğer yabancı dillerin öğretimindeki metod çeşitliliği ve materyal zenginliğine göre, Türkçenin öğretiminde, bir darlık ve kısırlık yaşandığı gözlerden kaçmamaktadır. Biz bu çalışmamızda, bir metod olarak, Türkçenin yabancılara öğretiminde pek fazla dikkat edilmeyen, öğretim esnasında Türkçe dışı dillerin kullanımının niteliği ve niceliği üzerinde durmaya çalıştık. Bazı ülke ve kurumlarda yıllarca Türkçenin tamamıyla o ülkenin ana dili ekseninde öğretilmeye çalışıldığı; bazı ülke ve kurumlarda ise o ülkenin ana dili de değil, üçüncü bir dil, İngilizce üzerinden öğretilmeye çalışıldığı görülmüştür. Son yıllarda ise biraz daha dengeli bir Türkçe öğretiminin ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir.

Bu öğretimlerin olumlu ve olumsuz yönlerini de dikkate alarak; yabancılara Türkçe öğreten öğretmenler ve bir yabancı olarak Türkçe öğrenen öğrencilerle görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerden çıkan neticeler değerlendirilmeye çalışıldı.

Anketlerimiz ve bire bir görüşmelerimiz ile farklı kurum ve kuruluşlarda görev yapan Türk ve yabancı Türkçe öğretmenlerinin bu konuyla ilgili yaşadığı ve edindiği tecrübeleri öğrenmeye çalışıldı. Aynı şekilde farklı kurumlarda Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin de zaviyesinden bakarak; en isabetli Türkçe öğretiminin nasıl olacağıyla ilgili soru ve sorunlarımıza, yaşanan tecrübelerin ve bilimsel verilerin ışığı altında cevaplar bulunmaya çalışıldı.

  GİRİŞ:

Yabancılara Türkçe öğretimi son yıllarda sürekli üzerinde durulan bir mesele haline dönüşmektedir. Türkiye'de ve Türkiye dışında bir çok üniversitede "Yabancılara Türkçe Öğretimi''Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkoloji bölümlerinde ders olarak okutulmaya başlamıştır. Bu konu her ne kadar ilgili yerlerde ders olarak okutulmaya başlasa da, hali hazırda Türkçe öğretimini pratikte yapan öğretmenlerin tecrübesinin, söz konusu bölümlerde okuyan öğrencilere aktarılması büyük bir önem taşımaktadır. Zira uygulamada görülen aksaklıkların ve yanlış metodların başkaları tarafından da tekrar edilmemesi, güzel ve verimli uygulamaların da yaygınlaştırılarak daha çok öğretmen ve öğrenci tarafından kullanılması adına faydalı olacaktır.

Ali Göçer ve Selçuk Moğul Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi ile İlgili Çalışmalara Genel Bakış adlı makalesinde Türkiye'nin içinde bulunduğu konum itibariyle Türkçenin yabancılara öğretilmesi ihtiyacı her geçen gün biraz daha arttığını, bugün bu ihtiyacın gerek Türkiye'de bulunan yabancılar için gerekse Türkiye dışında Türkçe öğrenmek isteyen yabancılar için daha da belirginleştiğini ifade etmişlerdir. Bu nedenle de Türkçenin yabancılara öğretimi konusunun, üzerinde önemle durulması gereken bir konu olduğunu, bunun için yabancı dil olarak Türkçe öğretimine yönelik kayda değer araştırma ve incelemeler yapılması gerektiğini hatırlatmışlardır. ( Göçer; Moğul, 2011: 6/3).

Mehmet Hengirmen, Türkiye'de Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğreten Kurumlar ve Eğitim Araçları adlı makalesinde, yabancılara Türkçe öğretiminde karşılaşılan problemlerin temelinde, Türkçenin problem ve sıkıntılarını; hangi kural ve yöntemler çerçevesinde dil öğretiminin yapılabileceğini belirleyen bir dil akademisinin Türkiye'de olmayışının yattığını belirtir (Özyürek, 2009: 6).

Yusuf Çotuksöken, 'Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi' adlı makalesinde Türkçeyi öğreten kişilerin yeterince profesyonel olmadıklarını belirtmiştir. Yabancılara Türkçeyi öğreten ders kitaplarının yeterli olmayışından ve değişen, gelişen dil öğretim yöntemlerinin takip edilemiyor olmasından yakınmıştır. Aslında bu problem de yine Türkiye'de bir dil akademisinin olmayışından kaynaklanmaktadır (Özyürek, 2009: 6).

Metin Şahin'e göre, yabancılara Türkçeyi öğreten kadronun genellikle eğitimden geçmemiş kişiler olması ve bunların bu görevi geçici olarak üstlenmeleri Türkçe öğretim işinin bilinçli bir şekilde yapılamayışına neden olan bir başka problemdir (Özyürek, 2009: 6).

İşbu çalışmada yabancı öğrencilere Türkçe öğretiminin uygulamasını yapan öğretmenlerin ve onların muhatabı olan öğrencilerin penceresinden,Türkçe öğretiminde kullanılan dil üzerinde durulmuştur.

AMAÇ:

Çalışmamızda yabancılara Türkçe öğretiminde ikinci bir dil kullanımının Türkçe öğretimine katkısı mı var yoksa tam tersine öğrencilerin Türkçe öğrenimine zarar mı vermektedir konusu incelenmeye çalışılmıştır. Dünyada Türkçenin önceki zamanlara göre oldukça çok talep gördüğü ve öğretildiği günümüzde etkili Türkçe öğretimi metodlarının çoğalması ve yaygınlaşması gerekmektedir. İkinci dil kullanımı meselesi, Türkçe öğretimi metodları oluşturulurken göz ardı edilmemelidir. Yabancı dil kullanımını minimize etmek için öğretmen ve öğrencilerin nerelerde ve hangi durumlarda Türkçe dışı ikinci dil kullandığının, bunun gerekip gerekmediğinin tespiti yapılmalı ve yeni çalışmalar bu doğrultuda sürdürülmelidir. Bu incelememiz ile bu soruna küçük de olsa bir katkı yapılmaya çalışılacaktır.

YÖNTEM:

Dikkatlerden kaçan ve üzerinde durulması gereken önemli bir nokta olduğunu düşündüğümüz bu konu, yine bu işin ilk muhataplarıyla görüşülerek ve anketler vesilesiyle onların fikirleri alınarak incelenmeye çalışılmıştır.

Bu bağlamda ilgili öğretmen ve öğrencilere "Yabancılara Türkçe öğretirken Türkçe dışında yabancı dil kullanımının Türkçe öğretimine olumlu ve olumsuz etkilerinin incelenmesi'' başlığı altında birçok soru yöneltilmiştir. Sorularımızı içtenlikle cevaplayan öğrenci ve öğretmenlerimizin cevapları, bu araştırmamızda değerlendirilip bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.

İncelememiz, öğretmen ve öğrencilere sorulan benzer sorulara verilen cevapların karşılaştırması ve analizi ile yapılmıştır. Soruların genel olarak, derste Türkçe dışı dil kullanma eksenine göre kurgulanması, cevapların yorumlanmasında bize biraz kolaylık sağlamıştır. Bu da öğrenci ve öğretmenlerimizin fikirlerini anlama ve daha net yorumlara ulaşma imkanı vermiştir.

Çalışmamızda Arnavutluk'ta yabancılara farklı kurum ve kuruluşlarda Türkçe öğreten öğretmenlerden, anket ve birebir soru-cevap yoluyla görüş ve fikirleri öğrenilmeye çalışılmıştır. Bu şekilde üniversite, lise ve orta dereceli okullarda ve kurs merkezlerinde görev yapan öğretmenlerimize ulaşılmıştır. Aynı şekilde farklı kurumlarda Türkçe öğrenen yüksek ve orta öğretim öğrencilerinden de anket vebirebir soru-cevapyoluyla görüş ve fikirleri öğrenilmeye çalışılmıştır. Anket sorularımızın bir kısmıevet - hayır,bir kısmı da açık uçlu sorular şeklinde olmuştur. Birebir yaptığımızsoru-cevapbölümlerimizde öğretmen ve öğrencilerimizin geniş bir şekilde fikirlerini alma imkanımız olmuştur. Çalışmamız sorularımıza verilen cevapların yorumlanması ve açıklanması şeklinde devam etmiştir.

  1. Derste Türkçe dışı bir dil kullanıyor musunuz?
  2. Kullanıyorsanız bunun oranı hangi düzeydedir?
  3. Kısmen mi yoksa yoğun bir şekilde mi kullanıyorsunuz?'

Bu soruya öğretmenlerimizin % 75'i evet cevabı verirken % 25'hayır cevabı vermiştir.

Şeklindeki sorularımız, birinci soruyla bağlantılı oldukları için birlikte ele alınmıştır. Cevapları veren öğretmenlerin yaptığı yorumları incelediğimizde, öğretmenler genel olarak Türkçe konuştuklarını belirtmişlerdir.Evet ve hayırdiyenlerin ortak kanaati olarak aşağıda ifade edeceğimiz hususlar söylenebilir. Bazı sebeplerden dolayı bazen Arnavutça veya İngilizce konuşulması gerektiği ifade edilmiştir.Evet ve hayırdiyen öğretmenler, genel olarak dersi Türkçe ana ekseni etrafında işlediklerini, bazı durumlarda yabancı dil kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin konuyu anlayıp anlamadıklarını kontrol etmek amacıyla, konunun öğrencilerin kendi dillerinde nasıl olduğunu sorarak,öğrencilerin konuyu doğru anlayıp anlamadıklarını test edebildiklerini ifade etmişlerdir.

Öğrencilerin anlamadıkları zor ve soyut olan ve anlamı bilinmeyen kelimelerde yabancı dile ve sözlüğe girmeden beden dilini, resimli kartları vs.kullandıklarını, Türkçe basit açıklamalar yaparak kelimeyi öğrettiklerini; bunun yeterli olmadığı zamanlarda da sözlük kullandırıp anlaşılırlığı artırmaya çalıştıklarını, bazen de kelimenin anlamını kendileri söylemek suretiyle yabancı dil kullanmak zorunda kaldıklarını söylemişlerdir. Evet diyen öğretmenlerimizden bazıları ise kesinlikle başka bir dile girmediklerini sadece Türkçe ile Türkçe öğrettiklerini bazen kontrol amaçlı yabancı dil kullandıklarını belirtmişlerdir.

Öğretmenlerimize sorduğumuz "Yabancı bir dili kısmen mi yoksa yoğun olarak mı kullanıyorsunuz.'' sorularına, yukarıdaki anlatılanlara paralel olarak büyük bir çoğunluk kısmi ve mecburi durumlar dışında yabancı dil kullanmadıklarını ifade etmişlerdir. Öğrencilere sorduğumuz benzer bir soruya öğrencilerin tamamına yakını öğretmenlerle paralel cevaplar vermişlerdir. Öğrenciler zorlanılan durumlarda ve bilinmeyen kelimelerde yabancı dil kullanılmasının kendilerini çok rahatlattığını ve öğrenmeye motive ettiğini; sadece Türkçe izahlarla yapılan derslerin eğer konu zor ve anlaşılmayan noktalar izah edilemiyor ve anlaşılmadan devam ediyorsa dersten kopabildiklerini söylemişlerdir. 

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...