Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
"Ana Dili"ni kişinin doğumundan yaklaşık gençlik dönemine kadar ortamında yaşadığı, onun algı ve düşünme geleneğini oluşturan dil veya diller, diye tarif edebiliriz. Kişi bu süreci tek bir dil ortamında yaşamamış olabileceği için; onun algı ve düşünme geleneği, bu yaşama ortamına bağlı olarak birkaç dilden de oluşabilir. Bildirimizin...
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Türk dilinin gramerinde bağlaç ve ilgeçlerin sınırı dakik gösterilmediği ve onların morfolojik görevleri iyice belirtilmediğinden öğrenciler bağlaç ve ilgeçleri farklandırmakta zorluk çekiyorlar. Mesela:
“İstiyorum ki, sana yardımcı olum” cümlesinde “ki” sözcüğü bağlaçtır ve iki cümlenin bağlanmasına yardımcı olmuştur. Ama “Nerelere gittiğini bilmem ki”.... cümlesinde “ki” ilgeç görevindedir ve sadece cümlenin entonasyonunun artmasını sağlamaktadır.
Türk dili gramerinde söz konusu problemlerin varlığı eğitim sürecinin engellenmesine neden olmaktadır. Özellikle Rus dilinde eğitim görmüş öğrenciler bununla ilgili zorluk çekmektedirler. Adı geçen zorlukların giderilmesi için Türk dili gramerinin yakın gelecekte hazırlanacak yeni uyarlamasında herşey çağımızın talebine uygun şekilde ışıklandırılacaktır.
Türk dili eğitiminde gereken şartlardan biri de bağlaç, ilgeç ve son takıların doğru olarak belirtilmesidir. Gramer kitaplarında adı geçenlerin dakik ve kesin bir şekilde gösterilmemesi çeşitli problemlere neden olmaktadır.
Mesela:
Türk dili uzmanlarının bir kısmı “bari, bile, demek oluyor ki, elverir ki, farzet ki, gel gör ki, hatta, hiç olmazsa, ne de olsa, ne yapalım ki, sözün kısası, ne de olsa, ne yapalım ki, sözün kısası, velhasıl, yeter ki, o halde” biçimli sözcükleri bağlaç olarak kabul etmektedir. Ayrı ayrı dilcilerin verdikleri örneklere karşılık olarak kendi örneklerimizle kendi fikrimizi ispatlamaya çaba göstereceğiz.
Mesela:
“Ne yapalım ki, artık elden birşey gelmiyor” tümcesinde “Ne yapalım” sözcüğü karşıtlık, neden-sonuç belirten bağlaç gibi verilmiştir ( Bkz: N.Koç, Yeni Dil Bilgisi, s.186, sonraki örneklerde NK olarak belirtilecek). Bizce, “Ne yapalım” sözcüğü bu tümcede bağlaç değil, çünkü bağlaçlar eş görevli sözcükleri, sözcük öbeklerini ya da tümceleri birbirine bağlayan sözcüklerdir. Adı geçen tümcede ise “Ne yapalım” sözü bağlaç görevinde kullanılmamıştır. Ne yapalım sözcüğü münasebet bildirdiği için ara sözdür.
Aynı sözü “Sözün kısası, her şey alt üst oldu” (NK, 187) tümcesinde kullanılmış “sözün kısası” sözcüğü için de söyleyebiliriz. Yanlış olarak “sözün kısası sözcüğü açıklama, karşıtlık ilgisiyle tümceleri birbirine bağlar” görüşü ileri sürülmüştür. Aslında “sözün kısası” sözcüğü sonuç belirten ara sözdür.
“Para vereceğim ama hepsini harcamayacaksın. Seninle gelirim, ama kimseye söylemeyeceksin. Sana yardım ederim, ama her dediğimi aynen yapacağına söz verirsen” biçimli tümcelerde kullanılmış “ama” sözcüğünün koşul belirten bağlaç olduğu söylenilmiştir (NK, 189). Zannımızca adı geçen tümcelerde “ama” sözcüğü karşıtlık belirtiyor. Yani değişik biçimli hareketler yansıtıyor.
Gramerler de ilgeçlerle bağlaçları kimi vakit farklandırmamaktadırlar.
Mesela:
“Bundan sonra istesen bile bir şey yapamazsın. Oraya öldürsen bile gitmem. Senden istesem bile sigara verme.” biçimli tümcelerde “bile” sözcüğünü bağlaç olarak göstermiştir (NK, 190). Zannediyoruz ki, “bile” sözcüğü adı geçen tümcelerde ilgeçtir. Yani tümcenin entonasyonunun kuvvetlenmesi , anlamının takviyesi için kullanılmıştır.
“Bile” sözcüğü, kullanma yerine göre eylemin istek – dilek kipi görevinde de bulunabilir. Mesela: “Keşke burada olduğumu bile”.
Aynı fikri “de” sözcüğü hakkında da söyleyebiliriz. Mesela, şu tümceyi iki türlü anlamak olur:
“Seni onunla göremedim de.”
1)Tümcenin birinci anlamına göre, “de” yardımcı kelime bölüğü olarak tümceye aşırılık, ısrar anlamı vermiştir.
2)Tümcenin ikinci anlamına göre, “de” tümcenin temel öğesidir ve yüklem görevindedir.
“de” kimi vakit tezlik eylem ve bağlaç görevlerini de yapmaktadır.
Mesela:
“Kapıyı açtı da gitti. Uçtu da kaçtı” (tezlik eylemi); “Ben onu da davet etmiştim. Mağazadan kitap da aldı.” (bağlaç görevinde)
Türkçe’nin eğitiminde son takılar da özel önem taşımaktadır. Son takılar çeşitli sözlerden yapılabilir. Onların bazılarını ele alalım. İlk önce adlardan yapılmış son takıları araştıralım.
Çağdaş Türk dilinde temel kelime bölüklerinden ayrılmış son takıların belli bir kısmını adlardan geçen sözler teşkil ediyor. Böyle son takılar çağdaş Türk dilinde ad, sıfat, adıl ve son takı olarak gramer açısından sesteş sözcük olabilir. Onların anlam ve özelliklerini konkret (somut) olarak metinle belirlemek olur. Şu son takıları araştıralım: dan+ başka son takısı. Adı geçen son takı çağdaş Türk dilinde adlardan soyutlanmış son takılar içinde daha fazla kullanılanlardandır. Genel olarak iki fonksiyonda bulunur. Sıfat olarak nitelik anlamında adlardan önce gelerek tamlayan olur ve sözün çıkımlı durumunu talep eder. Böyle tamlamalarda “dan+başka” modelinin tamlananı yardımcı anlamda kullanılır ve ayırtlama, farklandırma, istisna vs. ifade eder. Mesela:
“Başka” sözcüğü sıfat anlamında:
“Başka kız Mehpeyker’e nesi ile benzeyecekmiş?”
“Vallah, başka âlem imiş Çamlıca!”
“Başka bir dünya bulsam, içinde sen olmasan”
“Başka” sözcüğü son takı anlamında:
“Zavallı çocuk, intihardan başka birşeyi tercih edemedi.”
“Bizim köyden başka hiçbir yer hoşuma gitmiyor.”
“Bu dünya o kadar halimi kimi, Mehpeyker’den başka kimse olmasın?”
“Gecenin bir vaktinde Hasan’dan başka kim olabilir?”
Örneklerden belli oluyor ki, aykırı gramer yapılarında “başka” sözcüğü çeşitli anlamlar ifade edebilir.
“Başka” son takısı kendisinden önce gelen ad, sıfat, adıl ve ad grubu sözcüklerle yapılmış kelimelerin çıkımlı durumda olmasını ister ve tümcenin dolaylı nesnesi olur:
“Ben kitaptan başka hiçbir şey sevmem.”
“Başka” son takısının yapısına ait çeşitli fikirler mevcuttur. A. Kononof çağdaş Türkçe’de sık sık kullanılan “başka” son takısının kökünün “baş” olduğunu güman etmiştir.
F. Zeynalaf bu fikri temel olarak kabul buyursa da, “ka” hisseciğinin bağımsız söz olması ihtimalini de önermiştir. J. Deny’nin “Türk Dili Grameri”ni Türkçe’ye çeviren A. Ülvi “başka” son takısının tarihen “başkak” biçiminde olduğunu göstermiştir. Onun fikrince, sonraları “başkak” sözünden “k” ünsüzü kaybolmuştur.
“Doğru” son takısı sıfat sözcüğü olan “doğru” kelimesinden türemiştir. Sıfattan türemiş “doğru” son takısı Türk dilinde “ilkin” anlamında da kullanılabilir. Mesela:
“Doğru söz söylersen bana öfkelenme, Dilaşup.”
“Tahire Hanem’i yalnız bırakmak doğru olmaz.”
“Bu çocuk her zaman doğru konuşuyor.”
“Doğru” sözcüğü son takı görevinde bulunurken kendisinden önceki kelimenin varımlı durumda olmasını ister ve taraf, yön, istikamet anlamı belirtir:
“Çanakkale’ye doğru uzanan Haliç uzaktan görünüyor.”
“Hakeme doğru uzanan elde dilekçe vardı.”
“Sipahiler Akça’ya doğru İranlıları bozguna uğrattılar.”
“Doğru” son takısı ait olduğu sözün varımlı durumda olmasını ister.
“Doğru” son takısı kimi halde ait olduğu sözden önde gelebilir:
“Odadan içeri girince doğru ustanın yatağına yürüdü.”
Çağdaş Türk dilinde “doğru” son takısı mekan anlayışı ile beraber zaman manası da yansıtır.
“Kışa doğru Celaleddin, Çingizhan’a karşı dayanabilecek kuvvetleri toparladı.”
“Geceye doğru uzanan siyah bulutlar yıldızları kapamış gibiydi.”
“Öğleye doğru şehire varınca Ali’yi bulamadı.”
“Kadar” son takısı adlardan yapılmıştır. Adı geçen son takı yalın, ilişik ve varımlı hal ile kullanılır. İlişik veya yalın durumda kullanıldığında şu anlamları bildirir:
Çağdaş Türk dilinde “kadar” son takısı bu anlamlardan başka yalın durumda bulunan sözcüklerle kullanırken benzeme anlamı ifade edebilir:
“Senin kadar değerli bir arkadaşı varmış o köyde.”
“Mehpeyker kadar latif, mini mini bir mahlukmuş Dilaşup.”
“Söyle, benim kadar seni düşünecek kim var bu dünyada?”
Kimi vakit “kadar” son takısı iyelik eki olarak ad gibi çekimlenebilir:
“Kaderim varsa seni kaybetmeyeceğim.”
“Kadar” son takısı gösterme ve soru adılları ile ilgi kurduğunda nicelik anlamına geliyor:
“Bu kadar memnunluktan bayılacağımı zannetmişti.”
“Ne kadar ağlarsa o kadar da rahatsız olur.”
“Kadar” son takısı ilişik durumda kullanıldığında mukayese bildirir:
“Benim hayatta senin kadar tecrübem yok.”
“Kadar” son takısı Türk dilinden başka Azerbaycan, Türkmen, Gagauz, Özbek, Karakalpak, Kumluk, Karaçay-Balkar, Uygur, Tatar Türkçelerinde de kullanılmaktadır.
“Böyle” son takısı: Çağdaş Türk dilinde adı geçen son takı, iki görevde bulunabilir - gösterme adılı ve son takı görevinde. Son takı görevinde bulunurken “böyle” son takısı kendisinden önce gelmiş sözün çıkımlı durumda olmasını ister:
“Bundan böyle hep Çamlıca’yı göreceğim rüyalarımda.”
“Şimdiden böyle hergün buraya geleceğim.”
“Bundan böyle beni göremeyeceksin.”
“Böyle” sözü gösterme adılı gibi kullanılabilir:
“Böyle letafet Dilaşub’da bulunmaz.”
“Böyle hava bize elverir.”
“yana” son takısı çağdaş Türkçe’de kendisinden önce gelmiş sözün çıkımlı durumda olmasını ister:
“Senden yana Yedi Kule’yi aramışım.”
“Akif Bey Dilruba’dan yana endişeli idi.”
Son takıların bir kısmı belirteçlerden yapılabilir. Mesela, beri, önce, sonra vs.
“Beri” son takısı çağdaş Türk dilinde çok kullanılandır. “Beri” sözünün iki görevde bulunması sözlüklerde tespit edilmiştir. Bu son takı kendisinden önce gelen sözcüğün çıkımlı durumda olmasını ister, daha fazla zaman anlamı ifade etse de kimi vakit mekan da bildirir. Mesela:
“Akşamdan beri fikirleşiyorum.”
“Dünden beri yağmur yağıyor.”
“Üç günden beri kalmış ekmeyi yemiş.”
“Onu gördüğüm günden beri rahatlığım yok.”
Örneklerden belli oluyor ki, “beri” son takısı zaman ve kısmen de mekan anlayışını bildirmektedir. Demin, dün, gün, sabah vs. gibi temporal anlamla yanaşık eylem kipleri ile de kullanılabilir.
“Sonra” son takısı çağdaş Türkçe’de belirteç ve son takı anlamlarında kullanılmaktadır. Mesela:
“Sonra sana söylerim.”
“Sonra bana bakarak güldü.”
“İstanbul’un fethinden sonra neler olmuş?”
“Ayrıldıktan sonra seneler geçti.”
“Sonra” son takısı eylemsilerle de ilişki kurarak zaman münasebeti yaratabilir. Mesela:
“Mektubu yazdıktan sonra onu tekrar okudu.”
“Ricada bulunduktan sonra kimseyi düşünmüyordu.”
Adı geçen son takılar küçücük sesbilimsel farklılıklarla Türk dillerinde sık sık kullanılmaktadır.
Yazılanlardan böyle belli olur ki, çağdaş Türkçe’de kullanılan son takıların büyük kısmı adlardan, belirteçlerden ve eylemlerden yapılmaktadır. Böyle düşünmek olur ki, adı geçen kelime bölüklerinden son takılara dilin çağdaş durumunda geçit gibi yansıtan soyutlama olayı hâlâ süregelmektedir. Sonuçta adı geçen son takılar ilkin kaynağından tam olarak ayrılmamıştır. Bu nedenle böyle biçimli son takılar iki özelliğe, yani hem son takı, aynı zamanda da temel sözcük bölüğü olabilmek kapasitesine sahiptir.
10. F.Zeynalov. Çağdaş Türk Dillerinde Yardımcı Kelime Bölükleri. Bakü, 1971.
![]() | Bugün | 2342 |
![]() | Dün | 2401 |
![]() | Bu Ay | 12722 |
![]() | Toplam | 572912 |