Etiketler

İyelik Ekleri

Tanım: Nesnenin bir şahsa veya nesneye ait olduğunu belirten eklere iyelik ekleri denir.

Benim dünyam çok renkli ve güzel.

Onun hayatı tehlikeler ve maceralarla geçti.

 

Not: İyelik ekleri ile -i hal eki birbirine karıştırılmamalıdır.

 

İyelik Ekleri: Neyin, Kimin sorularına cevap veriyorsa İyelik eki almıştır.

Kitab-ı yırtıldı?

Kimin kitabı yırtıldı? Onun kitabı yırtıldı.

 

Belirtme hali (-i hali): Neyi, Kimi sorularına cevap verirse hal ekidir.

Kitab-ı aldı.

Neyi aldı? Kitabı aldı.

 

Örnekler:

Araba arızalandı. (İyelik eki)

Kimin arabası? Onun araba arızalandı.

Arabayı tamir ettiler. ( -i hal eki)

Neyi tamir ettiler? Arabayı tamir ettiler.

Kitabı kaybolmuş. (İyelik eki)

Kimin kitabı kaybolmuş? Onun kitabı kaybolmuş?

Kitabı bitirmişler. ( -i hal eki)

Neyi bitirmişler? Kitabı bitirmişler.

 

Not: İyelik ekleri ile Ek fiilin geniş zaman eki birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Ben öğretmenim.                                                               (Ek fiilin geniş zamanı)

(Kim öğretmen?)

Benim öğretmenim.                                                           (İyelik eki)

(Kimin öğretmeni?)

Ben iki yıldır sekreterim.                                                   (Ek fiilin geniş zamanı)

Benim sekreterim çok başarılı. (Kimin sekreteri?)     (İyelik eki)

Şahıs Ekleri

Tanım: Şahıs ekleri fiilde anlatılan işi, oluşu yapanı bildiren eklerdir. Hareketi şahsa bağlayan eklerdir.

1. Şimdiki zaman, Gelecek zaman, geniş zaman, Duyulan geçmiş zaman, gereklilik kipi ve Dilek kipi aynı şahıs eklerini alır.

Ben bilir-im →Biz bilir-iz

Sen bilir-sin Siz bilir-siniz

O bilir  Onlar bilir-ler

2. Görülen geçmiş zaman ve Dilek-şart kipi aynı şahıs eklerini alır.

Ben ağladı-Biz ağladı-k

Sen ağladı-n Siz ağladı-nız

O ağladı Onlar ağladı-lar

3. Emir kipi ayrı şahıs ekleri alır.

Ben …. Biz 

Sen gel Siz gel-in(iz)

O gel-sin Onlar gel-sinler

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Ad Durum Ekleri Ve Bir İzlence Önerisi

GİRİŞ

       Tezin konusu, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde durum eklerinin öğretimidir. Bunun için tezde, Türkçedeki durum eklerinin öğretimine ilişkin bir izlence önerisi geliştirilmektedir.

        Türkçede yalın durum dışında, adların genellikle biçimbilimsel durum aldıkları görülmektedir. Türkçenin bu görünümü özellikle yabancı dil öğretiminde -anadili farklılaşmasına da bağlı olarak- kimi zorluklar doğurmaktadır. (Akdoğan, 1993) Öğrencilerin, adların belirli biçimbilimsel durumlarda bulunması gerektiğini bilmeleri gerekmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe ders kitaplarında, söz konusu biçimlenişlerin eylem temelli bir açıklamayla ele alınmadığı gözlenmektedir. (Koç, 1994: 22-25; Hengirmen ve Koç, 1990:15-17)

I.2.TEZİN AMACI

  Tezin amacı, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, durum eklerinin öğretimine ilişkin olarak eğitbilimsel bir düzeneğin oluşturulmasına temel olacak bir modelin betimlenmesidir. Bu çerçevede, eylem merkezli bir çözümleme anlayışına koşut olarak Türkçe durum eklerinin öğretimi için bir izlence hazırlanması amaçlanmaktadır. Buna bağlı olarak geliştirilen izlence ile öğrenim gören öğrenciler ile izlence kullanılmadan öğrenim gören öğrenciler arasında, Türkçe durum eklerine ilişkin bilgi düzeyinde anlamlı bir fark olup olmadığı araştırılmaktadır.

I.3.TEZİN ÖNEMİ

  Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, özellikle temel düzeyde, durum eklerinin öğretimi çok önemlidir. Türkçe öğrenen yabancıların, durum eklerinin kullanımında yanlışlıklar yaptıkları gözlenmektedir. Bu yanlışlıklar: durum eklerini birbirlerinin yerine kullanmak ya da hiç kullanmamak şeklinde olmaktadır. (Akdoğan, 1993) Adların alacağı durum eklerinin eylemin etkisiyle belirlendiği öğretimde vurgulandığında, durum eklerinin kullanımında yapılan yanlışlıkların en ' aza indiği gözlenmektedir. Bu görüş, tezde sunulan izlence sonrasında, öğrencilere uygulanan testlerden elde edilen sonuçlarla desteklenmektedir.Bu araştırmanın önemi, adların alacağı durum eklerinin eylem tarafından belirlendiğinin vurgulanmasındadır.

1.4. YÖNTEM

                                                                                                  1.4.1.Varsayımlar

  1. 1.1.Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, Temel Türkçe düzeyinde, bulunma, yönelme, belirtme ve çıkma durumu eklerinin öğretiminde, eylemden yola çıkılarak hazırlanmış olan izlencenin uygulandığı grubun testlerden aldığı puanlar, izlencenin uygulanmadığı grubun puanlarından daha yüksektir.
  2. 2.2.Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, kullanılacak izlencenin düzeye ve grubun dil öğrenme amacına uygun olarak hazırlanmış olması, öğrenimdeki başarıyı artırmaktadır.

1.4.2. Kapsam ve Sınırlılıklar

  1. 1.1.Araştırmanın katılımcıları, Bilkent Üniversitesi'nde okumakta veya görev yapmakta olan ve Türkiye'ye yeni gelmiş olup hiç Türkçe bilmeyen yabancılardır. Araştırma, biri kontrol ve diğeri deney grubu olmak üzere iki gruba uygulanmıştır. Her iki grupta da 16'şar öğrenci yer almaktadır. Kontrol ve deney grupları rastlantısal olarak seçilmiştir. Katılımcıların cinsiyetleri bağımlı değişken olarak alınmamıştır. Katılımcıların yaşları bağımlı değişken olarak alınmıştır, ancak yapılan analizde, yaşın test puanları üzerindeki etkisinin anlamlı çıkmadığı görülmüştür
  2. 2.2.Araştırma, uygulanan izlencenin; bulunma, yönelme, çıkma ve belirtme durumu eklerinin öğretimindeki başarıya etkisini belirlemekle sınırlıdır.
  3. 3.3.Kapsam açısından, Temel Türkçe düzeyinde olup hiç Türkçe bilmeyen yabancılara, seçilen 20 eylemle (gel-, git-, otur-, çalış-, sev-, iste-, bekle-, bin-, in-, ver-, al-, yaz-, oku-, bak-, kal-, ye-, iç-, izle-, dinle- ve yap-) ad durum eklerinden; bulunma, belirtme, çıkma ve yönelme eklerinin öğretimiyle sınırlıdır.

1.4.3. Araştırmanın Modeli

 Bu araştırma deneysel yönteme göre yürütülmüştür. Araştırmada, "Kontrol gruplu Ön ve Son Test Modeli" kullanılmıştır. Ancak; gruplar, Türkiye'ye yeni gelmiş olup hiç Türkçe bilmeyen yabancılardan oluştuğu için ön test verilmemiştir. Araştırmada, iki ayrı deneysel koşulda bulunan deneklerin deney sonrasındaki performansları arasında anlamlı bir fark olup olmadığı araştırılmaktadır. İzlence sonrasında her iki gruba da iki ayrı test (son test) verilerek başarıları ölçülmüştür. Testler sonucunda, izlenceyi alan grup olan deney grubunun ortalama başarı puanının, kontrol grubunun ortalama başarı puanından anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır.

  Çalışma Grubu

Bu araştırmada, rastlantısal olarak seçilen, iki deneysel işlem grubu bulunmaktadır. Bu gruplardan biri deney grubu, diğeri ise kontrol grubudur. Her iki grup da 16'şar kişiden oluşmaktadır. Bunlardan, deney grubuna izlence uygulanırken, kontrol grubuna uygulanmamıştır. Deney grubu, yaşları 20 ile 22 arasında değişen ve Bilkent Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan yabancı uyruklu öğrencilerden oluşan Temel Türkçe grubudur. Kontrol grubu, ise yaşları 24 ile 50 arasında değişen.ve Bilkent Üniversitesi'nde görev yapmakta olan yabancı uyruklu öğretim görevlileri ve eşlerinden oluşan Temel Türkçe grubudur. Her iki grupta bulunan öğrenciler de Türkiye'ye yeni gelmiş olup hiç Türkçe bilmeyen öğrencilerdir.

Araçlar

İzlence sonrası başarı durumunu ölçmek amacıyla gereksinim duyulan veriler, hazırlanan iki ayrı test ile elde edilmiştir. Test-1, belli bir bağlam içinde, ad durum eklerinin doğru kullanım oranını ölçmek amacıyla; Test-2 yine belli bir bağlam içinde, ama soru cevap biçiminde verilen tümcelerde uygun ad durum eklerinin doğru kullanım oranını ölçmek amacıyla hazırlanmıştır. Testler, sözdizimi testi olup öğrencinin verilen eylemlere uygun ad durum eklerini getirmesini sağlamak amacıyla belli bir bağlam içinde hazırlanmıştır. I. Testte 40, II. Testte 22 boşluk bulunmaktadır. I. Test, dört paragraf halinde verilen bir metindir. II. Test ise soru-cevap biçiminde hazırlanmış diyaloglardan oluşmaktadır. İzlencenin hazırlanmasında olduğu gibi, bu testlerin hazırlanmasında da Bilkent Üniversitesi'nde Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin dil öğrenme amaçları dikkate alınmıştır.

1.4.4. Verilerin Toplanması

 Bu araştırmanın genel amacı, uygulanan izlence ile ad durum eklerinin kullanımındaki başarıyı artırmak olduğundan, uygulanan testler de bu başarıyı ölçmek amacıyla hazırlanmıştır. Rastlantısal olarak oluşturulan deney ve kontrol gruplarının her ikisinde de 16'şar öğrenci bulunmaktadır. Testler, bu gruplara sınav ortamı oluşturularak verilmiştir. Deney (izlence alan) ve kontrol (izlence almayan) grupları aynı anda sınava alınmıştır. Birinci test dağıtılmış ve 30 dakika süre verilmiştir. Ardından ikinci test dağıtılmış ve bu kez 15 dakika süre verilmiştir. Sınav sonrasında, testler araştırmacı tarafından incelenmiş ve daha önceden hazırlanmış olan cevap anahtarı doğrultusunda puanlama yapılmıştır. Doğru cevaplara "1" puan, yanlış cevaplara ise "0" puan verilmiştir. I. Testte 40 boşluk olduğu için puanlama 40 üzerinden; II. Testte ise 22 boşluk olduğundan puanlama 22 üzerinden yapılmıştır. Puanlama yapılırken; öncelikle ekin doğru olup olmadığına, daha sonra da ünlü-ünsüz uyumuna göre doğru yazılıp yazılmadığına dikkat edilmiştir. Dikkat edilen bu noktalarla ilgili saptanan yanlışlara puan verilmemiştir. Test sonuçlarının analizi 5. Bölümde yer almaktadır.

1.4.5. Verilerin Çözümlenmesi

 Çalışmaya katılan iki gruptan izlence alan (deney grubu) ve almayan (kontrol grubu) öğrencilerin Test-1 ve Test-2 puanları, SPSS 10.0 kullanılarak bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir.

İzlence alan ve almayan grupların Test-1 ve Test-2 puanlan ortalama kullanılarak betimlenmiştir. Grupların test puanları, ek olarak ortalama mutlak başarı yüzdesi (OMBY) kullanılarak da değerlendirilmiştir. OMBY, bir testten alınan ortalama puanın, testten alınabilecek en yüksek puana oranlanması ile bulunmaktadır (Erden, 1998). Bulunan katsayı, öğrencilerin programın hedef davranışlarının yüzde ne kadarını kazandıklarını yorumlamada kullanılmıştır.

 Grupların test puanları arasındaki farkın anlamlılığı ise kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılarak test edilmiştir. Çünkü yapılan incelemede izlence alan grubun ortalama yaşı 20.12 ve almayan grubun ortalama yaşı 38.12 olup, yaşlar arasındaki fark anlamlı bulunmuştur [t=8.44, p<.01]. Öte yandan yaş ile Test-1 puanları arasında -0.66 ve Test-2 puanları arasında -0.70 düzeyde negatif ve anlamlı ilişkilerin (p<.01) olduğu bulunmuştur. Bu durumda, yaşın grupların test puanları üzerindeki etkilerinin kontrol edilmesine gereksinim duyulmuştur.

 ANCOVA, bağımlı değişkenle ilişkili olan dışsal değişkenlerin kontrol edilmesi ile istatistiksel modelde hata terimini düşürerek testin kuvvetini artıran çok güçlü bir parametrik istatistiktir (Büyüköztürk, 2001). Bu çalışmada da dışsal bir değişken olarak yaşın, grupların Test-1 ve Test-2 puanları üzerindeki etkilerini kontrol ederek grupların ortalama puanları karşılaştırılmıştır. Buna göre temelde, grupların yaşa göre düzeltilmiş test puanları arasında anlamlı fark olup olmadığı incelenmiştir.

 ANCOVA'nın temel varsayımı olan, grupların yaşa göre test puanlarını tahmin etmede kullanılan regresyon doğruların eğimlerinin (regresyon katsayılarının) eşit olması" koşulu, grupxyaş ortak etki testi ile incelenmiştir (Büyüköztürk, 2001).

Devamını okumak için tıklayınız...

Yabancıların Türkçeyi Öğrenmeleri Esnasında Yaptıkları İsim Hal Ekleri Yanlışları Ve Bu Konunun Değerlendirilmesi

 Dilimizin, yabancı dil olarak öğretiminde istenilen hedeflere ulaşabilmek için, Türkçenin özellikleri ve modern dil öğretim metodlarınm ışığı altında hazırlanmış, dilimizin yapısına uygun yöntemlere, tekniklere, araştırmalara ve kitaplara ihtiyaç vardır. Değişik dillerle veya dil gruplarıyla Türkçenin ses, yapı, söz dizimi ve anlam bakımından karşılaştırmalı çalışmalarına da önem verilmelidir. Ancak, tüm bu çalışmaların sağlam temellere oturtulması için öncelikle Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin, en çok zorlandıkları konular, yanlış çözümleme çalışmalarıyla gün ışığına çıkarılmalıdır.

Dilimizin yapısından dolayı, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin en çok ekleri öğrenmekte zorluk çektiğini gördük. Bu eklerin içinden isim hâl ekleri üzerinde çalışmayı tercih ettik. Çalışmalarımızın amaçlarım kısaca belirtmek gerekirse;

1)İsim hâl eklerinde yanlış yapılıp yapılmadığım tesbit etmek,

2)İsim hâl eklerini, yanlış yapma (zorluk çekme) oranlarına göre sıralamak,

3)İsim hâl eklerini kullanırken ne tür yanlışlar yapıldığını tesbit etmek,

4)Bu bulguların, Türkçenin özelliklerinin, dil öğretiminde kullanılan modern yöntem ve tekniklerin ışığı altında, konunun öğretimiyle ilgili bazı görüşler belirtmek.

 Bu çalışmayı yaparken mensubu bulunduğumuz A.Ü. TÖMER'deki kur sistemini temel alarak, T.T-1, T.T-2, O.T-1, O.T-2, Y.T-1, Y.T-2 kurlarından yazılı anlatım kağıtları seçtik. Ancak, çalışmamızı derinleştirebilmek için milliyetlere (dillere) göre bir sınıflama yapmadık. En fazla örnek üzerinde çalıştığımız kur, O.T-1 oldu. İsim hâl eklerinin T.T-1 ve T.T-2 kurlarında öğretildiğini, ancak konunun O.T-1 kurunda yerleşmiş olabileceğini düşündük. Yazılı anlatım örneklerinde yapılan isim hâl yanlışlarının her kura ve yanlış türlerine göre dökümünü verdik. Daha sonra bunların oranlarım tablolarla istatistiksel olarak verdik.

Yine aynı ölçülere dikkat ederek, tüm kurlara, değişik hâl eklerinin kullanılmasını gerektiren bazı anketler uyguladık. Anketlerden çıkardığımız sonuçları da aynı şekilde belirttik. Ancak anket çalışmamızda çok derinlemesine olmasa da milliyetlere göre gruplandırma yapmaya çalıştık.

 Öğrencilerin kişisel özellikleri, başarı durumları, seçilen milletler, uygulamanın yapıldığı yer ve zaman, öğretmen gibi bir çok faktörün bu araştırmamn sonuçlarını az çok etkilemiş olabileceğini belirtmek isteriz.

1.1 DİL NEDİR?

                 Dil üzerine yapılan birçok tanım vardır. Bunlardan birkaçım burada belirtmek istiyoruz.

 "Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessesedir (Ergin, 1990:234).

 "Dil, bir ulusun bireylerinin anlaşmasında, o ulusu ulus yapan özelliklerin oluşmasında önemli görevler üstlenmiş, yapıcı ve yaratıcı bir canlı varlıktır" (Dilçin, 1980:23).

 "Dil milleti tarif ederken kullanılan önemli ünitelerden biridir. Ayrıca milleti meydana getiren fertlerin en önemli ortak tarafım ifade eder. Böyle olduğu içindir ki, her milletin dil adı, kendi milliyet adıyla anılır. İngilizler İngilizce, Fransızlar Fransızca, Almanlar Almanca ile konuşurlar" (Alperen, 1989:1).

 "Dil kavramımn felsefe, sosyoloji veya bir dilbilim terimi olarak değişik görüş açılarından tanıtımları yapılmıştır. Biz dile insanların ve toplumların yarattıkları bir anlaşma aracıdır diyebiliriz. Yalnız dili insanoğlundaki akıl, düşünce ve duygudan sıyrılmış olarak düşünemeyiz. Bundan dolayı dil organik bir varlık olan insanların düşüncelerini ve duygularım bildirmek üzere koydukları bir işaretler sistemidir" (Korkmaz, 1976:67).

 "Dil, insanların meramlarım anlatmak için kullandıkları bir sesli işaretler sistemidir" (Banguoğlu, 1986:9).

 Rauchek'e göre "Dil, insanlar arasındaki iletişim aracıdır" (Demirel, 1990:3)

Langeacker'e göre ise, "Dil, anlamlar ve ses dizileri arasında ilişki kuran bir ilkeler takımıdır" (Demirel, 1990:3).

 "Dil, düşünce, duygu ve isteklerin bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğeler ve kurallardan yararlanarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü gelişmiş bir dizgedir" (Aksan, 1979:98).

 Yerli ve yabancı bilim adamları tarafından yapılan değişik dil tanımları vardır. Ancak, bütün tammlar değişik şekilde dile getirilmiş olsa da, hepsinin birleştiği ortak noktalar vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  1. 1.1.Dil bir sistemdir.
  2. 2.2.Dil, seslerden oluşur.
  3. 3.3.Dil, bir iletişim aracıdır.
  4. 4.4.Dil, bir düşünce aracıdır.
  5. 5.5.Dil, insanların oluşturduğu toplumlarda konuşulur; insana aittir 1.
  6. 6.6.Dil, bir milletin birliğini sağlayan en önemli unsurdur.
    1. 1.7.Dil, konuşulduğu toplumun kültürü ile sıkı ilişkiler içindedir. Onun yaşayışını ve düşünme şeklini yansıtır.

 Dil, yalmz bir konuşma, anlaşma aracı değildir. Her dil, kendi kuruluş düzeni, işleme biçimi, yapı ve dizim özelliği ile bir düşünüş, anlayış ve anlatış yoludur. Her toplumda bir konuşma dili bir de yazı dili kullanılmaktadır. Konuşma dili, bir milletin dil birliğinin, dilinin yazıyla ilişkili olmayan ve çeşitli söyleyiş özellikleri taşıyan yönü; yazı dili de, konuşma dilinin yazıya geçirilmiş şekli olarak tanımlanabilir. Konuşma dili günlük hayatta kullanılan tabii dildir. Konuşma dili, bir dil sahası içinde farklı şekiller gösterir. Bir dilin lehçeleri, şiveleri ve ağızları bulunabilir. Lehçe, dilin bilinen ve takip edilen tarihinden önce, karanlık bir devrinde kendisinden ayrılmış olup büyük ayrılıklar gösteren kollarıdır. Lehçe'de ses, şekil ve kelime ayrılıkları söz konusudur. Çuvaşça ve Yakutça Türkçe'nin lehçelerine örnek olarak verilebilir. Şive, bir dilin bilinen tarihi seyri içinde ayrılmış olup bazı şekil ve ses ayrılıkları gösteren kollarıdır. Bugün Türki cumhuriyetlerde konuşulan Kırgızca, Özbekçe, Azerice, Kazakça Türkçe'nin şiveleridir. Ağız ise şive içinde söyleyiş farklılıklarına dayanan küçük kollardır. Karadeniz, Konya, İstanbul Türkçeleri gibi.

           Yazı dili ise eserlerde, kitaplarda kısacası yazıda kullanılan dildir. Bir ülkede konuşulan çeşitli şive ve ağızlar olmasına rağmen kullanılan tek bir yazı dili vardır. Bu ortak yazı dili, bir bölgede konuşulan konuşma diline yakındır (Yazı dilimizin İstanbul Türkçesine yakınlığı gibi). Fakat bu yakınlık hiçbir zaman % 100 değildir. Çünkü, yazı diline sadece bağlı olduğu konuşma dili değil diğer bölgelerdeki dillerin ve yabancı dillerni çeşitli unsurlarının da etkisi vardır. Bu nedenle, konuşma dili sadece bir bölgeyi içine alırken; yazı dili bölgeler üstü bir yapıya kavuşur ve tüm ülkeyi içine alır.

 Konuşma dili ile yazı dili arasındaki diğer bir fark ise konuşma dilinin günlük hayatta konuşulan canlı bir dil, yazı dilinin ise yeniliklere nisbeten kapalı statik bir dil olmasıdır. Konuşmada seslerin yanında mimik, vurgu, tonlama, çeşitli jest ve vücut hareketleri kullanılırken yazı dilinde bunların yerini "yazı" alır. Konuşma ortamında; geriye dönüşler, anlatılmak istenilen konunun başka şekillerde açıklanması mümkünken bu şans yazı dilinde yoktur. Onun için yazıda, okuyucunun konuyu tam anlamıyla kavraması için düşüncelerin dilin kurallarına uygun, özenle yazıya aktarımı gereklidir. Gerçekte, yazı dili düşünce gibi dilin mantığına ve kurallarına uygun olduğu için konuşma diline oranla daha tabidir.

 Bunlara ek olarak; yazı dilini, yüzyıllardır oluşturulan eserler aracılığıyla araştırabilir, dilin tarihi gelişmesini, dilin şu ana kadar uzanan yapısını görebiliriz. Fertlere, nesillere bağlı olan konuşma dilinde ise bu durum yok denecek kadar azdır. Teknolojik gelişme doğrultusunda ve yapılan birkaç araştırmanın ışığında bu konuda dilin içinde bulunduğu gelişme yeni yeni gün ışığına çıkmakta ve bundan sonrası için kaynak oluşturmaktadır.

 Sonuç olarak aralarındaki tüm farklılıklara karşın bir ülkenin kültürünü belirlemede hem yazı hem de konuşma dili bize en değerli kaynağı oluşturmaktadır.

1.2. TARİH BOYUNCA DEVLET DİLİ OLARAK TÜRKÇE

 Bir dilin milletler arasındaki yeri belirtilirken, dünya çapında yaygın dil (langue mondiale),diploması dili(langue diplomatique),uygarlık dili(langue de civilisation),geçer bölge dili (lingua Franca), resmî dil(langue officielle) veya devlet dili(langue d'état),ulusal dil(langue nationale),yazı dili(langue littéraire) v.b. gibi ölçütlere başvurulur. Ulusal dili olmayan, başka bir yabancı dili resmî dil olarak kullanan, ulusal dilini değil de, başka bir dili, resmî dil olarak kullanan veya ulusal dilini, uygarlık dili sınıfına yükseltememiş birçok topluluklar vardır.

           Yeryüzünde konuşulmuş ve konuşulmakta olan birçok dilden, bugün ancak bir kısmı devlet dilidir. Ancak bunların hepsini uygarlık dili olarak kabul edemeyiz. Ancak işlenmemiş bir devlet dili bile zamanla bir yazı dili ve nihayet bir kültür dili durumuna gelir. İngilizce, Almanca gibi diller de bugün kültür dili olma niteliklerini yüzyıllar boyunca devlet dili olarak kullanılmalarına borçludurlar. Kültür (uygarlık) dili terimini yüksek kültüre erişmiş toplumlar tarafından kullanılan, çağımn özelliklerini taşıyan, komşu diller üzerinde etki yapabilecek kadar kuvvetli ve geniş alanlara yayılmış, ulusal sınırları aşmış dil olarak açıklayabiliriz. Eskiden Yakın Doğu'da Akkadca, Eski Farsça, Aramca, Yunanca, Latince, günümüzde ise Asya'da Türkçe, Arapça, Hintçe, Çince ve Japonca birer büyük kültür dilidir. Bilindiği gibi, dilimizin gün ışığına çıkmış en eski yazılı belgeleri M.S. VIII. yüzyıla ait Orhun Abideleridir. Ancak bu demek değildir ki, dilimizin tarihi (hatta yazı dili olarak tarihi) daha eskilere uzanmaz. Bunu, Orhun Abidelerinin kimi özelliklerinden rahatlıkla ortaya çıkarabiliyoruz. Yani Orhun Abideleri, bize dilimizin yazı dili olarak daha eskilere, tarihin derinliklerine uzandığını ve yazıldığı devirde kültür dili olma niteliklerine sahip olduğunu gösterir.

            Göktürk metinleri, dilimizin başlangıç dönemine değil, daha ileri bir dönemine aittir. Türk yazı dili, "Göktürk Yazıtlarının ortaya çıkış tarihinden çok daha eskilere, belki 1000 hatta, 2000 yıl önceye gitmektedir^. Bir dilin eskiliğini, kültür dili olduğunu belirleyebilmek için bazı bilimsel ölçütlere ihtiyaç vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

 İleri öğeler: Göktürk yazıtları destansı, oldukça gelişmiş edebî bir dille yazılmıştır. Ayrıca metafor, yani deyim aktarımı (Örneğin, O ne keçidir) ifade eden unsurlar gelişmiştir. Soyut bir kavramı somut bir fiille veya isimle ifade etmek de metafordur. Bir dilin bu duruma gelmesi kuşkusuz uzun bir geçmiş ve işlenmişlik gerektirir. Böyle öğelere Göktürk Yazıtlarında sık sık rastlarız. Örneğin, Menin sabimin sımadı(Benim sözümü kırmadı) cümlesindeki sımadı çok açık bir deyim, somutlaştırma örneğidir. Eğer, Göktürk metinlerinde bazı ileri öğeler varsa, bunların temel şeklinin de bulunması gerekir. Bu da bize yazı dilinin daha eskilere gittiğini gösterir. Yine bir örnek verelim; tüketi (bütünüyle, sonuna kadar, iyice) kelimesi varsa bizi mutlaka daha temel bir şekle, bir köke götürür. İleri öğeler diye nitelenebilecek durumlar şunlardır:

Devamını okumak için tıklayınız...

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin bir dünya dili olması dileğiyle...