yapısal

Yabancı Dil Öğretimi Açısından Türkçe Ve İngilizcenin Yapısal Özelliklerinin Karşılaştırılması-Bosna-Hersek Örneği

Bu çalışmanın amacı yabancı dil öğretimi açısından Türkçe ve İngilizcenin yapısal özelliklerini karşılaştırmak ve Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin kolay olup olmadığını belirlemektir. Yabancı bir dili kolay öğrenmek öğrenenlerin anadiline benzerliğinden etkilenmesine rağmen dilin bazı özellikleri öğrenmeyi kolaylaştırabilir. Bu çalışmada Türkçe ve İngilizceyiyapısal özellikleri açısından karşılaştıran bir anket hazırlanmış ve veriler toplanmıştır. Anket ölçeğini hazırlarken kaynaklar taranmış, uzman görüşü alınmış ve pilot uygulaması yapılmıştır. Anket lise 3. ve 4. sınıfta okuyan, Türkçe ve İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilere uygulanmıştır. Anket soruları görüşme yöntemiyle öğrencilere sorulmuş ve alınan cevaplar grafik analizi yöntemiyle incelenmiştir.

Giriş

Yabancı dil öğretiminin yaklaşık beş bin yıllık tarihi vardır (Onursal,2006:86) ve küreselleşen dünyada yabancı dil öğrenme ve öğretmeye daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Eğitimde önemli bir yeri olan yabancı dil öğretimi alanında yapılan çalışmalar her geçen gün artmaktadır. İngilizcenin yabancı dil olarak öğretimi alanında birçok çalışma mevcuttur,Türkçenin de yabancılara öğretiminde hedeflere ulaşmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Dünya dili olma yönünde hızla ilerleyen Türkçe birçok ülkede seçmeli ders olarak verilmekte birçok ülkede de bölümü açılmış olarak öğretilmektedir.

"Dillerin bilimsel çevrelerce benimsenen geleneksel iki tür sınıflamasının ilki biçim ve yapısaldır. Sözcük ve sözcük türlerinin yapım ve biçimsel görünümlerine göre sınıflandırılmaları dilbilim, yabancı dil öğretmen ve öğrencilerine söz konusu dili tanıma, yaklaşım, yöntem ve öteki ve kendi ana dilleriyle karşılaştırma benzer ve benzemezlikleri saptayarak bilinçli öğrenim ve öğretimi gerçekleştirme açısından yarar sağlar" (Tosun,2005:22).

Dil öğretiminde dilin yapısal özelliklerinden faydalanarak öğretim daha verimli bir hale getirilebilir. Dilin yapısal özelliklerinin farkında olan birey bu özellikleri dikkate alarak öğrenim sürecinde daha bilinçli yer alabilir.

"Dünya üzerinde en çok konuşulan 5'inci dil olan Türkçenin kullanımı ve etkinliği gün geçtikçe artıyor. Dünyanın dört bir yanında Türkçeye ilgi büyürken; özel okul ve kurslar haricinde, ortaöğretim düzeyinde 80'in üzerinde, yükseköğrenim düzeyinde ise 60'ın üzerinde ülkede Türkçe dersleri veriliyor. Son yıllarda dünyanın dört bir yanında açılan Türkçe kursları da büyük ilgi görüyor. Yunus Emre Enstitüsü bünyesinde, çeşitli ülkelerde açılmış36 dil ve kültür merkezi mevcut. Ayrıca 140'dan fazla ülkede açılan özel okullarda, Türkçe müfredatla eğitim veriliyor." (Başbakanlık Kamu Diplomasisi,2013a)

Devamını okumak için tıklayınız...

Yabancı Dil Öğretiminde Yapısal Alıştırmalar

Geleneksel yöntemlerle dil öğretiminde olduğu gibi çağcıl yöntem­lerde de alıştırmalar, bir ders biriminin temel evreleri arasında yer alır. Geleneksel dilbilgisi kitaplarında bulunan alıştırmaların düzenlenişi salt görgül nitelik içerdiğinden aşamalanma bir yerde rastlantısal kalmaktadır. Oysa bu tür alıştırmaların verimliliği, gerek alıştırmaları hazırlayan "yöntembilimcilerin, gerekse bu alıştırmaları derste kullanan "yöntemciler"in1 dilsel yapıları tanımasına bağlıdır: "... eğitbilimci, aktarmak istediği yapının dilsel işleyişini tanıdığı ölçüde uygun alıştırmalar oluşturabilir."2 Yapısal dilbilimin verilerinden kalkılarak hazırlanan alıştırmaların gerçek işlevi de salt çözümlemeye değil, öğrenenin dili etkin bir biçimde kullan­masına yöneliktir.

Dilin dizge niteliğine ağırlık veren yapısal dilbilimin, betimleme süre­cinde dilsel birimleri saptarken yararlandığı işlemlerden kalkılarak hazır­lanan yapısal alıştırmalar; değiştirim, dönüştürüm ve yinelemeye dayanır. Bu işlemler, sesbilim düzeyinde; titrem ve titremleme, sözcük düzeyinde anlamsal ayrıntıları ortaya koyacak nitelikte değiştirim ve dönüştürümler, tümce ve tümce ötesi düzeylerde ise konuşmaya yönelik alıştırmaları kapsar. Böylece geleneksel dilbilgisi yapıtlarında ele alman birimlerle yerinilmemiş, biçimbilimsel sözdizim alanında kalan alıştırmalar dilin öteki düzeylerine de yayılmıştır. Özellikle sesbirim ve biçimbirimi konu alan alıştırmaların kalkış noktasını gösterilen değil, gösteren oluşturur.3

Yapısal alıştırmalarla, öğrenenin uyarana dilsel tepkisini en doğal biçim ve sürece yaklaştırması amaçlanır. Bir başka deyişle dilbilgisi kural­larını dolaylı ve edilgen bir biçimde değil, doğrudan ve etkin kullanım­larıyla aktarmak söz konusudur.

Yapısal alıştırmalar, yapılarına ya da ele alınan dilsel boyuta göre değişik biçimlerde sınıflandırılabilir: Yapılarına göre sınıflandırmada, alıştırmalar değiştirim, dönüştürüm, yayılım,  birleştirme, yönlendirmeli konuşma ve tamamlama işlemleri üstüne kuruludur. Tümce ötesi boyutta ise "bildirişim alıştırmaları"4 ve "küçük konuşma"lar5 vardır. Birinci tür sınıflandırmada alıştırmalar kesin biçimsel kurallara bağlıdır. Öğrenen­lerin temel dil yapılarını edinmelerinden sonra ise "yeniden kullanım alış­tırmalarına" geçilir. Bu tür alıştırmalarda öğrenilen yapıların yeniden ele alınması, öğrenen tarafından yeniden kullanılması amaçlanır. Artık belli bir durum ve bildirişim çevrimine bağlanan alıştırmalarla öğrenci dil yapı­larını özgürce kullanmaya yönelir.

Yöntembilimciler, gerek bir dil yöntemini bütünleyen, gerekse daha genel kullanım alanları olan alıştırma kitapları hazırlamışlardır. Örneğin Fransızcanın öğretimini amaçlayan "De Vive Voix" yönteminde, Exercices de Reemploi6 birinci türden bir yapıttır. Deneylik çalışmaları üstüne kurulu, dilbilgisel yapıların aşamalanmasmı izleyen, ama konular açısından daha özgür bir biçimde hazırlanmış Les Exercices de Laboratoire I-IP ise ikinci türe girer. Uygulayımsal birtakım kolaylıklar nedeniyle sesbirim, bürün-birim ve biçimbirimleri kapsayan alıştırmalar ayrı bir öbekte ve özellikle deneylik çalışmaları olarak, sözcük ve tümce düzeyindeki çalışmalar da ayrı bir bütünde kümelendirilebilir.

E. Benveniste ve R. Jakobson'un sözce ve söyleme ilişkin çalışmala­rıyla, yapısal alıştırmalar salt biçime yönelik düzenek alıştırmaları görü­nümünden kurtulmuş, bu tür alıştırmaların hazırlanmasında sözcelem, dilsel işlevler ve bildirişim çevriminin de göz önünde bulundurulması zorunluğu doğmuştur. Yapısal alıştırmaların ereği, öğrenciyi kişisel anlatımda serbestliğe ve doğallığa ulaştırmak olduğuna göre dil dışı bağlam da dilsel birimler denli önemlidir. Öğrencinin ilgi alanları göz önünde tutularak oluşturulan "bildirişim alıştırmaları" bu ilkelerden kalkılarak hazırlan­mıştır. Öğreticinin ve yöntemin güdümündeki alıştırmaların oluşturduğu bildirişimi yapay bulan yöntembilimciler karşılıklı etkileşim ilkesi üstüne kurulu bildirişim alıştırmalarının bu yapaylığı giderdiğini belirtirler. Bil­dirişim alıştırmalarının yanı sıra küçük konuşma alıştırmalarında da ya­nıtlar tek değildir, öğrencinin dil dışı evrene yönelik görüşlerini aktarması temel ilkedir. Bildirişim öğelerinden "oluk" bu tür alıştırmalarda birincil önem taşır: Sözlü olarak ele alındığında konuşucuben'e titremin olanakları verilir. Böylece, örneğin bir öfkenin anlatımında dilsel davranışı bütünleyen olgularla birleşen titremleme olguları, artık bildirime başvurmaya gerek bırakmaz. Oluk, ayrıca yazılı ya da görüntüsel olabilir. Bu durumda birtakım uzlaşımsal ya da artıkbilgi niteliğindeki öğeler de işe karışacağından alış­tırmaların hazırlanmasındaki yalınlık ilkesinden uzaklaşılmış olunur. Söz edimini bağlama yerleştirme çabasıyla özdeşleşen karşılıklı etkileşim sayısını Wilga M. Rives8 12 olarak saptamıştır. Toplumsal ilişkiye girme ve ilişkiyi sürdürme (selamlaşma, hatır sorma vb. bilgi alma, aktarma, bir bilginin edinilmesi, amacın gizlenmesi, telefonda konuşma, amaçların gerçekleş­tirilmesi vb…) başlıca karşılıklı etkileşim olgularıdır.

Küçük konuşma alıştırmalarında, anlatımsal işlev yüklü deyimler, söyleyiş biçimleri ve titremleme öğelerinin öğretimi amaçlanır. Bu tür alıştırmalarda söz konusu öğeler bir bağlam ve duruma yerleştirilir. Özellikle tek tümce içinde algılanması zor titremleme olgularının inceliklerine öğre­nenin duyarlık kazanması sağlanır. Küçük konuşmalarda her uyarana ve­rilecek yanıtın bir sonraki uyaranı yönlendirecek biçimde düzenlenmesi gerekir. Böylece her uyaran-yanıt ikilisi, aktarılmak istenen dilbilgisel yapıyı taşıyan bir anahtar oluşturur. Yapısal alıştırmaların ilkece her aşa­mada bir tek yeni öğeyi aktarması amaçlanır. Küçük konuşmalarda öğren­cinin düzeyinin ileri olduğu düşünülürse, temel yapının yanı sıra özel bir kullanımın bir deyimin de aktarılmasının bu ilkeyle çelişmediği görülür.

Yanlışların düzeltilmesi: Sesbirim, biçimbirim ve sözlükbirim düzey­lerinde alıştırmalar öğrenende doğal bir dilsel tepki oluşturmayı amaçla­dığından yanlışların yerleşmeden hemen düzeltilmesi gerekir. Konuşmaya ağırlık veren bildirişim ve küçük konuşma alıştırmalarında ise derste oluş­turulan bildirişim bağlamını aksatmaması için yanlışlar hemen düzeltilmez. Dil sürçmesi ve rastlantısal yanlışların dışında öğrencinin sürekli yinelediği yanlışları not eden öğretici, bu dersi izleyen evrede öğrenenle birlikte söz konusu yanlışların çözümlemesini yapar.

Kaynak:http://www.dilset.com/akademi/index.php/website/content/1429

Yapısal ve Biçimsel Diller

Yapısal ve Biçimsel Diller

Diller, bilişim bilimi (informatik) çerçevesinde de ele alınabilir. Biçimsel diller olarak adlandırılan diller dilin matematiksel modelini ifade eder ve bu diller özellikle teorik bilgisayar bilimi içerisinde kendine yer bulur.

Özellikle de hesaplanabilirlik kuramı ve Compilerbau kullanımında yer alır. Birçok bilgisayar program dilleri, özünde hem teorik düşüncelere hem de nesnel düşüncelere dayanır. Programlama dillerine "Java, ALGOL, Fortran, COBOL, BASIC, C, C++, Ada, LISP, Prolog, Perl" örnek verilebilir.

Felsefenin karşılaştırılabilir bir uğraşı da Alman filozof, matematikçi ve mantıkçı Paul Lorenz'in projesi olan Orto isimli bir dil programıdır. Bu dil programında anlamlı ve sistemli bir bilimsel dilin oluşturulması amaçlanıyor ama bu durum "sistemli felsefede büyük oranda tartışmalı" durumda.

KAYNAKÇA

Prof. Dr. Muharrem Ergin, Türk Dil Bilgisi, Bayrak Basım, İstanbul, 2008, s. 3 Konuşma Dili, Yazı Dili

Dilin Bilimsel Tanımı [1]

Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Atatürk Döneminde Türkçe ve Türk Dil Kurumu Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...