kırgız

Atatürk Üniversitesinde Öğrenim Gören Kırgız Öğrencilerin Türkçe Ve Türkiye'ye Yönelik Görüşleri

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Bu araştırmanın amacı Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören Kırgız öğrencilerin Türkçeye ve Türkiye'ye ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda Kırgız öğrencilerin Türkçeye ilişkin görüşlerinin yanı sıra Türkiye hakkındaki görüşleri de ele alınacaktır.

Nitel araştırma modeline göre tasarlanan bu araştırmada Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören 15 Kırgız öğrencinin görüşüne başvurulmuştur. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin yazılı görüşlerini toplamak amacıyla bir görüşme formu geliştirilmiştir.

Çalışma sonucunda Kırgız öğrencilerin Türkiye'ye karşı olumlu görüşler içerisinde oldukları, Türkçeyi kolay öğrenilebilir bir dil olarak gördükleri ve Türk toplumunun kendilerine sıcak ve iyi davrandığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaşadığı sorunların başında ekonomik sorunların yer aldığı da bu çalışmadan elde edilen sonuçlardandır.

1. Giriş:

Türkiye uluslararası anlaşmalar ve ikili kültür anlaşmalarıyla karşılıklı eğitim, kültür ve öğrenci değişimine yönelik sorumluluklar üstlenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'den yabancı ülkelere öğrenciler gönderildiği gibi diğer ülkelerden de Türkiye'ye yükseköğrenim görmek üzere yabancı öğrenciler gelmektedir (Can, 1996). Türkiye'nin son yıllardaki eğitim, sağlık, ekonomi, turizmvb.alanlardaki gelişmesine paralel olarak Türkiye'ye gelen yabancı öğrencilerin sayısında da artış yaşanmaktadır. Uzak Doğu ülkelerinden, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile birçok Asya ülkesinden, Kafkaslardan, Rusya Federasyonu ve ona bağlı olan muhtar cumhuriyetlerden, Orta Doğu ülkelerinden başta olmak üzere Avrupa ve Amerika'dan pek çok öğrenci lisans ve lisansüstü eğitimini gerçekleştirmek, Türkçe öğrenmek amacıyla Türkiye'yi tercih etmektedir.

Ural-Altay dil ailesi içinde yer alan, yapısal özellikleri, sondan eklemeliliği, söz dizimi olarak da esnek bir yapıya sahip olup eylemin cümle sonunda yer alması ve vurgu gibi ayırt edici yönleriyle özellikle bu dil yapısına yabancı olanlar tarafından anlaşılması son derece güç ve karmaşık olan Türkçe dünya çapında kullanımı günden güne büyük bir artış gösteren bir dildir (Özyürek, 2009).

Türkçenin dünyada en çok konuşulan diller arasında beşinci olması (Buran ve Alkaya, 2013) da Türkçe öğrenimine olan ilginin, yönelimin yüksek olmasının sebeplerindendir.

Tarihî gelişimi içinde Türkçe lehçe ve ağızlara ayrılmıştır. Coğrafi uzaklık, farklı kültürel etkiler, yaşam şartlarıvb.Türk boy ve topluluklarının birbiriyle iletişim kurmalarında ciddi sorunlar doğurmuştur. Bu iletişim sorununu aşabilmek için Türk boy ve toplulukları birbirinin dilini öğrenme ihtiyacı hissetmiştir. Türkiye Türkleriyle iletişimlerini güçlendirmek isteyen Kırgızlar Türkiye'de ve kendi ülkelerinde Türkçeyi öğrenmeye çalışmaktadırlar.

"Kırgızistan Cumhuriyeti, Orta Asya'nın yüz ölçümü bakımından en küçük ülkelerinden biri olmasına rağmen insanlık tarihinin eski kültür varlıklarından önemli bir kısmını üzerinde barındırması sebebiyle öteden beri bilim dünyasının ilgi odağı hâline gelmiştir" (Alyılmaz, 2009: 186).

Türkçenin Kıpçak kolu içinde yer alan Kırgız Türkçesi, Kırgız halkının konuşma, yazma ve resmî dilidir. Kırgızların çoğu Kırgızistan'da; bir kısmı Kazakistan, Özbekistan veTacikistan'da; çok az bir kısmı da yabancı ülkelerde yaşamaktadır (Kaydarov ve Orazov, 2010: 236).

Çağdaş Kırgız Türkçesinde yedi kısa yedi uzun ünlü vardır. Kırgız Türkçesinin ünlüleri ses uyumu kuralına tam olarak uyar. Kırgız Türkçesindeki ünsüzlerin sayısı 25'tir (Kaydarov ve Orazov, 2010: 237).

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Kırgız Türkçesinin tarihî gelişimi içinde Kırgızlar Köktürk Alfabesi'yle vücut bulmuş Yenisey Yazıtları'nın yazıcılarından olmuşlardır. Bugün sayıları 350'yi bulan Yenisey Yazıtları, (başta Kırgız / Hakas, Şor, Çik ve Altay Türkleri olmak üzere) farklı Türk boyları tarafından vücuda getirilmiştir (Alyılmaz, 2007: 17). Kırgızlar yakın dönemde de 1924-1928 yılları arasında Arap Alfabesi'ni, 1928-1940 yılları arasında Latin Alfabesi'ni kullanmışlardır. 1940'tan sonra da Kiril Alfabesi'ni kullanmaya başlamışlardır. Kırgız Türkleri, bugün de Kiril Alfabesi'ni kullanmaktadırlar (Buran ve Alkaya, 2013: 319). Sovyetler Birliği içinde yer alan Türk boyları Kiril Alfabesi'ni kullanmışlardır ve Türk boylarına Kiril Alfabesi'nin 18 farklı türü tatbik edilmiştir (Ercilasun, 1977). Bu alfabelerden birisi de Kırgızlar için uyarlanmış olan Kırgız Türkçesi Alfabesi'dir.

Türk devlet ve topluluklarından gelen öğrenciler Türkçe öğreniminde yabancılara göre daha şanslıdırlar. Özellikle Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tataristan gibi ülkelerden gelen bu öğrencilerin kendi ülkelerinde konuşulan diller, Türkçenin lehçeleridir (Karatay ve Kartallıoğlu, 2012). Bu öğrencilerin Türkçe öğrenmedeki yaşadıkları zorlukların başında Türkçenin farklı kollarına mensup olma (Oğuz, Karluk, Kıpçak) ve farklı alfabe kullanma sorunları bulunmaktadır. Kazakistan ve Kırgızistan başta olmak üzere Rusya Federasyonu'na bağlı özerk cumhuriyetlerden gelen öğrencilerin kendi ülkelerinde Kiril alfabelerini kullanmaları nedeniyle Türkiye Türkçesini öğrenirken karşılaştıkları Latin Alfabesi kullanımı bu öğrencilere zorluk yaşatmaktadır. Türkçenin yabancılara öğretiminde Türk soylular diğer öğrencilere göre bir adım önde başlamaktadır. Ancak bu öğrencilerin de Türkçenin farklı kollarına mensup olmaları kendi içlerinde Türkiye Türkçesi öğrenirken farklı ayrıcalıklara sahip olmalarına neden olmaktadır. Türkiye Türkçesi gibi Türkçenin Oğuz grubu içinde yer alan Türkmen Türkçesi, Azeri Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Salar Türkçesi ana dili olan öğrenciler ana dili diğer Türk lehçeleri olanlara göre Türkiye Türkçesi öğreniminde daha hızlı ve başarılı bir öğrenme gerçekleştirmektedir.

Türk boy ve toplulukları arasında iletişimin sağlam temeller üzerinde ilerleyebilmesinde dil ve dil öğretiminin kuşkusuz ayrı bir yeri ve önemi vardır. Türk televizyon yayınlarının Orta Asya'da izlenmesi, Türkiye Cumhuriyetinin bu akraba ülkelerde ilk, orta ve yükseköğretim kurumları açması, Türk Elçiliklerinin MEB kanalıyla Türkçe kursları düzenlemesi, OrtaAsya'dan soydaş öğrencilerin Türkiye'deki eğitim-öğretim kurumlarında okuması sonucu, buradaki öğrenci ailelerinin, her meslekten ilgili bireylerin Türkçe ve Türk kültürüne ilgisini çekmeye başlamıştır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de yeni açılımlar sunmuş, teorik ve pratik açıdan birçok bilimsel araştırmayı zorunlu kılmıştır (Daşman, 2009).

Türkiye Cumhuriyeti ve Kırgızistan arasında gelişen ikili ilişkiler ülkeler arasında öğrenci, öğretim üyesi değişimi ve göndermeyi beraberinde getirmiştir. Ülkeler arasındaki ticari ilişkiler de iki ülke arasında göç oluşturmuştur. Türkiye'den Kırgızistan'a, Kırgızistan'dan da Türkiye'ye gelenlere dil öğretimi ihtiyacı da doğmuştur.

Kırgızların Türkiye Türkçesi öğrenme sebepleri irdelendiğinde Türk okullarında eğitim almak istemeleri, Türkiye'ye gelmeyi planlamaları, Türklerle arkadaşlık kurmaları ya da evlenmeleri, Türk şirketlerinde iş bulabilirim düşüncesi veya sadece bir dil öğrenme merakı gibi eğitimden, iş kaygısına kadar birçok sebeple karşılaşılmaktadır (Duman, 2013: 84).

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Cusup Balasagın Kırgız Millî Devlet Üniversitesi, Kırgız-Rus Slavyan Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Fakültesi, AUCA (Orta Asya'daki Amerikan Üniversitesi), İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi (Celalabat Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi), Kırgız Özbek Üniversitesi (OŞ), Arabaev Üniversitesi, Sebat Eğitim Kurumları, Uluslararası Atatürk-Alatoo Üniversitesi, T.C. MEB. TÖMER (Daşman, 2009) Kırgızistan'daki başlıca Türkçe öğretim merkezleridir.

Yabancı öğrencilerin Türkiye'de kaldıkları süre boyunca edindikleri tecrübeler, hem kendileri hem de yerli öğrenciler için kalıcı bir değer taşımaktadır. Bu sayede öğrenciler arasında derinleşen bağlar, ulusal sınırları aşarak kaynaşmayı sağlamaktadır (turkey.setimes.com). Kırgız öğrencilerin Türkiye'de yaşadığı süre içinde çeşitli tecrübeler yaşayarak Türkçeye ve Türkiye'ye ilişkin fikirler geliştirdiği düşünülmektedir. Kırgız öğrencilerin Türkiye'de daha iyi şartlarda öğrenim görmeleri için bu düşüncelerinin bilinmesi önem arz etmektedir.

1.1. Araştırmanın Amacı

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de öğrenim gören Kırgız öğrencilerin Türkçeye ve Türkiye'ye ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda Kırgız öğrencilerin Türkçeye ilişkin görüşlerinin yanı sıra Türkiye hakkındaki görüşleri de ele alınacaktır. Bu görüşler alınırken aşağıdaki araştırma sorularına yanıt aranacaktır:

•  Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören Kırgız öğrencilerin Türkiye'ye yönelik görüşleri nelerdir?

Devamını okumak için tıklayınız...

Kırgız Öğrencilerin Türkiye Türkçesi Öğrenmeye İlişkin Tutumları

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

     ÖZET

 

          Bu çalışmada Kırgızistan Cumhuriyeti Osh Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin Türkiye Türkçesi öğrenmeye karşı tutumları incelenmiştir. Tutum, insanların olgu ve olaylara karşı gösterecekleri olumlu veya olumsuz tepki eğilimlerini belirler. Bu ise yaşantı ve deneyimler sonucunda oluşur. Dil öğrenme sürecinde öğrencilerin konuya, öğretmene ve bulundukları ortama karşı geliştirdikleri tutum, öğrenmenin niteliğini etkiler. Araştırmada 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfında okuyan 55 Kırgız öğrenci örneklem alınmıştır. Verilere ulaşmak için tarama modeli ve Türkçe Öğrenme Tutumu Envanteri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde aritmetik ortalama, ilişkili ve ilişkisiz ölçümler t testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Kırgız öğrencilerinin Türkiye Türkçesi öğrenmeye ilişkin tutumlarının genel olarak yüksek düzeyde olduğu ve cinsiyete göre değişmediği belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin Türkiye Türkçesiöğrenme ilgilerininyüksek,öğrenme algılarınınorta veöğrenme özgüvenlerinindüşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrenme algılarının ve özgüvenlerinin öğrenme ilgilerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği saptanmıştır. Bunu açıklamak için öğrencilere uygulanan dil öğretme yöntemleri, teknikleri ve ortamlarının da incelenmesi gerekir.

GİRİŞ

            Tarihin her devrinde bütün milletler, insanlarının daha iyi, kolay ve rahat anlaşmalarını sağlamak amacıyla dil öğretimine önem vermiştir. Dillerini geliştirip yaşatan milletler, tarihte daha kalıcı eserler bırakmışlardır. Dillerini geliştiremeyen toplumların ise yok olduklarını tarih göstermektedir. Dil öğretimi, önce milletin mensuplarına daha sonra onun yakınında yaşayanlara, sanatsal ve bilimsel gelişmeleri izlemek için farklı bir dili kullanma zarureti bulunanlara; farklı coğrafyada yaşayan soydaşlarla iletişimi sürekli kılmak için, o dile ilgisi olan yabancılara öğretilir (Karakuş, 2006: 11). Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmeler, dünyada iletişim kurmak için dil öğrenme ihtiyacını artırmıştır. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler, insanlar ve ülkeler arasındaki etkileşimi de kaçınılmaz hâle getirmiştir. İletişimin en önemli aracı dil olduğu için gelişmiş milletler kendi dillerini diğer milletlere öğretmeye çalışmaktadırlar.

 Dünyada farklı kültürler karşısında varlığını hissettirebilmenin ve kendi kültürünü kaybolmaktan koruyabilmenin en etkili yolu, dili korumak ve dünyada konuşulan önemli diller arasına girmesini sağlamaktır. Geniş bir coğrafyada konuşulan dilimizi çeşitli sebeplerle öğrenmek isteyen pek çok insan da bulunmaktadır.

 Türkçe öğretiminde hedef kitle; Türkiye Türkleri, iki dilliler, yabancılar ve Türk soylular olmak üzere dört ana grupta toplanabilir. Bunlardan Türkiye Türkleri; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Türkiye'de öğrenim gören hedef kitledir. İki dilliler; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve ana dili Türkçe olduğu hâlde başka bir toplumda yaşayan, o yaşadığı toplumun dil ve kültürü ile Türk dili ve kültürü arasında karmaşa yaşayan, yerine göre iki dili de kullanmak zorunda kalan insanların oluşturduğu gruptur. Diğer Türkçe öğrenmek isteyen öğrenci kitlesi ise yabancılardır. Bunlar Türk dilini bilmeyen fakat ilgi duyan, Türk düşünce dünyası ve yaşayış tarzına aşina olmayan kitledir. Türkçe öğretiminde bir başka hedef kitle ise Türkiye coğrafyası dışında yaşayan Türk soylulardır. Türk soylular, Türkiye sınırları dışında kendi vatanlarında, kendi devletlerinin veya başka bir devletin egemenliği altında yaşayan Türklerdir (Duman, 2003: 151).

Yukarıda belirtilen dört farklı hedef kitlenin birbirinden farklı özellikleri vardır. Bunlara Türkiye Türkçesi öğretimi için kullanılması gereken yöntem ve materyaller de farklılık gösterir (Duman, 2003: 151). Türkiye Türkçesi öğretiminin etkili ve verimli olabilmesi için ilk olarak hedef kitlenin dil öğrenme amacı belirlenmelidir. Bu yolla Türkçenin hedef kitleye ne kadar ve nasıl öğretileceğine, hangi yöntem ve tekniklerin kullanılacağına karar verilebilir. Dil öğretim sürecinin başında yapılacak bu tür çalışmalarla etkili bir öğretim süreci gerçekleştirilebilir (Barın, 2003: 312). Bu çalışmanın kapsamını Kırgız öğrenciler oluşturduğundan çalışmada daha çok Türk soylulara Türkçe öğretimi üzerinde durulmuştur.

            Türk devlet ve topluluklarından gelen öğrenciler Türkçe öğreniminde yabancılara göre daha şanslıdırlar. Özellikle Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tataristan gibi ülkelerden gelen bu öğrencilerin kendi ülkelerinde konuşulan diller, Türkçenin lehçeleridir. Gerçekte Türkiye Türkçesine çok uzak olmayan bu dilleri konuşan öğrenciler, Türkçeye tamamen yabancı olan öğrencilere göre daha az öğrenme güçlüğü çekerler. Konuştukları dillerin Türkiye Türkçesine yakın olması Türk soylu öğrencilerin Türkçeye bakışlarını olumlu etkileyebilir. Ancak yine de kendi ülkelerinde Azeri Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Tatar Türkçesi gibi dilleri konuşan Türk soylu öğrenciler, Türkiye Türkçesini öğrenme sürecinde birtakım zorluklarla karşı karşıya gelmektedirler (Özyürek, 2009: 1824). Bu zorlukların başında alfabe farklılığı gelmektedir (Özyürek, 2009; Kara, 2010). Günümüzde Bağımsız Türk Devletlerinden sadece Kazakistan ve Kırgızistan Latin alfabesini kabul etmemiştir. Bu alfabe farklılığı da öğrencileri özellikle okuma ve yazma çalışmalarında olumsuz etkilemektedir. Şahin (2008: 96)'e göre, Kırgız olan öğrencilerin yapmış oldukları yazma hataları alfabe farklılığından kaynaklanmaktadır. Türk soylu öğrencilerin ülkelerinde konuştukları dillerin Türkiye Türkçesine benzer özellikler taşıması, öğrencilerin Türkiye Türkçesine karşı bakış açılarını  olumlu  yönde  etkilemektedir.  Derslerde yapılacak etkinliklerle öğrencilerin bu tutumları pekiştirilmelidir.

1. Dil Öğrenme ve Tutum

Eğitimi daha verimli ve işlevsel bir hâle getirebilmek için her geçen gün çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Bunların başında öğrencilerin derse, öğretmene ve okula ilgilerini belirlemeye yönelik çalışmalar gelmektedir. Yapılan bu araştırmaların amacı, öğrencilerin öğrenme sürecinde başarılarını etkileyen değişkenleri belirlemek ve iyileştirmektir. Öğrenmenin niteliğini etkileyen değişkenlerden biri de öğrencilerin konuya, öğretmene, sınıfa ve arkadaşlarına olan tutumudur. Tutum kavramı; "tutulan yol, davranış" anlamında kullanılmaktadır (Türkçe Sözlük, 2005: 2014). Allport (1935)'a göre tutum, "yaşantı ve deneyimler sonucu oluşan, ilgili olduğu bütün obje ve durumlara karşı bireyin davranışları üzerinden yönlendirici ya da dinamik bir etkileme gücüne sahip duygusal ve zihinsel hazırlık durumudur (Akt. Tavşancıl, 2002: 65). Yapılan tanım ve açıklamalara dayanarak tutumla ilgili aşağıda belirtilen özellikler sıralanabilir:

1."Tutumlar doğuştan gelmez, sonradan kazanılır. Birey toplumsallaşırken kültürel olarak kazanır. Diğer bir anlatımla, tutumlar yaşantılar yoluyla öğrenilmiştir.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

2.Tutumlar geçici değillerdir, belli bir süre devamlılık gösterirler. Yani bireyler yaşamlarının belli dönemlerinde aynı düşünceye sahip olurlar.

3.Tutumlar, birey ve obje arasındaki ilişkide bir düzenlilik olmasını sağlar. Öğrenme süreci içinde derece derece biçimlendiğinden, insanın çevresini anlamasına da yardımcı olur.

4.İnsan-obje ilişkisinde, tutumların belirlediği bir yanlılık ortaya çıkar. Birey bir objeye ilişkin bir tutum oluşturduktan sonra, ona yansız bakamaz.

5.Bir objeye ilişkin olumlu ya da olumsuz bir tutumun oluşması, ancak o objenin başka objelerle karşılaştırılması sonucu mümkündür.

6.Kişisel tutumlar gibi toplumsal tutumlar da vardır. Toplumsal tutumlar, toplumsal değer, grup ve objelere yönelik tutumlardır.

7.Tutum bir tepki şekli değil, daha çok bir tepki gösterme eğilimidir. Bir başka deyişle, tutumlar tepkide bulunmaya ilişkin bir eğilimdir.

8.Tutumlar olumlu ya da olumsuz davranışlara yol açabilir" (Tavşancıl, 2002: 71-72).

Tutumların bilişsel, duygusal ve davranışsal olmak üzere üç ögesi vardır. Bu üç öge arasında bir iç tutarlılığın olduğu varsayılmaktadır. Bu ögeler arasındaki ilişkiye göre bireyin herhangi bir konu hakkında bildikleri (zihinsel öge) ona karşı olumlu bakmasını gerektiriyorsa (duygusal öge) birey o nesneye karşı olumlu bir tavır takınarak davranışta (davranışsal öge) bulunur (Balcı, 2009: 23). Shaw ve Wright'e göre, kişinin belirli bir obje ya da obje grubuna yönelik tutumları bilinirse, bireyin o objeye ya da obje grubuna yönelik tepkilerini tahmin etmede diğer değişkenlerle birlikte tutumları da kullanılabilir (Akt. Balcı, 2009: 27). İnceoğlu (2004)'na göre, tutumların varlıkları ve boyutları ancak etkiledikleri davranışlar gözlemlenerek anlaşılabilmektedir. Bu nedenle tutumlar ile davranışlar arasında paralel bir ilişkiden söz etmek mümkündür.

          Silah (2000)'a göre tutumların ölçülebilmesi için, tutumun varlığının araştırılması, bilinmesi ve bireyin davranışlarının gözlenmesi gerekmektedir. Çünkü tutum, davranışın gerisinde bulunan zihinsel bir hazırlık olduğundan doğrudan değil dolaylı yoldan yani bireyin tutum maddelerine verdiği cevaplara bakılarak ölçülebilir (Akt. Özbay, Bağcı ve Uyar, 2008). Karşılaşılan bir durumu, bir olayı sevmek ya da sevmemek, onu kabullenmek ya da kabullenmemek, insanların duruma veya olaya karşı takındığı tutumu gösterir.

 Tutumlar öğrencilerin eğitim hayatında önemli bir yer tutar. Eğitim sürecinin etkililiğinin artması, öğrencilerin okula, öğretmene, derslere ve diğer eğitim öğretim unsurlarına yönelik olumlu eğilim göstermesine bağlıdır (Çakıcı, 2005: 68). Tutumlar davranışlarımıza yön veren gizli güçlerdir. Bağcı (2007) ve Balcı (2009), öğrencilerin okuma ve yazma tutumlarını belirleme amacıyla yapmış oldukları çalışmalarında okuma ve yazmaya yönelik olumlu tutuma sahip öğrencilerin diğer öğrencilere göre daha başarılı olduklarını ortaya koymuşlardır. Bu ve buna benzer araştırmalar, öğrencilerin derse, öğretmene ve okula karşı tutumlarıyla başarıları arasında kuvvetli bir bağ olduğunu göstermiştir. Ana dil veya yabancı dil öğretiminde dile karşı geliştirilen tutum, dil öğrenme niteliğini etkiler.

Devamını okumak tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...