edebiyatı

Avustralya'da Türkçe Ve Türk Edebiyatı Üzerine Bazı Tespitler

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Türkçe'nin ve Türk Edebiyatı'nın tarihte ulaştığı son kıta Avustralya'dır.Ülkemizden 17.000 kilometre uzaklıktaki bu kıtaya(ülkeye) ilk kez 20.yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu döneminde bireysel göçler olmuştur.1960 yıllardan sonra ise Türkler bu ülkeye kitlesel olarak göç etmişler ve kalıcı hale gelmişlerdir.Kıbrıs (daha sonra KKTC) ,Türkiye,Bulgaristan,Irak,Kosova,Azerbaycan,Çm (Doğu Türkistan) vd. bölgelerden Avusralya'ya göç eden Türkler çoğunlukla Sidney ve Melbourne'a yerleşmişlerdir.Bugünkü sayıları 100.000 dir.

Bildirimizde son 40 yılda Avustralya'da Türkçe'nin ve Türk Edebiyatı'nın durumuna genel bir bakış, edebiyat adına yapılanlar-yapılamayanlar,Türkçe basın-yayın,bilimsel girişimler,bu ülkedeki İngilizce-Türkçe mücadelesi ve edebiyatla ilgili diğer yan sorunlar ele alınacak,somut örnekler verilecek tir.Bildiri bitiminde konu ile ilgili kaynakça sunulacaktır.

Türkçe'nin bir dünya dili kimliğini kazanmasına vesile olabilecek göstergelerden birisi de hiç kuşkusuz dünya üzerinde yaygın olarak kullanılmakta olan bir dil olması gerçeğidir. Bu çerçevede Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika'dan sonra Türkçe'nin ulaştığı 5. kıtanın Avustralya olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz. Esasında bu uzak kıtaya Türklerin ilk ulaşması Osmanlı İmparatorluğu döneminde söz konusu olmuştur. Bu konuda ilginç ayrıntılardan birisi de ''Molla Abdullah'' ve ''Gül Mehmet'' adlarındaki bu ülkede yaşayan iki Türk'ün Avustralya'ya savaş ilan etmesi olayıdır. Bu olay Avustralya resmî tarihinde yer etmiş ilginç bir ayrıntıdır.(1) Daha yakın tarihte ise 1948 yılı üzerinde durmak gerekir. Bu tarihte Avustralya'ya ilk Türk göçü başlamıştır. Zamanla Kıbrıs, Türkiye, Orta Asya, Balkanlar vb. bölgelerden Avustralya'ya Türk göçleri olmuştur. Bilindiği gibi 1974 öncesi, Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde Kıbrıs Türkleri İngiliz Milletler Topluluğu üyesi Avustralya'ya rahatlıkla göç edebiliyorlardı. Bu nedenle Avustralya'ya göç eden Türk toplulukları arasında Kıbrıs Türkleri'nin ciddi bir ağırlığı, potansiyeli söz konusu olmuştur. Kıbrıs Türkleri bu ülkeye/ kıtaya göç olayında başı çekmişler, öncü olmuşlar ve Türkiye dâhil, değişik ülkelerden göç eden bütün Türk gruplarına yardımcı olmuşlardır. 1967 yılında Türkiye ve Avustralya arasında işçi anlaşması yapılmış ve akabinde 14 Ekim 1968 tarihinde 169 kişilik ilk işçi kafilesi Sidney'e ulaşmıştır. Bugün Avustralya da Türkiye Türkleri dışında Kıbrıs Türkleri de vardır. Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri de. Azerbaycan, Bulgaristan, Irak, Yunanistan (Batı Trakya) vb. Türk topluluklarının bu ülkede 100.000 kişilik Türk kitlesini oluşturmaktadırlar. Ayrıca Türk/Osmanlı kültürüne bağlı Türkçe'ye aşina, bu ülkede Türklerle beraber hareket eden Boşnak, Arnavut vb. grupları da unutmamak gerekir. Sidney Melbourne şehrinde yoğunlaşan Türkler ''geçici işçi'' olarak bu ülkeye gitmişler ama zamanla ''kalıcı Avustralya vatandaşları'' haline gelmişlerdir. 40 yılı aşan bu süre içinde Türkçe'yi daima yaşatarak iletişim, eğiştim, yayın ve edebiyat dili haline getirmişlerdir.

Genel bir yaklaşımla Avustralya'da Türkçe'nin ve Türk Edebiyatı'nın konumu, özelikleri, problemleri üzerinde ayrıntılara şöyle göz atılabilir:

Dil Açısından: Çok farklı ülke ve coğrafyalardan Avustralya'ya göç eden Türkler elbette ki "Türkiye Türkçesi'ni" ortak bir iletişim, yayın ve eğitim dili olarak kabul etmişlerdir. Azerbaycan, Kıbrıs vb. kökenli Türk şairlerinin yazdıkları ve yayınladıkları kimi metinlerde ağız- şive etkisinde bazı söyleyişler görülmekle birlikte edebî dil büyük ölçüde Türkiye Türkçesi'dir. Elbetteki özel hayatta aile içinde ağız-şive etkisinde konuşma durumu söz konusudur.

Avustralya'da Türkçe'nin kullanımı ile ilgili sorunların ele alındığı, çözüm yollarının arandığı iki önemli bilimsel toplantı Melbourne'da yapılmıştır. Bunlar 8-9 Haziran 1996 tarihinde yapılan I.Avustralya Türk Dili Kongresi'dir. İkincisi 22 Ağustos 2004 tarihinde yapılan "Avustralya'da Türkçe Eğitimi, Sorunları ve Çözüm Önerileri" adlı sempozyumdur.

Avustralya'da Türkçe açısından en önemli sorun bu ülkede ve kıtada resmi yaşam dili olarak İngilizce'nin Türkçe üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileridir. Ki bu etkilenme konuşma dili sınırlarında kalmayıp edebî metinlere kadar yansımış haldedir. Bu konuyla ilgili Avustralya'da yayımlanan dergi ve gazetelerde çok sayıda uyarıcı yazı ve şiir yayınlanmış; ailelerin -gençlerin dikkati çekilmeye çalışılmıştır. Sidney'de yaşayan Alev Yılmazocak'ın "Üçüncü Dil" başlıklı yazısı bu tür metinler açısından bir örnektir.(2)

 Basın-Yayın Açısından: Avustralya'da 40 yılı aşkın bir süredir kesintisiz bir Türkçe basın-yayın geleneğinden bahsedebiliriz. Çok farklı Türk gruplarınca, değişik amaçla Türkçe dergiler -gazeteler yayınlanmıştır. İlk zamanlar ilkel -basit tekniklerle yayınlanan bu dergi ve gazeteler zamanla modern teknoloji ile kaliteli bir hale ulaşmışlardır. Günümüzde internet ortamı da bu alanda önemli bir gelişme sağlamıştır. Avustralya'da Türkçe basın -yayın geleneği Bilal Şimşir tarafından kitaplaştırılmıştır. Bu önemli kitapta sunulan ( ve kitabın yayınlandığı 1997 yılında sonra yayınlanan dergi ve gazetelerle) bu ülkede ve kıtada Türkçe'nin basın - yayın dili olduğunu net bir şekilde söylemek mümkündür.(3)

Avustralya'da yaşayan Türk edebiyatçıların bu ülkede 40 yıldır yayınladıkları edebî metinlere bir bütün olarak baktığımızda ağırlıklı olarak şiir,hikaye,anı türlerinde eserler verildiği görülmektedir. Ayrıca az sayıda halkbilim araştırma kitapları da yayınlanmıştır.Son yıllarda Avustralya Şiir Gönüllüleri grubunca yayınlanmış " Okyanus Ötesi" gibi şiir cd.lerini de bu noktada unutmamak gerekir. Bu şairler arasında çok ilginç görüşler ortaya koyanlar da vardır.Bulgaristan Türkleri'nden şair Mehmet Bahar, "Abdülhamid'in istibdad devrinden bıkan, Avustralya veya Yeni Zelanda'ya bir çiftliğe yerleşmek isteyen Tevfik Fikret ve arkadaşlarının bir türlü gerçekleştiremedikleri hayallerini onlar adına kendisinin gerçekleştirdiğini" ifade etmektedir.

Avustralya'da şiir türündeki yayınlanan ürünleri kendi içerisinde şöyle gruplamak da mümkündür:

  1. Anonim şiirler
  2. Halk şiiri etkisindeki ürünler
  3. Divan şiiri etkisinde ürünler
  4. Serbest şiirler

Bu gruplarla ilgili ürünler bildirimizin sonunda sunulacaktır.

Avustralya'daki Türkçe ve Türk Edebiyatıyla ilgili gündeme getirmek istediğimiz diğer ayrıntılar ise şöyledir:

1) Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin ilgili bölümleri Avustralya'daki akademik çevrelerle de ilişkiye-işbirliğine girerek bu ülke ve kıtadaki Türkçe Edebiyatı ele alan çalışmalar yapmalıdır. (Doktora-Yüksek Lisans çalışmaları gibi) Bireysel bir girişim olarak 2003 yılında bu konu tarafımızdan ders konusu olarak üniversitede bir süre okutulmuştur. (4)

2) Yine aynı akademik çevrelerce Avustralya'daki Türkçe Edebî yayınların sağlıklı bir envanterinin hazırlanması gereklidir.

3) 1997 yılında bu alanda yayınlanan Avustralya Türk Edebiyatı Antolojisi'nin mevcut haliyle yeterli olmamasından hareketle gözden geçirilerek, yeniden yayınlanması gereklidir.(5)

4) Avustralya'da yaşayan Türk topluluklarının küçük hacimli antolojileri de vardır. (Sihem İmam Hüseyin'in 1998 yılında Melbourne'de yayınladığı "Avustralya Batı Trakya Türklerinden Hikâye ve Şiirler gibi ) bu antolojilerin güncelleştirilmesi uygun olacaktır.

5) Avrupa'da zaman zaman görüldüğü gibi Avustralya'da yaşayan Türk şair ve yazarları arasında marjinal çizgilere kayanlar olmuştur.

6) Avustralya'daki Türk şair ve yazarlarını bir platformda buluşturacak Türk Yazarlar Birliği gibi bir kuruluş hâlâ yoktur.

7) Ortak bir edebiyat dergisi, bülteni, web sitesi hâlâ yoktur. (6)

Sonuç olarak altyapıyla ilgili çok ciddi sorunlar ve eksikliklere rağmen Avustralya'da bir "Türkçe ve Türkçe Edebiyat" gerçeği vardır. Bu ülke ve kıtada Türkçe halen iletişim-eğitim ve edebiyat dili olarak kullanılmaktadır. Bu durumu bir başarı olarak görmek gerekir. Şayet altyapıyla ilgili sorunlar azalırsa, Avustralya'da Türkçe ve Türk Edebiyatı hiç kuşkusuz ki daha nitelikli bir konuma gelecektir.

Örnek Metinler:

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

"Karanfilim sarkarım                                                                            "Minarede ezan var

Açılmağa Korkarım                                                                               Kız köşkünde gezen var

Yar geliyor deseler                                                                               Şu Kıbrıs'ın içinde

Hasta olsam kalkarım"                                                                          Yüreciğimi ezen var"

(Batı Trakya'dan) (Kıbrıs'tan)

(Avustralya'da Elele, S:6,1995, Melbourne)

 "Üç kış birden yaşadım                                                                         "Avustralya bir ada

İki ülke boşadım                                                                                     Şarkısı hoş bir seda

Kıbrıs'tan Avustralya'ya                                                                            Döner bir çarkın içinde

Denizden yol döşedim"                                                                            Bizler küçük bir vida"

(Türkay Ilıcak , Avustralyadan Maniler , Melbourne)

Rubai

"Sevenleriz, sevmeyi yaşamak bilenleriz, Yaşarken de her gün bin defa ölenleriz, Bizim can pazarında ölümden korkumuz yok Biz kiminin gittiği yerden çoktan dönenleriz."

(Mehmet Bahar, Melbourne)

Gazel

Bu dünya böyledir dostum,cahiller erken ölmezler, Bilimi dinde zanneden bilenler,bil ki, bilmezler, Nedendir bu duyarsızlık, yobazlardaki arsızlık Cahilden türlü hırsızlık,ilimden nebze çalmazlar. Çamurdan yaptı kulları,ki hep bir madde pulları, Acep insanoğulları bu halden ders mi almazlar? Solun mahvı, sağın kahrı, O ki halketti bu dehri Nasıl pergelledi şehri, garipler melce bulmazlar. Cavit, deyince kastların hem üstlerin hem astların O en vefalı dostların yanında zerre kalmazlar.

( Cavit Avni, Sidney )

Öğr. Gör. Feyyaz SAĞLAM

Dokuz Eylül Üniversitesi

Kaynaklar : 

  1. ILICAK M.Türkay, İki Türk'ün Avustralya'ya Savaş İlanı, Venüs Yayıncılık,2001,Melbourne, Avustralya
  2. SAĞLAM Feyyaz, Dünyada Türkçe ve Türk Edebiyatları, KIBATEK Yayınları, No:7, 2003, İzmir, ( Avustralya'da Türk Göçmen Edebiyatı Bölümü, S:250-256 )
  3. SAĞLAM Feyyaz, Avustralya Türkleri Edebiyat Üzerine Bazı Düşünceler, Bilge, S:16, Bahar, 1998, Ankara.
  4. SAĞLAM Feyyaz, ''Avustralya Türkleri Edebiyatı'nda Gelişmeler: Türkçem Okyanusların Dili, Türk Dünyası Edebiyatı İncelemeleri'' Cilt 2, KIBATEK Yayınları No:10, 2006, İzmir
  5. ŞİMŞİR Bilal N., Avustralya Türk Basını, 1997, Ankara
  6. YILMAZ Ok Alev, Üçüncü Dil, Yeni Vatan, 16.01.1987, S:326, Sidney, Avustralya

Dil Nedir ? -13- Tanzimat Edebiyatı

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

TANZİMAT EDEBİYATININ NİTELİKLERİ NELERDİR?

1839’dan 1896’ya kadar süren Tanzimat Edebiyatının niteliklerini şöyle özetleyebiliriz:

a- Dilde sadeleşme başlamıştır. Farsça terk edilir, Osmanlıca Türkçeleşmeye doğru götürülür.

b- Fransız klasisizmi ile romantizm şiiri ve edebiyatı etkilemeye başlar.

c- Eski ve yeni, doğu ve batı düşüncesi savaş halindedir.

d- Gelenekçilerden yavaş yavaş ayrılan edebiyat batı estetiğine yönelmiştir.

e- Gazeteler ve dergiler, fikir ve politika yanlarıyla düz yazıyı tabiileştirir ve şiire nazaran düz yazı üstünlük sağlar.

f- Vatan, millet, hürriyet, eşitlik, kanun vb. kavramlar şiir ve edebiyat yolu ile toplum hayatına karışır.

Tanzimat edebiyatının ünlü kişileri: Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Suavi, Abdülhak Hamid, Recaizade M. Ekrem, Ahmet Vefik Paşa, Muallim Naci, Sami Paşazade Sezai, Şemseddin Sami, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Cevdet Paşa’dır.

Edebiyatı Cedide Akımının Özellikleri Nelerdir?

1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır. İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir.

Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir. Fransız romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır.

Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın tarafından yürütülen bu akım, Serveti-i Fünun dergisini sürdüren sürdüren, kendilerine Fecr-i Ati’ciler denilen Ahmet Haşim, Refik Halid, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Mithat ve Ahmet Rasim gibi yazar ve şairler tarafından aynı ilkelerle izlendi.

Her iki grup da eserlerinde Arapça ve Farsça sözcükleri bol bol kullanmışlar ve bu bakımdan genç kuşaklar tarafından şiddetle eleştirilmişlerdir.

Milli Edebiyat Döneminin Yenilikleri Nelerdir?

Eskilerin şiddetli eleştirilerinden yeni ve halka dönük halk diline önem veren yeni bir edebiyat akımı doğdu.

1908’de İkinci Meşrutiyet ilanından sonra (Genç Kalemler) dergisi etrafında toplanan Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp tarafından başlatılan milliyetçilik, milli dil, milli edebiyat akımı sonraları bunlara katılan Hecenin Beş Şairi (Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy) grubu ile geliştirildi.

Bu arada hiçbir akıma bağlı kalmayan bağımsız şair ve yazarlar içinde bu yeni akımı etkileyen ünlü isimler çıktı: Yahya Kemal Beyatlı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Mehmet Akif Ersoy, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Türk dil edebiyatının Türkçeleşmesinde, yüksek şiir ve yazı diline ulaşmasında, Milli duyguların realizmin, natüralizmin güzel örneklerinin verilmesinde çok başarılı oldular.

Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı Neler Getirdi?

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Cumhuriyet dönemi, millileşme akımının devamı olarak, hızlı bir gelişme ve oluşma çığırı açmıştır.

Devrimler, özellikle (Dil) devrimi Türkçe’yi ve Türk Edebiyatını gerçek mecrasına sokmuş milliyetçi, halkçı, devrimci, modern sanat ve edebiyat görüşlerinin benimsenmesine yol açmıştır.

Cumhuriyet dönemi, sürüp gelen dil tartışmalarını bilimsel bir sonuca bağlamış, Türk Edebiyatı Batı taklitçiliğinden kurtulmuş, yeni bir atılışla kendisi kişiliğini bulmuş, halk ve aydın arasındaki uçurum kapatılmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet döneminin çığır açan şair ve yazarlarından en önde gelenler şunlardır:

Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Necemeddin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Kemaleddin Kamu, Abdülhak Şinasi Hisar, Yaşar Nabi Nayır, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip Dıranas, Vasfi Mahir Kocatürk, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Behçet Kemal Çağlar, Sait Faik Abasıyanık ve günümüzün yaşayan bütün başarılı yazar ve şairleri.

Dil Devrimi Ne Demektir?

Bir ulusun kendi ana dilinin kaynaklarına dönüş, bu kaynaklardan yeni sözcükler üretimi, dil ve kültür emperyalizmine karşı çıkma hareketine dil devrimi diyoruz.

Ana dilin, kaynaklarına dönüş zorunluluğunu Batıda ilk kez ortaya atan Latin filozofu Çiçeron’dur. Doğuda dil ve kültür emperyalizmine ilk kez karşı çıkanlar Türk dilini taş anıtlar üzerine işleyerek düşmana karşı koruyan, Göktürk Hakanları Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk olmuştur.

Anadolu’da Türk dilini Farsça’ya karşı savunan Karamanoğlu Mehmet Bey (1277) Selçuk Türkiyesinin ilk dil devrimcisidir. Atatürk’ün dil devriminde de toplum bilimci düşünürümüz Ziya Gökalp’in önemli katkısı olmuştur.

XVI. yüzyılda Avrupa’da bir edebiyat akımı halini alan ana dil kaynaklarına dönme hareketi, sonraları bir bilim dalı oldu. XVIII. Yüzyılda milliyetçilikle paralel gelişen bir kültür ve sanat akımı niteliği kazandı.

Dil devrimi bir ulusun kendi kaynaklarını tanıma, kendi ana varlığına, özüne sahip çıkma davasıdır.

Türk Dil Devriminden Ne Anlıyoruz?

Atatürk yeni Türkiye devletinin kuruluşunda tüm devrimlerle birlikte “Dil Devrimi” yapmanın da zorunluluğunu anlamış ve yıllardan beri milliyetçi aydınların başlayıp geliştirdiği bu akımı kesin bir çözüm yoluna sokmuştur.

Ancak Atatürk’ün ömrü bu büyük eseri tamamlamaya yetmemiş, O’nun iyi niyetle ve sayıları pek fazla olmayan dilcilerle başlattığı (Dil Devrimi) hareketi az zaman sonra aşırı uçların elinde amacından sapar duruma girmiştir.

Atatürk 1930 yılında Prof. Sadri Maksudi’nin Türk Dili isimli kitabının ön sözüne şu satırları bizzat yazmıştı:

“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin inkişafında başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil, şuurla işlensin, ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

Hedef ve amaç bu olduğu halde ve bu amacı gerçekleştirmek için Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi ile (Dil Kurumu) kurulduğu halde Kurum ile Üniversite arasında bağlantı yapılamamış ve (Dil Devrimi) Türk dili konularında çelişik düşünceler, yayınlar ve hareketler belirmiştir.

Türk Dilinin gelişmesi, oluşması, benliğini bulup daha da zenginleşmesi için, tarih bilincine dayalı, yaşayan Türkçe’ye ve lehçelerine saygılı, sözcük üretimine açık yöntemler Türk Dil Kurumunun ve Üniversitelerimizin başarılı çalışmalar yaparak, kısa zamanda içine düşünen dil çıkmazından Türk Dilini ve dolayısıyla Türk düşüncesini kurtaracaklarını ümit etmekteyiz.

Fiilimsilerin Yabancılara Öğretiminde Halk Edebiyatı Ürünlerinden Faydalanma

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

           Türkçe artık dünyanın dört bir tarafında binlerce insana öğretilen bir dil haline gelmiştir. Son 20-25yıl içinde dünyada birçok insan Türkçe öğrendi. Türkoloji bölümleri ve Türk kültür merkezlerinin yanısıra özellikle Anadolu insanının gayretleri neticesinde dünyanın dört bir yanında açılan Türk okullarında Türkçe öğretilmektedir.

          Yabancılara Türkçe Öğretiminde (YTÖ) dil bilgisinin yeri ne olmalı? Hangi konuya ne kadar yer verilmeli? Konular ne kadar anlatılmalı? vb. sorular mutlaka konuşulup tartışılması gereken konulardandır. Dil bilgisi öğretimi de okuma, dinleme, yazma ve konuşmanın yanında öğretilmesi gereken dil becerilerindendir.

Fiilimsiler Türkçenin tüm öğrenim becerilerinin içinde önemli bir yer tutmaktadır. Basit bir cümle de bile bir fiilimsi kullanımına yer verilmektedir. Dolayısıyla fiilimsilerin öğretimi Türkçenin öğretimi içinde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle fiilimsilerin öğretimi başlı başına ele alınması ve üzerinde materyal geliştirilmesi gereken meselelerdendir. Fiilimsiler öğretilirken öğrencilerin konuları daha çabuk ve kolay bir şekilde öğrenebilmeleri için ders içinde ve ders dışında yapılabilecek etkinlikler üzerinde durulması gerekir. Bu çalışmada halk edebiyatı unsurları kullanılarak yapılabilecek ders içi etkinlikleri ele alınmıştır.

Gelişen ve değişen dünyada insanların dil öğrenmeye olan ilgi ve alakaları artmaktadır. Hayatlarını idame ettirmek için değişik yollara başvuran insanlar, en az bir dil öğrenerek de yaşamlarına katkı sağlamanın yollarına bakmaktadırlar. Ticaret, eğitim, diplomasi vb. alanlarda artık dil öğrenmek kaçınılmazdır. Ana dilinin yanında bir yabancı dil öğrenen insanların sayısı hiç de az değildir. Anne babalar çocuklarına daha ilköğretim çağındayken bir yabancı dil eğitimi aldırıyorlar.

Dil öğrenmenin ve öğretmenin bilincinde olan ülkeler bunu bir devlet politikası haline getirmişler. Yıllar önce dünya genelinde açtıkları okullarla ve kurslarla da dil öğretimi noktasında iyi bir noktaya gelmişlerdir. Elde edilen tecrübelerle ortaya daha güzel dil öğretim kitap ve materyalleri çıkmıştır. Bu alanda İngilizcenin dünya genelinde öğretilmesi ve İngilizce öğretimi ile ilgili hazırlanan kitapları örnek olarak göstermek mümkündür.

  1. Türkçenin Tarihi Süreçte Yabancılara Öğretilmesi
  2. Halk Edebiyatı Ürünleri

      Diğer ülkelerle kıyaslanıldığı zaman   Türkçenin yabancılara öğretimi ile ilgili çalışmalarda geç kalındığını söyleyebiliriz. Bu alandaki eksiklik geçtiğimiz yüzyılın ortasından sonra bu alanda yapılan çalışmalarla giderilmeye çalışılmaktadır.    Türkiye'nin yurt içinde göstermiş olduğu büyüme gayretleri gerekse kapılarını tüm dünya devletlerine   açma   çabaları,   beraberinde   Türkçeye    ilgiyi de arttırmaktadır. Bununla alakalı olarak İşcan şunları söylemektedir: "Türkçe, dünyada en çok konuşulan yedi dilden biridir.  Birçok Türk firması Avrupa ve Asya ülkelerinde  faaliyet göstermekte,  aynı şekilde birçok Avrupa ve Asya firması Türkiye'de yatırım yapmaktadır.  Öte  yandan Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliği söz konusudur. Tüm bu siyasal, sosyal, ekonomik ilişkiler ve gelişmeler Türkiye'nin ve Türkçenin önemini artırmaktadır." (İşcan, 2011:33)

        Özellikle 90'lı yılların başında Orta Asya ve Balkanlar başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde sivil toplum kuruluşlarının açmış oldukları Türk okullarında Türkçe öğretilmeye başlandı. Türkçe, bugün bazı ülkelerde açılan Türkoloji Bölümleri, Yunus Emre Merkezleri ve Kültür Merkezlerinin yanında, dünyanın yaklaşık 160 ülkesinde açılan bin üç yüz Türk okullarında binlerce insana öğretilen bir dil haline gelmiştir.

Bu kadar geniş bir coğrafyada farklı millet ve kültürden insanlara Türkçe öğretilmeye başlanılmasıyla birlikte bu alanda eksik olan materyal geliştirmede de başarılı çalışmalar yapıldı. Hazırlanan Türkçe Öğretim Setleriyle, YTÖ alanında yapılan ilmi çalışmalarla, yayınlanan tezlerle, makalelerle ve metod kitaplarıyla yabancılara Türkçe öğretimi alanında oldukça mesafe alındığını söyleyemek mümkündür.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

        Halkın öz yüreğinden çıkıp yine halka mal olmuş halk edebiyatı ile ilgili birçok tanım yapılmıştır. Bu tanımların en kapsamlısını da Abdurrahma Güzel yapmıştır. Güzel'e göre halk edebiyatının tanımı: 'Divan Edebiyatı ve dini-tasavvufi Türk edebiyatı (Tekke)    mahsülleri    dışında    kalan, ferdi mahsullerle, malzemesi dile dayanan; atalar sözü, destanlar, masallar, ninniler, hikayeler, fıkralar, bilmeceler, maniler, ağıtlar, türküler... vb gibi ilk söyleyicilerini  genelliklke  tespit edemediğimiz anonym veya ferdi eserlerin meydana getirdiği edebi ekol'e 'Halk Edebiyatı' adını koymamızın daha da uygun olacağını ifade edebiliriz.' (Güzel, Abdurrahman, 2012) Dil öğrenimi aynı zamanda bir kültür öğrenimidir. Dil öğrenen aynı zamanda kültürde öğrenecektir. Türkçeyi öğrenen bir kişi de Türk kültürünü de öğrenmeye başlayacaktır. Türkçe öğretmenleri öğrencilere anlatacakları konulara uygun halk edebiyatı unsurlarına da müracaat ederek Türk kültür hayatı hakkında da az da olsa bilgi verilmiş olacaktır.

Konulara uygun olarak seçilen halk edebiyatı ürünleri derse canlılık katacaktır. Öğrenciler belirli bir zamandan sonra dersten sıkılmaya başlayacakları için derste anlatılacak bir fıkra dersin atmosferini değiştirecektir. Öğrencilerde zihnen bir rahatlama olacaktır. Yine aynı şekilde sorulacak bir fıkra ya da söylenecek bir mani derslerin daha da verimli geçmesini sağlayacaktır.

Öğretmen öğreteceği fıkra, atasözü, bilmece, mani vs. ile ilgili önceden mutlaka hazırlık yapmalıdır. Öğrencilerin bilemeyecekleri yeni kelimelerin yanısıra, kendi kültüründe karşılığı olmayan durumların da olacağını düşünerek derse hazırlık yapması gerekmektedir.

 

          Yabancılara dil öğretiminde dil bilgisi öğretimi eskiden beri üzerinde konuşulan bir mevzu olmuştur. Bazıları sadece dil bilgisi öğretimine önem vermiş diğer dilsel becerileri geri plana atmıştır. Bazıları da dil bilgisi öğretimine gereği kadar önem vermemiştir. Dil bilgisi öğretimin amacıyla ilgili Taşdemir vd. şunları söylemektedirler: Dil bilgisi dersinin amacı, kuramsal bilgi öğretme yerine,     öğrencilerin    yabancı     dil olarak öğrenecekleri   Türkçenin   anlama  ve anlatma zorluklarına yardım etmek, dili kullanabilme yetisi kazandırmaktır. Öğretimde kullanılacak yöntem ve tekniklerin de bu becerileri kazandıracak nitelikte olmasına dikkat edilmelidir. (Taşdemir, Bilkan, Hüdai, 2003:99)

Dil bilgisi öğretimi gerektiği kadar yapılmalıdır. Dil bilgisi öğretiminin amacı o dili öğrenen kişinin doğru ve anlamlı cümleler kurmasını sağlamaktır. Kişi iletişime geçtiği kişiyle doğrudan anlaşabilmelidir.

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkçe Fiil Çekiminin Yabancılara Öğretiminde Halk Edebiyatı Ürünlerinin Kullanılması

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

          Günümüzde Türkçenin yabancılara öğretimi dünyanın dört bir yanında özellikle son yirmi yıldan beri türkoloji bölümleri, dil kursları, Türk okulları ve Türk kültür merkezleri vasıtası ile profesyonelce yapılmaktadır. Türkçenin öğretiminin yaygınlaşması beraberinde ders materyalerinin geliştirilmesi, yeni öğretim tekniklerinin kullanılması gibi alanlarda çalışma yapmayı gerekli kılmıştır. Daha önceleri Türkçenin genel olarak öğretimi ve kullanılan tekniklerle ilgili çalışma yapılırken şimdilerde her alanda uygulamalı ve detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle dil bilgisi öğretimi üzerinde durması gereken bakir bir alandır. Daha önceki araştırmalarda ortaya konan bilgiler ışığında dil bilgisi konularının uygulamalı bir şekilde ele alınmasında fayda vardır.

          Yabancılara Türkçe öğretiminde dil bilgisi öğretiminin müstakil bir şekilde ele alınıp alınmaması meselesi üzerinde tarışılan bir konudur. Bu konu yaptığımız çalışmanın ilgi alanına girmektedir. Bizim bu çalışmada ana gayemiz dil bilgisini daha kalıcı bir şekilde öğretebilme ve dil bilgisi konularının daha da keyifli olabilmesi adına halk edebiyatı mahsüllerinden istifade edilmesidir. Çalışmada halk edebiyatı ürünlerinden istifade edilerek özellikle dil bilgisi öğretimini biraz daha kolay ve zevkli hale getirmek için yapılabilecek bazı çalışmalar ele alınacaktır.

Bütün dil bilgisi konularını ele alıp her konuyla ilgili bir tekerleme, bilmece, mani, türkü, atasözü, deyim gibi Halk Edebiyatı ürünlerini ortaya koymak daha geniş kapsamlı olacağı için bu çalışmamızda dil bilgisinin sadece Türkçe fiil çekimi konusunu ele alıp bu konunun daha verimli nasıl anlatılabileceği üzerinde durulacaktır.

Giriş

Dünya genelinde gelişen teknolojik imkânların artmasıyla insanlar arasındaki iletişim yolları da artmıştır. İletişim kanallarının çoğalması kişi ve toplumlar arasındaki ilişkileri de farklı boyutlara taşımıştır. Bu ilişkiler bir diğerinin dilini öğrenmeyi gerekli kılmıştır. Barın'a göre;

"İnsanlar, toplumlar ve milletler arasında kişisel, kurumlar arası ve devletler seviyesinde çeşitli ilişkiler bulunmaktadır. Bilim, siyaset, askerlik, eğitim, turizm, kültür, sanat, ticaret ve iletişim alanlarındaki bu ilişkilerin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için ana dilden başka milletler arası ortak olan dillerin öğrenilmesi gerekmektedir. Bir yabancı dil öğrenmek yeni bir insan olmaktır." (Barın, 2004:20)

Dünya geneline bakıldığı zaman başta İngilizce olmak üzere bazı Batı dilleri uzun yıllardan beri öğretilmektedir. Yabancı dil öğretimi hususunda köklü yayınevleri hazırlamış oldukları kitaplarla, yardımcı materyallerle ve geliştirmiş oldukları metodlarla öğretmenlerin işlerini daha da kolaylaştırmıştır. Hangi konu öğretilecekse o konunun daha kalıcı bir şekilde öğretilebilmesi için her türlü aktivite düşünülmüş ve hazırlanan öğretmen kitaplarıyla öğretmene sadece dersi anlatma kalmıştır.

1. Yabancılara Türkçe Öğretimi

Günümüzde Türkçenin yabancılara öğretimi dünyanın dört bir yanında özellikle son yirmi yıldan beri türkoloji bölümleri, dil kursları, Türk okulları ve Türk kültür merkezlerivasıtası ile profesyonelce yapılmaktadır. Dünyada en çok konuşulan dillerden biri olan Türkçeye ilgi günümüzde gittikçe artmaktadır. Bu konuda İşcan şunları ifade etmektedir: "Türkçe, dünyada en çok konuşulan yedi dilden biridir. Birçok Türk firması Avrupa ve Asya ülkelerinde faaliyet göstermekte, aynı şekilde birçok Avrupa ve Asya firması Türkiyede yatırım yapmaktadır. Öte yandan Türkiyenin Avrupa Birliğine tam üyeliği söz konusudur. Tüm bu siyasal, sosyal, ekonomik ilişkiler ve gelişmeler Türkiyenin ve Türkçenin önemini artırmaktadır." (İşcan, 2011:33)

Küreselleşen dünyada artık Türkçeyi de yabancı dil olarak öğrenmek isteyenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu artan talebin yurt içinde ve dışında hakkıyla karşılanıp karşılanmadığı ise tartışılmaktadır. Türkçe öğretimi ile alakalı geriye dönüp bakıldığı zaman gelinen nokta elbette küçümsenemez. Ancak, diğer yabancı dillerle kıyaslandığı zaman Türkçenin istenilen seviyede olduğunu söylememiz bir hayli zor. Elimizdeki mevcut Türkçe öğretim kitapları ve hazırlanan diğer materyaller ve yardımcı dokümanlar elbette büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Fakat özellikle işlenecek konuya uygun yöntem ve teknikleri anlatan, ders içinde yapılabilecek aktivitelere yer verilmiş ana ders kitabına paralel öğretmen kitaplarına ihtiyaç duyulmaktadır. Mevcut olanların ise yeni gelişen eğitim metodlarına göre gözden geçirilmesinde fayda vardır.

İşinin ehli uzmanlardan oluşan bir komisyonun Türkçe öğretiminin daha kısa sürede kolay ve anlaşılır yapılabileceği ile alakalı çalışılmaları gerekmektedir. Bunun için de Türkçe öğretimi çalıştaylarının yapılması bir ihtiyaçtır. Bu çalıştaylara bu işi bizzat yapan öğretmenlerin davet edilmesi ve onların da fikirlerini alarak mevcut kitapların daha kaliteli hale getirilmesi yerinde bir çalışma olacaktır. Çünkü bu öğretmenler bu işi yaptıkları için bire bir bazı şeyleri yaşamaktadırlar. Yabancılara Türkçe öğretimi yapan bu öğretmenlerin yaşamış oldukları güzellikler ve karşılaştıkları zorluklar dinlenmelidir. Bu çalıştaylarda ortaya çıkan fikirler doğrultusunda yeni ders materyalleri hazırlanmalıdır. Hazırlanacak ders kitapları, yardımcı kitaplar ve kapsamlı metot kitapları Türkçe öğretiminin daha kolay, daha verimli, daha zevkli bir şekilde yapılmasına yardımcı olacaktır.

  1. Ne zamandan beri Türkçe öğretimi yapılmaktadır?
  2. Nerelerde Nasıl yapılıyor?

Türkçe öğretimi adına hazırlanan ilk yazılı eser olarak Kaşgarlı Mahmud'un Divanü Lügati't-Türk adlı eseri sayılmaktadır. 11. yy'da Karahanlı Türkçesiyle yazılan bu eser Türkçenin Araplara öğretilmesi amacıyla yazılmış Türkçe-Arapça bir sözlüktür. Daha sonraki dönemlerde de bu alanda hazırlanan eserler de vardır.

Günümüzde ise modern anlamda Yabancılara Türkçe öğretim faaliyetleri, diğer dillerle kıyaslanıldığı zaman, oldukça yenidir. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin tarihi üzerine çalışan Bayraktar bu hususta şunları söylemektedir:

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

"Kısa adıyla TÖMER olarak bilinen Ankara Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi, 1984'te Türkçeyi en iyi biçimde öğretmek amacıyla kurulmuştur. Birçok farklı yabancı dil öğretim yönteminin bir arada kullanılmasıyla oluşturulan ve TÖMER yöntemi olarak adlandırılan çalışmalarla yabancılara Türkçe öğretimi ilk kez sistemli bir biçimde başlamıştır. Günümüzde TÖMER, yabancı dil öğretiminde birçok yöntemin birleşiminden oluşan seçmeci yöntemi kullanmaktadır." (Bayraktar, 2003:60)

Türkçe öğretimi dünya genelinde yaygın olarak öğretilen dillere göre oldukça yenidir. Belki hazırlanan kitaplar ve hazırlanan materyaller olarak değerlendirildiği zaman gelinen nokta sevindiricidir. Türkiye'de üniversitelerin bünyesinde yabancılara Türkçe öğretimi 1950 yılından sonra başlar. Ama asıl komünist bloğa bağlı ülkelerin demokrasiye geçişlerinden sonra Türkiye'ye özellikle dost ve kardeş ülkelerden öğrenciler gelmiş bunlara Türkçe Türkiye'deöğretilmiş. Yine bu döneme rastlayan Türkiye merkezli bir açılım olmuş ve yurt dışında açılan okullar, kültür merkezleri ve dil merkezlerinin bünyesinde Türkçe öğretimi yapılmaya başlanmıştır.

4. Türkçe öğretim materyalleri

Türkçe öğretimi ile alakalı hazırlanan kitaplar, materyaller gelinen nokta itibariyle oldukça iyi seviyededir. Geçmişe dönüp bakıldığında artık öğretmenlerin herhangi bir materyal eksikliğinin olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Daha yeniye kadar elimizde Türkiye içinde hazırlanmış kitaplar vardı. Bu kitapların özelliği daha çok Türkçeyi Türkiye'ye gelerek öğrenen öğrencilere eğitim veren uzmanların hazırlamış olmasıydı. Artık elimizde hem Türkiye içindeki tecrübelerle hem de tamamen yurt dışında bizzat bu işi yapmış uzmanların hazırlamış olduğu Türkçe öğretim setleri var. Hazırlanan bu setlerde artık yurt dışı tecrübesi de yer almakta ve ülkeler, yaş grupları ve Avrupa dil kriterleri gibi önemli hususlar dikkate alınmaktadır. Kitaplar günümüz modern eğitim anlayışına uygun yöntem ve teknikler dikkate alınarak hazırlanmaktadır. Konulara uygun posterler, flash kartlar, çalışma kitapları, interaktif CD'lerle desteklenmektedir. Öğretmeninin işini kolaylaştıracak öğretmene yol gösterecek "Öğretmen Kitapları" da hazırlanmıştır. Bu tür yardımcı ders materyalleri de özellikle mesleğinde daha işin başında olan öğretmenler başta olmak üzere, bütün öğretmenlere büyük bir kolaylık sağlamaktadır.

Özel kurum ve kuruluşların yanı sıra kendisini bu işe adamış öğretmenlerin hazırlamış oldukları birçok internet siteleri ile de Türkçe öğretimine destek verilmektedir. Bu internet sitelerinde, tecrübeli öğretmenlerin anlatmış oldukları derslerin videosu yayınlanmaktadır.

5. Dilbilgisi öğretimi

Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda dil bilgisi öğretimi meselesi her zaman konuşulan bir mevzu olmuştur. Herkes, kendi tecrübelerini de katarak, bir şeyler söylemiştir. Konuşma aktivitelerine ağırlık veren bir öğretmen dil bilgisi konularına fazla önem vermemiştir veya tam tersi, dil bilgisi dersine daha fazla önem veren bir öğretmen de konuşma ve diğer etkinliklere fazla yer vermemiştir.Dil bilgisi öğretimindeki amaç öğrencilerin dili daha doğru, düzgün, kurallarına göre konuşmasını sağlamaktır. Öğrencileri de sadece dil bilgisi konularıyla sıkmamak gerekir. Anlatılan konunun öğretimini kararında bırakmak ve anlatılan konuya uygun örneklerle de dersi pekiştirmek gerekmektedir.

Burada bilinmesi gereken bir başka nokta da ağırlıklı olarak dil bilgisi dersi gören bir öğrencinin konuşma pratiğinin eksik kalacağı hususudur. Öyle bir öğrenci dışarıdan bir takviye almadıkça konuşurken akıcılığı yakalayamayacaktır. Sadece konuşma ve diğer etkinlikler yapılan bir sınıftaki öğrencilerin de dili kuralarına göre konuşması zayıf kalacaktır. Bunun için dengeli olmak, hangi konuya ne kadar zaman ayırmak gerektiğini iyi tespit etmek gerekir.

Öğretmenlerin ayrıca dil bilgisi öğretiminde Türkçenin yapı bakımından sondan eklemeli bir dil olduğunu ve dolayısıyla da bunların öğretiminde zorlanacağını unutmamaları gerekir. Eklerin yanlış kullanılması, cümlenin anlamını değiştirecektir ve iletişimde sorunlar yaşanacaktır. Öğrencilerin yeni öğrendikleri dille kendi dillerini karşılaştıracakları muhakkaktır. Mutlaka kendi dillerinde bir karşılık bulmak için çabalayacaklardır. Hatta Türkçede olup da kendi dilinde olmayan eklerle karşılaşacaktır. Öğretmenin bu hususları da göz önünde bulundurarak dersini en iyi şekilde anlatmak için, kitaba bağımlı kalmadan, yeni yöntem ve teknikler geliştirmesi gerekmektedir.

6. Dilbilgisi öğretimi ile ilgili yapılan çalışmalar

Yabancılara Türkçe öğretiminde dil bilgisi ile alakalı müstakil olarak birçok dil bilgisi kitabı hazırlanmıştır. Lale Türkçe Dil Bilgisi Kitabı 1- 2 (Dilset Yayınları), Türkçe Öğrenelim(Engin Yayınları) gibi Türkçe öğretim setlerinde müstakil dil bilgisi kitapları hazırlanmıştır. Yine hazırlanan diğer Türkçe öğretim kitaplarında anlatılan konuların sonunda dil bilgisi konularına da yer verilmiş. Müstakil dil bilgisi kitaplarında öğretilen dil bilgisi konularının paralelinde örnekler ve alıştırmalar verilmiş. Ancak, diğer kitaplarda dil bilgisi konuları bu ölçüde ele alınamamıştır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...