değil

Bu Boru Değil?

Eskiden askeri okullarda nerdeyse bütün işler borunun verdiği sese göre yapılır.Öğrenciler bu boru sesine göre hareket ederlermiş.

Kalk borusu,yat borusu ,karavana,paydos,derse gir,dersten çık ,istirahat v.s, bir çok boru sesi.

Hikayenin geçtiği askeri lisede o gün ,sınıf kıdemlisi öğrenci, sınıfa dalar.
-Çocuklar size havadisim var! Duydunuzmu? diyerek bağırır.
Diğer öğrenciler de –Duymadık !.Ne ise borusu çalar biz de duyarız .demişler.

Kıdemli öğerencide
-Çocuklar! bu boru değil .Yarın yeni padişah tahta çıkıyor.Şenlikler var. Sınıf komutanın özel emri var. Bütün dersler paydos demiş.

Diğer öğrencilerde çok sevinirler bu işe.

O günden sonra o okul ve diğer okullarda öğrenciler aralarında konuşmaya başlamadan önce,
-Dinle ! Bu boru değil .Anlatacaklarım çok önemli... diyerek lafa başlarlarmış.

Kazın Ayağı Öyle Değil

Sen öyle düşünüyorsun ama yanılgı içindesin. İşler senin bildiğin ve düşündüğün gibi değil.

İşler bazen umulduğu gibi gitmez. Bazıları ise bize ait işlerin tıkırında gittiğini zanneder. Ama işin içinde bulunan işlerin iyi ya da kötü gittiğini dışarıdaki insandan daha iyi bilir.
Bu deyimin kaynağı yine Nasreddin Hoca'mız… Hoca bir gün Timur'a kızarmış bir kaz götürürken yolda canı çekmiş, hemen kazın bir bacağını gövdesine indirmiş.
Hoca'yı huzura kabul eden Timur, bakmış ki kendisine sunulan kızarmış kaz tek ayaklı. Kendisi de malum topal. Hoca bunu bilerek hakaret olsun, diye yaptı sanarak, ona çok kızmış. Hoca durumu hemen sezerek:
- Ulu hakanım, bizim Akşehir'in kazları hep tek bacaklıdır. Bakın çeşme başındaki kazlara, demiş ve çeşme başında tek bacaklarını altlarına almış uyuklayan kazları göstermiş.
Timur, Hoca'ya bakarak gülmüş:
- Yoo, Hoca, kazın ayağı öyle değil demiş. Adamlarına çeşme başındaki kazlara değnekle dokunmaları için emir vermiş. Kazlar, uykularından uyandırılınca iki ayakları üstünde kaçışmaya başlamışlar. Hoca'nın yüzüne alaylı alaylı bakan Timur:
- Hani Akşehir'in kazları tek ayaklı idi, diye sorunca Hoca:
- Vallahi hakanım, eğer o değnekleri size vursalardı, tövbeler olsun, dört ayaklı bile olur kaçardınız, diye cevap vermiş.

O Kadar Uzun Değil

Bir konuşmada atıp tutan, ileri giden ve haddini bilmeyenler için söylenen bir söz.

Konuşmalarımız yalansız, riyasız ve abartısız olsun. Küçücük incir çekirdeğini doldurmayan konuları uzatıp, olur olmaz şeyleri konuşup da ileri gitmemeliyiz.
İçimizde eli boş, gönlü hoş (!) tembel insanlar can sıkıntısından ne yapacaklarını bilemezler. Vakit öldürmek için ulu orta konuşurlar. Bunların kendileri gibi eli boş, gönlü hoş(!) dinleyenleri de vardır.
Geveze ve boşboğaz adamın biri, bir yere misafirliğe gitmiş. Sürekli ve anlamsız konuşmalarıyla ev sahibini usandırmış. Bir ara ev sahibi misafirine mahsus adını sormuş. Geveze adam, ismini abartılı bir şekilde uzatarak, “Muuusaaa!” demiş. O da ev sahibinin ismini sormuş. Ev sahibi de, “Benim ki de Musa ama o kadar uzun değil, azıcık kısa.” demiş.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...