düzeyinde

Arnavutluk'ta Türk Dizilerinin Türkçe Öğretimine İlköğretim, Lise Ve Üniversite Düzeyinde Etkisi

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Günümüzde kitle iletişim araçlarının ve özellikle televizyonların insanlar üzerinde çeşitli etkileri bulunmaktadır. Bunlardan biri de yabancı dil öğrenimine olan etkisidir. Özellikle yabancı dilde ve alt yazılı filmlerde bu etki daha da ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda Arnavutluk'ta yayınlanmakta olan birçok yabancı dizi vardır. Bu diziler arasında Türk dizileri de yerini almaktadır. Türk dizilerine ilginin artması daha önce yayınlanan İtalyan ve Latin dizilerini geri planda bırakmış ve Türk dizileri halkın çok konuştuğu konuların başında gelmeye başlamıştır. Türk dizilerinde rol alan oyuncuların Arnavutluk'ta ün sahibi olması ve gençlerin dizi müziklerini cep telefonlarında kullanılmaya başlaması ise dizilerin etkisini farklı bir açıdan göstermektedir.

Buna paralel olarak Türk dizilerinin Arnavutluk'ta yayınlanmaya başlaması Türkçeye olan ilgiyi de arttırmıştır. 20. yüzyılın ortalarına kadar aile büyüklerinin kullandıkları Türkçe kelimeleri dizilerde duyan genç izleyiciler Arnavutça-Türkçe ortak kelimeleri yeniden kullanmaya ve öğrenmeye başlamışlardır. Türk dizileri, Arnavutluk'ta faaliyet gösteren Türk okullarında, dil kurslarında ve Türk kültür merkezlerinde verilen Türkçe derslerine olan ilgiyi arttırmıştır. Bu diziler sayesinde öğrencilere Türkçeyi ve Türk kültürünü öğretmek daha da kolaylaşmıştır.

Bu çalışmanın amacı Arnavutluk'ta gösterimde olan Türk dizilerinin Arnavut öğrenciler için Türkçe öğrenimine olan etkisini belirlemektir. Bu çalışmayı yaparken anket tekniği kullanılmıştır. Türkçenin ders olarak verildiği eğitim kurumlarındaki öğrencilere anket çalışması uygulanarak elde edilen veriler analiz edilip değerlendirilmiştir.

GİRİŞ

İnsanların bilgileri öğrenme şekillerinde farklılıklar vardır. Bu farklılıklar, insanların bilgiyi öğrenirken uyguladığı etkinliklerde açık bir biçimde görülür. Bu etkinliklerden okuma, dinleme, duyma ve dokunmaları sayabiliriz.

Texas Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre zaman faktörü sabit tutulduğunda hatırlama oranları şu şekildedir; insanlar okuduklarının %10' unu, işittiklerinin %20'sini, gördüklerinin %30'unu, görüp işittiklerinin %50' sini, söylediklerinin %70' ini, yapıp söylediklerinin %90'ını hatırlamaktadırlar. Bu verilere göre, öğrenmede aktif olan duyu organlarının sayısı arttıkça öğrenmenin kalıcılığı da aynı oranda yükselmektedir. Bu durumda öğrenmede en etkili yöntem öğrenme sırasında aktif halde bulunma; yani yaparak ve yaşayarak öğrenmedir. Yabancılara Türkçe öğretiminde öğrencilerin motivasyonunu artırmak ve derslerden beklenen başarıyı sağlamak için bu duruma yönelik aktiviteler yapılmalıdır.

Geleneksel yabancı dil öğretim yöntemleri, dil öğretiminde beklenilen başarıyı sağlayamamaktadır. Öğretmen merkezli olan geleneksel sistemlerde öğrenciler genellikle ikinci plandadır. Mustafa Arslan ve Adem Ergin bu konuda şöyle demektedir.: "Öğretmenin, öğrencilerin farklı duyularına yönelik etkinlikler kullanarak ders anlatmaması öğrencilerin yabancı dil derslerine karşı olan ilgisini azaltmaktadır. Öğretmenin ders kitabını ve yazı tahtasını kullanarak gerçekleştirdiği bu öğretim yönteminde öğrenciler belli bir süre sonra motivasyon eksikliği yaşamaktadırlar. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin kalitesini arttırmak ve öğrencileri isteklendirmek için onların mümkün olan tüm uyarıcılarını harekete geçirmek gerekmektedir. Bundan dolayı yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılacak görsel ve işitsel araçlar öğrencilerin görme ve işitme duyularını uyararak öğretimin daha etkili olmasını sağlayacaktır."

Görsel ve işitsel araçların yabancı dil eğitimdeki etkilerinden dolayı Türk dizileri de yabancı dil olarak Türkçe'yi öğrenmeye çalışanlara büyük fayda sağlamaktadır. Ayrıca Türkçe'yi öğrenmekle kalmayıp kültürel değerlerin de öğrenilmesini ve yaşanılmasını sağlamaktadır.

Türk Dizilerinin Yayınlandığı Ülkelerde Türk Kültürüne Ve Türkçeye Etkisine Genel Bir Bakış

Diziler, seyircilerin televizyon karşısında tükettiği zamanın büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Böylece günlük hayatın birer parçası haline gelmiştir. Bunun yanında insanları hayat tarzlarında, kültürlerinde ve kullandıkları dillerde dizilerin etkileri görülmektedir. Özellikle dizilerin yabancı kaynaklı olup dublajlı veya altyazılı biçiminde ilgili ülkelerde yayınlanması ise üzerinde durulup konuşulması gereken bir hassasiyeti vardır.

Türk dizi ihracatı 2001 yılında "Deli Yürek"in Kazakistan'a satışı ile başlamıştır. Kazakistan'dan sonra Türk dizilerinin diğer Türk devletlerinde de yayınlanmaya başlamasıyla birlikte balkanlarda da Türk dizileri seyredilmeye başlanmıştır. Türk dizilerinin yayınladığı coğrafyaya ve o coğrafyanın kültürüne göre toplum üzerinde değişik etkileri söz konusudur.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Aşağıda bu etkilerin görüldüğü ülkelerle ilgili bazı bilgiliri paylaşmak istiyorum:Sırbistan:"Türkiye ve Sırbistan arasında son yıllarda yoğunlaşan diplomatik ve ekonomik ilişkiler, Sırbistan halkının Türkiye algısını oldukça olumlu etkiledi ve iki ülke halkı arasındaki kültürel benzerlikleri öne çıkardı. Son on yılda iki ülke arasındaki diplomasi trafiğine, yatırım ve ticari anlaşmalara bakılırsa, Türkiye ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin nasıl geliştiğine şahit olunabilir. Yoğun ilişkilerden Sırbistan toplumu da nasibini aldı ve Türkiye,şimdilerde Sırbistan halkının en çok ilgisini çeken ülkeler arasında. Geçen hafta Sırbistan'ın çeşitli gazete ve televizyon kuruluşlarından Türkiye'yi ziyarete gelen bir grup Sırp gazeteci, Türkiye ile Sırbistan arasındaki özellikle kültürel alanda yaşanan yakınlaşma üzerine düşüncelerini aktardı. Gruba Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da kurulan Beyza Eğitim Merkezi Müdürü Murat Koç eşlik etti. Beyza Eğitim Merkezi, 2006'dan beri Belgrad'da, çeşitli Avrupa dillerinin yanı sıra ağırlıklı olarak Türkçe öğreten özel bir dil okulu.

Kültürel düzeyde gelişen ilişkiler konusunda en çok bahsedilen mesele Türk dizileri. Türk dizileri yüksek izlenme oranlarıyla uzun zamandır Sırbistan'da popüler. Sırp televizyon kanalı Kopernikus'ta sabah programı sunucusu ve sabah programı editör yardımcısı Tamara Çiroviç, Sırbistan'da 8 farklı kanalda yayınlanmakta olan Türk dizilerinin son zamanlarda, ülkede çok tutulan Brezilya ve Amerikan dizilerini geride bıraktığını ifade ediyor. Sırbistan'da en çok izlenen Türk dizilerinin başında, Türkiye'de de izlenme rekorları kıran "Binbir Gece", "Yaprak Dökümü" ve "Hanımın Çiftliği" geliyor.

Tamara Çiroviç, ülkesinde Türkçe öğreten dil kurslarına yoğun bir ilginin olduğundan bahsediyor ve Türk dizilerinin bu ilginin tetikleyicisi olduğunun altını çiziyor. Çiroviç ayrıca Belgrad Üniversitesi Filoloji Fakültesi'nde en çok ilgi çeken bölümün Türkoloji bölümü olduğunu ekliyor. Murat Koç, müdürlüğünü yaptığı dil okulunda Türkçenin gördüğü yoğun ilginin Sırbistan'ı yansıttığını iddia etmekle Çiroviç'i destekliyor.

Sırp gazeteciler, Türkiye Kültür ve Turizm Müşavirliği'nin Sırbistan'da Türkiye'yi tanıtmak amaçlı yaptığı kültürel faaliyetler hakkında memnuniyetlerini belirterek, bu tarz aktivitelerin daha fazla yapılması çağrısında bulundular.

Sırbistan Bağımsız Gazeteciler Birliği Başkanı Vukosin Obradovic, Türkiye'ye karşı ülkesinde oluşan dostluk hislerinde dizilerin rolünün abartıldığını düşünüyor. Bir zamanlar Sırbistan'da Amerikan dizilerinin reytinglerde ilk sırada yer aldığını fakat bunun Amerika ve Sırbistan kültürleri arasında herhangi bir yakınlığa yol açmadığını belirten Obradovic, dizilerin rolünün yalnızca, zaten var olan kültürel yakınlıkları sergilemekten ibaret olduğunu düşünüyor. 'Dizi diplomasisi'nin yanında daha kalıcı ve eğitici başka kanallar bulunabileceğini dile getiriyor.''

Sırbistan'daki Belgrad Üniversitesi Türkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mirjana Teodosijeviç de Sırpçada 10 bine yakın Türkçe kelime bulunduğunu belirtti.

Türk atasözlerinin Sırpçada halen çok kullanıldığını, Türkçe sözlüklerde bile bulunmayan kelimelerin kendi dillerinde yaşamaya devam ettiğini ifade eden Teodosijeviç, son zamanlarda Sırbistan'da büyük beğeniyle izlenen "Binbir Gece" dizisinde geçen ve Sırpçada da kullanan kelimeleri duyan insanların çok şaşırdığını kaydetti.

Teodosijviç, "Birçok insan, kullandığı kelimenin Türkçe olduğunun farkında bile değil. Ancak bunu dizide duyduğu an önce çok şaşırıyor, sonra Türkçeyle ilgilenmeye başlıyor. Aslında halkımız Türklerle dilin yanı sıra kültürel olarak da çok benzediğini bu diziler sayesinde gördü. Bu nedenle de Sırbistan'da Türkiye'ye ve Türkçeye ilgi arttı" dedi.

Sırbistan'da daha önceleri Türkler için söylenenlerin gerçek olmadığını yıllarca kendilerinin üniversitede öğrencilerine anlattıklarını ve onlara Türkiye'yi sevdirdiklerini ifade eden Teodosijviç, "Şimdi ise bu diziler sayesinde halkın büyük kısmı, Türkiye'yi yakından tanıma fırsatı buluyor. Kafasındaki ön yargılar bu şekilde yok oluyor" diye konuştu.

Bosna Hersek: "Türk dizilerinin bölge ülkelerinde yayımlanmaya başlaması, en fazla Türkçeye olan ilgiyi artırdı. Daha önce aile büyüklerinin kullandıkları Türkçe kelimeleri dizilerde duyan genç izleyiciler, unutulmaya yüz tutan kelimeleri yeniden hatırlamaya ve kullanmaya başladı.

Türk dizilerinin Türkçeye etkisi, bölge ülkelerinde eski Yugoslavya döneminden bu yana varlığını sürdüren Türkoloji bölümlerindeki öğretim üyelerini de mutlu etti. Yıllardır güç şartlarda öğrencilerine Türkçe ve Türk kültürünü öğretmeye çalışan Türkoloji öğretim üyeleri, Türk dizileri sayesinde işlerinin daha da kolaylaştığını kaydetti.

Devamını okumak için tıklayınız.

Avustralya'da Türkçenin 10. Sınıf Düzeyinde Durumu ve Öğretimi

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

Dil, bireyin kimlik oluşumunu sağlayan en önemli araç­tır. Bireyin dil edinimi, dilin günlük hayatta, her alanda etkin bir şekilde kullanılmasına bağlı olarak doğal bir süreç içerisin­de gerçekleşir. Yurt dışında yaşayan göçmen Türk çocukları, ana dillerini öğrenmek ve etkin bir şekilde kullanmak için ana vatandaki çocuklardan daha çok çaba göstermek zorundadır. Göçmen çocuklar -evde aileleri ile etkin bir şekilde ana dillerini kullansalar bile- baskın toplum diliyle eğitim almaya başladıklarında, bu çocukların iki dil arasındaki yetenekleri ve yeterlilikleri değişmeye başlayacaktır. Bünyesindeki etnik grupların çeşitliliği ile gurur duyan Avustralya; etnik grupla­rın dillerini, kültürlerini öğrenmeleri ve devam ettirmeleri için okullarında haftanın belirli saatlerinde, Çok Kültürlü Eğitim politikası uygulayarak onlara ana dillerini öğrenme fırsatı sunmaktadır. Ancak bu ülkede yaşayan iki dilli Türk öğrenci­ler, bazı seviyelerde, Avustralya müfredatına ve dil ölçütlerine göre hazırlanmış kaynaklardan yoksundur. Şüphesiz ki ders­lerde kullanılan kaynakların içerikleri ve hazırlanma şekilleri, öğrencilerin dil eğitiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu makalede, Avustralya'nın Melbourne şehrinde 10. sınıf düzeyinde Türkçe eğitim alan öğrencilere, Türkçe seviyele­rini, yeterliliklerini, Türkçeye yaklaşım tarzları ve ilgilerini belirlemek amacı ile uygulanan anketin sonuçları değerlendi­rilecek, bu seviyede Türkçeyi ana dil konuşurlarına öğretmek üzere hazırlanacak kitabın içeriğinde neler olması gerektiği ile ilgili bilgiler verilecek ve Avustralya müfredatına uygun olarak öneriler sunulmaya çalışılacaktır.

Dil; bireysel, ulusal, ve insanî kimliğin kaynağıdır. (LoBianco, 1987: 1).Tek dilli toplumlarda da çok dilli toplumlarda da dil, bireyi şekillendiren ve kişi­liğini oluşturan en önemli araçtır. Kültürel unsurlar ve yaşam şekilleri, bireye dil aracılığıyla ve doğal bir süreç içerisinde aktarılır. Ait olduğu toplumun kültürüne dil aracılığıyla giriş yapan birey, o toplumun bakış açısı, anlayış tarzı ve olayları değerlendirme şeklini de bu doğal süreç içerisinde kazanmış olur. Bu bakımdan başka bir dil -ya da diller- öğrenmek, başka hayat şekilleri ve anlayışları ile karşılaşmak anlamına gelir. Birey başka bir dil -ya da dilleri- öğrenerek bütün insanların aslında birbirine benzediğini, yalnız yaşam şekilleri ve algı dünyala­rı bakımından ayrıldıklarını görür. Dilin ilk işlevi, iletişimi sağlamaktır. Bunun yanı sıra dilin; kültürel, sanatsal, zihinsel, kişisel kimliğin ve grup kimliğinin tespit edilmesinde, dinsel, ekonomik ve sosyo-politik alanlarda da işlevi vardır.(LoBianco, 1987)

Dilin sahip olduğu bu işlevler, çok kültürlü toplumlarda, bireyler arasında birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla kullanılır. Çok kültürlü Avustralya'da dil öğretimine önem verilmesinin temel sebebi, bünyesinde barındırdığı etnik grupların barış, uyum ve hoşgörü içinde yaşamalarını sağlamaktır. Birey bir dil öğrenirken o dil aracılığıyla kültürlerarası anlayışını, farklılık ve çeşitliliğe duyduğu saygıyı arttırır. Bu sayede birey, farklı bakış açılarına ve tecrübelere açık hale gelir. (ACARA, 2011).Avustralya, bünyesinde farklı ülkelerden gelen birçok etnik grubu barındırdığı içinÇok Kültürlü birEğitim Programı benimse-miştir.Bu program gereğince, okullarda öğrencilerin yabancı dil öğrenmelerine imkan veren LOTE (Languages other than Engilish/İngilizce Dışındaki Diller) uygulaması başlatılmış, bu program aracılığıyla Avustralya birinci dili İngilizce olan vatandaşlarına başka kültür ve dilleri, etnik gruplara ise kendi dil ve kültür­lerini öğrenme fırsatı sunmuştur(DEECD memo 2012).

Avustralya hükümetinin vatandaşlarına sunduğu bu dil hizmetine rağmen Avustralyalılar başka bir dil öğrenmeye çok da sıcak yaklaşmamaktadır. Avust­ralyalıların ikinci dile yaklaşım tarzını Joseph LoBianco (1987), makalesinde şu şekilde ortaya koymaktadır:

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

  • İngilizce konuşan Avustralyalıların çok azı ikinci dil edinirler.
    • İkinci dili öğrenen/öğreten öğretmenler, öğrenciler ve okulların sayısında bir düşüş vardır.
    • Avustralya'nın en büyük ticari ortaklarının dilini öğrenen öğrencilerin oranı çok düşüktür.
    • Kız öğrencilerin %20'si, erkek öğrencilerin %14.6'sı ikinci bir dil öğ­
    • Neredeyse Avustralya'daki öğrencilerin yarısı hiçbir dönem ikinci bir dil öğrenmez.
    • Araştırmalar, ikinci kuşak göçmen ailelerinde; İngilizce dışında bir dili -aile içinde bu dile karşı güçlü bir bağ bulunmasına, bu dilin on­ların kimliklerini tespit etmesine rağmen- kullanmaktan uzak duran önemli bir sayı bulunduğunu göstermektedir.(LoBianco, 1987: 11)

Çok kültürlü eğitim politikası hem birinci dili İngilizce hem de birinci dili İngilizce dışında başka bir dil olanlar için bir fırsat sunmaktadır. Avustralya'da LOTE programı çerçevesinde 1978 yılından beri etnik gruplara kendi dil ve kül­türlerini öğrenme ve koruma imkanı tanınmaktadır. 2008 yılında Avustralya'da başlatılan Ulusal Müfredat çalışmaları ile birlikte LOTE programının adı 2012yılında'Diller'(Languages) olarak değiştirilmiştir. Avustralya genelinde uy­gulanması amacıyla ACARA (The Australian Curriculum, Assessment and Re­porting Authority) tarafından hazırlanan ortak müfredat çerçevesinde Avustralya genelinde öğretilecek bütün diller için kullanılabilecek ölçütlerin genel çerçeve­si, ilkokuldan 11. sınıfa kadar belirlenmiştir.

ACARA tarafından   hazırlanan bu   dil   programı çerçevesinde, Avustralya'da İngilizce dışında başka bir dil öğrenenler, üç grup altındadeğerlendirilmektedir. Birinci gruptakiler İngilizceden başka bir dili birinci dil olarak öğrenenleri (first language); ikinci gruptakiler, ikinci dil (second langu­age) olarak öğrenenleri ve üçüncü gruptakiler ise kökeni öğrenilen dilden gelen (background language learners) öğrencileri kapsamaktadır (ACARA, 2011). Bu üç gruptaki öğrencilerin tamamını kapsayacak şekilde hazırlanan bu müfredata göre, dil öğretimi iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama, ilkokuldan itibaren; ikinci aşama, yedinci sınıftan itibaren bir dili öğrenmeye başlayanları kapsa­maktadır (VSL, 2014: 3). Müfredatın iki aşamalı olarak planlanmasının sebebi, okula başlamadan önce evde kullandıkları ilk dillerine ek olarak yeni bir dil öğrenmek isteyen ya da evde kullandıkları dili geliştirmek isteyen öğrencilerin göz önünde bulundurulmasıdır.

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkçe Öğretmeni Adaylarının Lisans Düzeyinde Verilen Yabancılara Türkçe Öğretimi (YTÖ) Dersine Yönelik Özyeterlik Algıları

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

     Araştırmanın amacı, Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü programında yer alan "Yabancılara Türkçe Öğretimi" dersini alan öğretmen adaylarının yabancılara Türkçe öğretimine dair özyeterlik inançlarının belirlenmesidir. Araştırma betimsel nitelikte olup, amaç ve alt amaçları karşılamaya uygun olduğu düşünülen "tarama modeli"nden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü "Yabancılara Türkçe Öğretimi" dersini almış olan 3. ve 4.sınıf öğrencileri (276 öğrenci) çalışmanın evrenini, 3. ve 4.sınıf öğrencilerinden 236 öğrenci ise çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Tschannen-Moran ve Woolfolk Hoy tarafından 2001 yılında geliştirilen; öğretmenlerin özyeterlik inançlarına yönelik özyeterlik ölçeğinin Türkçeye adapte edilmiş şekli kullanılmıştır. Ölçek, Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçeye uyarlanmış ve Türkiye'deki dört ildeki altı farklı üniversiteden 628 öğretmen adayının katılımı ile güvenirlik ve geçerliliği test edilmiştir. Söz konusu ölçek, Yabancılara Türkçe Öğretimi dersine uyarlanmış ve 3 farklı uzmanın görüşüne sunulduktan sonra bu çalışmada kullanılmıştır. Bayan öğretmen adayları, yabancılara Türkçe öğretimi konusunda, motivasyon, özyeterlik, ölçme değerlendirme ve yabancı dil öğretim yöntemlerini kullanma boyutlarında, erkek öğretmen adaylarına göre kendilerini daha yeterli görmektedirler. Ayrıca; Yabancılara Türkçe Öğretimi dersini alan 4.sınıf öğretmen adayları yabancı dil öğretiminde kullanılan yöntemler boyutunda, 3.sınıf öğretmen adaylarına göre kendilerini daha yeterli görmektedirler.

Giriş

       Yabancılara dil öğretimi Türkiye'nin en geç ve geri kaldığı konulardan biridir. Türkçe eğitimi ve öğretimi denildiği zaman sadece anadil olarak Türkçe öğretimi düşünülmüş, bu bağlamda programlar geliştirilmiş, materyaller üretilmiş ve çalışmalar yapılmıştır (Yıldız ve Tunçel, 2012). Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi arka planda kalmış, bu da Türkiye'nin İngiltere, Fransa, Amerika gibi yabancı dil eğitiminde yüzyılları bulan çalışmalara imza atan ve yabancı dil öğretimi üzerine yöntemler geliştiren ülkelerin oldukça gerisinde kalmasına sebep olmuştur.

Ülkemizde henüz Türkçenin yabancılara öğretimine yönelik bir lisans programı yoktur. "Oysa gelişmiş ülkelerde, örneğin İngiltere ve Amerika'da ELT (English Language Teaching: İngiliz Dili Öğretimi bölümleri/merkezleri), Fransa'da FLE (Yabancı Dil Olarak Fransızca) bölümleri bir disiplin olarak yer almaktadır."(Büyükaslan, 2007). Öğretim programı eğitimin temel taşıdır. Programlar; öğretimin, stratejilerin, hedeflerin, amaçların açık olarak ifade edilmesini sağlar (Eryaman ve Kana, 2012). Nitelikli bir öğretmen olma sorunu, doğrudan doğruya öğretmen yetiştiren kurumların eğitim programları ile ilgili bir sorundur (Şahin, 2005). YTÖ, hala bir disiplin olarak ele alınmadığı için Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi süreçlerinde ihtiyaç duyulacak uzmanların, öğretim elemanlarının yetiştirilmesi, nitelikli, bilimsel altyapısı sağlam materyallerin üretilmesi oldukça zor görülmektedir. Dört yıllık veya yabancı dil hazırlık sınıfı ile ortalama beş yıllık bir lisans programı, gelecekte daha da çok hissedilecek olan bir boşluğu doldurma adına, çok önemli bir adım olacaktır.

YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) Türkçe Eğitimi lisans programına Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi ekleyerek, bu boşluğu doldurma adına bir adım atmıştır. YTÖ, beşinci yarıyılda haftalık 2 saat olarak lisans programında yer alan, pratikten ziyade teorik ağırlığı olan bir derstir. YTÖ dersi genel olarak yabancı dil öğretim yöntemleri, yabancılara Türkçe öğretiminin tarihçesi, anadil ve yabancı dil öğretimindeki farklar, yabancı dil öğretiminde kullanılan materyaller, yabancı öğrencilerin motivasyonu gibi konularda teorik bilgiler vermeyi hedeflemektedir. Örneğin, Türkçe Eğitimi bölümünde okuyan öğrenciler, lisans programında bulunan derslerin içeriğinde bulunmadığı için, yabancı dil öğretim yöntemleri hakkında bilgi sahibi olamamakta, Türkçeyi sadece ana dili olarak düşünen ve bu yönde öğretim yapan dersler almaktadırlar. Ancak, Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi ile yabancı dil öğretim yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmakta ve bu yabancı dil öğretim kuramlarını öğrenmektedirler. Yabancı dil öğretiminde kuram bilgisinin önemi oldukça fazladır. Yabancı dil öğreten kişinin, kuramlar hakkında bilgi sahibi olması, öğrenciler üzerinde etkili öğretim yapabilmesinin en önemli şartıdır. Çünkü dil öğretiminde hangi yöntemin öğrenci üzerinde daha etkili olduğunu anlamak her zaman önemli bir sorundur. Bir kişi üzerinde faydalı olabilecek bir yöntem, bir başka kişi üzerinde aynı ölçüde başarılı olmayabilir veya tamamen başarısız olabilir (Tarcan, 2004:6). Yabancı dil öğretiminde kırk civarında dil öğretim yöntemi olduğu bilinmektedir. Bu yöntemlerden bazıları şunlardır (Köksal ve Varışoğlu, 2012:92-101):

        a.Dil Bilgisi Çeviri Yöntemi: Dil bilgisi çeviri yöntemi, yabancı dil öğretiminde ana dilini merkeze alır ve dil bilgisi kuralları öğrencilere ana dillerinde açıklanır. Etkinliklerde dil bilgisel kurallar sunulur. Sözcüklerin anlamları sözcük listelerinden ezberletilir

          b.Düzvarım (Dolaysız-Direk) Yöntem: Dil bilgisi çeviri yöntemine tepki olarak ortaya çıkmıştır. Sınıf içinde öğretilen dilin daha aktif ve etkili bir biçimde kullanılması, öğrenilen dilin kültürünün bilinmesi, yazma çalışmalarının yapılması gibi ilkeler üzerinde durmaktadır. Dinleme ve tekrara önem verir. Sınıf içinde anadiline ve çeviriye yer vermez.

c.Doğal Yöntem: Öğrenilme süreci başladığı andan itibaren öğrenilen yabancı dil konuşulur.

Öğretmenler öğrettikleri dil dışında bir dil konuşmazlar. Her yaş ve her eğitim düzeyindeki insanların aynı şekilde dili öğrenebileceğini savunur. Bireysel farklılığı ve yaşı geri plana atmıştır.

d.Berlitz Yöntemi: Yabancı dil öğretiminde dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerileri geliştirecek uygulamalara yer verilmesi gerektiğini ileri sürer. Sözlü dile önem verir. Öğretim ya bireysel olmalı ya da sayısı onu geçmeyen sınıflarda yapılmalıdır.

e.Seçmeci Yöntem: Her yöntemin en iyi ve faydalı taraflarını anlamaya dayanır. Öğretmen ihtiyaca

ve amaca göre kullanacağı yöntemi seçer. Öğrencileri derste aktif hale getirir. Öğrendikleri dile karşı ilgi uyandırır. Soru-cevap, drama, benzetim, grup çalışmaları gibi tekniklerden yararlanır.

f.Telkin Yöntemi: Bu yöntemin en ilgi çekici özelliği sınıf içi etkinliklerin rahat bir ortamda müzik

eşliğinde gerçekleşmesini sağlamaktır. Öğrencilere doğru nefes alma çalışmaları yaptırılır. Öğrencilere kelime ezberleme ve konuşma alışkanlıkları edinmeye değil, iletişim kurmaya yönlendirilir. Telkin yönteminde öğrencilere ileri düzeyde konuşma yeterliliği kazandırmak için çaba gösterilir.

Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.

g.Sözlü Yöntem: Öğrenciler herhangi bir hazırlık yapılmadan iletişim ortamına itilmemelidir.

Öğretim tümevarım yöntemine göre yapılır. Dil öğretiminde alışkanlık oluşturmak önemlidir. Bunun için sık sık taklit ve tekrara dayalı etkinlikler yaptırılır. Yabancı dil öğretiminde kitap ve yazılı materyal kullanılmaz.

h.İşitsel-Dilsel Yöntem: İşitsel-dilsel yaklaşımdan doğmuştur. Bu yöntemin ilkelerinin başında, yabancı dil öğretiminin konuşma olduğu, yazma olmadığı fikri gelmektedir. Bu fikre göre, okuduğunu anlama ve yazma çalışmalarından önce dinlediğini anlama ve konuşma becerilerinin geliştirilmesi gelmektedir.

     i.   Sessiz Yol Yöntemi: Sessiz yöntem öğretmenin sınıfta olabildiğince sessiz kalarak öğrencilerin üretimde bulunmasını teşvik edici tutuma dayanan bir yöntemdir. Renklerden yararlanılır. Öğrenci aktiftir. Öğretmen bilgileri hazır olarak öğrenciye sunmaz. Öğrenme sorumluluğu öğrencinin üzerindedir. Telaffuza önem verilir. j. Tüm Fiziksel Tepki Yöntemi: Bu yöntem, yabancı dili fiziksel aktiviteler yolu ile öğretmeyi amaçlar. Öğrenci konuşmayı öğrenmeden önce kavrama becerilerini geliştirmelidir. İkinci dil öğrenimi çocuğun ilk dil edinimine paralel görülür. Çocuklara yöneltilen konuşmaların öncelikle onların sözel cevaplar vermeye başlamalarından önce fiziksel tepki verebilecekleri emirlerden oluştuğunu savunur. Yetişkinler de bu süreçlerden geçmelidir.

       Yabancı dil öğretiminde yöntemin seçilmesi, tercih edilen yönteme bağlı olarak kullanılacak tekniklerin belirlenmesi ve eğitim ortamlarının düzenlenmesi belirli bir alan bilgisi birikimini zorunlu kılmaktadır. Bu açıdan Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine ilişkin bir dersin Türkçe Eğitimi Bölümü lisans programında yer alması son derece önemli olmakla birlikte, yeterli olup olmadığı tartışmaya açıktır. Bu konuda lisans programında yer alan YTÖ dersini verecek öğretim elemanlarının ve bu dersi alacak öğretmen adaylarının görüşleri önem taşımaktadır.

Problem Cümlesi

        Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi, Türkçe Eğitimi Bölümünde lisans programında yer almaktadır. Bu dersin içeriği YÖK tarafından belirlenmekte ve öğrencilere teorik bilgiler sunulmaktadır. Yabancı dil öğretim yöntemleri, yabancılara Türkçe öğretiminin tarihçesi, yabancı dil öğretim materyalleri ve yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitapların tanıtımı gibi teorik bilgiler dersin içeriğini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, çalışmamızda, Türkçe Eğitimi Bölümünde öğrenim gören ve Yabancılara Türkçe Öğretimi dersini alan öğretmen adayları kendilerini yabancılara Türkçe öğretiminde yeterli görmekte midirler? Sorusuna cevap aranacaktır.

Bu probleme bağlı olarak aşağıdaki alt problemlere cevap aranmıştır:

  1. Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi alan öğretmen adaylarının motivasyon, sınıf kontrolü, özyeterlik, ölçme-değerlendirme, yöntem ve dil bilgisi alt boyutlarına ilişkin özyeterlik düzeyleri nedir?
  2. Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi alan öğretmen adaylarının YTÖ'ye ilişkin özyeterlikleri ile cinsiyetleri ve öğrenim gördükleri sınıf düzeyleri arasında fark var mıdır?
  3. Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi alan öğretmen adaylarının YTÖ'nün alt boyutu olan "motivasyonu sağlama" özyeterlikleri ile cinsiyetleri ve öğrenim gördükleri sınıf düzeyleri arasında fark var mıdır?
  4. Yabancılara Türkçe Öğretimi dersini alan öğretmen adaylarının YTÖ'nün alt boyutu olan "ölçme-değerlendirme" özyeterlikleri ile cinsiyetleri ve öğrenim gördükleri sınıf düzeyleri arasında fark var mıdır?
  5. Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi alan öğretmen adaylarının YTÖ'nün alt boyutu olan "dil öğretim yöntemi" özyeterlikleri ile cinsiyetleri ve öğrenim gördükleri sınıf düzeyleri arasında fark var mıdır?

 Araştırma Modeli

Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada; ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modellerinde, araştırmaya konu olan birey, olay ya da nesne, kendi koşulları içerisinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır. Önemli olan, araştırmaya konu olan bireyi, olayı ya da nesneyi uygun bir şekilde gözlemleyip belirlemektir (Karasar, 2012). Bununla birlikte Karasar (2012)'a göre iki veya daha çok sayıdaki değişen arasında değişim varlığını ve/veya derecesini belirlemek amaçlanıyorsa ilişkisel tarama modeli kullanılır. Çalışmada, cinsiyet ve öğrenim gördükleri sınıf düzeyi değişkenlerine göre öğretmen adaylarının yabancılara Türkçe öğretime yönelik özyeterlik, motivasyon, yöntem, sınıf kontrolü ve ölçme-değerlendirme arasındaki ilişki incelenmiştir.

           Evren ve Örneklem

Araştırmanın evrenini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Türkçe Eğitimi Bölümünde "Yabancılara Türkçe Öğretimi" dersini alan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Karasar (2012)'a göre çoğu durumda iyi belirlenmiş küçük bir örneklem üzerinde yapılan araştırma, geniş bir evrende yapılan araştırmalardan daha iyi sonuç verir. Evren ya da çalışma evreni, çoğu zaman içinde çeşitli elemanları olan, benzer amaçlı (işlevli) kümelerden oluşur. Araştırma evrenden seçilecek kümeler üzerinde yapılabilir (Karasar, 2012). Orantısız küme örnekleme yolu ile belirlenen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü "Yabancılara Türkçe Öğretimi" dersini almış 3. ve 4.sınıf öğrencilerinden, 276 öğrenciden 236 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Üçüncü ve dördüncü sınıfların örneklem olarak alınma nedeni YTÖ dersinin Türkçe Eğitimi Bölümü 3. ve 4. sınıf lisans programında yer almasıdır. Örneklem grubunun tümü bir dönem veya iki dönem YTÖ dersi almıştır.

Devamını okumak için tıklayınız...

 

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...