ÜÇÜNCÜ

III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Konuşması -Yunus Emre Vakfı Faaliyetleri

5653 sayılı Kanunla kurulan; Mütevelli Heyet Başkanı Dışişleri Bakanı, Mütevelli Heyet Üyeleri de farklı Kurum ve Kuruluşlarından oluşan Yunus Emre Vakfı, 7 Mayıs 2009‟da Ulus‟taki tarihî binasında faaliyetlerine başlamıştır. Vakfın kuruluş amacını kısa başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz:

*  „Yurt dışında Türkiye ‟yi, Türk kültürünü, Türk dilini, Türk edebiyatını, Türk tarihini, Türk sanatını, Türk mirasını tanıtmak ve bu konularda ücretli veya ücretsiz, eğitim-öğretim kursları açmak veya açtırmak, uluslararası alanlarda geçerliliği olan „Türkçe sertifika-dil programları açmak ‟

*  Türkiye'nin diğer ülkeler ile dostluğunu geliştirmek, kültürel alışverişini artırmak, bununla ilgili yurt içi ve yurt dışındaki bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak, Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek, Türkiye'de Yunus Emre Araştırma Enstitüsü ve yurt dışında da Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri açarak faaliyetlerine devam etmek 1

*  Yurt içinde ve yurt dışındaki üniversite ve sivil toplum örgütleri, ilgili diğer gerçek ve tüzel kişiler ile ortak projeler yürütmek ve yazılı ve görsel medyada süreli veya süresiz yayınlar yapmak veya yaptırmak

*  Yurt dışında benzer ve uluslararası kuruluşlarla ile bilgi bankalarıyla da işbirliği yapmak, toplanan bilgileri dünyanın istifadesine sunmak, tanıtma büroları, enstitü ve dokümantasyon merkezleri kurmak

*  Türk dilinin, kültürünün ve sanatının tanıtımına ilişkin yarışmalar düzenlemek ve ödüller vermek.2

*    Türkçe Seviye Sınavı; Vakıf Avrupa Konseyinin belirlemiş olduğu Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Metni doğrultusunda altı aşamalı seviye tespit sınavı hazırlanacak ve Türkçe öğrenmek isteyen yabancılara uygulanacaktır. Bu uygulamanın iki dilli Türk çocukları için de  uygulanabilecek hâle getirilmesiyle yurt dışındaki Türk çocukları için de seviye sınıfları oluşturulabileceği düşünülmektedir.

* Dünyada Türkçe Envanteri; Geçmişten günümüze Türkçe, Türk kültürü, tarihi, modern ve
geleneksel Türk sanatı gibi alanlar üzerine bilimsel araştırmalar yapan yabancı bilim adamlarının çalışmalarını tanıtacak bir belgesel meydana getirmektir. Proje sayesinde, bu alanlara dair faaliyetlerin yürütüldüğü ülkelerdeki çalışmaların karakterleri ve gelenekleri ortaya konulacak; bu hususta bilgi ve belgelere dayanan kapsamlı bir döküm ortaya çıkarılacaktır. Proje kapsamında şu ana kadar yedi ülke (Macaristan, Fransa, Belçika, Almanya, İngiltere, Avusturya, Bosna-Hersek) ziyaret edilmiş ve bu ülkelerdeki çalışmalar tespit edilip derlenmiştir. Ayrıca yine bu proje sayesinde Türkçenin sınırlarının yeniden çizilmesi ve yayılma alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.1

* Türkçenin Öğretimi Konusunda Program Geliştirme ve Ders Materyalleri

Oluşturma; Dil öğretiminin temel aracılarından biri, uzun zamandır ders kitabı olarak kabul edilmektedir. Yenilenen bilgi teknolojileri ile eğitim materyali kavramının içerisine ders kitaplarının yanı sıra yardımcı kitaplar, görsel ve işitsel ögeler-ses kayıtları, resim ve fotoğraflar vb.-, sözlükler ve okuma kitapları da girmektedir. Bu amaca hizmet etmek için de vakfın projelerinden birisi de Türkçe öğretimine yönelik kaynak hazırlamaktır.

Sayın Bilim adamları,

Biraz evvel kısa başlıklar halinde Vakfın amacını belirlemeye çalıştık. Bilindiği gibi bu Vakfın asıl hedef kitlesi de yurt dışındaki hem kendi insanımız, hem de yabancılara Türk‟ün Kültürü bağlamında hizmet vermektir. Bu Vakıf, Yunus Emre‟nin Hayatı ve Eserlerini araştırmaz. Herkes tarafından ortak olarak kabullenilen O‟nun güzel ismi ile Türk Kültürünü Yurt dışında yaymaktır. Tıpkı Almanların Goethe Institüt‟üsünün yaptığı hizmeti yapmaktır.

Vakıf, ilk olarak kendi bünyesinde „Yurt Dışında Eğitim-Öğretim Hizmeti ‟ verebilmek için „Yunus Emre Enstitüsü‟nün kuruluşunu gerçekleştirmiştir. Böylece yurt dışında Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri ‟ vasıtasıyla Türk dili, Türk kültürü ve Türk sanatına dair faaliyetler yürütecek olan Yunus Emre Enstitüsübu alanlarda eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek, Türkiye‟nin diğer ülkeler ile kültürel alışverişini artırıp dostluğunu geliştirmek gibi amaçlarla, geniş bir coğrafyalarda faaliyetlerini yoğunlaştıracaktır

Bu Enstitünün Genel Müdürü Sayın Prof Dr. Ali Fuat Bilkan‟dır. Kendileri bu konuda gece-gündüz, kış-yaz, uzak-yakın demeden canla başla çalışmaktadır. Aslında Sayın Ali Fuat Bilkan, bu çalışmalarında devlet‟e bile zaman zaman yük olmadan, şahsi gayretleri ve çevresindeki iş verenleri de harekete geçirerek dünyanın her köşesinde Türk Kültürü- Türkçe‟nin Öğretim Merkezleri açmaktadır. Bu cümleden olarak, on iki ay gibi kısa bir zamanda; Saraybosna, Tiran, Kahire, Üsküp, Astana, Londra, ġam ve Brüksel‟de Türk Kültür Merkezleri kurmuş ve bu kurumlarda Türkçe öğretimi ile Türk sanatı ve Türk kültür faaliyetlerini başlatmıştır. Bu merkezlerde Türkçe öğrenen yabancı uyruklu kursiyerlerin sayısı iki bin civarındadır.

Yunus Emre Enstitüsü, 2011 yılında da faaliyetlerine aynı hızla devam ederek, Berlin, Pekin, Tokyo, Lefkoşa, Budapeşte ve Bükreş‟te Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri‟ni açacaktır. Bu merkezlerde, dil öğretimi faaliyetlerinin yanı sıra, resim sergileri, konserler, konferans, sinema gösterileri ve kitap tanıtımları gerçekleştirilecektir. Bu çalışmalar vasıtasıyla, esas olarak kültürel mirasımızın yaşatılması ve yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır.

Yunus Emre Bülteni, Y. 1, S. 1, Eylül 2009, s. 13

Sayın Misafirler,

Çalışmalarımız yine aynı hızla devam etmektedir. Hedefimiz, Türk‟ün dilini, edebiyatını, kültürünü, mimarisini, bütün dünyaya tanıtmak ve yaşatmaktır. Bu konuda Dış İşleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile de müşterek çalışılmaktadır. Bu konuda yardımı olan her kuruma, her şahsa ve sizlere candan teşekkürler ederim. Asıl derdim şudur ki, böylesine güzel bir gaye ve hedef için başlamış olan bu kurumun gelecekte de yine aynı hızla devam etmesi ve durmamasıdır. Ġnanıyorum ki, 21. asır Türk asrı‟ olacaktır.

Sonuç olarak ifade edebiliriz ki, bu toplantının birincisi, 20-22 Kasım 2008‟de Başkent Üniversitesi nde Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal ‟ ın himayelerinde; Ġkincisi Yavru Vatan KKTC‟nin Uluslararası Kıbrıs Üniversitesinde ve bu. Üçüncüsü de böylece Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Sayın Prof Dr. Mehmet Füzün‟ün himâyelerinde, Eğitim Fakültesi Dekanı Sayın Prof Dr. Mustafa ToprakTDK Başkanı Sayın Prof Dr. ġükrü Haluk AkalınSayın Prof Dr. ġerifali Bozkaplan, Sayın Prof Dr. Ġlhan GençSayın Yard. Doç. Dr. Ġlyas Yazar, T.C. Başbakanlık ve Ġzmir‟in ilgili Kurumlarının himayelerinde sizlerin de yardım, destek ve teşvikleriyle bugün burada gerçekleşiyor. IV. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu‟nun Atatürk Kültür Yüksek Kurulu Türk Dil Kurumu tarafından Yurtdışında yapmasını dilerken, beni sabırla dinlediğiniz için de hepinizi en içten sevgi ve saygılarımı sunarım.

III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık 2010 İzmir)

Prof. Dr. Abdurrahman GÜZEL Yunus Emre Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi

Türkçe Üçüncü Sınıf Öğrencilerinin Yabancılara Türkçe Öğretimi Dersine İlişkin Görüşleri

             Teknolojik gelişmeler sayesinde mesafelerin kısalması ve iletişimin tüm dünya üzerinde yaygınlaşmasıyla büyük bir köy haline gelen dünyada farklı milletlerden insanlar birbiriyle etkileşim halindedir. Farklı milletlerden insanların bir arada kolay, hızlı ve etkili bir şekilde iletişim kurabilmeleri için de milletler arası bir dil kullanmaları gerekmektedir.

Demircan, bireylerin anadilinden ayrı bir dil öğrenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. İnsanlar, toplumlar, uluslar arasında bireysel, kurumsal, ulusal düzeyde, ticaret, ekonomi, siyaset, askerlik, bilim, çalışma, turizm, eğitim, kültür, sanat, haberleşme alanlarında türlü yoğunlukta ikili, çoklu olmak üzere, her türlü ilişkinin kurulup yürütülmesi için anadilinden başka uluslar arası ortak dillerin öğrenilmesi gerekmektedir (Demircan, 1990). 20. yüzyılın ikinci yarısında insanların nasıl ikinci bir dil edindikleri ile ilgili sistematik çalışma oldukça yeni bir olgudur. Bu zamanda "küresel köy" ve "dünya geneli internet erişimi" insanlar arasında kendi yerel sözcüklerinin ötesinde bir iletişim yolu olmuştur (Ellis, 2003).

Küreselleşen dünyada çok uluslu birliklerin de oluşmasıyla birlikte artık insanlar farklı ülkelerde çalışabilmekte ve yaşayabilmektedir. Avrupa Birliği, üye ülkelerde dil çeşitliliğinin ve zenginliğinin sağlanması için vatandaşlarını ikinci bir dil öğrenmeye teşvik etmekte ve bu amaçla toplantılar düzenlemekte ve programlar hazırlamaktadır. 10 Aralık 1954 tarihli Avrupa Kültürel toplantısı sonucunda Strasborg'da toplanan Avrupa Konseyi tarafından "Avrupa Vatandaşlığı için Dil Öğrenme" adlı bir proje başlatılmasına karar verilmiştir. Bu proje, eylem alanları belirlemek ve geliştirmek, Avrupa Birliği içerisinde çok dilliliği özendirmek, dil öğrenme programlarını çeşitlendirmek ve özelleştirmek, bağlantılar ve değişim programları geliştirmek, yeni iletişim ve bilgi teknolojilerini yaymak gibi amaçları taşımaktır (Can, 2009).

Çok dilli eğitim antik çağlardan beri dünya genelinde uygulanan eğitimsel bir uygulamadır. Dünyada çoğu ülke resmi veya özel okullarda, genellikle her ikisinde, çok dilli eğitimi önerir (Brisk, 2005). Örnek olarak misafir işçilerin dili (Danimarka'daki Türkler) uluslar arası diller (İngilizce) vb. Ülkemizde de eğitimin çeşitli kademelerinde gerek devlet okullarında gerekse özel kuruluşlarda yabancı dil eğitimi verilmektedir. Burada öğretilen dilin uluslar arası olup olmadığı önemlidir. Demircan'a (1990) göre uluslararası dili belirleyen ekonomi, bilim, teknoloji, askerlik alanlarında üstünlük ve din olmuştur.

Son yıllarda ülkemizin dünyanın birçok ülkesiyle gerçekleştirdiği ticari, siyasi, kültürel ilişkilerin yanında Türklerin dünya üzerinde geniş bir coğrafyaya yayılması durumu da göz önüne alındığında Türkçenin uluslararası bir dil olduğu kuşkusuzdur. Geniş bir coğrafyada gerek anadili olarak gerekse ikinci bir dil olarak Türkçenin kullanılması Türkçe öğretimi konusuna dikkatimizi çekmektedir. Türkçenin öğretimi; Türkçenin anadili ve yabancı dil olarak öğretimi olmak üzere iki başlık altında ele alınabilir ( Karababa, 2009).

Tarihte Türkçenin yabancılara öğretilmesi amacıyla yazılan ilk eser Divân-ı Lügâti't-Türk'tür. Karahanlı Türkçesi dönemine ait olan Divân-ı Lügâti't-Türk, Kaşgarlı Mahmut tarafından, Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılmış değerli bir sözlük çalışmasıdır. Diğer taraftan Kıpçak Türkçesi dönemi, Türkçenin yabancılara öğretiminin en fazla öanm kazandığı ve Türkçenin saygınlığının dorukta olduğu dönemdir. Bu dönemde Türk Dili'ne karşı ilgi artmış; bu ilgi Araplara Türkçeyi öğretmeyi amaçlayan kitapların yazılmasına neden olmuştur. 

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...