öğrenirken

Gazi Üniversitesi Tömer Öğrencilerinin Türkçe Öğrenirken Karşılaştıkları Sorunlar Ve Bunların Çözümüne Yönelik Öneriler

       İnsanoğlunun yabancı dil öğrenme isteği ve teşebbüsü, çok eski dönemlerine kadar gider. Dolayısıyla eskiden beri insanlar, yabancı bir dili öğrenme gayreti içinde olagelmişlerdir. Ancak insanlardaki bu öğrenme isteği ve teşebbüsü herhâlde hiçbir zaman günümüzdeki kadar yaygın olmamıştır. Çünkü dünyanın hızla küçüldüğü, küresel bir köy hâline geldiği, iletişimin bu kadar hızlı ve yaygın olduğu, ulaşımın kolaylaştığı, dünyanın her yerinde iş bulma imkânının olduğu çağımızda, yabancı dil bilmek her zamankinden daha fazla önem kazanmaya başlamıştır.

Geçen bir iki asır içinde güçlü devletler, kendi dillerini siyasi ve ekonomik çıkarları doğrultusunda başka uluslara öğretmek için büyük çaba göstermişler ve başarılı olmuşlardır. Artık günümüzde güçlü ülkeler bu çabaya gerek duymamaktadır. Çünkü dillerini öğrettikleri ülkelerde dilleri, o ülkenin eğitim dili, hatta yaygınlaşmış ana dili gibi konuşulur olmuştur. Ayrıca güçlü ülkelerin ekonomik ve kültürel gücü de kendi dillerinin başka uluslarca öğrenimini hızlandırmıştır. Bu süreç olağan akışı içinde hâlâ devam etmektedir.

Dil, toplumun ve bireyin ana damarıdır. İnsanlar, dili gücü ölçüsünde düşünür, hayal kurar, eleştirir, okur, yazar ve her alanda kendini geliştirir. Çağımızda ileri ülkeler, dilin gücünü keşfettikleri için her bilim alanında (tıp, psikoloji, felsefe, sosyoloji vb.) dil ve dil öğretimi ile yakından ilgilenmektedirler (Yalçın, 2002:9).

Türk devleti ve milleti, tarihin hiçbir döneminde kendi dilini çıkarları için başkalarına öğretme çabası içine girmemiştir. Aksine kendi dili hep diğer dillerden etkilenmiştir. Çünkü Batılının bakış açısı ile Türk milletinin dünya görüşü ve zihniyet anlayışı çok farklıdır.

1990'lı yılların başında Sovyetler Birliği'nin yıkılışından sonra Türkçe konuşan kardeş devletlerin ortaya çıkması ve Türkiye'nin ekonomik ve siyasi alandaki gelişimi ile Türkçe, dünyada itibar kazanmış ve Türkçe öğrenmeye olan talep de artmıştır. Ancak Türkiye, yabancılara Türkçe öğretimi konusunda gerekli teknik donanıma ve zengin öğretim yayınlarına, materyallerine sahip olamadan hazırlıksız yakalanmıştır. Devlet, bazı üniversitelerde TÖMER birimleri oluşturarak Türkçe öğretimi ihtiyacını gidermeye çalışmıştır. Batıda ise yabancılara dil öğretimi belli başına bir sektör olmuş, binlerce dil okulu açılarak devlete, millete büyük maddi kazançlar sağlamıştır.

Türkiye, yabancılara dil öğretimi konusunda Avrupa'ya göre daha tecrübesiz sayılır. Ancak devlet olarak bu konuda ciddi çalışmalar da yapılmıyor değildir.

         TİKA, bugün dünyanın birçok yerinde Türkoloji kürsüleri, Türk kültür merkezleri açmıştır ve oralarda Türkçe öğretilmektedir. Ayrıca eğitim ve kültür alanlarındaki iş birliği programlarının, yurt dışında, Türk Kültür Merkezleri aracılığıyla yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Bu, Türkçe öğretimi için çok önemli bir gelişmedir. Önümüzdeki yüz yıl içinde Türkçe daha da önem kazanacak ve potansiyel iletişim dillerinden birisi olacaktır.

Dil Öğretiminde Yöntem - Teknik ve Kuramlar

Bu bölümde, gerek konunun genişliğinden gerekse de yazımızın hacmini genişletmemek ve konumuzun dağılmamasını sağlamak için konuyu kısa başlıklar ve tanımlarla özetlemeye çalışarak belli başlı yöntem, teknik ve kuramlardan bahsedeceğiz.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki yabancı dil öğretimi ile ilgilenenlerin, hiçbir yöntemin tutsağı olmamaları, öğretim amaçlarına uygun her yönteme, yararlanılabilir gözüyle bakmaları gerekmektedir. Yabancı dil öğretim yöntemi seçme durumu söz konusu olduğunda şu ya da bu yöntem hakkında kesin bir biçimde red ya da kabul gibi iki zıt eksende gidip gelme yerine mevcut bilgi birikiminden etkili bir biçimde yararlanma yolları araştırılmalıdır. Bu da yabancı dil öğreticilerinin, kuramsal yaklaşımlar ve bunların yöntem kavramı çerçevesinde uygulamaya dönüştürülmeleri konusunda analitik bilgiyle donatılmalarıyla mümkündür. Bu açıdan öğretmenlere herhangi bir yöntemin dayatılması yerine, öğretim amaçları doğrultusunda sağlam yöntem bilgisi verilmeli ve böylece onların kendi koşullarıyla tutarlı yöntemsel uygulamaları yapabilmelerini mümkün kılacak düzeyde bilgi ve becerilerle donatılmaları sağlanmalıdır.

Yabancı dil öğreniminde ve dil öğretmek için kullanılan sınıf içi teknikleri ile işlemlerinde gerçekleşen izah değişikliklerinin çeşitli tarihsel konulara ve olaylara tepkilerin var olduğu görülmektedir. Yıllar boyunca rehber prensip, gelenek olmuştur. Dil Bilgisi-Çeviri Yöntemi dil ve dil öğrenimine yönelik, zamana direnmiş ve akademik bir görüşü yansıtmaktaydı. Kimi zaman, 1920'lerin sonlarında Amerikan okulları ve kolejlerinde okumanın temel hedef olması gibi, sınıfın uygulamaya yönelik gereksinimleri hem hedefleri hem de uygulamaları belirledi. Diğer zamanlarda, on dokuzuncu yüzyıldaki pek çok reformcu öneride olduğu gibi, dilbilimden, psikolojiden ya da bu ikisinin karışımından türetilen dil öğretimine felsefi ve uygulamaya yönelik bir temel geliştirmekte kullanıldı. 1940'lardan itibaren dil öğretiminde yöntem ve uygulamaların öğretilmesinin daha temel bir rol üstlenmesiyle birlikte, yöntemlerin doğasını bir kavrama oturtmak ve bir yöntem içindeki kuram ile uygulama arasındaki ilişkiyi daha sistemli bir biçimde incelemek için çeşitli çabalar gösterildi.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında dilbilimciler ve dil uzmanları dil öğretiminin niteliğini arttırmayı amaçladıklarında bunu, dillerin nasıl öğrenildiği, dile ilişkin bilgilerin hafızada nasıl temsil edildiği ve düzenlendiği ya da dilin kendisinin nasıl yapılandığına ait genel prensip ve kuramları destek alarak gerçekleştirdiler. Henry Sweet (1845-1912), Otto Jespersen (1860-1943) ve Harold Palmer (1877-1949) gibi erken dönem uygun dilbilimciler dil öğretim programları, kursları ve malzemeleri oluşturulması için kuramsal açıdan güvenilir yaklaşımlar geliştirdiler; uygulamaya yönelik pek çok ayrıntının çözülmesi işi ise diğer dilbilimcilere bırakılmıştı. Sözcük bilgisi ve dilbilgisi konularının seçimi ve sıralanması gibi sorulara mantıklı yanıtlar aramalarına karşın bu uygulamalı dilbilimcilerden hiçbiri mevcut kuramların hiçbirinde bu fikirlerin ideal bir birlikteliğine rastlayamamaktaydı.

         İletişimsel dil öğretimi (kavramsal-işlevsel yaklaşım ve iletişimsel yaklaşım terimleri de bazen kullanılır) adını alan bu yeni akım, İngiltere'de ve İngiltere dışında üstünlük sağladı. Her ne kadar akım bir programın alternatif durumları üzerinde duran bir İngiliz yeniliği olarak başladı ise de, 1970'lerden bu yana iletişimsel dil öğretiminin kapsamı genişlemiştir. Artık hem Amerikalı hem de İngiliz dilbilimciler onu (a) iletişimsel yeterliliği dil öğretiminin hedefi yapmak ve (b) dil ve iletişimin birbirine olan bağımlılığını sağlayan dört dil becerisinin öğretimi için yollar geliştirmek amaçları taşıyan bir yaklaşım (bir yöntem değil) olarak görmektedirler. Bu nedenle kapsamlılığı açısından diğer yaklaşımlardan ve yöntemlerden içerik ve konum açısından farklı duruma gelmektedir. Konusunda tek bir eser ya da otorite yoktur, evrensel olarak kabullenilmiş tek bir model de bulunmamaktadır. Bazılarına göre, iletişimsel dil öğretimi dil bilgisel ve işlevsel dil öğretiminin bir karışımından başka bir şey değildir. Littlewood (1981: 1) şu fikri savunur: "İletişimsel dil öğretiminin temel özelliklerinden biri, dilin hem işlevsel hem de yapısal özelliklerine sistemli bir yaklaşımda bulunmasıdır." Diğerler ine göre, iletişimsel dil öğretimi ikili ya da daha büyük grup hâlinde çalışan öğrencilerin mevcut dil kaynaklarını problem çözme türü görevlerde kullanmaları yoludur.

Devamını okumak için tıklayınız...

Güvenlik Bilimleri Fakültesinde Öğrenim Gören Yabancı Öğrencilerin Türk Dilini Öğrenirken Karşılaştıkları Zorluklar

         Türkiye dışından Güvenlik Bilimleri Fakültesinde Öğrenim Görmek İçin Gelen Yabancı Öğrencilerin Türk Dilini Öğrenirken Karşılaştıkları Zorlukları uygulamalara dayanarak belirlediğimiz bu çalışma, bu alanda yeni stratejilerin belirlenmesi ve dil öğreniminin sağlıklı yapılmasını amaçlamaktadır.

Bu çalışma öğrencilerin dil durumlarını ortaya koyduktan sonra benzerlik ve farklılıklar dikkate alınarak materyallerin hazırlanması ve öğretim elemanlarının bu konuda bilgili ve hazırlıklı olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu sebeple tezimizde yurt dışından ülkemize gelen bu öğrencilerin kendi ana dillerinden kaynaklanan farklılıkları ve Güvenlik Bilimleri Fakültesinde verilen eğitimin ne kadar modern bir dil eğitimi seviyesinde olduğu ortaya konulmaktadır. Aksi takdirde öğrencilerin kendi dillerinden yaptıkları olumsuz aktarımlarla Türkçeyi iyi öğrenememe durumlarıyla karşılaşılmaktayız.

Bu tez yirmili yaşlardaki bu gençlerin değişik bir ortam ve farklı şartlara uyum sağlamalarındaki güçlüklerin de göz önüne alınması ve dil öğrenimindeki etkinliklerin de yaş durumları ve psikolojik durumlarına göre hazırlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

ÖN SÖZ

 Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan en temel araçtır.İnsanlar düşüncelerini, tasarılarını, düşlerini ancak dil vasıtası ile gerçekleştirirler. İnsanlar başlangıçta duygu, düşünce, istek ve sıkıntılarını anlatırken sözlü anlatım yolunu kullanmışlardır. Yazının icadı ile bu ihtiyaçlarını yazı ile ifade etmeye devam etmişlerdir. Dil kişinin kendini ifade etmesi ve hayati ihtiyaçlarını karşılayarak yaşamını sürdürmesi için muhtaç olduğu en önemli vasıta olma özelliğini günümüzde de devam ettirmektedir.

Toplumsal yaşam çevredeki diğer insanlarla sürekli iletişim içerisinde olmayı mecbur kılmaktadır. Hatta gelişen teknoloji ile daralan ve büzüşen dünya bu teknolojik gelişmeler karşısında eski büyüklüğünü ve ulaşılmazlığını kaybetmiş ve küçülmüştür. Televizyon, radyo, gazete, dergi ve internet sayesinde dünya çapında bir bilgi alışverişi sağlanmaktadır. Bu bahsedilen iletişim araçları bilgiyi aktarmada dili kullanmaktadır.

Büyük devletler yönlendirme ve yönetme ideallerine ulaşmak için kullandıkları birçok stratejiye dili de eklemişlerdir. Bu büyük devletler dillerini öğrettikleri toplumlara daha hızlı ve daha derinden nüfuz etmektedirler. Yani dil büyük devletlerin en çok dikkat ettikleri bir yayılma aracı olarak görülmektedir.

Yirmi birinci yüzyılın sonlarına doğru Rusya'nın dağılması ve bunun yanında Türkiye'nin gerek coğrafi konumu gerekse binlerce yıllık tarihî geçmişi Türkiye'ye yine büyük fırsatlar sunmuştur. Rusya'nın dağılması ile bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleri yüzünü Türkiye'ye çevirmiştir. Türkiye onlar için daha yeni tanımaya başladıkları dünyaya bir çıkış kapısıdır. Bir yönüyle Türkiye bu cumhuriyetlerin küçük dünyası olmuştur. Bütün bu gelişmelerin yanında Türkiye'nin coğrafi konumu, çevresindeki birçok devletle dil, din, tarih ve kader birliği Türkiye'yi çevresinde farklılaştırmakta ve daha güçlü, daha zengin yapmaktadır.

Yukarıda saydığımız sebeplerle ülkemize gelen yabancı sayısı hiç de az değildir. Ulkemize gelen bu insanların geliş sebebi ne olursa olsun dil bilmemek en büyük sıkıntıları olmaktadır. Özellikle 1980 sonrası yabancıların Türkçe öğrenme talepleri gittikçe artmıştır. Ulkemizde de bu talebe cevap verecek birçok resmi ve özel kurum bulunmaktadır. Yabancılara Türkçe öğretme işinin önemi ülkemizde hâlen tam olarak anlaşılamasa da bu kurumlar ellerinden geleni yapmaktadır.

Güvenlik Bilimleri Fakültesi , ülkemizin emniyet teşkilatına amir yetiştiren güzide kuruluşumuzdur. Güvenlik Bilimleri Fakültesi bünyesinde ülkeler arası yapılan anlaşmalar çerçevesinde başka ülkelerden gelen öğrenciler de bulunmaktadır. Yaklaşık 15 ülkeden gelen ve Türkiye Türkçesini bilmeyen bu öğrencilere yine akademi bünyesinde bulunan Türkçe hazırlık sınıflarında Türkçe öğretilmektedir. Biz de bu çalışmamızda polis akademisinde öğrenim gören yabancı öğrencilerin Türkçe öğrenirken karşılaştıkları problemleri tespit etmeyi amaçladık. Yapılan çalışma sonucunda elde edilen verilerin, yabancıların Türkçe öğrenimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

 GİRİŞ

Bu bölümde problem durumu, çalışmanın amacı, önemi, varsayımları, sınırlılıkları yer alacaktır.

1.1. Problem Durumu

Bu çalışmada Güvenlik Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören Türkçe hazırlık sınıfı öğrencilerinin Türkçe öğrenimleri incelenip elde edilecek bulgular ışığında nasıl bir öğretim yapılması hususunda önerilerde bulunulacaktır.

Güvenlik Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören Türkçe hazırlık sınıfı öğrencilerinin karşılaştıkları zorluklar nelerdir? Bu problemlerden hareketle aşağıdaki alt problemlere cevap aranmıştır.

     Güvenlik Bilimleri Fakültesinde Türkçe öğretilirken nasıl bir yöntem izlenmektedir?

Türkçe hazırlık sınıflarında dil öğretimi için uygun bir ortam var mıdır?

    Türkçe hazırlık sınıfı öğrencileri gruplara ayrılırken nasıl bir yöntem izlenmiştir; öğrenciler gruplara ayrılırken nasıl bir yöntem izlenmiştir.?

    Türkçe hazırlık sınıfında derslere giren öğretim elemanları bu işin uzmanı kişiler midir?

Birçok ülkeden gelen bu öğrencilerin karşılaştıkları problemleri giderme adına ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

Türkçe hazırlık sınıflarında hangi kaynaklar kullanılmaktadır; kullanılan bu kaynaklar haricinde sınıfa ve öğrenciye göre kaynak geliştirilmekte midir?

Öğretim sürecinde karşılaşılan problemlere öğretim kurumu bir çözüm üretiliyor mu?

Öğrenciler temel dil becerilerini kavramada nasıl bir başarı göstermektedirler?

Hazırlık sınıfı öğrencilerinin dilimizi öğrenirken en çok zorlandıkları konular nelerdir?

1.2. Amaç

Bu araştırmanın amacı Güvenlik Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören Türkçe hazırlık sınıfı öğrencilerinin Türkçe öğrenimleri sürecinde karşılaştıkları zorlukları tespit etmektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için aşağıdaki sorulara cevap aranacaktır.

Güvenlik Bilimleri Fakültesinde Türkçe öğretilirken nasıl bir yöntem izlenmektedir?

Türkçe hazırlık sınıflarında dil öğretimi için uygun bir ortam var mıdır?

Türkçe hazırlık sınıfı öğrencileri sınıflara ayrılırken nasıl bir yöntem izlenmiştir; öğrenciler sınıflara ayrılırken belli bir yöntem var mıdır?

Türkçe hazırlık sınıfında derslere giren öğretim elemanları bu işin uzmanı kişiler midir?

Bir çok ülkeden gelen bu öğrencilerin karşılaştıkları problemleri giderme adına ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

Türkçe hazırlık sınıflarında hangi kaynaklar kullanılmaktadır; kullanılan bu kaynaklar haricinde sınıfa ve öğrenciye göre kaynak geliştirilmekte midir?

Öğretim sürecinde karşılaşılan problemlere kurumsal bir çözüm üretiliyor mu?

Öğrenciler temel dil becerilerini kavramada nasıl bir başarı göstermektedirler?

Hazırlık sınıfı öğrencilerinin dilimizi öğrenirken en çok zorlandıkları konular nelerdir?

Devamını okumak için tıklayınız....

Yabancı Öğrencilerin Türkçe Öğrenirken Karşılaştıkları Güçlükler ve Yaptıkları Yanlışlıklar

        İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Okulunun Türkçe Bölümünde dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen yabancılara özel bir program çerçeve­sinde Türkçe dersleri verilmektedir. Bu dersler bir öğretim yılında iki dönem olarak düzenlenir: kış dönemi. Kasım-aralık-ocak ve mart-nisan-mayıs olmak üzere iki aşamalıdır; yaz dönemi ise temmuz-ağustos-eylül aylarını kapsar. Ders izlencesinde Türkçe öğretiminin yanı sıra film gösterimi, Türk müziğini tanıtma, kimi turistik ve tarihi yerlere geziler, Türk basını, Türk mutfağı, Türk gelenek ve görenekleri gibi kültür ve sanat etkinlik­lerine de yer verilmektedir.

     Derslere katılan yabancıların Türkçe öğrenmekteki amaçları oldukça çeşitlilik göstermektedir. Kimi yabancı, özellikle İranlı, Iraklı, Suriyeli, Ürdünlü öğrenciler Türk üniversitelerinden birinde öğrenim yapmak istemektedirler. Bu öğrenciler için özel olarak yapılan üniversite giriş sına­vında, Türkçe metinleri anlama ve soruları doğru yanıtlama becerisi de aranır. Bu yüzden Türk üniversitelerinde okuyacak olan yabancı öğrenciler, genellikle iki, kimi zaman da üç yarıyıl Türkçe dersi görmektedir. Kimi yabancı üniversitelerin Türklükbilim (Türkoloji) ve Doğubilim (Şarkiyat) bölümü Öğrencileri de, özellikle yaz dönemi derslerine büyüklü küçüklü gruplar halinde katılmaktadırlar. Özellikle son birkaç yıldan beri kimi Avrupa devletleri, ülkelerinde çalışan Türk işçilerinin ve ailelerinin sorun­larına çözümler bulmak amacıyla uzmanlarım Türkiye'ye gönderip Türkçe öğrenmelerine olanak tanımaktadırlar. Bu arada Türkiye'ye geçici ya da sürekli olarak yerleşen kimi yabancıların da Türkçe Bölümündeki dersleri izledikleri görülmektedir.

Genel olarak bir yabancı dili öğrenirken birtakım güçlüklerle karşı­laşılmakta ve yanlışlıklar yapılmaktadır. Biz bu yazıda gerek kendi deney­lerimize, gerek öğrencilerimizin ilettikleri notlara dayanarak yabancıların Türkçe öğrenirken karşılaştıkları güçlüklerden yalnızca ekler ve cümleler ile ilgili olanlarını ele alıp inceleyeceğiz ve onlara bu güçlükleri ve yanlış­lıklarını düzeltme sürecinde gösterilen yollar üzerinde duracağız.

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Türkçe öğrenmek 25 yıl önce başladım." "Türkçe öğrenmeye 25 yıl önce başladım."
"Ben en çok ilkbahar severim." "Ben en çok ilkbaharı severim."
"Bakkal beni peynir sattı." "Bakkal bana peynir sattı."

ii. Yüklemlerdeki kişi kavramı veren ekler unutulmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Onun için ben bazen konuşmaktan utanıyor." "Onun için ben bazen konuşmaktan utanıyorum."
"Siz niçin derslere vaktinde gelmiyor?" "Siz niçin derslere vaktinde gelmiyorsunuz?"

iii. Ad tamlamaları (belirtili, belirtisiz), sıfat tamlamaları ve karma tamlamalarda hangi eklerin tamlayana, hangi eklerin tamlanana getirileceği konusunda kararsızlığa düşülmektedir:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Ben kitabım..." "Benim  kitabım..."
"Onu kardeşi..." "Onun kardeşi..."
"Okula gelmesinin sağlayacak yararlarını..." "Okula gelmesinin sağlayacağı yararları..."

iv. Ulaç (bağ fiil), eylemlik (isim fiil), ortaç (sıfatf iil) eklerini yerli yerinde kullanmada her zaman başarılı olunamamaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Yolda gelince arkadaşımı gördüm." "Yolda gelirken arkadaşımı gördüm."
"Göndermiş mektubu aldım." "Gönderdiği  (ya da göndermiş olduğu) mektubu aldım."
"Bana gelmesini duydum." "Bana geldiğini  (ya da geleceğini) duydum."

v. Yapım ve çekim eklerinin işlevlerini tam olarak bilememekten ileri gelen yanlışlıklar yapılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Bence en güçlük şey, Türkçe ekleridir." "Bence en güç şey Türkçe eklerdir."
"Vakit kaybetmeyi kötüdür." "Vakit kaybetmek kötüdür."

Yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla hazırlanan ders kitaplarında ekler genellikle dil bilgisel düzenleme içinde anlatılmaktadır. Sözgelimi "addan ad türeten ekler", "eylem çekim ekleri", "eylemsi ekleri" gibi. Bu düzeni izlemenin yararsız olduğunu ileri sürecek değiliz; ancak ekler başka yollar, yöntemler izlenerek de öğretilebilir. Söz gelimi Türkçedeki eklerin İngilizce, Fransızca, Almanca öğretiminde olduğu gibi anlambilimsel, kavrambilimsel açıdan sınıflandırması yapılıp öğretimde kullanılması daha gerçekçi bir yaklaşım değeri taşımaktadır. Şöyle ki:

a. Ad soylu sözcüklere ya da eylemlere "yapan kişi" kavramı veren ekler:

-ar: yaz-ar / -cı: düğme-ci / -ıcı: dinle-y-ici / -man: okut-man...

b. Genellikle eylem türü sözcüklerden olay, olgu, durum kavramı taşıyan yeni sözcükler türeten ekler:

-ç: sevin-ç / -ı: kaz-ı / -ki: bas-kı / -m: öl-ü-m / -ma: tut-ma / -mak: yaşa-mak / -n: yay-ı-n...

c.  Yer kavramı bildiren ekler:-ak: barın-ak / -amaç: dön-emeç / -ca: kaplı-ca / -la: kıs-la / -lık: kitap-lık / -t: geç-i-t...

ç. Zaman kavramı veren ekler:

-acak: gel-ecek (istikbal) / -em: dön-em / -düz: gün-düz / -leyin: sabah-leyin / -miş: geç-miş (mazi) / -n: yaz-ı-n

d. Araç kavramı anlatan ekler:

-acak: aç-acak / -aç: say-aç / -ak: kay-ak / -al: çat-al / -cak: salın-cak / -ç: ara-ç / -gı: sil-gi / -gıç: patlan-gıç / -lık: göz-lük / -mak: çak-mak / -sak: susak gibi.

Bundan başka, eklerin öğretilmesi sürecinde değişik biçimlerde alış­tırmaların da önemini vurgulamak gerekir:

Boş bırakılan yerlere uygun ekleri yazma, yanlış kullanılan ekleri bulup yerlerine doğrularını yazma, adı ve işlevi belirtilen eklerden yeni sözcükler türetme, cümledeki kimi eklerin cümlenin anlamını bozmadan hangi eklerle yer değiştirebileceğini bulma... türlerinde yapılacak alıştırmalar, uygulamalar, yabancıların Türkçeyi daha yanlışsız konuşmalarına ve yazmalarına olanak sağlayacaktır. Bu arada özellikle üzerinde durulması gereken bir konu da "hangi eylemlerin cümle içinde hangi ad durumu ya da eylemsi (fiilimsi) ekiyle bir tümlece bağlan­dıkları" konusudur. Çünkü pek çok yabancı öğrenci "bana/beni baktı", "bana/beni gördü" ya da "eve gelince/gelirken/geldiği zaman/gelir gelmez uğradım" türündeki cümlelerde tümleçlerin niçin -e, -i ya da -ince, -ken, -diği (zaman), -irj-mez eklerini aldığını sık sık sormaktadırlar.

II. Cümleler: Yabancıların Türkçe öğrenirken karşılaştıkları bir başka güçlük de, cümle kurarken yaptıkları yanlışlıklardan ileri gelen iletişimsiz­liktir. Bu türden güçlükler ve yapılan yanlışlıklar da şöyle sıralanabilir:

i. Cümleyi oluşturan öğeler (özne-tümleç-yüklem) kimi zaman gerekli yerlere yerleştirilememektedir.

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Dünyamızda çok insan vakti seven var." "Dünyamızda vakti seven çok insan var."
"Bazı insanlar bilmezler nasıl vakitlerini geçtirir." "Bazı insanlar vakitlerini nasıl geçireceklerini bilmezler."
"ise bir insan, vakiti kullanmayı,  vakit geçti ve hiçbir şey yapmadı." "Bir insan vaktini kullanmayı" bilmiyorsa, vakit çabuk geçer ve o hiçbir şey yapamaz."

ii. Yapım ve çekim eklerinin unutulmasından ya da yanlış yerlerde kullanılmasından ileri gelen yanlışlıklar göze çarpmaktadır. ("Ekler" bö­lümünde açıklandığı gibi.)

iii. Ad ve sıfat tamlamaları cümle içinde yerli yerine oturtulamamaktadır.

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Kitap okumuş bu akşam değerlendirecek." "Bu akşamı kitap  okuyarak değerlendireceğim."
"Hangi Türkçe sınavı günde yapılacak bilmiyormuş." "Türkçe sınavının hangi gün yapılacağını bilmiyormuş."

iv. Cümle girişlerinde "ne var ki, demek ki, gel gelelim"... gibi kimi kalıp sözlerin ve "fakat, çünkü, lakin" gibi ilgeçlerin kullanılmasında yanlışlıklar yapılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Bu akşam sizi ziyaret etmek istiyoruz. Demek ki, bize hiç kimse gelecek." "Bu akşam sizi ziyaret etmek istiyoruz. Çünkü bize hiç kimse gelmeyecek."

v. Girişik cümle, bağlı cümle, sıralı cümle, içcümle gibi karmaşık cümlelerin kurulmasında sözdizimi ve anlam yanlışlıkları yapılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Öyleyse eğer biz bütün bu süregelen moda değişikliklerine uyacak olursak, hem kendi gardorobumuzu hayli değiştirmeye zorunda kalırız, hem de başkalarınan alındıracak kadar gideriz." "Öyleyse eğer biz bütün bu süregelen moda değişikliklerine uyacak olursak, hem kendi gardırobumuzu haylideğiştirmek zorunda kalırız, hem de başkalarının alınmasına yol açarız."
Bir cümlede, hatta tek bir kelimede iyi eklerin seçmesi,ekin uygun hiç unutması benim için zordurdur." "Bir cümlede, hatta tek bir kelimede eklerin seçilmesi ve hiçbir ekin unutulmaması benim için şimdilik mümkün değildir."

yi. Cümlenin kuruluşu sırasında kimi zaman yüklemin çatısı yanlış seçilmektedir:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Hava alanında arkadaşı ile kucakladı." "Hava alanında arkadaşı ile kucaklaştı."
"Türkiye'de taşıtlar yolundan sağından gidilir." "Türkiye'de taşıtlar yolun sağından gider."

vii. Olay, durum, anı, gözlem anlatılırken, kimi zaman kip ekleri yanlış kullanılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Dün terminale gittim. Memleketime gitti için bilet alıyorum." "Dün terminale gittim. Memleketime gitmek için bilet almak istedim. Bilet kalmadığını söylediler..."

Cümle yanlışlarını, güçlüklerini en aza indirebilmek için de pek çok yazılı ve sözlü alıştırma yapmak, yaptırmak gerekmektedir. Bu alıştırma­lar da şu türlerde olabilir :

Çeşitli ortam ve bağlamlarda kullanılabilecek türden cümle kurma çalışmaları, sözdizimsel yapısı bozuk olan cümlelerin düzeltilmesi, sözdizimsel yapısı doğru, fakat anlam yönünden yanlış cümle­lerin düzgün cümleler durumuna getirilmesi, Türkçede kullanılan bütün cümle türlerinde sözlü ve yazılı çalışmalar yapılması, sözdizimsel yapısı zor, karmaşık olan cümlelerin çözümlenerek açıklanması, yeni öğeler ekleyerek ya da var olan öğeleri genişleterek geniş kapsamlı cümle kurma çalışmalarının denenmesi, eksik cümlelerin uygun cümle öğeleriyle tamamlanması, bir cümleyi olanaklar içinde çeşitli çatılarda yeniden kurma çalışmaları yapılması (Bu arada cümlenin yapısında ne gibi değişiklikler ortaya çıktığı daha iyi anlatılabilir.)

Bir paragraftık metinde, boş bırakılan yerlere anlam bakı­mından uygun kalıp sözlerin ya da cümle girişlerinin yerleş­tirilmesi,

* Bir olguyu değişik sözcüklerle ve değişik cümle türlerinde an­latma çalışmalarının yapılması (sözgelimi: Dünhava yağışlıydı I Dün yağmur yağdı / Dün hava yağışlı geçti... gibi.)

* Bağımsız sözcüklerden anlamlı ve değişik yapıda cümleler kurma çalışmalarının denenmesi,

* Bir paragrafın birbirine bağlanış sıraları değiştirilmiş cümle­lerinden anlam göz önünde bulundurularak paragrafın anlamlı bütününün yeniden oluşturulması...

Yabancıların Türkçe öğrenirken karşılaştıkları güçlükler ve yaptık­ları yanlışlıklar yalnızca ekler ve cümlelerle sınırlı değildir; yazım (imla), noktalama ve sesletim (söyleyiş, vurgulama, tonlama) konularındaki güç­lükleri ve yanlışları da dikkat çekici ölçüdedir. Bütün bunların bilinmesi Türkçe Öğretim izlencesinin hazırlanmasında küçümsenemeyecek birtakım kolaylıklar sağlayacağı gibi, öğretim sürecinde de verimli sonuçlar doğu­rabilir.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...