çıkarmak

Ağzından Baklayı Çıkarmak

( Sabrı tükenip, o zamana kadar söylemediğini söyleyivermek anlamında bir deyim.)

Eski zamanlarda çok küfürbaz bir adam varmış. Memleketin müftüsü bu adamı çağırıp sık sık nasihat edermiş.

Küfür edeceği sırada aklına gelip, vazgeçmesi için de ağzında bir bakla tanesi tutmasını önermiş.

Bir gün yine müftü efendi bu adama nasihat ederken, münasebetsizin biri içeri girmiş ve müftüye sormuş:

-Müftü efendi, sağdıcım öldü. Bana mirasının kaçta kaçı isabet eder?

Canı sıkılan müftü, küfürbaza dönmüş:

-Çıkar ağzından şu baklayı da, bu herife gerekli cevabı kendi usulüne göre sen ver, demiş.

Kaş Yapayım Derken Göz Çıkarmak

İyilik yapayım derken, birine büyük zarar vermek ya da bir işi düzelteyim derken büsbütün bozmak.

Bir işi yaparken dikkatli ve tedbirli olmak lazım. Bir işte gerekli ustalık ve titizlik olursa zarar ziyan da o kadar az olur.
Düğünlerde, perşembe günü gelin hanımın yüzü süslenirmiş. Eskiden kalemkâr denilen kadınlar gelinin yüzüne saatlerce makyaj yaparlarmış. Gelinin kaşlarına, gözlerine özel kalemlerle şekil verirlermiş. Bu tür işler yapılırken düğün evinde de davetliler çalgı çalıp oyunlar oynarlarmış.
Ortalıkta oynamakta olan genç kızlardan birinin her nasılsa ayağı kaymış, bu arada makyaj yapan kadına çarparak yere düşmüş. Kadının elindeki sert uçlu kalem gelin hanımın gözüne batmış, zavallı kör olmuş.
Bu olaydan sonra gelin hanım yüzünden makyajcı kadın da işinden olmuş. Bu kadını kimse çağırıp bir daha ona iş vermemiş. Herkes:
- Bu kaş yaparken göz çıkaran kadını istemeyiz, demiş.

Keçeyi Sudan Çıkarmak

Kötü olan durumu düzeltip, iyi bir sonuca ulaştırmak, rahatlatmak.

Öğrenci olsun, işçi olsun, memur, esnaf ve patron olsun zaman zaman not, para, durum, alacak verecek bakımından kötü duruma düşebilir. Ama bu kötü durumları iyiye çevirmek herkesin elindedir. Yeter ki çalışmayı, sabrı, işini bilmeyi akıldan çıkarmasın.
Antepli alim ve şair Hasırcızade bir gün İstanbul'a gelmiş. Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa'nın ziyaretine gitmiş. Sadrazamın huzuruna çıkar çıkmaz içinden geldiği gibi bir beyit söylemiş ve böylece Paşa'nın takdirini kazanmış.
Paşa misafirine:
- Üstadım, sizin ilminizi duyarım, çoktandır sizinle tanışmak isterdim.
- Teşekkür ederim, Paşam…
- Siz Hasırcızadesiniz, ben Keçecizadeyim… Hasırla, keçe arasında yakın bir ilişki vardır. Bu bakımdan tanıdık sayılırız.
- Evet Paşam, siz keçeyi sudan çıkarmışsınız. Bizim hasır hâla ayaklar altında.
Hasırcazade, bu sözlerle, Fuat Paşa'nın işleri yoluna koyup mevki-makam sahibi olduğunu, kendisinin ise layık olduğu yerlere gelmediğini anlatmak istemiş.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...