Türkçe Deyimlerde Ahenk Unsurları

Türkçenin en büyük zenginliklerinden biri olan deyimlerimizin bugüne kadar anlamsal ve biçimsel özellikleri üzerinde sıkça durulmuştur. Ancak deyimlerimizin çağları aşarak akıllarda kolayca kalmasını ve halkımızca benimsenmesini sağlayan ahenk özellikleri üzerinde pek durulmamıştır. "Düğüne gider zurna beğenmez; hamama gider kurna beğenmez" deyiminin unutulmadan nesilden nesile aktarılmasında ahenkli söyleyişin (10+10 heceden oluşması, "zurna" ve "kurna" sözcükleri arasındaki uyak gibi) büyük önemi vardır. "Atsan atılmaz, satsan satılmaz." deyimindeki "s" fonemi sayesinde "at-" ve "sat-" eylem tabanları iç uyaklı hâle gelmiştir. Bu tabanlara bağlanan "-ıl" (edilgenlik eki) ve "-maz" (geniş zamanın olumsuzu) ekleri de redifi oluşturmuştur. Benzerliklerin ve tekrarın uzun olup farklılığın "s" fonemiyle sınırlı kalması, söz konusu deyimin ifade ve sanat gücünü artırmıştır. "Adını ağzına salavatla almak" deyimindeki 'a' ünlüsünün sekiz kez tekrar edilmesi, deyime asonans özelliği kazandırmıştır. "s", "t" ve "k" ünsüzlerinin tekrarlanması ile aliterasyon özelliği kazanan "astığı astık, kestiği kestik" deyiminin unutulmamasında ve bize söyleyiş zevki vermesinde bu sanat değerinin önemli bir payı vardır.

Bu çalışmamızda deyimlerimizdeki ahengi sağlayan unsurlardan aliterasyon, asonans, uyak, redif, seci, ölçü ve yinelemeler üzerinde durulacaktır. Bu ahenk unsurlarını taşıyan deyimler özelliklerine göre gruplandırılarak ayrı ayrı gösterilecektir.

Türkçenin en önemli zenginliklerinden birini deyimler oluşturmaktadır. Ahmet Topaloğlu, "Çekici bir anlatım özelliği taşıyan, genellikle gerçek anlamından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış kelime öbeği" (Topaloğlu, 1989: 55) olarak tanımlar deyimi. Ömer Asım Aksoy'un, "Çekici bir anlatım kılığı taşıyan ve çoğunun gerçek anlamından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük toplulukları" (Aksoy, 1984: 49) olarak açıkladığı deyim için Zeynep Korkmaz, "Gerçek anlamından farklı bir anlam taşıyan ve çekici bir anlatım özelliğine sahip olan kelime veya kelime grubu" (Korkmaz, 2007: 66) tanımını yapar. Bu tanımlardaki ortak özelliklerden biri, deyimlerin "çekici bir anlatım" özelliği taşıdıklarıdır. Vecihe Hatiboğlu'nun, "Anlatım gücünü artırmak için, gerçek anlamı dışına kayan, bazı kelimeleri değişmediği halde bazıları değişip çekimlenebilen kalıplaşmış birden çok kelime" (Hatiboğlu, 1969: 28) açıklamasıyla da deyimlerin "güçlü ve çekici bir anlatım"a sahip oldukları sonucuna ulaşılabilir.

Anlamsal özelliğinin ve zengin ifade gücünün yanı sıra taşıdığı ahenk özellikleriyle de dilimizdeki deyimler büyük bir zenginliğe sahiptir. Birçoğu şiirsel özellikler (ölçü, uyak, redif, seci, yineleme) de gösteren deyimlerde insanımız anlam zenginliği ile ahenk zenginliğini harmanlar. Doğan Aksan, deyimleri kültürümüzle ilişkilendirirken onun şu özelliklerinden söz eder: "Tıpkı, atasözleri gibi, deyimler de bir toplumun diline yansıyan kültürünün izlerini, ipuçlarını ortaya koyar. Anlatım gücünü artırıcı, kimi zaman hoşa gidecek, söyleyene zevk veren ve hatırda kalmayı sağlayan öğeler içerir. Kimi zaman abartıya kaçar." (Aksan, 2006: 97). Aksan'ın, Anadolu ağızlarındaki deyimlerden söz ederken, "Bizce bunlar Türk insanının adı konmamış kısa şiirleridir." (Aksan, 2005: 145) ifadesi deyimlerin şiirsel yönüne dikkati çeken güzel bir nitelendirmedir. Güçlü bir anlatıma erişmede, kulağa hitap etmede, akıllarda kolayca kalmada, dilden dile dolaşıp çağdan çağa aktanlagelmede deyimlerin taşıdıkları ahenk özelliklerinin büyük önemi vardır. Aksan, Türkçe deyimlerin ahenk özelliklerine şöyle dikkati çeker: "Tümce biçiminde kalıplaşmış deyimler öbeği (d) içinde değişik tümce türlerine rastlanır. Sözcükleri değiştirilemeyen, kalıplaşmış bu öğelerin bir bölümünde -kalıcılığı sağlama, hatırda kalmayı kola[y]laştırma ve hoşa gitme amacıyla- şiir dilinin birtakım anlatım yollarından ve özelliklerinden yararlanıldığı görülür. Örneğin ölçü, uyak, ses ve biçimbirim yinelemeleri kimi zaman yalnız biri, kimi zaman birkaçı devreye girerek anlatımı güçlendirir, güzelleştirir." (Aksan, 1996: 176)

M.Osman Toklu, deyimlerin ahenk özelliklerine değinirken şu açıklamayı yapar: "Deyimlerin büyük bir bölümünde uyak, aliterasyon ve sözcük yinelemesinden yararlanılır. Bu tür sessel özellikleriyle ve değişmeceye dayalı anlatımlarıyla deyimler[in] canlı ve etkili bir anlatım sağlanmasına önemli bir katkıları bulunur." (Toklu, 2009: 111)

Celal Demir, deyimlerin çoğunlukla yalnızca anlam yönünden incelendiklerini belirttiği makalesinde: "Türkçe deyimler üzerine yapılan çalışmaların çoğu, deyimlerin anlam özellikleriyle ilgilidir. Bunların önemli bir kısmını da sözlükler oluşturmaktadır. Deyimlerin söz dizimsel özelliklerini ve anlam ile söz dizimsel yapı arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik çalışmalara da ağırlık vermek durumundayız." (Demir, 2008: 428) diyerek önemli bir tespitte bulunur.

Dilimizdeki deyimlerde daha birçok ahenk unsuru -karşıt anlamlı biçimbirimlerle kurulum vs.- bulunabilir. Ancak biz bu çalışmamızda Türkçe deyimleri yalnızca aliterasyon, asonans, uyak (kafiye) ve redif, seci, ölçü ve yinelemeler olmak üzere altı ahenk unsuru başlığı altında inceleyeceğiz.*

1. Aliterasyon

M.H. Abrams aliterasyonu şöyle tanımlar: "Bir mısra veya ifadede aynı ünsüzü içeren kelimelerin kullanılmasına aliterasyon (ünsüz tekrarı) denir. Aliterasyon çoğunlukla aynı ünsüzle başlayan veya aynı ünsüzü içeren kelime ve eklerin bir ifadede kullanılmasıyla yapılır." (Abrams, 1993: 7). Söyleyişe ahenk katan bu özelliğe sahip en belirgin deyimlerimizden birkaçı üzerinde duralım: "ata et, ite ot vermek", "attığı attık, tuttuğu tuttuk" deyimlerinde "t" ünsüzü; "dilden dile dolaşmak" deyiminde "d" ünsüzü; "yağ/ı ballı olmak" deyiminde "l" ünsüzü; "Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım.", "renkten renge girmek" deyimlerinde "r" ünsüzü; "Anadan sıska, ne yapsın muska?", "elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak" deyimlerinde "s" ünsüzü; '"Kadı kızı badire, geldi çıktı sedire", "Mdan ince Mıçtan keskin", "kızılca kıyamet kopmak", "kolu kanadı kırılmak", "buyruğu kapana kısılmak", "O kadar kusur kadı hızında da bulunur." deyimlerinde "k" ünsüzü aliterasyonu örnekler. Tek ses benzerliğine dayalı bu örneklerin dışında "astığı astık, kestiği kestik" deyiminde ise üç farklı sesin tekrarlanması söz konusudur: "s", "t" ve "k". Yalnızca dört sözcükten oluşan bu deyimde iki sözcüğün ve bu sözcükleri oluşturan üç ünsüzün yinelenmesi büyük bir ahenk zenginliğinin göstergesidir.

Aliterasyon özelliği görülen deyimler alfabetik olarak aşağıda sıralanmıştır:

abuk sabuk konuş- / açık kapı bırak- / açık saçık konuş- / açlıktan köpük kus- / ağlamaklı ol- / ağzı bir karış açık kal- / ağzını burnunu çarşamba pazarına çevir- / akı bokuna karış- / Akıl akıl, gel çengele takıl / akıl terelelli / akıntıya kürek çek- / ak sakal, kara sakal / aksayanla aksak, suya gidenle susak / Aktan kara kalktı mı? / alık alık bak- / Allah emeklerini eline vermesin / allak bullak ol- / alnında yazılmış ol- / alt alta üst üste / Altın adı pul oldu, kız adı dul oldu / Altın tutsa, toprak olur / anadan doğmuşa dön- / Anadan sıska, ne yapsın muska? / aralarında karlı dağlar ol- / arka arkaya ver- / arka kapıdan çık- / astığı astık, kestiği kestik / ata et, ite ot ver- / atlarla haykırıp taylarla kırkıl- / attığı attık, tuttuğu tuttuk / ayağının altına karpuz kabuğu koy- / ayaklar altına al- / ayaklar baş, başlar ayak ol- / ayakları geri geri git- / ayaklarına kara sular in- / aylak aylak dolaş- / bangır bangır bağır- / baş aşağı düş- / baş başa bırak- / başını boş bırak- / baygın baygın bak- / bel bel bak- / bet bet bak- / bile bile lades / Bilmediğin bu boku, git mektebinde oku! / Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım / bir baştan bir başa / bir boka benzeme- / bir bok bilme- / birinin bokunda boncuk bul- / Biz bize benzeriz / bol keseden borca bat- / boş boş bak- / boyu boyuna, huyu huyuna uy- / boyuna bosuna bakmadan / bön bön bak- / bula bula bunu bul- / burnunun direği kırıl- / büyükle büyük, küçükle küçük ol- / cart cart öt- / Çapar çiçek çıkardı / çatır çatır çatlat- / çenesini bıçak açma- / çır çır çırpın- / Dağ doğura doğura bir fare doğurdu / deli danaya dön- / derin derin düşün- / Dıral Dede'nin düdüğü gibi kal- / dilden dile dolaş- / dilenci değneğine dön- / doğru doğru dosdoğru /

Çalışmamızı şu iki deyimler sözlüğünü esas alarak oluşturduk:

- Aksoy, Ömer Asım, (1988), Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, C. 2, İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

- Parlatır, İsmail, (2010), Deyimler, Atasözleri ve Deyimler-II, Ankara: Yargı Yayınevi.

dolap beygiri gibi dönüp dur- / dur durak dinleme- / Duyduk duymadık demeyin / Dünya durdukça durasın / e/den ele dolaş- / e/e kola gel- / e/i kolu bağlı kal- / e/ini kolunu bağ/a- / e/ini kolunu sallayarak do/aş- / e/ini kolunu sallaya sal/aya gel- / e/ini sal/asa ellisi, başını sal/asa tellisi / elini sıcak sudan soğuk suya sokma- / elle tutu/ur, göz/e görülür / eski kulağı kesik / eşeğini sağlam kazığa bağla- / gevrek gevrek gül- / gırgır geç- / gırtlak gırtlağa gel- / gidip gidip gel- / göğsünü gere gere / göz göre göre / göz göze gel- / göz gözü görme- / göz/e görülür, elle tutu/ur hâ/e gel- / göz/eri do/u do/u o/- / göz/eri fıldır fıldır et- / gül gibi geçinip git- / güvendiği dağlara kar yağ- / ha/ef se/ef o/- / Hanya'yı Konya'yı arala- / har vurup harman savur- / İki karnım yok ki birine bıçak sokayım / işi başından aş- / itin önüne ot, atın önüne et at-/ kaçmaktan kovalamaya vakti olma- / Kadı kızı Kadire, geldi çıktı sedire / kafası allak bullak o/- / kafası karmakarışık ol- / kahpe karı kasığında yat- / kanı kanına karış- / kan kusup kızılcık şerbeti içtim de- / kan/ı bıçak/ı o/- / karaca, kuruca, gönlüme görece / kara kaplı kitap / karanlığa kurşun sık- / Karıncanın kavı mı çıkmış? / karnında kurt kalma- / karşı karşıya kal- / kasım kasım kasıl- / kaskatı kesil- / katır kuyruğu gibi kal- / kazanı kapalı kayna- / Kazan kazana kara demiş / kazdığı kuyuya kendi düş- / kazık kak- / keçe külah ortada kal- / kendi kuyusunu kendi kaz- / kendini kapıp koyver- / kerameti kendinden menkul / Kıçına kına yaksın! / kıldan ince kılıçtan keskin / kılıcı kınına koy- / kıpkırmızı kesil- / kırdığı koz kırkı aş- / kırık dökük / kırım kırım kırıt- / kıvrım kıvrım kıvran- / kıyıda köşede kal- / kızılca kıyamet kop- / kollarını sallaya sallaya gel- / kolu kanadı kırıl- / kolunda a/tın bileziği o/- / kontak kapat- / köküne kibrit suyu dök- / kulağına kar suyu kaç- / kulaklarına kadar kızar- / ku/a kul o/- / kurum kurum kurul- / kuyruğu kapana kısıl- / kuzulayıcı koyuna bıçak çek- / küçük/e küçük, büyük/e büyük o/- / /af a/tında ka/ma- / /aftan lafa at/a- / /ime /ime o/- / ne kalburun üstü ne e/eğin a/tı / Ne yârdan geçer, rae serdera / nutku tutul- / O kadar kusur kadı kızında da bulunur / ö/üp ö/üp diri/- / pılıyı pırtıyı topla- / renkten renge gir- / rezalet dizde yüz- / rüyasında görse hayra yorma- / sağ gözünü sol gözünden sakın- / sap semirip saman sıç- / selamı sabahı kes- / sen/i ben/i o/- / sesi soluğu kesil- / si/ah a/tına a/- / so/uk a/madan din/e- / so/uk soluğa kal- / Suratı kasap süngeriyle silinmiş / Suratına tükürseler yağmur yağıyor sanır / sus pus ol- / sütten çıkmış ak kaşık / taban tabana zıt / taae taae koauş- / tası tarağı topla- / taşı havaya atıp başını altına tut- / tavşana kaç, tazıya tut de-/ tekerine çomak sok- / tepesinin tası at- / tereciye tere sat- / tokat patlat- / türkü tuttur- / tütününü tüttür- / uyuyan yılanın kuyruğuna bas- / vartayı atlat- / yağ/ı ballı o/- / yağmur nereye yağarsa tarlayı oraya kaldır- / Jağmur yağsa yaş değmez, dolu olsa taş değmez / yalaz yalaz yan- / 7aşı yerde sayılası / 7eme de yanında yat / yiyim yeri yap- / yükünü yüceye yığ- / yüreğine soğuk su serpil- / Jüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır / zart zurt et- / zonk zonk zonkla-

2. Asonans

Menderes Coşkun, asonansla ilgili olarak, "Bir ifade içinde aynı ünlüyü içeren kelimelerin kullanılması ile asonans (ünlü tekrarı) sanatı ortaya çıkar." (Coşkun, 2007: 229) der. Türkçe, ünlü harflerin sayısı ve kullanımı yönünden zengin bir dildir. Deyimlerde belirgin bir biçimde karşımıza çıkan asonans örnekleri şunlardır: "Babanın şarap çanağından başlatma/", "adını ağzına salavatla (aptesle) almak", "arada dağlar kadar fark olmak", "Yamna salavatla varzlzr.", "ağrımayan başına çaput sarmak" deyimlerinde "a"; 'Yel gelir derede, sel gelir tepede.", "Eyere de gelir semere de.", "yel yeperek yelken kürek" deyimlerinde "e"; "zczğznz czczğznz çzkarmak" deyiminde "ı"; "Bz'z kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz." deyiminde "i" ve "büyükle büyük, küçükle küçük olmak" deyiminde "ü" ünlüleri başta olmak üzere daha pek çok deyimde asonans özelliği görülür. "ağzzndan çzkanz kulağz duymamak" deyimi asonans konusunda dikkate değer diğer bir örnektir. Bu deyimde düz-geniş "a" ünlüsüyle düz-dar "ı" ünlüsünün ahengini taşıyan ilk iki sözcük, üçüncü sözcükte bu ünlülere yuvarlak-dar "u" ünlüsünün katılmasıyla sürer ve son sözcükteki aynı yuvarlak-dar ünlünün etkisiyle güzel bir ahenk oluşturur. İlk iki sözcükteki "a" ve "ı" ünlülerinin birlikteliğine son iki sözcükteki "a" ve "u" ünlülerinin birlikteliği eklenerek ahenkli bir söyleyişe ulaşılır.

Asonans özelliği görülen deyimler alfabetik olarak aşağıda sıralanmıştır:

aba altından sopa göster- / abadı sabadı kalma- / abayı yak- / abayz yaktz Fatma'nzn bezine / abazan kal- / abluka altında tut- / ablukaya al- / aceleye gel- / aceleye getir- / acısına dayanama- / aczsznz bağrzna bas- / aç açık kal- / açzk kapz bzrak- / açıkta kal- / açıktan para al- / açzlzp saçzl- / açlıktan karnına taş bağla- / Açtırma bayramlık ağzımı! / adak ada- / adam alma- / adamdan sayma- / adam hesabına al- / Adı batasıca / adz karzş- / adım atma- / adzmznz adzmzndan şaşzr- / adını ağzına alma- / adını ağzına salavatla (aptesle) al- / afyonu başına vur- / afyonunu patlat- / ağaca çıksa pabucu yerde kalma- / ağırdan al- / ağzr hastalzk / ağzrlzğznca altzn değ- / ağız açma- / ağız ağza ver- / ağzz dalaşz / ağızdan ağza dolaş- / ağızdan kap- / ağızdan laf çal- / ağzz kalabalzğz / ağzzlara sakzz ol- / ağız tamburası çal- / ağrzszz başzna kaşbastz bağla- / ağrımayan başına çaput sar- / ağrzszz başzna kaşbastz bağla- / ağza alınmayacak / ağzı açık ayran delisi / ağzı açık kal- / ağzz ağzına kavuşma- / ağzı havada / ağzı kalabalık / ağzı kara / ağzz kulağzna yakzn / ağzı kulaklarına var- / ağzı laf yap- / ağzına bak- / ağzına basa basa / ağzına bir parmak bal çal- / ağzına taş al- / ağzına tat bulaş- / ağzında ayran durma- / ağzında bakla ıslanma- / ağzzndan baklayz çzkar- / ağzından bal ak- / ağzzndan çzkanz kulağz duyma- / ağzzndan kaçzr- / ağzından laf al- / ağzında yaş kalma- / ağzını açma- / ağzını ara- / ağzını bağla- / ağzznz bzçak açma- / ağzını burnunu çarşamba pazarına çevir- / ağzını havaya aç- / ağzını hayra aç- / ağzını kapa- / ağzznzn kaşzğz ol- / Ağzznzn patavatz yok / ağzznzn payznz al- / ağzznzn tadz bozul- / ağzznzn tadznz kaçzr- / ağzz szkz / ahenk sağla- / Ahfeş'in keçisi gibi baş salla- / ahmak ıslatan / ahrette on parmağı yakasında ol- / akan sular dur- / akıl alma- / akılda kal- / akıl havsala alma- / akzl kân ol- / akzntzya kapzl- / akla hayale gelmez / akla karayı seç-/ akla zarar / aklı başına yâr olma- / aklz başznda / aklz başzndan bir karzş yukarzda / aklı başından git- / aklı çatallan- / Aklına şaşayım! / aklına takıl- / aklına yat- / aklında kal- / aklını başına al- / aklznz başzndan al- / aklznz kaçzr- / aklını peynir ekmekle ye- / aklz takzl- / aklı tam ayar / aklz zzvanadan çzk- / ak sakal, kara sakal / akşam ahıra, sabah nahıra / Akşamdan kavur, sabahtan savur / Aktan kara kalktı mı? / akşama sabaha / akşamdan kalma / alaca karanlık / Alan razı, satan razı / alavere dalavere çevir- / alaya al- / alaya kalk- / alev saçağı sar- / Al Hacı Ağa pabucunu / alzn yazzsz / al kanlara boyan- / Al kiraz üstüne kar yağmış / Allah adamı / Allaha ısmarladık / Allah aratmasın / Allah aşkına / Allah

bağışlasın /Allah bana, ben de sana / Allah emeklerini eline vermesin / Allah'ı bir bildiği gibi bil- / almaz almaz bak- / alnına kara sür- / alnına kara yazı yazıl- / alnında yazılmış ol- / Alnını karışlarım / alnının akıyla / alnının damarı çatla-/ alnının kara yazısı / altın adını bakır et- / altına kaçır- / altında kal- / altından Çapanoğlu çık- / altından kalk- / alttan al- / alt yanı çıkmaz sokak / alt yanı kiraz bahçesi / altmışaltıya bağla- / aman aman (bir şey) olma- / Amanı zamanı yok / amansız taraftan yakala- / Aması maması yok / ana baba eline bak- / ana baba yavrusu / anası ağla- / anasını ağlat- / Anasını satayım / Anladıysam Arap olayım / anlaşmaya var- / arada dağlar kadar fark ol- / arada kal- / arada kan bulaşığı ol- / arada kayna- / araları açıl- / aralarına al- / aralarına kara çalı gir- / aralarına karış- / aralarında karlı dağlar ol- / araları yağ, bal ol- / arayıp tara- / arayı yap- / Ar damarı çatlamış / ardına bakmadan git- / ardına kadar açık / ardından atlı kovarcasına / Ardından canavar mı kaptı? / arık altından tarla bağışla- / Arif olan anlasın / arkada bırak- / arkada kalanlar / arka kapıdan çık- / arka kapıdan hapis kaç- / arka plana al- / arkası alın- / arkası mihrapta ol-/ arkasına al- / arkasına bakmadan git- / arkasında dolaş- / arkasını bırakma- / arkasını sığa- / arkasına tak- / arkasından atlı kovala- / arpalık yap- / art ayağı ile kulağını kaşı- / askıda kal- / askıya al- / askıya çıkar- / aslanın ağzında / aslan payı / aslı astarı olma- / Aslı varsa yarın bayram / aşağı kalma- / Aşağı kurtarmaz / atadan babadan gör- / at anası / atarı olma- / at başı beraber / at çalındıktan sonra ahırın kapısını kapa- / ateş bacayı sar- / ateş pahasına / atımın başı yumuşak / atını sağlam kazığa bağla- / atlama tahtası / atlarla haykırıp taylarla kırkıl- / Atta duran var, duramayan var / At var, meydan yok; meydan var, at yok / avaz avaz bağır- / avrat budalası / avucunun (elinin) içi gibi bil- / ayağa kaldır- / ayağa kalk- / ayağı alış- / ayağına bağ ol- / ayağına kapan- / ayağına pabuç olama- / ayağını alama- / ayağına al- / ayağının altına karpuz kabuğu koy- / ayağının pabucunu başına taç et- / ayak altında kal- / ayak atma- / ayakbastı parası al- / ayaklar altına al- / ayaklar baş, başlar ayak ol- / ayaklarına kara sular in- / ayaklı canavar / ayakta kal- / ayak yap- / ayazda kal- / Ay bacayı aştı / ay harmanla- / ayıya kaval çal- / aynı kapıya çık- / ayranı kabar- / azamet sat- / Azıcık aşım, ağrısız başım / azınlıkta kal- / babadan kalma / Babanın şarap çanağından başlatma/ / Babasının hayrına mı? / bağrına taş bas- / Bağdat harap / bahane ara- / baharını alama- / baklayı ağzından çıkar- / bangır bangır bağır- / bardağı taşıran damla / basamak yap- / bas bas bağır- / basireti bağlan- / baş aşağı düş- / başı altından çık- / başı hara yan- / başına belayı satın al- / başına çal- / başına karalar bağla- / başına kar yağ- / başına taş yağ- / Başında paralansın / başında patla- / başından at- / başından sav- / başını alama- / başını bağla- / başını kaşıyacak zamanı olma- / başını nâra yak- / başını taşa çal- / başı taşa, taşı başa vur- / başka bahara / başka kapıya / baş kaldırama- / baştan sav- / batağa saplan- / Batman çakıla karıştı / baygın baygın bak- / besmele çek- / beşlik simit gibi kurul- / beti benzi kireç kesil- / bilincini yitir- / Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım / bir bardak suda fırtına kopar- / Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz / büyükle büyük, küçükle küçük ol- / Büyümüş de küçülmüş / caka sat- / caka yap- / cana can kat- / can cana, baş başa / can damarına bas- / can dayanma- / can pahasına / cart kaba kâğıt / cascavlak bırak- / Ce demeye mi geldin? / cehenneme çevir- / cehennemin dibine git- / cemaziyelevvelini bil- / cennete çevir- / Cep delik, cepken delik / ceremesini çek- / cezbeye gel- / ciğerinin içini bil- / cin fikirli / çalmadık kapı bırakma-/ çamura basıp çalıya as- / çapraza al- / çatlasa da patlasa da / çat orda, çat burada, çat kapı ardında / çayı görmeden paçaları sıva- / çekirdekten yetişme / çene çeneye ver- / çığırından çık- / çıkmaz ayın son çarşambası / çıngar çıkar- / çırak çıkar- / dağlara taşlara / Dağlar dayanmaz / dağlar misafir almaya başla- / daldan dala atla- (kon-) / dalgasına taş at- / dalına bas- / dağa kaldır- / dağarcığına at- / dağarcıkta bir şey kalma- / damarı kabar- / damarına bas- / damdan çardağa atla- / Darısı dostlar başına! / davara sal- / davaya bak- / davete icabet et- / Davulu biz çaldık, parayı başkası topladı / delinin eline değnek ver- / demeye getir- / dengine getir- / Deve değil ki yedi yerinden boğazlansın / dışında bırakıl- / dizinin dibinde / doğmamış oğlana don biç- / durumu kurtar- / durup dururken / düğüm üstüne düğüm vur- / ecel beşiği / eceli gel- / ecel şerbeti iç- / ecel teri dök- / .Efendim nerde, ben nerde? / Eğri oturup doğru konuşalım / ekini belli etme- / Ekmediğin yerde biter / ekmeğinden et- / ekmeğine engel ol- / eksik etme- / elden ele geç- / elekten geçir- / el ele ver- / elemtere fiş kem gözlere şiş / el ense çek- / el ense et- / El ermez, göz görmez, güç yetmez / el etek çek- / eleyip bele- / elinden bir şey gelme- / eline erkek eli değmemiş ol- / elini sallasa ellisi, başını sallasa tellisi / el kazanıyla aş kaynat- / emir büyük yerden gel- / enseyi ele ver- / esen yelden hile sez- / eşeğe gücü yetmeyip semerini döv- / eşeğini sağlam kazığa bağla- / Eti senin kemiği benim / eveleyip gevele- / evet efendimci / evinde elek dönme- / evlere şenlik / Eyere de gelir semere de / ezim ezim ezil- / faka bas- / falakaya yatır- / farkına var- / fedakârlığa katlan-/ Feleğin çemberinden geçmiş / Feleğin sillesini yemiş / garaz bağla- / Gel keyfim gel! / gevezelik et- / güvendiği dağlara kar yağ- / hafakanlar bas- / haftalığa bağla- / ham armut gibi boğaza takıl- / Hangi taşı kaldırsan altından çıkar / han hamam sahibi / haraca bağla- / haraç mezat sat- / har vurup harman savur- / havsalası alma- / hayal âleminde yaşa- / hayata bağla- / hayata kazandır- / hayat arkadaşı / Hem kaçar hem davul çalar / her biri başka bir hava çal- / Huyum kurusun / huyuna suyuna git- / hüküm yürüt- / ıcığını cıcığını çıkar- / ıkınıp sıkıl- / ırzı kırık / ıskartaya çıkar- / içi alaylı, dışı kalaylı / içine işle- / içine sindireme- / iki ateş arasında kal- / iki dirhem bir çekirdek / iki iple dik- / ikisi bir deliğe işe- / ince elekten ele- / inim inim inle- / İn misin, cin misin? / ismini cismini al- / ismini cismini bilme- / işi ciddiye al- / işi dikine vur- / işini bitir- / İşin içinde iş var / işi pişir- / işi sağlama bağla- / işi tatlıya bağla- / kabak başına patla- / kaçmaktan kovalamaya vakti olma- / kafa patlat- / kafa salla- / kafası taşa çarp- / kafası kazan ol- / kafaya al- / kafaya tak- / kafayı dumanla- / kafayı parlat- / Kafdağı'ndan kar bağışla- / kalabalık ağızlı / kaldırımları arşınla- / kaleme gelme- / kaleminden kan damla- / kaleyi içinden fethet- / kan alacak damarı bil- / kanatları altına al- / kanlı bıçaklı ol- / kapı baca açık / kapıya dayan- / karaca, kuruca, gönlüme görece / karalar bağla- / kara para akla- / karara bağla- / karavana at- / karaya ayak bas- / Kardaş değil kara taş / Kardaşım ağa avradı hatırın, almaz beni kulluğu satın / kargacık burgacık / Karıncanın kavı mı çıkmış? / kavga ara- / kayıt altına al- / kazanı kapalı kayna- / kazanı kayna- / kazaya kal- / keçe kepeneğe gümüş düğmeler / kediye ciğer emanet et- / kendi göbeğini kendi kes- / kendi kendine gelin güveyi ol- / kendi kendini ye- / kendine yedireme- / kerameti kendinden menkul / kerterize getir- / kerteye gel- / keseden ye- / Kesenize bereket! / kesesi elverme- / kesesine bir şey girme- / ketenpereye getir- / kıçı kırık / Kıçına kına yaksın! / kılıktan kılığa gir- / kılını kıpırdatma- / kınayandan kırk batman / kırdığı koz kırkı aş- / kirpiği kirpiğine ilişmeden / kollarını sallaya sallaya gel- / kontak kapat- / koyun yaşı kadar yaşı kal- / kuzulayıcı koyuna bıçak çek- / küçükle küçük, büyükle büyük ol- / kündeye getir- / lafa atla- / lafa dal- / laf ağzında kal- / lafa karış- / lafa laf katmadan / laf altında kalma- / laf anlamaz / laf anlat- / laf aramızda / lafı ağzına tıka- / lafı ağzından çıkmadan al-/ lafı yabana atma- / Laf kıtlığında asmalar budayayım / laf lafı aç- / Laf söyledi bal kabağı! / laftan anla- / laftan lafa atla- / lakırdı altında kalma- / lakırdıyı ağzına tıka- / leb demeden leblebiyi anla- / mahalleyi ayağa kaldır- / makaraya al- / makasa al- / mantara bas- / manzarayı çak- / maraza ara- / maraza çıkar- / Marmara çırası gibi yak- / martaval at-/ masal anlat- / masaya yatır- / maskaraya al- / masraf kapısı aç- / Maşallahı var / matrağa al- / maytaba al- / mektep

medrese görmüş / memeden kes- / meraktan çatla- / merhamete gel- / meşverete çekil- / metelik sektirme- / mırın kırın et- / Müslüman mahallesinde salyangoz sat- / namazında niyazında / nasırına bas- / nefsine yedireme- / Nesine gerek elin beş keçisi? / neşesi yerine gel- / nutku kuru / nutku tutul- / od yok ocak yok / olmayacak duaya âmin de- / on doğurmuş Osman anası / On paraya on taklak atar / on parmağında on kara / on parmağında on marifet / Ortada fol yok, yumurta yok / ortaya bir balgam at- / o yolun yolcusu / öküz altında buzağı ara- / pabucu dama atıl- / paçalarından ak- / paçasını aşağı al- / pahalıya mal ol- / pahalıya patla- / palavra at- / para babası / para bağla- / paradan kaçma- / parasını sokağa at- / patzrtrya pabuç bzrakma- / pes perdeden konuş- / pılryı pırtıyı topla- / rahatına bak- / Rahmetirahmana kavuş- / rengi yerine gel- / renkten renge gir- / rızkını çıkar- / Sabah ola, hayır ola! / sabahtan akşama / saçı başı ağar- / saçına başına bakmadan / saçına sakalına kar yağ- / saçı sakalı akar gibi / saçı sakalına karış- / saçma sapan / saç saça, baş başa / saç sakal ağart- / Saç sakala karışmış / sadakayı saraydan çıkarma- / safra at- / safrası kabar- / sağlama bağla- / salkım saçak / sallantıda bırak- / sallantıda kal- / samana kazık çak- / sap derken saman de- / sapla samanı karıştır- / sarakaya al- / sayesinde sayeban ol- / sayfa bağla- / sebebiyet ver- / semeresini ver-/ senet sepet / senet ver- / serseme çevir- / Sıçra nalın parlasın / Sıçtı Cafer bez getir, arıtamazsın tez getir / sıdkı sıyrıl- / sıkı fıkı / sırra kadem bas- / sırtından para kazan- / silaha davran- / silah altına al- / silah patla- / sinirleri geril- / Sitteisevir her saati bir devir / Sitteisevir kapıyı çevirir / sokaktan topla- / son kozunu oyna- / son noktayı koy- / sopanın altına yatır- / suç duyurusunda bulun- / suyunun suyu / süklüm püklüm / süngüsü düşük / sütü sümüğü pak / şafak at- / şaha kalk- / şaka iken kaka ol- / şaka kaldırma- / şakakları ağar- / şakaya al- / şakayı kaka yap- / şehadet şerbeti iç- / şerrine nenni de- / (Şimdi) yaya kaldın Tatar ağası / şundan bundan konuş- / tabancaya davran- / tabanları kaldır- / tabanları patla- / tabanları yağla- / taban tabana zıt / tadı damağında kal- / tam adamına çat- / tamtakır, kuru bakır / taşı havaya atıp başını altına tut- / taşı taşa, başı başa koy- / taş taş üstünde bırakma- / tatlı canını sık- / tatlıya bağla- / tavşana kaç, tazıya tut de- / tavşanı araba ile avla- / tepesinde değirmen çevir- / teşebbüse geç- / tetik üstünde bekle- / tezkeresini eline ver- / tırabzan babası / tokat patlat- / turşusunu kur- / tuzu kuru / tütününü tüttür- / tüyü tüsü düz- / ucuz kurtul- / uyuyan yılanın kuyruğuna bas- / üçkâğıda bağla- / üstüne yürü- / vakit saat arama- / var mı bana yan bakan de- / vartayı atlat- / velveleye ver- / Vur patlasın, çal oynasın! / ya akşama ya sabaha / yabana at- / yaftayı yakıştır- / yağa bala batır- / yağlayıp balla- / yağlı ballı ol- / yağmur nereye yağarsa tarlayı oraya kaldır- / Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz / Yağmur yağsa yaş değmez, dolu olsa taş değmez / yaka bir tarafta, paça bir tarafta / yakadan at- / yaka paça / yakası açılmadık / yakasına asıl- / yakasına sarıl- / yakasına yapış- / yakasından at- / yakasını bırakma- / yakasını kaptır- / yalaz yalaz yan- / yalvar yakar ol- / yanağından kan damla- / yandım cilalı çağır- / yanına bırakma- / yanına kâr kal- / Yanına salavatla varılır / yanlış kapı çal- / yan yan bak- / yapmadığı kalma- / yapmadığını bırakma- / yaşına başına bakma- / yaşını başına al- / Yaşını başını almış / Yaşı yerde sayılası / yaş tahtaya basma- / yaşta kalmış, kavat pabucu gibi / yatağa bağla- / yavaştan al- / yayan yapıldak / yaygarayı bas- / Yaz tahtaya, al haftaya / yeğmen yeri yere gel- / yele sele ver- / Yel gelir derede, sel gelir tepede / yel yeperek yelken kürek / yemeden içmeden kesil- / yerinde yeller es- / yerin dibine geç- / yerine getir- / yiyip bitir- / yuvarlak masa toplantısı / yüzüne gözüne bulaştır- / Yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır / yüzünü gözünü aç- / yüzünü güldür- / yüzünüze güller / zapturapt altına al- / zehir zemberek

3.       Uyak (Kafiye) Ve Redif

Uyak ve redif, Türkçe deyimlerin akılda kolayca kalmasındaki ve halk arasında yayılmasındaki temel ahenk özelliğidir. Şiirsel bir anlatımla örülü deyimlerin kullanımı kulağa hoş gelmektedir. Dize sonlarındaki, anlamları farklı sözcük veya ekler arasındaki ses benzerliği olarak tanımlayabileceğimiz "uyak"la yine dize sonlarındaki söylenişleri ve anlamları aynı olan ek, sözcük ya da sözcük grupları olarak tanımladığımız "redif deyimlerimizde sıkça kullanılır. Bu bakımdan pek çok deyimimiz bir şiirin iki dizesini örnekler niteliktedir. Örneğin, "Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, nerde kaldı gayriye himmet ede" deyiminde zengin uyağın varlığı hemen dikkati çeker. Bu deyim, uyağın yanı sıra ölçü (11+11) ve asonans (e'ler) gibi diğer ahenk özelliklerini de taşır. "gece silahlı, gündüz külahlı", "Düğüne gider zurna beğenmez; hamama gider kurna beğenmez." deyimlerinde zengin uyak ve redif; "Anası usta yufka yapar, çocuklar usta çift çift kapar", "Haram helal ver Allah'ım, garip kulun yer Allah'ım", "Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli." deyimlerinde tam uyak ve redif örneklenir.

Uyaklı söyleyişin söze kazandırdığı ahenge "Dam üstünde saksağan, vur beline kazmaynan" deyimi de güzel bir örnek oluşturur. Aynı zamanda 7'li hece ölçüsüyle oluşturulan bu deyimde sondaki sözcüğe eklenen vasıta hâl eki (-ile-n), ölçü ve ahengi bozmamak için ağız özelliği gösterir ve "kazma ile" yerine ses düşmesine uğrayarak "kazmaynan" biçimini alır, uyaklı hâle gelir. Ahmet Buran, "ile"nin "-nan" biçimine dönüşümünü şöyle açıklar: "ilen biçimi gerileyici benzeşme yoluyla "inen" olduktan sonra kök sesi olan "i"yi düşürmekte ve ek "nan" şeklinde ortaya çıkmaktadır." (Buran, 1996: 238)

Uyak (kafiye) lı ve redifli deyimler alfabetik olarak aşağıda sıralanmıştır:

Adım adım yer edeyim, gör sana neler edeyim / Ağa diyeyim sana, yağın bulaşsın bana / ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı / Akıl veren çok, ekmek veren yok / Akşama kadar işler, sabaha kadar şişler / Allah'tan (Anadan) sıska, ne yapsın muska? / Anası usta yufka yapar, çocuklar usta çift çift kapar / Arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez / Aşağı koysam pas olur, yukarı koysam is olur (demek) / Aşağı mahalle sen misin, yukarı mahalle şen misin (diye gezmek) / Aş başında usta, iş başında hasta / Atam bilir atasını, ben bilirim ötesini / Ayda yılda bir namaz, onu da şeytan komaz / Ayranım budur, yarısı sudur / Ayranı yok içmeye, atla (tahtırevanla) gider sıçmaya / Ayvaz kasap, hep bir hesap

/ Azıcık aşım, ağrısız başım / Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var / Ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası / Benim gönlümden geçermiş, senin gözünde uçarmış / Benim gönlüm öküz ile danada, onun gönlü rastık ile kınada / Ben sana hayran, sera cama tırman / Ben umarım bacımdan, bacım ölür acından / Bilirdin götünün huyunu, ne içtin yahninin suyunu? / Bilmediğin bu boku, git mektebinde oku! / Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım / Bir ayağı kıyıda, bir ayağı kuyuda / biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye / Bizim gelin bizden kaçar, tutar ele kıçın (başın) açar / Çalımına bakarsan çırak durassın gelir, evine bakarsan sadaka veresin gelir / Çapıtına çuluna, âşıklık ne halına? / Çoğu gitti azı kaldı, keli gitti dazı kaldı / Dağda ayı dolaşır, boku bize bulaşır / Dağları aşa mı geldin, âleme paşa mı geldin? / Dam üstünde saksağan, vur beline kazmaynan / Deli bir değil ki bağlayasın; ölü bir değil ki ağlayasın / Dur kendime yer edeyim, bak sana neler edeyim / Düğün bizim, oyna kızım / Düğün dernek, hep bir örnek / Düğüne gider zurna beğenmez; hamama gider kurna beğenmez / efradını cami, ağyarını mani / Eleğim var sacım var, komşuya ne borcum var? / Ele verir öğüdü, kendi keser söğüdü / elifi yüzünde, ekmeği dizinde / Elinde büyük koz, her gün ayrı bir poz / elini sallasa ellisi, başını sallasa tellisi / Eliyle hamur ovalar, gözüyle dana kovalar / El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım / El yahşi biz yaman, el buğday biz saman / Gelirse hane boş, gelmezse daha hoş / Gönlüm yoktur vermeye, un sererim örmeye / Haram helal ver Allah'ım, garip kulun yer Allah'ım / Havada bulut, sen onu unut / herkese talih, bize Kör Salih / Herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine / Hımhım ile burunsuz, birbirinden uğursuz / İnadım inat, adım Kel Murat / Kadı kızı Kadire, geldi çıktı sedire / Karadeniz fırtına, al pırtını sırtına / Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu / Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, nerde kaldı gayriye himmet ede / Komşuda pişer, bize de düşer / Lafını bil de söyle, ağzını sil de söyle / Ne benden sana bazlama ne senden bana gözleme / Ne ölü görmüş ağlamış ne düğün görmüş oynamış / ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet / Neyin nesi, kimin fesi? / Oğlan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti / Oldu olacak, kırıldı nacak / Olursa olur suyu, olmazsa hamur suyu / Önüne geleni kapar, ardına geleni teper / Övünme çördük, seni de gördük / Önü kavurga kavuruyor, arkası harman savuruyor / Saldım çayıra, Mevla kayıra / Senin aradığın kantar, Bursa'da kestane tartar / Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç / Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur / Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli / Ya devlet başa ya kuzgun leşe / Yağmur yağsa yaş değmez, dolu olsa taş değmez / Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı / Yeldim yeldim yeleverdim, emeğimi sele verdim / Yeldir elek, yeldir saç, elim hamur karnım aç / Yel gelir derede; sel gelir tepede / Yorgan gitti, kavga bitti

4.       Seci (İç Uyak)

Mustafa Uslu, seciyi şöyle tanımlar: "Nesirdeki (düzyazıda) kafiyedir. Seci, cümle ve cümlelerin sonunda aynı sesi bırakan kelimelerin kafiyeli şekilde kullanılmasıyla yapılır." (Uslu, 2007: 294) TDK Türkçe Sözlük'te seci (iç uyak) için "Nesirde yapılan uyak" (TDK, 2005: 1718) açıklaması yer alır. Kendi içinde uyaklı olan bu tür deyimlerde ölçü kaygısı güdülmediği görülür. "Nerede Ese (İsa), orada köse" deyiminde ise daha akıcı, kolay bir söyleyiş ve seci oluşturma amacıyla 'İsa'ya 'Ese' dendiğini görürüz. "Atsan atılmaz, satsan satılmaz." deyimi iç uyağın söze kattığı ahengi en güzel biçimde gösterir. Söz konusu deyimde "s" fonemi sayesinde "at-" ve "sat-" eylem tabanları uyaklı hâle gelmiştir. Bu tabanlara bağlanan "-ıl" (edilgenlik eki) ve "-maz" (geniş zamanın olumsuzu) ekleri de redifi oluşturmuştur.

Seci (iç uyak) li deyimler alfabetik olarak aşağıda sıralanmıştır:

Abacı, kebeci; (ya) sen neci? / acı soğan, kuru yavan / Açtı ağzını, yumdu gözünü / Aç yatar, kuyruğu dik tutar / Ad Ali'nin göt Veli'nin / Adam bildim eşeği, altına serdim döşeği / Adı çıkmış dokuza, inmez sekize / ağır endam, fıstıki makam / Ağza tat, boğaza feryat / Ahı gitmiş, vahı kalmış / Akıl akıl, gel çengele takıl / Aksayanla aksak, suya gidenle susak / akşam ahıra, sabah nahıra / akşamdan kavur, sabahtan savur / akşam kavil, sabah savul / alacağına şahin, vereceğine kuzgun / Alan razı, satan razı / Ali Fakı'ya yazdırdık, daha beter azdırdık / Ali'ye edik, Veli'ye düdük / Allah bana, ben de sana / Allah kazadan beladan saklasın / allem etmek, kallem et- / Almış, satmış, çekmeceyi kapatmış / Al sana bir kaya, nere dayarsan daya / altı alay, üstü kalay / Altın adı pul oldu, kız adı dul oldu / Amcamla dayım, hepsinden aldım payım / Ananız taş yesin; yarım yarım beş yesin / anca beraber, kanca beraber / Armudu elmayı taşladı, lailahe illallaha başladı / armudun sapı var, üzümün çöpü var de- / Armut piş, ağzıma düş / Ar yılı değil, kâr yılı / Aslı faslı yok / astığı astık, kestiği kestik / Ata et, ite ot ver- / At elin, it elin, bize ne? / Atı eşkin, kılıcı keskin / Atsan atılmaz, satsan satılmaz / Attığı attık, tuttuğu tuttuk / Av avlandı, tav tavlandı / avurt zavurt et- / ayrısı gayrısı olma- / Az söyler, uz söyler / Balaban aş pişirmiş, çocuklarını başına üşürmüş / Başı göl, ayağı sal / başı taşa, taşı başa vur- / Ben gidemem bendere, alışmışım kaba döşek mindere / Besledik büyüttük danayı, tanımaz oldu anayı / Bir çıktı pir çıktı / Bir donu var kırmızı, kâh anası giyer kâh kızı / bir eli yağda bir eli balda / biri eşikte biri beşikte / Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı / boyu sırık aklı kıvık / bugün buldum bugün yerim, yarına Allah kerim / Çalı idi çırpı idi evim idi ya, ayı idi uyu idi erim idi ya / çatla da patla / çat orda, çat burda, çat kapı ardında / Çoban aldı bağa gitti, kurt aldı dağa gitti / dediği dedik, çaldığı düdük / delik büyük, yama küçük / delik deşik et- / dışı hoca, içi baca / dışı kalaylı, içi alaylı / döner taşım yok, uçar kuşum yok / Durdu durdu, turnayı gözünden vurdu / ecir sabır dile- / Ekmeğine kuru, ayranına duru mu dedik? / Ekmeğini it yer, yakasını bit / Ekmek Bedir'in, su Hıdır' ın, yiyin kudurun, için kudurun / ekmek elden su gölden / el bebek gül bebek / Elemtere fiş kem gözlere şiş / El ermez, göz görmez, güç yetmez / Eli işte, gözü oynaşta / Ellenmiş dillenmiş / eme seme yarama- / Evvel âr idi, şimdi kâr oldu / falan aşağı falan yukarı / Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış / gece kaim, gündüz saim / gece mum eriten, gündüz minder çürüten / gece silahlı, gündüz külahlı / Gelen ağam, giden paşam / Giydiği yakışırken, eller bakışırken / Gün ola, harman ola / Ha bugün ha yarın! / halef selef ol- / Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya âşık olur / Hanya'yı Konya'yı anla- / Hasta, çorbası tasta / Hasta, ne sahanda kor ne tasta / havada vurup tavada ye- / hem İsa'yı hem de Musa'yı memnun et- / hem nalına hem mıhına / hem suçlu hem güçlü / Hem şamdan paklandı, hem pilav yağlandı / hem uyuz hem yavuz / hem ziyaret hem ticaret / hık mık et- / huyu huyuna, suyu suyuna (uygun) / huyuna suyuna git- / ıcığını cıcığını çıkar- / ıvır zıvır / içi alaca, dışı karaca / içi alaylı, dışı kalaylı / İki şilte bir yastık, onu da terkiye astık / imini cimini anlat- / inadım inat, kuştaki iki kanat / İn cin top oynuyor / İn misin, cin misin? / ipipullah, sivri külah / ismini cismini al- / ismini cismini bilme- / İsmi var, cismi yok / İtten de ölse kâr kurttan da / Kafa büyük içi boş, tut kulağından çifte koş / Kahve tütün, keyifler oldu bütün / kanlı canlı / karaca, kuruca, gönlüme görece / Kardaşım ağa avradı hatırın, almaz beni kulluğu satın / kargacık burgacık / karınca kararınca / Karşıdan baktım,yeşil türbe; yanına vardım, estağfırullah tövbe I Kartallar dövüşsün, bir şehim de bize düşsün I kazasız belasız I kelli îelli I Kılık kıyafet, köpeklere ziyafet I Kırk katır mı kırk satır mı? I kime niyet, kime kısmet I Kimin nesi, neyin fesi? I Kimi yağlandı, kimi dağlandı I kim kime, dum duma I Koyuversem pekmez dökülür, koyuvermesem belim bükülür I Kuş uçmaz, kervan geçmez I Küçük deli, büyük deli, beşikteki başını sallar I Malını it, bağrını bit yer I mırın kırın et- I namazında niyazında ol- I neler de neler, maydanozlu köfteler I ne alandan ne satandan olma- I nerede Ese (İsa), orada köse I ne selam ne kelam I ne Şam'ın şekeri ne Arap'ın zekeri I Ocak yanar duman çıkar, et mi kaynar dert mi kaynar I oduna gidenin baltası, suya gidenin sakası I O hacı bu hacı kim olacak boyacı? I O ki düştün bu harka, ya kurt yiyecek ya karga I Olursa çat pat, olmazsa aç yat I orası senin, burası benim I öl dediği yerde ölmek, kal dediği yerde kal- I para peşin, kırmızı meşin I pireyi gözünden, deveyi dizinden vur- I Pişirdiği aş olaydı, başımı yaran taş olaydı I Rabbena hep bana I Sac, tava geldi, hamur kalmadı; akıl başa geldi, ömür kalmadı I Sağırlar birbirini ağırlar I selam para, kelam para I senet sepet I Seninki can da benimki patlıcan mı? I senli benli ol- I Sıçtı Cafer bez getir, arıtamazsın tez getir I sıkı fıkı I Sitteisevir her saati bir devir I Sitteisevir kapıyı çevirir I Sona kalan dona kalır I sus pus ol- I süklüm püklüm I şaka iken kaka ol- I şaka maka derken I şeşi beş gör- I şundan bundan konuş- I Tamtakır, kuru bakır I Taşı başa, başı taşa vur- I tenceresi kaynarken, maymunu oynarken I Tencere tava, herkeste bir hava I ters pers ol- I Tırhallı hep bir hallı I tuz buz ol- I Uma uma döndük muma I Vurduğu çok, ama öldürdüğü yok I vurdumduymaz Kör Ayvaz I Vur patlasın, çal oynasın I Yağ bulamaz aşına, fesleğen sokar başına I ya huyundan ya suyundan I ya herrü ya merrü I yaka bir tarafta, paça bir tarafta I yalın ayak, başı kabak I Yan yattı, çamura battı I yarım elma, gönül alma I yaşına başına bakma- I Yaşı ne, başı ne? I yaşını başını almış I Yaşını yaşamış, dişini dişemiş I Yaş yetmiş, iş bitmiş I Yaz tahtaya, al haftaya I yele sele ver- I Yel üfürdü sel götürdü I yer demir, gök bakır I yere bakan yürek yakan I yersen kabacık, yemezsen kapı açık I yırtık büyük, yama küçük I Yorgan gitti, kavga bitti I yüz göz ol- I Yüz verdik deliye, çemrendi sıçtı halıya I yüzüne gözüne bulaştır- I zart zurt et-

5. Ölçü

Mehmet Hengirmen, "Deyimler, bir toplumun kültürünü, tarihini, ortak dil zevkini yansıtması bakımından son derece önemlidir." (Hengirmen, 1999: 116) diyerek deyimlerin oluşumunun ortak dil ve düşünce dünyasına dayandığını vurgular. Ulusal ölçümüz olan hece'nin, ortak bir dil işçiliğiyle oluşmuş belirli deyimlerimizde uyakla birlikte ahenk oluşturmada önemli işlevi vardır. Halk şiirimizin küçük birer örneği sayılabilecek ölçüye dayalı deyimlerimizden birkaçı üzerinde duralım: "Benim gönlüm öküz ile danada, onun gönlü rastık ile kınada" (1hece ölçüsüyle bu deyim halk edebiyatı nazım biçimleri içerisinde çok sevilip kullanılan koşma'nın iki dizesini andırır gibidir.), "Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var." (7'li hece ölçüsüyle oluşturulmuş bu deyim bir bilmeceyi andırır gibidir.), "Çalımına bakarsan çırak durasın gelir; evine bakarsan sadaka veresin gelir." (14'lü hece ölçüsü). Yine 7'li hece ölçüsüyle oluşturulmuş "Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç." deyimi halk şiirinin en küçük nazım biçimi olan maniyi andırır gibidir.

Ölçü özelliği görülen deyimler alfabetik olarak aşağıda sıralanmıştır:

acı soğan, kuru yavan (4+4) I Ad Ali'nin göt Veli'nin (4+4) I Adım adım yer edeyim, gör sana neler edeyim (8+8) I Ağa diyeyim sana, yağın bulaşsın bana (7+7) I Ahı gitmiş, vahı kalmış (4+4) I Akıl veren çok, ekmek veren yok (5+5) I akşam ahıra, sabah nahıra (5+5) I Akşama kadar işler, sabaha kadar şişler (7+7) I akşamdan kavur, sabahtan savur (5+5) I akşam kavil, sabah savul (4+4) I Alan razı, satan razı (4+4) I Ali'ye edik, Veli'ye düdük (5+5) I Allah bana, ben de sana (4+4) I Allah'tan sıska, ne yapsın muska? (5+5) I allem etmek, kalem et- (4+4) I Altı alay, üstü kalay (4+4) I Anadan sıska, ne yapsın muska? (5+5) I Anası usta yufka yapar, çocuklar usta çift çift kapar (9+9) I Anca beraber, kanca beraber (5+5) I Arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez (8+8) I Aşağı koysam pas olur, yukarı koysam is olur (demek) (8+8) I Aşağı mahalle sen misin, yukarı mahalle şen misin (diye gezmek) (9+9) I Aş başında usta, iş başında hasta (6+6) I Atam bilir atasını, ben bilirim ötesini (8+8) I Atsan atılmaz, satsan satılmaz (5+5) I attığı attık, tuttuğu tuttuk (5+5) I Av avlandı, tav tavlandı (4+4) I Ayda yılda bir namaz, onu da şeytan komaz (7+7) I Ayranım budur, yarısı sudur (5+5) I Ayranı yok içmeye, atla (tahtırevanla) gider sıçmaya (7+7) I Ayvaz kasap, hep bir hesap (4+4) I Azıcık aşım, ağrısız başım (5+5) I Az söyler, uz söyler (3+3) I Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var (7+7) I Ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası (8+8) I Benim gönlümden geçermiş, senin gözünde uçarmış (8+8)I Benim gönlüm öküz ile danada, onun gönlü rastık ile kınada (11+11) I Ben sana hayran, sen cama tırman (5+5) I Ben umarım bacımdan, bacım ölür acından (7+7) I Bilirdin götünün huyunu, ne içtin yahninin suyunu? (9+9) I Bilmediğin bu boku, git mektebinde oku! (7+7) I Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım (7+7) I Bir ayağı kıyıda, bir ayağı kuyuda (7+7) I bir eli yağda, bir eli balda (5+5) I biri eşikte, biri beşikte (5+5) I biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye (7+7) I Bizim gelin bizden kaçar, tutar ele kıçın (başın) açar (8+8) I Çalı idi çırpı idi evim idi ya, ayı idi uyu idi erim idi ya (13+13) I Çalımına bakarsan çırak durasın gelir; evine bakarsan sadaka veresin gelir (14+14) I çapıtına çuluna, âşıklık ne halına? (7+7) I dağda ayı dolaşır, boku bize bulaşır (7+7) I Dağları aşa mı geldin, âleme paşa mı geldin? (8+8) I dam üstünde saksağan, vur beline kazmaynan (7+7) I dediği dedik, çaldığı düdük (5+5) I Deli bir değil ki bağlayasın; ölü bir değil ki ağlayasın (10+10) I delik büyük, yama küçük (4+4) I dışı hoca, içi baca (4+4) I dışı kalaylı, içi alaylı (5+5) I döner taşım yok, uçar kuşum yok (5+5) I Dur kendime yer edeyim, bak sana neler edeyim (8+8) I düğün bizim, oyna kızım (4+4) I düğün dernek, hep bir örnek (4+4) I Düğüne gider zurna beğenmez; hamama gider kurna beğenmez (10+10) I efradını cami, ağyarını mani (6+6) I Eleğim var sacım var, komşuya ne borcum var? (7+7) I Elemtere fiş, kem gözlere şiş (5+5) I el ermez, göz görmez (3+3) I Ele verir öğüdü, kendi keser söğüdü (7+7) I elifi yüzünde, ekmeği dizinde (6+6) I elinde büyük koz, her gün ayrı bir poz (6+6) I Eliyle hamur ovalar, gözüyle dana kovalar (8+8) I El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım (8+8) I El yahşi biz yaman, el buğday biz saman (6+6) I Gece kaim, gündüz saim (4+4) I gece silahlı, gündüz külahlı (5+5) I Gelen ağam, giden paşam (4+4) I Gelirse hane boş, gelmezse daha hoş (6+6) I Gönlüm yoktur vermeye, un sererim örmeye (7+7) I Haram helal ver Allah'ım, garip kulun yer Allah'ım (8+8) I Havada bulut, sen onu unut (5+5) I hem suçlu hem güçlü (3+3) I hem uyuz hem yavuz (3+3) I herkese talih, bize Kör Salih (5+5) I Herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine (7+7) I Hımhım ile burunsuz, birbirinden uğursuz (7+7) I huyu huyuna, suyu suyuna (uygun) (5+5) I içi alaca, dışı karaca (5+5) I İnadım inat, adım Kel Murat (5+5) I ipipullah, sivri külah (4+4) I İsmi var, cismi yok (3+3) I

Kadı kızı Kadire, geldi çıktı sedire (7+7) / Karadeniz fırtına, al pırtını sırtına (7+7) / Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu (7+7) / Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, nerde kaldı gayriye himmet ede (11+11) / Kırk katır mı, kırk satır mı? (4+4) / kime niyet, kime kısmet (4+4) / Kimin nesi, neyin fesi? (4+4) / Kimi yağlandı, kimi dağlandı (5+5) / kim kime, dum duma (3+3) / Komşuda pişer, bize de düşer (5+5) / Lafını bil de söyle, ağzını sil de söyle (7+7) / Ne benden sana bazlama ne senden bana gözleme (8+8) / ne ölü görmüş ağlamış ne düğün görmüş oynamış (8+8) / nerede Ese (İsa), orada köse (5+5) / ne selam ne kelam (3+3) / ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet (8+8) / Neyin nesi, kimin fesi? (4+4) / Ocak yanar duman çıkar, et mi kaynar dert mi kaynar (8+8) / Oğlan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti (9+9) / oldu olacak, kırıldı nacak (5+5) / olursa çat pat, olmazsa aç yat (5+5) / olursa olur suyu, olmazsa hamur suyu (7+7) / öl dediği yerde ölmek, kal dediği yerde kal- (8+8) / Önüne geleni kapar, ardına geleni teper (8+8) / Övünme çördük, seni de gördük (5+5) / Önü kavurga kavuruyor, arkası harman savuruyor (9+9) / Rabbena, hep bana (3+3) / Saldım çayıra, Mevla kayıra (5+5) / Senin aradığın kantar, Bursa'da kestane tartar (8+8) / Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç (7+7) / Uma uma döndük muma (4+4) / Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur (7+7) / Vur patlasın, çal oynasın (4+4) / Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli (8+8) / Ya devlet başa ya kuzgun leşe (5+5) / Yağmur yağsa yaş değmez, dolu olsa taş değmez (7+7) / ya herrü ya merrü (3+3) / yalın ayak, başı kabak (4+4) / Yaşını yaşamış, dişini dişemiş (6+6) / Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı (8+8) / Yaz tahtaya, al haftaya (4+4) / Yeldim yeldim yeleverdim, emeğimi sele verdim (8+8) / Yeldir elek, yeldir saç, elim hamur karnım aç (7+7) / Yel gelir derede; sel gelir tepede (6+6) / yer demir, gök bakır (3+3) / yere bakan yürek yakan (4+4) / yırtık büyük, yama küçük (4+4) / Yorgan gitti, kavga bitti (4+4)

6. Yinelemeler

Türkçe deyimlerdeki ahenk unsurlarından biri de yinelemelerdir. Doğan Aksan, deyimlerde yinelemelerin önemini vurgularken "Geleneksel şiir dilinde çok kullanılan bir anlatım biçim ve şiir öğesi de yineleme'dir. Bellekte kalmayı kolaylaştıran ve etkili olmayı sağlayan bu yoldan, atasözleri gibi, deyimler de yararlanmaktadır." (Aksan, 2006: 108) der. Aliterasyonlu, asonanslı deyimlerde -gösterdiğimiz ses yinelemelerinin yanı sıra- biçimbirim yinelemeleri de sıkça kullanılır. Örneğin, "Akıl akıl, gel çengele takıl." ve "tereciye tere satmak" deyimlerinde tek sözcük yinelemesi (akıl-tere); "astığı astık, kestiği kestik" ve "boyu boyuna, huyu huyuna uymak" deyimlerinde iki sözcük yinelemesi (astı, kesti-boy, huy) görülür. "doğru doğru dosdoğru" deyimindeyse "doğru" biçimbiriminin iki kez yinelendiği görülür. Yine, "bos boş bakmak", "gözleri dolu dolu olmak", "lime lime olmak" deyimlerinde kullanılan "boş boş, dolu dolu, lime lime" ikilemeleri de sözcük yinelemesine örnektir.

Yinelemeli deyimler alfabetik olarak aşağıda sıralanmıştır:

abuk sabuk konuş- / açık saçık konuş- / adım adım gez- / adım adım izle- / Adım adım yer edeyim, gör sana neler edeyim / adımını adımından şaşır- / ağız ağza ver- / ağızdan ağza dolaş- / ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı / ağzı ağzına kavuşma- / ağzı dolu dolu konuş- / ağzına basa basa / Akıl akıl, gel çengele takıl / Akıl var, yakin var / Akıl veren çok, ekmek veren yok / ak sakal, kara sakal / Aksayanla aksak, suya gidenle susak / Akşama kadar işler, sabaha kadar şişler / Alan razı, satan razı / al gülüm ver gülüm / alık alık bak- / alın derisi değil, davul derisi / Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydir- / Allah' ı bir bildiği gibi bil- / alı al, moru mor / allem etmek kallem et- / almaz almaz bak- / alnına kara yazı yazıl- / alt alta üst üste / Altın adı pul oldu, kız adı dul oldu / Altta yok üstte yok / aman aman (bir şey) olma- / Ananız taş yesin; yarım yarım beş yesin / anan yahşi, baban yahşi / Anası usta yufka yapar, çocuklar usta çift çift kapar / anca beraber, kanca beraber / armudun sapı var, üzümün çöpü var de- / Arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez / Ar yılı değil, kâr yılı / arka arkaya ver- / astığı astık, kestiği kestik / Aşağı koysam pas olur, yukarı koysam is olur (demek) / Aşağı mahalle sen misin, yukarı mahalle şen misin (diye gezmek) / Aş başında usta, iş başında hasta / Atam bilir atasını, ben bilirim ötesini / At elin, it elin, bize ne? / Atsan atılmaz, satsan satılmaz / Atta duran var, duramayan var / attığı attık, tuttuğu tuttuk / At var, meydan yok; meydan var, at yok / Av avlandı, tav tavlandı / avaz avaz bağır- / avurdu avurduna geç- / ayaklar baş, başlar ayak ol- / ayakları geri geri git- / aylak aylak dolaş- / Az söyler, uz söyler / Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var / bangır bangır bağır- / bas bas bağır- / baş başa bırak- / baygın baygın bak- / bel bel bak- / Benim gönlüm öküz ile danada, onun gönlü rastık ile kınada / Ben umarım bacımdan, bacım ölür acından / bet bet bak- / bile bile lades / Bir alan pişman, bir almayan / bir aşağı bir yukarı dolaş- / Bir ayağı kıyıda, bir ayağı kuyuda / bir baştan bir başa / Bir buldu iki ister, akça buldu çıkın ister / bir dilim ekmekle aç, bir dilim ekmekle tok ol- / bir dudağı yerde, bir dudağı gökte / bir eli yağda, bir eli balda / biri eşikte biri beşikte / bir kulağından girip öbür kulağından çık- / Bir kuş bir çalıya sinmiş / bir o yana bir bu yana / biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye / Biz bize benzeriz / bol bol doğra- / Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı / boş boş bak- / boş gezenin boş kalfası / boyu boyuna, huyu huyuna uy- / bön bön bak- / böyle başa, böyle tıraş / bucak bucak ara- / bucak bucak kaç- / bugün buldum bugün yerim, yarına Allah kerim / bula bula bunu bul- / burcu burcu kok- / burnundan fitil fitil getir- / burun buruna gel- / büyükle büyük, küçükle küçük ol- / cana can kat- / can cana, baş başa / cart cart öt- / Cep delik, cepken delik / cepheden cepheye koş- / çalı idi çırpı idi evim idi ya, ayı idi uyu idi erim idi ya / Çalımına bakarsan çırak durasın gelir; evine bakarsan sadaka veresin gelir / çan çan et-/ çatır çatır çatlat- / çat orda, çat burada, çat kapı ardında / çene çeneye ver- / çır çır çırpın- / Çoban aldı bağa gitti, kurt aldı dağa gitti / Dağ doğura doğura bir fare doğurdu / Dağları aşa mı geldin, âleme paşa mı geldin? / daldan dala atla-(kon-) / dediği dedik, çaldığı düdük / Deli bir değil ki bağlayasın; ölü bir değil ki ağlayasın / dengi dengine / derin derin düşün- / dış kapının dış mandalı / dilden dile dolaş- / dirhem dirhem sat- / dirsek dirseğe / diz dize / doğru doğru dosdoğru / döner taşım yok, uçar kuşum yok / dört üstü murat üstü / Durdu durdu, turnayı gözünden vurdu / dur durak dinleme- / Dur kendime yer edeyim, bak sana neler edeyim / durup dururken / düğüm üstüne düğüm vur- / Düğüne gider zurna beğenmez; hamama gider kurna beğenmez / Efendim nerde, ben nerde? / eğriye eğri doğruya doğru / Ekmek Bedir'in, su Hıdır' ın, yiyin kudurun, için kudurun / el bebek gül bebek / elden ele dolaş- / elden ele geç- / Eleğim var sacım var, komşuya ne borcum var? / el elde baş başta / el ele ver- / elini sallasa ellisi, başını sallasa tellisi / El yahşi biz yaman, el buğday biz saman / eski hamam eski tas / Eşek kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır / Eti ne, budu ne? / evli evine, köylü köyüne/ ezim ezim ezil- / falan aşağı falan yukarı / fellik fellik ara- / fırsat bu fırsat I Fol yok, yumurta yok I gece gözü, kör gözü / Geç yiğidim geç / Gel keyfim gel! / gel zaman git zaman / gerile gerile / gerisin geri / gevrek gevrek gül- / gırgır geç- / gırtlak gırtlağa gel- / gidip gidip gel- / gitti gider / gizliden gizliye / göğsünü gere gere / göğüs göğse / göze göz, dişe diş / göz göre göre / göz göze gel- / göz gözü görme- / gözleri çakmak çakmak ol- / gözleri dolu dolu ol- / gözleri fıldır fıldır et-/ güm güm at- / Gün ola, harman ola / Günü gününe uymaz / gününü gün et- / Ha Ali hoca, ha hoca Ali / Ha babam ha! / Ha bugün ha yarın / Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya âşık olur / Haram helal ver Allah'ım, garip kulun yer Allah'ım / Hasta, ne sahanda kor ne tasta / Helva demesini de bilirim, halva demesini de / hem camide hem kilisede mum yak- / hem dileniyor hem keşkülü ardında / hem İsa'yı hem de Musa'yı memnun et- / Hem kaçar hem davul çalar / hem kel hem fodul / hem nalına hem mıhına / hem suçlu hem güçlü / Hem şamdan paklandı, hem pilav yağlandı / hem uyuz hem yavuz / hem ziyaret hem ticaret / Herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine /heyheyleri tut- / hin oğlu hin /hop oturup hop kalk- / huyu huyuna, suyu suyuna (uygun) / ıcığını cıcığını çıkar- / ısıtıp ısıtıp önüne koy- / içi içine sığma- / içi içini ye- / iki gözü iki çeşme ol- / inadım inat, adım Kel Murat / inadım inat, kuştaki iki kanat / inceden inceye / inim inim inle- / İşin içinde iş var / iyiye iyi kötüye kötü de- / kadın kadıncık / kalıptan kalıba gir- / kambur kambur üstüne / kanı kanına karış- / kara kara düşün- / karış karış dolaş- / karşı karşıya kal- / kasım kasım kasıl- / Kazan kazana kara demiş / kendi göbeğini kendi kes- / kendi kendine gelin güveyi ol- / kendi kuyusunu kendi kaz- / kıran kırana / kırım kırım kırıt- / Kırk katır mı kırk satır mı? / kıtı kıtına / kıvrım kıvrım kıvran- / kime niyet, kime kısmet / Kimi yağlandı, kimi dağlandı / kim kime, dum duma / kirpiği kirpiğine ilişmeden / Koyun can derdinde, kasap et derdinde / koyun yaşı kadar yaşı kal- / Koyuversem pekmez dökülür, koyuvermesem belim bükülür / kötü kötü düşün- / kucaktan kucağa dolaş- / kula kul ol- / kurum kurum kurul- / Küçük deli, büyük deli, beşikteki başını sallar / küçükle küçük, büyükle büyük ol- / lafa laf katmadan / Lafını bil de söyle, ağzını sil de söyle / laf lafı aç- / laftan lafa atla- / leb demeden leblebiyi anla- / lime lime ol- / nal deyip mıh deme- / ne alandan ne satandan olma- / Ne balını isterim ne belasını / Ne benden sana bazlama ne senden bana gözleme / Ne dağda bağım var, ne tilkiyle davam / Ne deve yürüsün ne çan seslensin / nefes nefese kal- / ne kalburun üstü ne eleğin altı / Ne kızı veriyor, ne dünürü küstürüyor / Ne kokar, ne bulaşır / neler de neler, maydanozlu köfteler / ne oldum delisi ol- / Ne olur, ne olmaz / Ne ot var, ne ocak / Ne ölü görmüş ağlamış ne düğün görmüş oynamış / Ne pahasına olursa olsun / ne sakala minnet, ne bıyığa / ne selam ne kelam / ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet / nesilden nesle / nesi var nesi yok / ne Şam'ın şekeri ne Arap'ın zekeri / Ne şap oldu, ne şeker / Ne şiş yansın, ne kebap / Ne tadı var, ne tuzu / ne yapıp yapıp / Ne yârdan geçer, ne serden / Neyin nesi, kimin fesi? / Ocak yanar duman çıkar, et mi kaynar dert mi kaynar / oduna gidenin baltası, suya gidenin sakası / O duvar senin, bu duvar benim / Od yok, ocak yok / o gün bu gün / Oğlan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti / O hacı bu hacı kim olacak boyacı? / O ki düştün bu harka, ya kurt yiyecek ya karga / oldu olacak, kırıldı nacak / olursa çat pat, olmazsa aç yat / olursa olur suyu, olmazsa hamur suyu / On paraya on taklak atar / on parmağında on kara / on parmağında on marifet / öl dediği yerde ölmek, kal dediği yerde kal- / ölüp ölüp diril- / Önüne geleni kapar, ardına geleni teper / paraya para deme- / pisi pisine / pis pis düşün- / pis pis gül- / pişirdiği aş olaydı, başımı yaran taş olaydı / renkten renge gir- / saati saatine uyma- / Sabah ola, hayır ola! / Sac, tava geldi, hamur kalmadı; akıl başa geldi, ömür kalmadı / saç saça, baş başa / sağ gözünü sol gözünden sakın- / sap derken saman de- / selam para, kelam para / Sen söyle sen dinle! / sıcağı sıcağına / Sıfıra sıfır, elde var sıfır / sıram sıram dizil- / Siz siz olun! / soluk soluğa kal- / söz sözü aç- / suya götürüp susuz getir- / suyunun suyu / şah iken şahbaz ol- / taban tabana zıt / tane tane konuş- / taşı başa, başı taşa vur- / taşı taşa, başı başa koy- / taş taş üstünde bırakma- / Tavşan boku gibi ne kokar, ne bulaşır / temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önüne koy- / tepe tepe kullan- / tereciye tere sat- / ters ters bak- / Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç / tüyleri diken diken ol- / Uma uma döndük muma / un koyup koyultmak, su koyup cıvıt- / uzaktan uzağa / vakitli vakitsiz / vurgun vur- / ya akşama ya sabaha / Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli / ya deve, ya deveci / Ya devlet başa ya kuzgun leşe / Yağmur yağsa yaş değmez, dolu olsa taş değmez / ya herrü ya merrü / ya huyundan ya suyundan / yalaz yalaz yan- / yan yan bak- / yarım elmanın yarısı o, yarısı bu / Yaşı ne, başı ne? / yaşını yaşamış, dişini dişemiş / yeğmen yeri yere gel- / Yeldim yeldim yeleverdim, emeğimi sele verdim / Yeldir elek, yeldir saç, elim hamur karnım aç / Yel gelir derede, sel gelir tepede / Yem istemez, su istemez / yerden yere çal- / yumruk yumruğa gel- / yüreği göz göz ol- / yüz yüze bak- / yüz yüze gel- / yüz yüze kal- / yüz yüze yaşa- / yüzüp yüzüp kuyruğuna gel- / zoru zoruna

Sonuç

Dilimizdeki pek çok deyim; aliterasyon, asonans, uyak, redif, seci, ölçü ve yinelemelere dayalı ahenk özellikleri taşır. Türkçe, deyimlerinin sayısı ve günlük yaşamda kullanım sıklığı yönünden ne kadar zenginse bu deyimlerin taşıdığı şiirsel özellikleriyle de aynı derecede zengindir. Ata mirası deyimlerimizin anlamsal özelliklerinin üzerinde durulduğu kadar ahenk özelliklerinin üzerinde de yeterince durulmalıdır. Deyimlerin oluşmasında sözcükler arası ilişkiler bağı gruplandırılarak gösterilmelidir. Bir deyimin oluşmasında yakın anlamlı, karşıt anlamlı vb. sözcüklerin nasıl bir araya geldikleri ve ne gibi bir işlevde kullanıldıkları belirlenmelidir. Türkçenin en büyük zenginliklerinden biri olan deyimlerin taşıdıkları daha birçok ahenk özelliği keşfedilebilir. Yeter ki deyimler biçimsel özellikleri bakımından kapsamlı biçimde incelensin.

Arş. Gör. Erhan AKDAĞ Afyon Kocatepe Üniversitesi

Kaynaklar

  1. Abrams, M.H., (1993), A Glossary of Literary Terms. Fort Worth: Harcourt Brace Jovanovich College.
  2. Aksan, Doğan, (2006), Anadilimizin Söz Denizinde. 2. baskı. Ankara: Bilgi Yayınevi.
  1. , (2005), Türkçenin Gücü. 9. baskı. Ankara: Bilgi Yayınevi.
  2. , (1996), Türkçenin Sözvarlığı. Ankara: Engin Yayınevi.

5.    Aksoy, Ömer Asım, (1988), Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü. C. 2. İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

6. _____ , (1984), Atasözleri Sözlüğü. Ankara: TDK Yayınlan.

  1. Buran, Ahmet, (1996), Anadolu Ağızlarında İsim Çekim (Hâl) Ekleri. Ankara: TDK Yayınları.
  2. Coşkun, Menderes, (2007), Sözün Büyüsü Edebî Sanatlar. İstanbul: Dergâh Yayınları.
  3. Demir, Celal, (2008), "Türkçede Deyimlerin Söz Dizimsel Özellikleri". Türk Dili, S. 677.
  4. Hatiboğlu, Vecihe, (1969), Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü. Ankara: TDK Yayınları.
    1. Hengirmen, Mehmet, (1999), Dilbilgisi ve Dilbilim Terimleri Sözlüğü. Ankara: Engin Yayınevi.
    2. Korkmaz, Zeynep, (2007), Gramer Terimleri Sözlüğü. 3. baskı. Ankara: TDK Yayınları.
    3. Parlatır, İsmail, (2010), Deyimler, Atasözleri ve Deyimler-II. Ankara: Yargı Yayınevi.
    4. Toklu, M.Osman, (2009), Dilbilime Giriş. 3. baskı. Ankara: Akçağ Yayınları.
    5. Topaloğlu, Ahmet, (1989), Dil Bilgisi Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Ötüken Yayınları.
    6. Türkçe Sözlük, (2005), 10. baskı. Ankara: TDK Yayınları.
      1. Uslu, Mustafa, (2007), Ansiklopedik Türk Dili ve Edebiyatı Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Yağmur Yayınevi.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...