Esnek Yapılı Deyimler Üzerine

Sözvarlığında kavramları renkli bir şekilde ifade eden deyimler, söz dizimi ve anlam yönünden sınırlandırılmış birlikteliklerdir. Barındırdığı sözcükler arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Fakat dilde bazı deyimlerde bu sıkı ilişki aynı ölçüde değildir. Özellikle kullanımları sırasında bazı deyimler, sözcük ve sözcüklerin dizimi yönünden farklı görünümler sergilemekte ve esnek yapılı deyimler olarak adlandırılmaktadır.

Dilde sözcüklerin yanında kavramların karşılanmasında önemli vazifeler yüklenen deyimler, bir hareketi, bir durumu daha canlı, daha etkileyici şekilde ifade ederler. Barındırdığı sözcüklerin anlamlarının toplamından farklı bir kavramı karşılaması, deyimi dildeki diğer sözcük gruplarından farklı kılmaktadır.

Deyimler ile ilgili olarak araştırmacıların özellikle deyimlerin anlam ve söz dizimi yönlerini esas alarak tanımlama ve açıklamalarda bulundukları görülmektedir. Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamlarıyla deyimin anlamı arasındaki farklılık, deyimdeki sözcüklerin yerini başka bir sözcüğe bırakıp bırakamayacağı, deyimin söz diziminin değişmezliği deyim tanımlamalarında öne çıkmaktadır.

Ömer Asım Aksoy deyimi "Bir kavramı, bir durumu ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümce." şeklinde açıklamaktadır (Aksoy, 1993:52).

Hadumod Bussmann (2006:533) da deyimleri, sözvarlığının birden fazla sözcükten oluşan unsurları olarak kabul eder ve deyimlerin şu vasıfları taşıdıklarını belirtir:

  1. Deyimin anlamı, barındırdığı sözcüklerin ayrı ayrı anlamlarına bakılarak çıkarılamaz.
  2. Deyimdeki sözcük, yerini başka bir sözcüğe bıraktığında deyimin anlamında düzenli, sistemli bir değişim olmaz.
  3. Deyimi sözcüklerin gerçek anlamlarına göre yorumlamak, deyim olmayan eşsesli başka bir biçimini ortaya çıkarır.

Alan Cruse (2006:82-83) deyim tanımında, deyimlerin birden fazla biçimbirim barındıran çok sözcüklü birliktelikler olduğunu söyler. Cruse, tipik deyimlerin iki temel özelliğe sahip olduğunu belirtir: Deyimler, parçaların bütünü (İng. compositional) değildir. Yani anlamı, barındırdığı parçalara bakılarak tahmin edilemez. Diğer bir özelliği ise söz dizimi yönünden donmuş yapılardır.

Yapılan tanımlarda ve açıklamalarda deyimler belirli sınırlılıklara sahip, donmuş yapılar olarak ele alınmasına karşın bazı deyimler, kullanımları sırasında, söz dizimi, barındırdığı sözcükler yönünden esneklikler gösterebilmektedir. Hatta esneklik gösteren deyimlerin bu farklı şekilleri zamanla sözlüklerde bir madde veya parantez içerisinde alternatif biçimler olarak yer alabilmektedir.

Türkçede Esnek Yapılı Deyimler

Dilin söz dizimi kurallarına uygun olarak birden fazla sözcüğün kalıplaşarak oluşturduğu deyimler, cümle içerisindeki kullanımlarında tek bir sözcük gibi muamele görürler.

Türkçede genel olarak deyimin son sözcüğü, cümle içerisindeki kullanımlarında, diğer sözcüklerle olan bağlantıyı sağlamaktadır. Bu sebeple deyimin çekimlenmesi sırasında deyimin en hareketli, en çok farklılaşan yeri deyimin özellikle son sözcüğüdür:

...adalet dağıtma konusunda, kılı kırk yarıyordu. (Y. Bahadıroğlu)

Bu savunmasız melek yarın bir cadı kazanırca düşecek ve orada yapayalnız olacaktı. (H.T.Akarsu) .. .bu adamların çoğu devletin kilit noktalarında vazifeli idiler. (Y.Bahadıroğlu)


Deyimlerin son sözcüğü yanında diğer sözcüklerinde de çekim ekleri yönünden farklılıklar olabilmektedir. Daha çok parça-bütün ilişkisi içerisinde belirli uzuvlar, nitelikler ön plana çıkarılarak kavramlar karşılanmak istendiğinde cümledeki şahsa bağlı olarak iyelik ekleri değişiklikler arz edebilmektedir:

Durun durun, kafa/n karıştı, beni nereden izliyorsunuz? (M. Mungan) Böyle olduğu halde ben, gene istif/mi bozmuyordum. (R.N.Güntekin) Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar. (S.Ali).

Her ağır bombardımandan sonra askerlerin yürekleri ağzına geliyordu. (T.Özakman)

Bu örneklerde cümledeki şahsa bağlı olarak iyelik eklerinin değişmesi, sözcüklerin deyim içerisindeki hâl münasebetlerini etkilemediğinden deyimin kalıplaşmış yapısı için herhangi bir sorun teşkil etmemektedir.

Deyimlerin kalıplaşmış yapısının bozulmadığı bu kullanımlar yanında bazı deyimler, cümlelerde söz dizimsel ve sözcüksel yönden farklılıklar arz edebilmektedir.

Ömer Asım Aksoy'un hazırladığı Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü ve deyimlerin kullanımlarını takip edebilmek için oluşturduğumuz derlem dikkate alınarak barındırdığı sözcük(ler) ve söz dizimi yönlerinden farklı şekillere sahip esnek yapıdaki deyimler tespit edilmiş ve deyimlerde görülen esneklik çeşitleri 4 başlık altında gruplandırılmıştır:

-         Biçimbirimlerde değişim

-         Yer Değiştirme

-         Eksiltme

-         Ekleme

1. Biçimbirimlerde Değişim

Biçimbirimlerde değişimi sözlüksel biçimbirimlerde değişimler ve dilbilgisel biçimbirimlerde değişimler olarak ikiye ayırmak mümkündür.

1.1. Sözlüksel Biçimbirimlerde Değişim

Genel olarak sözcük değişimlerinde deyimdeki bir sözcüğün yerini, yakın anlamlı başka bir sözcüğün aldığı görülür. Bu değişimlerin bazıları sözlüklerde de yer almaktadır:

deliye dönmek ---      çılgına dönmek

gözünü korkutmak ---      gözünü yıldırmak

hafife almak --- basite almak

kalbini kırmak - gönlünü kırmak - hatırını kırmak

ortadan kaybolmak --- ortadan yok olmak

ödü kopmak --- ödü patlamak

üstü kapalı --- üstü örtülü

yerin dibine girmek - yerin dibine batmak - yerin dibine geçmek
yüzü kıpkırmızı olmak -----      suratı kıpkırmızı olmak

Bunun yanında yakın anlamlı olmadıkları halde aynı kavram alanı içerisinde olan sözcüklerin de, kurulan dizisel ilişki neticesinde birbirlerinin yerine geçebildikleri belirlenmiştir:

Peşin yargılarında keçiler gibi direniyor, bana hak vermemek için bin dereden su getiriyordu.

(R.Ilgaz)

Sabahtan beri kırk dereden su getiriyor, yetmiş dilden yalvarıyordu. (K. Tahir)

... şeytana külahı ters giydiren bir iş adamı... (R.H.Karay)

Dürüst müydü, yoksa şeytana pabucu ters giydirebilecek biri mi? (T.Buğra)

Biraz evvel bana silah çekmiş olan bu çocuğu peşime takıp sürüklemiş olmak.. .(RN.Güntekin) .. .Türkmen çobanına kılıç çekmek kanun değil! (K.Tahir)

Boğaz tokluğuna anam orada senelerce çalıştı, verem oldu. (P. Safa)

... Osmanlı bir insanı karın tokluğuna çalıştırmayı aşağılayıcı bulmuş olmalı. (İ. Pala)


Sebep, mekan, mazhariyet gibi yönlerden kurulan ilişkiler sonucu ad aktarması yapılarak deyimdeki bazı sözcükler değişebilmektedir:

hayata gözlerini kapamak/yummak------------ dünyaya gözlerini kapamak/yummak

gözünden kaçmak--------- dikkatinden kaçmak

yüzünü/suratını buruşturmak---------- yüzünü/suratını ekşitmek

yüzüne kan gelmek--------- yüzüne renk gelmek

1.2. Dilbilgisel Biçimbirimlerde Değişim

Yaptığımız taramada ek ve son çekim edatları yönünden farklı görünümlere sahip deyimlerle de karşılaşılmıştır. Ek-ek, edat-ek, edat-edat etkileşimleri deyimlerin farklı şekillerde tekrar yapılandırılmasına sebep olmaktadır:

Bu sözler de kulağına küpe olsun. (O.Pamuk)

...sana bir kıssa anlatayım da kulağında küpe olsun! (F. Baykurt)

Her zaman enine boyuna düşünen Tuğrul Beyin, baskından başka bir şey düşünemediği belliydi (M.N. Sepetçioğlu)

Enini boyunu düşündüm. Her işi hesapladım. (H.N. Atsız)

Kendini elimden geldiği kadar teskine çalıştım. (Y.K.Karaosmanoğlu) Onları elinden geldiğince ağırladı. (T. Buğra)

Gündüz bardaktan boşanırcasına yağan (O.Kemal)

...koltuğuma yaslanıp bardaktan boşanır gibi yağan ...(O. Pamuk)

Sicilimi yazanların yerden göğe kadar haklı olduklarını kabul ederim.(R.N.Güntekin) Apartmanda oturanlar yerden göğe dek haklılar.(M.N.Sepetçioğlu)

2. Yer Değiştirme

Dilin söz dizimi özelliklerine uygun olarak sözvarlığında yer edinen deyimlerin bazıları, kullanımları sırasında sözcüklerin sıralaması bakımından esneklikler gösterebilmektedir. Sözcükler, içinde bulundukları deyimin söz dizimi yapısını bozmadan sadece yerlerini değiştirmektedir. Taradığımız eserlerde yer değiştirmenin gerçekleştiği esnek yapılı deyimler, genellikle ikiden fazla sözcükten oluşmakta ve birleşik fiil yapısındadır:

Herif bize taktı kancayı. (Y.Kemal)

.. .dayım o yüzden mi Ermiş Yusuf'a kancayı takmıştı? (M.C.Anday)

...vilâyetlerde Dahiliye Nezareti'ne göz dikmiş nice valiler var... (H.E.Adıvar) Balat'ın, Kuledibi'nin palazlananları gözünü Ada'ya dikmiştir. (Y. Karakoyunlu)

Sonra tekrar hayal aynı vuzuh ile gözünün önüne geliyor.. .(A.H.Tanpınar) .çocuğu büyük mermer havuza fırlattığı sahne geldi gözünün önüne. (R.E. Koçu)

Önünden geçen kadın, kendine mi güldüğünü sandı ne, ters ters baktı. (Y.Atılgan) Selâmeddin Beyin yüzüne baktı ters ters. (M.N.Sepetçioğlu)

O hengâmeden kaşla göz arasında sıyrılıp...(M.N.Sepetçioğlu) Bak eloğluna, gözle kaş arasında emrini verdi. (R.N.Güntekin)

ağzından baklayı çıkardı ----- baklayı ağzından çıkardı

başını alıp gitti ---- alıp başını gitti

bir şeyden gözlerini kaçırmak ------        gözlerini bir şeyden kaçırmak

eli ayağı kesildi ---       kesildi eli ayağı

göz ucuyla baktı ----       baktı göz ucuyla

gözünün önünden geçti -----        geçti gözlerinin önünden

gözünün önüne getirdi ----       getirdi gözünün önüne

kağıt kaleme sarıldı ----- kalem kağıda sarıldı

kaşlarını çattı --- çattı kaşlarını


kendini tutamadı--------- tutamadı kendini

uyku gözünden akıyordu ---------- gözünden uyku akıyordu

yüreği cız etti-------- cız etti yüreği

  1. Eksiltme

Andre Martinet (1998:201), insanın iletişim sırasındaki ihtiyaçları ile zihinsel ve fiziksel faaliyetlerini en aza çaba harcayarak ortaya koyma çabasının, dilde değişimlere yol açtığını belirtir. Bilinen ve sık kullanılan ikiden fazla sözcükten oluşan bazı deyimlerimizin bir sözcüğü düşürülerek kullanıldığını görmek mümkündür. Düşen sözcüklerin daha çok tamlama grubunun bir unsuru olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında benzer anlamlı sözcükleri barındıran tekrar grubundaki sözcüklerden birinin de düşürülebildiği görülmüştür.

Tavşanın suyunun suyu... (R.Ilgaz)

Şöyle suyunun suyu bir akrabalık gibi... (S.F.Abasıyanık)

Bunu söylerken yanımda vücudunun kaskatı kesildiğini ve isyana hazırlandığını hissediyordum. (R.N.Güntekin)

.. .hazırlanmış cesedi görmüş, başında kaskatı kesilmişti.. .(A.H.Tanpınar)

Hele şu dilinin altındaki baklayı çıkarsın bakalım!... (P.Safa) Söyle söyle, dedi, dilinin altındakini çıkar bakalım! (O.Kemal)

.. .büyük arzularla beslemek ve böylece hepsini avcumun içine almak daha kolay... (S.Ali) Demek beyi avucuna almış, şehirde apartman katı tutturup dayatıp döşetecekti? (O. Kemal)

Bi gün, babacığım, kafamın tası atacak, bak ki o zaman.. .(Y.Bahadıroğlu) .. .bir haftadır aramayışına kılıf uydurmaya kalkışınca kafam atıyor. (C.Tan)

.. .ses seda çıkmıyordu.--------- .. .ses çıkmıyordu.

...iki elim yakanda...---------- ...elim yakanda...

aklım başımdan gitti.--------- ...aklım gitti.

.. .elini ayağını bağladı. — ... elini bağladı.

  1. Ekleme

Bazı deyimlerin kullanımlarında belirli bir anlamı karşılamak için sözcüklerin arasına sözcük girebildiği tespit edilmiştir. Deyimin aslî unsurları olmamasına rağmen eklenen sözcüklerin deyime kattığı anlam ve deyimlerde sıkça görülmeleri bazılarının, sözlük maddesi olarak, sözlüklerde yer almasını sağlamıştır. Eklenen bu sözcüklerin çoğunun, miktar zarfları ve pekiştirme bağlaçları olduğu belirlenmiştir.

... o yüzyıllar boyu iliklerimize işlemiş geleneksel otoriter anlayış.. .(A.Kulin) Şu ormanın rutubeti, iliklerime kadar işledi. (S.Kocagöz)

Gözünü aç muhtar, hükümetin maksadı, kıvılcımı ateş olmadan söndürmek.. .(Y.Bahadıroğlu) .. .ülkeyi büsbütün dağılmaktan korumaları için gözlerini dört açmaları gerekir. (H.Topuz)

.. .hiç kimsenin de kılı kıpırdamamış. (H.Topuz)

...olaydan haberi oldu, kılı bile kıpırdamadı...(S.K.Aksal)

...kendilerini kıskanmak aklımın köşesinden geçmemiştir. (A.Ağaoğlu) Bunun böyle olacağı aklının köşesinden bile geçmemiş.... (Y. Kemal)

Amcamın babamla barışmak istediği rivayeti kulağımıza geldiği zaman.. .(S.Ayverdi) Bu sözler Kara Ahmed Paşa'nın kulağına kadar gelmiş... (F.F.Tülbentçi)

Nedamet eden herkese kapımız açıktır. (Y.Bahadıroğlu)

Dile benden ne dilersen. Tüm kapılarım ardına kadar açık senin için... (C.Tan)

Ağzı süt kokmak                                                          

Ağzı daha süt kokmak

Aklı yatmak

Aklına gelmemek Canı sıkılmak Elini sürmemek

Gözünü kırpmamak

Hali kalmamak İstifini bozmak Kafası karışmak

Kılına dokunmamak

Kulağını açmak Kuş uçmamak Merakı artmak Oralı olmamak

Ortalıkta çıt çıkmamak Üzerine düşeni yapmak Yüreğine su serpti

Aklı iyice yatmak

Aklına bile gelmemek

Canı çok sıkılmak

Elini bile sürmemek

Gözünü bile kırpmamak

Hali bile kalmamak

İstifini bile bozmamak

Kafası iyice karışmak

Kılına bile dokunmamak

Kulağını iyi açmak

Kuş bile uçmamak

Merakı büsbütün artmak

Oralı bile olmamak

Ortalıkta çıt bile çıkmamak

Üzerine düşeni fazlasıyla yapmak

Yüreğine biraz su serpmek


Sonuç

Deyimler, anlam ve söz dizimi yönünden tutucu, değiştirilemez özellikler taşımasına rağmen bazılarının dilde farklı şekillere sahip olmasını çeşitli sebeplere bağlayabiliriz:

-  Deyimlerin dildeki diğer kavram karşılama yollarından farklı olarak sahip oldukları dikkat çekici, renkli özelliklerinin nedensizleşme süreciyle birlikte azalması ve bireyin anlatımdaki bu dikkat çekiciliği tekrar sağlamak için deyimi yeniden farklı bir şekilde kurgulaması.

-  Anlatılmak istenen durum veya eylemi daha iyi, daha ayrıntılı anlatma isteği.

-  Kültür ve dildeki değişim.

-  Deyimin dildeki uzlaşılmış şeklinin dili kullananlarda tam yerleşmemiş olmaması.

Burada ele aldığımız esnek yapı arz eden deyimler, dilde farklı görünümlere sahip olmasına rağmen yine de belirli sınırlılıklara sahip, yarı kalıplaşmış yapılardır.

 Yrd. Doç. Dr. Bayram ÇETİNKAYA

Afyon Kocatepe Üniversitesi

Kaynaklar

  1. Aksan, Doğan (1998). Her Yönüyle Dil, Ana Çizgileriyle Dilbilim. Ankara:TDK Yay.
    1. Aksoy,  Ömer Asım  (1993). Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü I-II (Yedinci Basım). İstanbul: İnkılap Kitabevi.
    2. Bilgegil, Kaya (1989). Edebiyat Bilgi ve Teorileri (Belâgat). İstanbul: Enderun Kitabevi.
      1. Bussmann, Hadumod (2006). Routledge Dictionary of Language and Linguistics. Taylor & Francis e-Library.
      2. Chomsky, Noam (1993). Lectures on Government and Binding: The Pisa Lectures. Mouton de Gruyter:New York.
      3. Cruse, Alan (2006). A Glossary of Semantics andPragmatics. Edinburgh:Edinburgh University Press.
      4. Demir, Celal (2008). "Türkçede Deyimlerin Söz Dizimsel Özellikleri", Türk Dili, S.677, 428­444, Ankara:TDK Yayınları.
      5. Gülsevin, Selma (2002). "Yüklemi 'Deyimleşmiş Birleşik Fiil' Olan Cümlelerde Özne", Türk Dili, S.609, 612-618, Ankara:TDK Yayınları.
      6. Hatiboğlu, Vecihe (1963). "Kelime Grupları ve Kuralları", TDAYBelleten 1963. Ankara:TDK

Yay.

  1. Kahraman, Tahir (1996). Çağdaş Türkiye Türkçesindeki Fiillerin Durum Ekli Tamlayıcıları. Ankara:TDK Yay.
  2. Karahan, Leyla (2009). Türkçede Söz Dizimi. Ankara: Akçağ Yayınları.
  3. Korkmaz, Zeynep (2003). Türkiye Türkçesi Grameri (Şekil Bilgisi). Ankara:TDK Yay.
  4. Martinet, André (1998). İşlevsel Genel Dilbilim (Çev. Berke Vardar). İstanbul:Multilingual.
    1. Uzun-Subaşı, Leyla (1991), "Türkçedeki Deyim Yapılarında Biçimbilimsel ve Sözdizimsel Özellikler", Dilbilim Yazıları 1990, 57-64, Ankara:USEM Yay.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...