Türk Dilinin Öğreniminde Terim Sorunları

Türk dili eğitiminde karşılaştığımız engellerden biri gramer açısından bazı sorunların hala çözülmemesidir. Şimdiye kadar Türk dili ile uğraşan bilginler bazı terimleri kesin olarak belirlememişlerdir. Örnek olarak ortaçlarla eylemlerden türeme sıfatları söyleyebiliriz. Dilcilik edebiyatında onların aynı mefhum olmadığı yazılıyor. Yani, ortaçlarla eylemden türemiş sıfatların benzer ve aykırı nitelikleri var. Söz konusu terimlerin özellikleri şunlardır:

1) Ortaçlar hareketle ilgili alamet ve nitelik belirtir, hareket bitince alamet bildiremez. Ör.: okuyan çocuk, çalışan adam, uyuyan hasta vs.

2) Ortaçlarda eylem çatıları mevcuttur, yani, onlar etken ve edilgen olabilir. Ör.: yazılmış mektup, yıkanmış elbise, yapılmış iş vs.

3) Ortaçlar olumlu ve olumsuz olabilir. Ör.:Yapılan tedavi-yapılmayan tedavi, deyilecek söz- deyilmeyecek söz, görülmüş olay-görülmemiş olay vs.

4) Ortaçlar zamanı yansıtabilir, yani yapılan iş belli bir zaman içinde vuku bulmaktadır. Ör.: yazılmış kitap (geçmiş zaman)- yazılan kitap (şimdiki zaman)- yazılacak kitap (gelecek zaman)- yazılır kitap (geniş zaman).

Eylemden yapılan sıfatlarda ise hareketle bağlı nitelik gözükmüyor, yani nitelik hareket olsa da olmasa da nesnenin kendisindedir. Mesela: “Çalışkan çocuk” (çalışmasa, uyusa bile çocuğun çalışkan olması çocuğun niteliğidir), kaygan yer (kaymak işi yolun özelliğidir). Eylemden yapılan sıfatların olumsuz biçimi olamaz, yani çalışkan-çalışmakan, alışkan-alışmagan demek imkansız. Eylemden yapılan sıfatların zamanla ilgisi gözükmüyor, oysa alamet onun daimi özelliğidir.

Türk dilinin iyi öğrenimi için bağlaç ve ilgeçlerin sınırının belirlenmesine büyük ihtiyaç vardır. Mesela, hatta öğretmenler bile, “da”* bağlacı ile “da”** ilgeçlerini farklandırmakta zorluk çekiyorlar. Zannediyoruz ki, söz konusu anlaşılmazlığı gidermek için tümcenin anlamına dikkat çekilmelidir. Mesela: “Ben de öğrenciyim.” cümlesinde “de” bağlaçtır; yani, öğrenciler arasında bulunanlardan biri benim. Adı geçen cümlede “de” katılma anlamı bildirilmektedir.

“Gel de, neyi bekliyorsun?” - tümcesinde “de” bağlaç olamaz, burada “de” ilgeçtir ve cümlenin anlamına kuvvet, entonasyonuna emir anlamı getiriyor.

Türk dilinin gramerinin eğitimi için adı geçen problemin giderilmesi için çaba harcamaktayız.

Türk dilinde ilgi çeken konulardan olan bağlaçların gramer açısından anlamını, morfoloji bakımdan yapısını ve sintaktik fonksiyonunu belirtmektir. Çağdaş Türk dilinde gramer anlamından öyle bağlaçlar var ki, onlarda öbür sözcüklerden ayrılma tam bitmediğinden kendilerinde sözcük anlamlarını muhafaza etmiştir. Not olarak hatırlatalım ki, Türk dilinde bağlaçların sınıflara ayrılması işini XIX. yüzyılın ünlü bilgini Mirze Kazım bey görmüştür. Son zamanlar Türk diline dair yapılan araştırmalarda bağlaçların yanlış yorumuna rastlıyoruz.

Çağdaş Türk dilinde bağlaçların anlam bakımından araştırılması XVIII. yüzyıldan, P.Holderman’dan başlar. Adı geçen bilgin Türk dilinde mevcut olmuş bağlaçları anlam bakımından yedi gruba bölmüştür. P.Holderman ilgeç ve ara sözleri de bağlaçlar grubuna dahil etmiştir. Azerbaycanlı bilgin F.Zeynalov bu barede geniş yazmıştır. Rus bilgini A. Kononov çağdaş Türkçe’de bağlaçları fonksiyonel açıdan iki bölüme ayırmıştır (bağımsızlık ve bağımlılık bağlaçları). Onun fikrine göre, bağımsızlık bağlaçları soydaş öğeler, bağımsız bileşik tümcelerde sentaktik ilişki yaratmaya yarar ve böyle bağlaçlar anlamında ulama, ayırtlama, salt, karşıtlama, paylaşma vb. kısımlara bölünür. A. Kononov bağımlı bileşik tümcelerin taraflarını- temel ve yan tümceleri bağlayan “ki, çünkü, zira, ta ki, eğer, şayet” vb. bağlaçların anlam özelliklerini farklandırmamıştır. Böyle düşünmek olasıdır ki, A.Kononov, bağlaçların bir kısmını anlam bakımından ayırsa da, öbür kısmını farklandırmıyor. Bir özelliği unutmayalım ki bağlaçların çok taraflı tesnifini vermek gayet zor bir iştir. Onların farklandırılması için tümcede taşıdığı görevi belirlemek gerekiyor. Fikrimizi ayrı ayrı bağlaçlarla aydınlatalım. “Ve” bağlacı, çağdaş Türk dilinde çok işlenen bağlaçlardandır ve tümceler arasında bağımsızlık ilişkisini sağlar. Söz öbekleri ve tamlamalar arasında ulama bağlacı görevinde bulunur. Mesela:

Asker ve komutanlar arasında bir fark kalmadı. Düşman tarafından atılan mermi ve kurşunlar kimseyi korkutmuyordu. Yıpranmış mektupları bir daha okudu ve çocukluğu geldi hatırına. Altın gagalı beyaz martılar deniz kıyısınca uçuyor ve ansızın kahkahalarla çığırışıyordu.

Çağdaş Türk dilinde karşıtlama bağlaçları olan “ama, fakat, lâkin”e  çok rastlanmaktadır. Bu bağlaçlar azıcık farklarla öbür Türk dillerinde de kullanılmaktadır. Adı geçen bağlaçlar bağımsızlık anlamı taşır. Türk dilinde bağımlı bileşik tümcelerde daha çok “ki, çünkü” bağlaçları kullanılıyor. “Ki” bağlacı konusunda çeşitli fikirler mevcuttur. Bilginler “ki” bağlacının “kim” sözcüğünden türediğini söylemektedirler. “Ki” bağlacı tüm tümce öğeleri ile yapılan yan tümceleri temel tümceye bağlayabilir. Mesela:

“Belli ki, kaymakam efendi yarın gelecek.” “Denildi ki, bir hafta tatildir.” (özne yan tümcesi);

“Görevimiz budur ki, size hizmet yapak.” “Ricam budur ki beni mezur tutun.” (yüklem yan tümcesi);

“İstemişti ki, köye gitsin.” “Unutmuştu ki, yarın iş yok.” (tümleç yan tümcesi);

“Bir kitap ki, kimse okumadı.” “Bir çocuk ki, dünyanın yaramazı.” (belirten yan tümcesi);

“Ağladı ki, ondan habersiz gitmişim.” “Sevindi ki, gelmişim.” (Neden yan tümcesi) vs.

Çağdaş Türk dilinde “ki” bağlacı kimi zaman öteki sözlerle birlikte kullanılarak bileşik bağlaç yaratabilir: Öyle ki, nasıl ki, gerçi ki, eğer ki vs.

Türkçe’de kullanılan “yoksa” bağlacı kendi fonksiyonuna ve özelliklerine göre bağımlılık ve bağımsızlık bağlaçlarına ait olabilir. “Yoksa” bağlacı aynı zamanda basit tümcenin soydaş öğelerini de bağımlı bileşik tümcenin öğeleriyle birleştirebilir. Mesela: “Ey yolcu. Uyan, yoksa çıkarsın ki sabaha. Verebileceğin borçları düşün, yoksa veremeyeceklerini mi merak ediyorsun?”

Not olarak hatırlatalım ki, H.Hacıeminoğlu “yoksa” bağlacını bağlama ilgeci gibi kabul etmiştir. Onun fikrince, yoksa bağlacı “müspet cümle ile bir menfi cümleyi bağlar. Yahut, bir hükmün belli bir şarta bağlı olduğunu bildiren cümleye bağlar. Çağdaş Türk dilinde “aksi takdirde” bağlacına bilakis,  “aksi halde” şeklinde de rastlanıyor. Her üç hal de şart anlatır. Mesela: “Dediğim saate gel, aksi halde beklemem, giderim. Beni dinle ve ne dersin söyle.”

Karşıtlama bağlaçları “madem, madem ki, şimdi ki, herçend ki” yan tümceyi temel tümceye bağlar. Mesela: “Madem ki, ey adlı ilahi, yakacaktın, yaksaydın a melunları, tuttun bizi yaktın.” “Madem ki hakkın bize vâd ettiği haktır, milletimin fecri yakındır, doğacaktır.”

Çağdaş Türk dilinde karşıtlama belirten “herçend” bağlacı yaranışına göre Fars kökenlidir ve Türk dilinde şimdi az kullanılmaktadır. Onunla anlamdaş olan “mamafih, rağmen” bağlaçları daha çok kullanılır. Türk edebiyatında rastlayabildiğimiz örneklerde “herçend” bağlacı “ama, fakat, lâkin, leyk” bağlaçları ile birlikte kullanılmıştır. Mesela: “Herçent ki, deniz kıyısı  kalabalıktı, ama ses işitilmiyordu.”

“Ki” bağlacının kökeni konusunda aykırı fikirler söylenmektedir. Bir kısım dilci adı geçen bağlacın Türk diline ait olmadığını, onun Fars dilinde geçtiğini söylemiştir. Başka bir grup ise “ki” bağlacının Türk sözcüğü olduğunu iddia etmiştir. Türk dilinde kullanılan bağlaçların bir grubu tümcelerde aydınlaştırma, yani açıklama anlamında bulunur. Bunlara örnek olarak “yani, demek ki, öyle ki, başka bir deyimle, daha doğrusu” bağlaçlarını gösterebiliriz. Mesela: “Herkes üşüyor, yani soğuktur. Kış gelmiş, demek ki çiftlikte iş yok.”

Bağlaçların yapı bakımından çeşitlerine gelince, söylemeliyiz ki, onları basit, türeme ve bileşik adlanan gruplara bölebiliriz. Not olarak hatırlatalım ki, kimi dilci uzmanlar Türk dilinde bağlaçların yapı bakımından beş yere bölündüğünü söylemiştir. Bu bağlaçlara öbekleşmiş ve tekrarlanmış bağlaçları da eklemişlerdir.

Fikrimizce, “ya da, hem de, farzet ki, o takdirde, bundan dolayı, bunun üzerine, aksi takdirde, başka bir deyimle, bu nedenle, hiç değilse, ne bileyim, ne de olsa, kaldı  ki, nasıl ki, bununla birlikte, her ne kadar olsa” bağlaçlarını öbeklemiş,  “ne... ne, hem... hem, ya... ya, ister..., de... de, gerek...gerek, kâh... kâh, kimi... kimi” bağlaçlarını tekrarlanmış bağlaç adı altında bağımsız bağlaç grubuna bölmek lüzumu yoktur, bileşik bağlaçlar onların ikisini de kapsayabilir.

Çağdaş Türk edebi dilinde kullanılan basit bağlaçlara “ve, de, yani, meğer, ki, bile, eğer, ama, fakat, bari, hatta, zira, şayet, lâkin, madem vs.” ait olabilir.

Türemiş bağlaçlara “üstelik, ancak açıkçası, kısacası, anlaşılan, gerçekten, böylece, ayrıca vs.” ait olabilir.

Bileşik bağlaçlara “öyle ki, nitekim, veya, madem ki, halbuki, yoksa, sanki, oysa, öyleyse, neyse vs.” ait olabilir. Çağdaş Türk dilinde kullanılan bağlaçların kökü çeşitlidir ve onların bir kısmı daha işlektir. Kimi bağlaçların kullanılması kişisel özellik taşır ve hatta Türk dilinin yazım kılavuzunda belirli şekilde tespit olunmamıştır.

Çağdaş Türk dilinde alternatif anlamlı bağlaçlar da kullanılmaktadır. Bu biçimden olan bağlaçlara örnek olarak “bir, bir bir, kim kimi, biri öbürü, bazan bazan, kâh kâh vs.” bağlaçları dahil edilebilir. Mesela: “Bir bana tebessüm ediyor, dudaklarından latif sözler irad eder, bir de inat gösterir. Kâh geler, kâh gedir gonça başına, akıdır dideden yaşını bülbül.”

Çağdaş Türk dilinde bağlaçların tümce içinde görevini ve fonksiyonunu göz önünde bulundurarak şöyle söyleyebiliriz ki, onların dilimizde on bir nevi vardır:

  1. birleştirme (ve,ile,la, le, hem de, ister, isterse, gerek)
  2. farklandırma (ya da, ve yahut, veya)
  3. karşılaştırma (ama, fakat, lâkin, yalnız ancak)
  4. alternatif (bir, kimi, biri öbürü, bazan bazan, kâh kâh)
  5. kuvvetlendirme (de, hatta, bile, hem de, zaten)
  6. aydınlaştırma (yani, demek, öyle ki, daha doğrusu)
  7. güzeşt (gerçekten, oysa, halbuki, nitekim)
  8. sebep (çünkü, bundan dolayı, bunun için, bu sebeple)
    1. ardıcılık (buna göre, bunun üzerine. o zaman)
    2. amaç (için, diye, ki, taki)
    3. şart (şayet, illa, yoksa, aksi halde)

KAYNAKÇA

  1. R. Rüstemov. Çağdaş Türk dilinde yardımcı sözler. Bakü, 1996.
  2. A.Elöve. da/de üzerin Bazı Düşünceler. TDD No:73, 1957.
  3. T.Tantekin. da/de Bağlacının Türeyişi. TDD No:74, 1958.
  4. F.Zeynalov. Çağdaş Türk dillerinde yardımcı sözler. Bakü, 1971.
  5. H.Hacıeminoğlu. Türk Dilinde Edatlar. İstanbul, 1974.
  6. T. Gencan. Dil bilgisi. İstanbul, 1951.
  7. Türk dili. Aylık Dil ve Edebiyat Dergisi, No: 199, 1968.
  8. N.Baskakov. Türk dillerinin tarihi-tipoloji morfoloji. M., 1979 (Rusça)
  9. A.Şerbak. Türk dillerinin mukayeseli morfolojisi. M., 1987, (Rusça).

Azerbaycan, BDÜ  - C.R.RÜSTEMOVA

Birleştirme ( ve, ile, hem de, ister, isterse, gerek)

Farklandırma  (ya da , veyahut, veya)

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...