Kelime Öğretiminde Örneklemenin Önemi ve Divan ü Lügat it Türk

      GİRİŞ

      Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan en güçlü araçtır. Her insan, bir dil yetisi ile doğar. Bir tür ön hazırlık olarak nitelendirebilecek bu yeti, kişinin içinde doğduğu toplumda konuşulmakta olan dili edinmesine ve bu edinimi kullanıma dökmesine olanak sağlayan bir sistemdir (Ergenç, 2002:129). Dil, hayatın hemen bütün alanlarında türlü düşünceleri ve duy­guları anlatmada kullanılır.

Dil, dört beceriden (dinleme, konuşma, okuma, yazma) meydana gel­mektedir. Gerek ana dili gerekse yabancı dil öğretiminde dinleme, okuma, konuşma ve yazma temel becerilerinin kazandırılması hedeflenmektedir. Ancak bu becerilerin kazandırılabilmesi için öncelikle bazı edinim ve öğ­renmelere ihtiyaç vardır. Bunlardan birisi de kelime bilgisinin geliştirilmesi­dir (Budak, 2000:19).

Kelime, ifade edilmek istenen düşüncelerin, tavırların ve davranışların göstergesidir. Akyol (1997:46) kelimeyi, tecrübelerin hafızada depolanmış şekli olarak tanımlamaktadır. Bireyin kendini ifade edebilmesinde ve ileti­şimde bulunduğu kişileri anlayabilmesinde sahip olduğu kelime bilgisinin önemi büyüktür. Bir kişinin kazandığı kelimelerin hepsine kelime hazinesi denir. Kelime hazinesinin genişliği, anlama ve ifade etme yeteneğini de etkilemektedir.

Kelime öğretiminde düzey, ilgi ve ihtiyaçlar göz önüne alındığında ke­lime öğretim yolları çeşitlilik gösterebilir. Kelime hazinesini geliştirme ile ilgili çok sayıda teknik ve yöntem olmasına rağmen tüm alıştırmaların iki başlık altında toplandığı söylenebilir. Birinci türdeki etkinlikler, kelimenin anlamı üzerinde odaklanırken ikinci tür etkinlikler kelimenin yapısı ve onun oluşturduğu bağlama dayanmaktadır.

Yeni öğretilecek kelimeler çeşitli yöntem ve teknikler yardımıyla veril­dikten sonra her kelimenin bir cümle içerisinde nasıl yer aldığının yani bağ­lamının gösterilmesi sağlanmalıdır. Çetinkaya (2002:42), örneklemelerle desteklenen kelime öğretim şeklinin, öğrenmeyi kalıcı hâle getirdiğini be­lirtmektedir.

Kelime çalışması esnasında metin-cümle-kelime üçgeni göz önünde tu­tulmalı, buna göre alıştırmalar yapılmalıdır (Aygün, 1999:13). Kelimeler kullanıldığı yere göre farklı anlamlar taşıyabilmektedir. Bir kelimenin hangi anlamda kullanıldığı ancak içinde yer aldığı metin ve cümleden anlaşılabilir. Ediger (2002:5), öğretilecek kelimelerin bağlam içerisinde verilmesi gerek­tiğini ifade etmektedir. Bu nedenle kelime öğretiminde örneklemenin ayrı bir önemi olduğu söylenebilir.

Örneklemelerde çağrışım yönünden zengin ve yorumlanabilecek nite­likteki metinlerden faydalanılabilir. Dil eğitimi içerisinde metinler, örnek­lemeye imkân verdiği ve öğrenmeyi kolaylaştırdığı için önemli bir yer tutar. Erkul (2004:80) metni; "Bir sanatçının, bir düşünce, duygu veya hayalini, belirli bir yazı ve dille okura, dinleyiciye ve eleştiriciye göndermesi olan iletişimdeki araçtır." şeklinde açıklarken Günay (2003:35), "Belirli bir bildi­rişim bağlamında bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı ola­rak üretilen bir dil dizgesi bütünü" olarak tanımlar. Bu tanıma göre bildiri­şim özelliği taşıyan dil ürünleri, metindir.

Kılıç (2002:22) metni, yazılı ya da sözlü dil parçası olarak değerlendi­rirken Akyol ise (2003:49-50) metinlerin sadece yazılı olarak düşünülmeme­si gerektiğini ifade etmiş; dille oluşturulan metinleri; hikâyeler, kitap bö­lümleri, şiirler, makaleler, masallar vb. şeklinde sıralamıştır. Kısacası dil açısından metin; birbirini izleyen sıralı ve anlamlı bütünler oluşturan cümle­ler dizisidir.

Dil eğitiminde metin seçiminin ayrı bir önemi olmalıdır. Dil eğitimi me­tinlere dayandırıldığından (Coşkun, 2005) okutulacak metinlerin kültür değerlerinin yanı sıra estetik ögelerle bezenmiş, millî duyguyu zihinlere kolayca yerleştirmeye uygun ve edebî değerinin olması gerekir (Kaya, 1996:25). Edebî eserler, dilin yapısını en iyi şekilde gösteren ve anlatım bü­tünlüğü taşıyan yapısıyla dilin en önemli kullanım alanlarından biridir. Bu nedenle dil becerilerinin kazandırılması yanında kelime hazinesinin zengin­leştirilmesi ve dil kurallarının öğretiminde de örneklem oluşturması bakı­mından temel işleve sahiptir (Takkaç, 1997:44).

Araç olarak kullanılan edebî metinlerin işlevlerini Göğüş (1978:8), "Dilsel göstergelerin düzenli ve tasarlanmış bir bütünü olan yazınsal metin­ler; duygu, heyecan, coşku, korku ya da insan ruhuna yönelik daha başka soyut değerleri yaratmaya ya da kullanmaya elverişli, anlam bakımından da çok zengin dilsel birimlerdir." sözleriyle belirtmektedir. Dil öğretiminde edebî metinleri kullanmanın faydaları, şu şekilde sıralanabilir:

  1. Edebî metinler, kelime öğretiminde örneklem sunduğu için keli­menin anlamı daha olay anlaşılır ve kalıcı öğrenme sağlanır.
  2. Edebî metinler, hayatı tanıma, olaylar ve deneyimler hakkında ge­nel bir bilgi edinme ve anlama becerisi kazandırır.
  3. Edebî metinler, kişiye bir metni inceleyip anlama becerisini kazan­dırır.
  4. Edebî metinler, hedef dilin kültürü hakkında bilgi verir.

Bu bakımdan seçilecek metinlere ayrı bir önem verilmelidir. Ayrıca ana dili veya yabancı dil öğretiminde metin çalışmalarının; sözlü, yazılı ve edebî olmak üzere üç ayrı fonksiyonu vardır (Güz, 1983:176). Metinler bu fonksiyonları gerçekleştirmeye uygun olabilecek şekilde seçilmelidir.

Dil öğretimine yönelik çalışmalara bakıldığında Türk kaynakları ara­sında Divanü Lügat-it-Türk'ten daha önce Türkçenin öğretimine yönelik yazılan müstakil bir eser olmadığı görülmektedir. Gülensoy bu durumu, "Orta Asya Türk-İslam dünyası, Kaşgarlı'nın iki dile ve kültüre ait bu eseri ile tanışmış ve Türkçenin yöntemli öğrenimini sağlamıştır. (Oysa bu çağda Türkle­re, Arap ve Fars dillerini öğretecek dil bilgisi türünden herhangi bir esere rast­lanmamaktadır. " (2000:259) şeklinde ifade etmektedir.

Divanda Türk edebiyatının ilk dönemlerine ait ürünlere yer verilmek­tedir. Bu eserler, Türk dilinin zenginliğini, geçmişten bugüne taşımaktadır ancak Kaşgarlı'nın bu eseri, Türkçenin zenginliğini, dili öğretme boyutuyla yansıtmaktadır. Eser, aynı zamanda bilimsel bir çalışma niteliği de taşımak­tadır. Divanda belirttiğine göre Kaşgarlı, 26 Türk lehçesine ulaşarak bu lehçelerde kullanılan yedi binin üzerinde kelimeyi derlemiş; bunları birbir­leri ile karşılaştırmıştır. Yine aynı yöntemle Türk dilinin diğer bir zenginliği olan atasözlerini ve sözlü gelenekte yaşayan şiirleri de derlemiş; eserini hedef dilin kullanım örnekleri olan metinlerle zenginleştirmiştir.

Kaşgarlı'nın divanda kullandığı üç yüze yakın dörtlük şeklindeki şiir parçası ve çok sayıda atasözünden hareketle Divanü Lügat-it-Türk'ün, dev­rinin bir nevi folklor ve Türk halk edebiyatı antolojisi olduğu da söylenebi­lir. Özellikle eserdeki atasözlerinin günümüze kadar geldiği yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu atasözlerinin birçoğu günümüz Türkçe-sinde aktif olarak kullanılmakta; söz varlığının kalıplaşmış sözler grubunda Türkçeyi zenginleştiren husus olarak değerlendirilmektedir.

Divanü Lügat-it-Türk'teki metinler; edebî değeri olan, cümleleri sağ­lam, kelimeleri itina ile seçilmiş, Türkün yaşayış tarzını, estetik zevkini, inancını, düşüncelerini bugüne taşımıştır.

AMAÇ

Bu çalışmanın amacı, XI. yüzyılda Araplara Türkçe öğretmek amacıyla kaleme alınmış Divanü Lügat-it Türk'te kullanılan metinlerin, kelime öğre­timinde Türkçenin kullanım örneklerini hangi ölçüde yansıttığını tespit etmektir.

YÖNTEM

Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "doküman incelemesi" yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi, araştırılması hedeflenen olgu veya olgular hakkında bilgi içeren yazılı materyallerin analizini kapsar (Yıl­dırım ve Şimşek, 2006:187). Bu çalışmada Divanü Lügat-it-Türk, "tümeva-rımcı betimsel analiz" yöntemiyle incelenerek eserde kelime öğretimi ile ilgili stratejiler belirlenmiş ve bu stratejiler eserden alınan örneklerle açık­lanmıştır.

BULGULAR

Kaşgarlı, Araplara Türkçe öğretmek için kaleme aldığı eserine yaşayan Türkçeyi taşıdığını, "Türk dili ile Arap dilinin at başı beraber yürüdükleri bi­linsin diye Halil'in 'Kitabül'ayn'ında yaptığı gibi kullanılmakta olan kelimelerle bırakılmış bulunan kelimeleri bu kitapta birlikte yazmak, ara sıra, yüreğime doğar dururdu. Lâkin benim tuttuğum yol daha doğrudur çünkü bu yolda ke­limeleri bulmak daha kolaydır ve herkes bu yolu daha çok sever. Bunun içindir ki sözü kısa tutmak dileğiyle kullanılmayan kelimeleri bıraktım." (Atalay, 1992:7) ifadesiyle belirtirken divanın iletişime yönelik olduğunu ortaya koymaktadır. Bunu yaparken de Türkçenin kullanım örneklemelerinden faydalanmaktadır.

Günlük hayatın gerektirdiği dil yapılarının bilinmesi ve bunların hangi durumlarda nasıl kullanıldığının kavranması gerekir. Kaşgarlı bunu, keli­menin hangi cümle örgüsüyle ve hangi durumda kullanıldığını hedef dilin günlük kullanım örnekleriyle vermiştir:

ıçgındı: Ol kuşnı eligden ıçgındı = O, kuşu elinden kaçırdı. Nitekim "Yakadakı yalgagalı eligdeki ıçgınur savında dahi gelmiştir; "Yakadaki yalanır­ken eldeki kaybedilir." (Yakasındaki yemek döküntülerini yalamakla uğraşan kimse, elindeki çanak ve çanağa benzer şeyleri kaybeder.) denmektedir. Bu sav bir şeye ihtiyacı olan kimsenin önce elindekini koruması yolunda söylenir." Er ıçgındı = Adamcağız bir yere kendini tutamayarak yellendi ve bu yüzden utan­dı. (Atalalay, 1992: 253-254)

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi "ıçgındı" kelimesinin anlamı örnek­lemelerle kavratılmaya çalışılmakta; metinden hareketle kelimenin anlamı açıklanmaktadır. Kelimenin iki farklı anlam taşıdığı metin örnekleriyle su­nulmakta ve anlamın pekişmesi için dilin kalıplaşmış ifade şekillerinden biri olan atasözü örneği ile de pekiştirilmektedir. Konuşma dilinde en çok kul­lanılan söz kalıpları içerisinde kelimeyi göstermeyi tercih eden Kaşgarlı'nın atasözü örneklemelerini vermesinin bir sebebi de kelimeyi kültürel orta­mında tanıtabilmektir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...