Yabancı Dil Öğretimine Bir Örnek: Amerika' da Bir İlkokulda Dil Öğretimi Uygulamaları

Son yıllarda dünyada dil öğretimiyle ilgili pek çok metot ve uygulama denenmiş olup, özellikle yabancılara Türkçe öğretilmesi konusunda artan talep üzerine bu uygulamaların bir kısmına ülkemizde de yer verilmiştir.

Dil öğretiminin küçük yaşlarda başlanan bir öğrenme süreci olduğu ve küçük yaşlardaki öğrenmenin daha kalıcı olarak değerlendirildiği bir gerçektir. Bazı ülkelerin kendi dillerini öğretmede çok daha başarılı olduğu ve dille birlikte kültürün de öğretildiği sık sık söz konusu edilmektedir. Ancak bunun sebepleri ve dil öğretimindeki başarının nasıl elde edildiği bazı teorik yaklaşımlar dışında pek de ele alınmamıştır. Bu çalışmamızda teorik bilgilerden ziyade bir Amerikan ilkokulundaki yabancı öğrencilerin İngilizce öğrenmelerine bir örnek vereceğiz.

Amerika’da yabancı öğrenciler ilkokula başladıklarında ESL adı verilen programlara katılırlar. ESL (English as a second language / ikinci dil olarak İngilizce) öğrencilerin derslerine İngilizce olarak devam edebilmeleri için gerekli alt yapıyı sağlamayı amaçlamaktadır. 2003-2004 eğitim yılında Wisconsin eyaletinde bulunan Madison şehrinde Shorewood ilkokuluna gönüllü olarak devam ettiğim sırada öğrencilerin nasıl olup da daha önce tek kelime bilmedikleri bir yabancı dili oldukça kısa bir sürede öğrendiklerini  örnekleriyle gördüm.1 Burada  yapılan uygulamalar aslında eğitim alt yapısının kütüphane, ders araç gereçleri, öğretmenin yetişme tarzı, okul yönetimi, velinin ve çevrenin öğrenme sürecine katkıları gibi her biri bir yap bozun parçası gibi birbirini tamamlayan etkenlerden oluşmaktadır. Amerika’daki okullarda dikkati çeken en önemli özellik okul kütüphanelerinin zenginliği ve okuma alışkanlığının geniş materyalle desteklenmesi hususudur.

Öğrencilerin İngilizce konuşulan bir ortamda bulunmaları elbette kelime bilgisi, telaffuz ve konuşma becerilerinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Ancak bizim dikkatimizi çeken ve burada esas olarak üzerinde duracağımız konu “tematik bir yaklaşımla dil öğretilmesi hususudur”. Bu uygulamada çocukların ilgisini çeken konuların belirlenmesi, onların derse adapte olmasında önemli bir sebep teşkil etmektedir. Özellikle müfredatlara paralel olarak hazırlanmış kitap, doküman ve görsel yayınlar  daha bilinçli bir öğretim imkânı sağlamaktadır. Söz gelimi dil öğretiminde öğretmen; “sincaplar, şükran günü, kış, tohumlar, tırtıllar ve köpek balıkları “gibi çocuğun yaş seviyesine göre ilgi göstereceği konuları seçmektedir. Elbette bu konularla ilgili onlarca kitap , doküman, resim ve video kasetleri de eğitim sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Öğretmen sincaplarla ilgili bir konu işlediğinde, sınıfa bir sincabın günlük ne kadar yemek yediğini göstermek için bir torba fıstık getiriyor, denge kelimesini öğretmek için yere yapıştırdığı bir bant üzerinde çocukları sanki metrelerce yukarıda bir telin üzerinde yürüyormuş gibi yürütüyor ve öğrencilere  konuyla ilgili (kamuflaj kelimesi  gibi) değişik kelimeler öğreterek kelime hazinelerinin gelişmesini sağlıyordu.

Okuma, yazma , konuşma ve dinlemeden oluşan dört temel becerinin kazandırıldığı derslerde öğretmen, her sabah öğrencilere konuyla ilgili bir kitap okuyarak onların dinleme becerilerini geliştirmektedir. Ayrıca her sabah okunan kitaplar çocukların ufkunu açmakta ve  onlara kelimelerin doğru  telâffuzu konusunda yardımcı olmaktadır. Bütün bu uygulamalar sonunda öğrenciler elde ettikleri bilgi ve becerilerle her bir ünitenin sonunda bir küçük kitap hazırlayarak yazma becerilerini geliştirmektedir.

Amerikan ilkokul sisteminde sınıflarda yapılan etkinliklerden önce öğretmen tarafından bir örnek çalışma gösterilir. Böylece öğrencilerden istenen uygulama somutlaştırılır. Öğretmen, köpekbalıkları konusu ile ilgili tema destekli dil öğretimi sırasında  sınıfa konuyla ilgili şiirler getirir. Bu aşamadan sonra öğrencilerden benzer şiirler yazmaları istenir. Yönlendirilmiş yazma çalışmaları (guided writing) ile şiir yazan çocuklar hem kafiye, ölçü, mısra gibi şiire ait kavramları öğrenmiş olurlar hem de köpekbalıkları ile ilgili öğrendikleri bilgileri daha eğlenceli bir yoldan tekrar etmiş olurlar.

Köpekbalıkları örneğinde olduğu gibi  konu bitiminde çocuklara seçecekleri diğer  hayvan, canlı veya nesnelerle ilgili örnek bir kitap çalışması yaptırılır. İki haftalık ünite sonunda  öğrenciler hem merak ettikleri  hayvanlar hakkında bilgi edinirler hem de okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerini  kullanarak  daha etkin ve kalıcı bir şekilde öğrenirler.

Burada bütün bir ünite boyunca öğrencilere yaptırılan aktiviteler, kitap çalışmaları, resim yapma, şiir yazma yoluyla yapılan uygulamalar yoluyla kelimelerin hayat içersindeki değeri ve kullanım yerleri de tanıtılmaktadır.

Bilindiği gibi etkin ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan unsur beynin tabiî bir öğrenme sürecine katılmasıdır. Öğrencileri teoriye boğmadan, gramer kurallarını anlatmadan sadece dili kullanarak, ilgi çekici ortamlar ve konularla  yabancı bir dil öğretmek  anadili öğrenme sürecindeki tabiî ortamı çağrıştırmaktadır. Çocuklar anadillerini öğrenirken  tamamen tabiî bir ortamda teorik bilgilerden ve gramer kurallarından habersiz, dili hayatın bir parçası olarak algılarlar. Dil büyük ölçüde bir taklit hadisesi olduğu için  yabancı dil öğretiminde de doğal ortamların oluşturulması ve çocukların bu doğal ortamda öğrenme sürecine katılması  günümüzde dil öğretiminde en geçerli yoldur.

ESL sınıfındaki tecrübelerini benimle paylaşan değerli meslektaşım Jackie Trevino ‘ya burada teşekkür etmeyibir borç biliyorum.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...