Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi Ve Karşılaşılan Sorunlar

       Günümüzde Türkçe yabancı dil olarak üniversitelere bağlı dil kurslarında okullarda veya özel kuruluşlara bağlı dil okullarında, aşamalı kur sistemiyle, öğretilmektedir. Araştırmamızda, bu alanda çalışan öğretim elamanlarının da görüşleri alınarak yabacı dil olarak Türkçenin öğretiminde karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. Araştırma, örnek olay incelemesi olarak yapılmıştır. Verilerin toplanmasında nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, yabancılara Türkçe öğreten en az on yıl deneyimli öğretim elemanlarıdır. Öğretim elemanları üniversitelere bağlı iki ve Milli Eğitime bağlı özel bir okulda çalışmaktadırlar ve araştırmaya gönüllü olarak katkıda bulunmuşlardır. Çalışmaya katılan öğretim elamanlarının görüşlerinden hareketle günümüzde yabancı dil olarak Türkçenin öğretiminde karşılaşılan güçlükler tanımlanmıştır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin, uzun bir geçmişe sahip olmaması nedeniyle, öğretim programları, öğrenci gereksinimlerine ilişkin araştırmalar çok değildir. Bu nedenle yabancılara Türkçe öğretimine ve öğretilirken karşılaşılan sorunlara ilişkin çok yönlü tanımlamalara ve bunlara koşut araştırmalara gereksinim vardır. Bu çalışmada, yabancılara Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunlar, öğretim programları, öğretim ortamları ve öğrenenler açısından ele alınmıştır. Sorunlar tanımlandıktan sonra yorumlanarak değerlendirilmiş ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

 

                                                                                                                         GİRİŞ

         Türkçe öğretimi; Türkçenin anadili ve yabancı dil olarak öğretimi olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabilir. Günümüzde Türkçenin anadili olarak öğretiminde çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlarla ilgili tartışmalar, dilin doğru kullanımını ve gelişimini etkileyeceğinden çok önemlidir. Anadili öğretimindeki sorunlar, çok konuşulup tartışılırken Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine ilişkin sorunların tartışılması ikincil veya daha az önemli bir sorun gibi görülebilir. Ancak bir dilin gelişmiş olması, zengin olması; sadece anadili olarak etkin bir biçimde öğretiliyor olmasına veya o dildeki sözcük sayısına, o dille üretilmiş yapıtlara, o dilin düzgün ve kurallarına uygun biçimde toplumda kullanılıyor olmasına bağlı değildir.

 Bugün dünyada yaygın biçimde benimsenmiş; sanatta, teknolojide, uluslararası iletişimde en çok kullanılan diller, yabancı dil olarak öğretimi gelişmiş dillerdir. Bir dilin yabancı dil olarak öğretilmesi; o dilin sadece kendi sınırları içinde kalmayıp diğer uluslar ve kültürlerle iletişime girmesi, tanınması ve sağlıklı biçimde öğretilebilmesi için o dilin; daha çok gelişmesi, o dil üzerine ve öğretimine ilişkin daha çok çalışma yapılması anlamına da gelir. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi yaygınlaştıkça öğretim materyalleri ve öğretim ortamları çeşitlenmekte ve gelişmektedir. Bu gelişime ayak uydurma ve çağdaş öğretim yöntemlerini Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde uygulama çabaları sürerken çeşitli sorunlarla karşılaşılmaktadır.

 Bu çalışmada, yabancılara Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunlar; öğretim programları, öğretim ortamları ve öğrenci açısından ele alınmıştır.

 "Öğretim Programları" başlıklı 1. bölümde yabancılara Türkçe öğretimindeki program sorununa, "Öğretim Ortamları" başlıklı 2. bölümde ise öğretim ortamları ve bu ortamlarda kullanılan araç-gereçlerle ilgili sorunlara yer verilmiştir. 3. bölümde Türkçenin yabancı dil olarak öğreniminde özellikle yetişkinlerin sıklıkla karşılaştıkları sorunlara yer verilmiştir.

                                                           YÖNTEM

Araştırma nitel bir araştırma yöntemi olan örnek olay incelemesi olarak yapılmıştır. Verilerin toplanmasında nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmede araştırmacı, görüşme sorularını önceden hazırlar, kişilere sınırlı(kısmi) bir esneklik sağlayarak soruları yeniden düzenleyebilir. 

(Creswell, 1998; Yıldırım ve Şimşek, 2006; Kılınç, 2007; Karasar, 2009). Görüşme sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde nitel veri analizi tekniklerinden betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Betimsel analiz yapılırken elde edilen veriler daha önceden belirlenen temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları ise 3 alt başlıktan oluşmaktadır:

  1. Yabancılara Türkçe öğretiminde öğretim programlarına ilişkin sorular.
  2. Yabancılara Türkçe öğretiminde öğretim ortamlarına ilişkin sorular.
    1. Yabancılara Türkçe öğretiminde öğrencilerin karşılaştıkları sorunlara ilişkin sorular.

Araştırma grubu, yabancılara Türkçe öğretimi veren üniversitelere bağlı iki ve MEB' e bağlı özel bir dil okulunda öğretim veren öğretim elemanlarından seçilmiştir. Yabancılara Türkçe öğretimi veren 48 öğretim elemanından çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyip, en az on yıl deneyimi olanlar dahil edilmiştir. Yarı-yapılandırılmış görüşmeler, 18 öğretim elemanı ile tamamlanmıştır.

Görüşme formunun geçerliğini sağlamak için görüşme formu iki alan uzmanına ve bir ölçme değerlendirme alan uzmanına inceletilerek forma son şekli verilmiştir.

Görüşmeler kaset çalar ile kayda alınmış, notlar tutulmuş ve bu veriler daha sonra çözümlenmiştir. Çözümleme aşamasında iki bağımsız araştırmacı üç kişiye ait otuz dakikalık kaydı birbirlerinden farklı yer ve zamanda çözümlemişlerdir. Bağımsız araştırmacılar arasında .89 oranında tutarlılık görülmesi üzerine, araştırmacı çözümleme işlemine tek başına devam etmiştir. Araştırmaya katılan öğretim elemanlarının görüş ve düşünceleri çalışma içerisinde yeri geldikçe verilmiştir.

                                                                              1. BÖLÜM: ÖĞRETİM PROGRAMLARI

Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda en önemli sorunlardan biri öğretim programlarının geliştirilmesine kaynaklık edecek Türkçenin dilbilgisini işlevsel açıdan ve her yönüyle betimleyen çalışmaların yeterli olmamasıdır. Yabancı dil olarak Türkçeyi öğretenlerle yapılan görüşmelerde çoğunluk tarafından bu görüş gündeme getirilmiştir. Katılımcılardan biri tarafından da şu şekilde açıklanmıştır:

Türkçe öğretmeye başladığımızda daha çok deneme yanılma yoluyla ders materyalleri oluşturduk. Yaş düzeyine uygun kaynak kitaplar yoktu.

Öğretmen kendi kişisel çabalarıyla bir şeyler oluşturmaya çalışmıştır. Yabancılara Türkçe öğretimi derslerinde düzeye uygun olarak yeri geldikçe dilbilgisi konularını anlattım ancak zorlandım.

Bir dilin etkin biçimde öğretilebilmesi ve bu öğretime uygun programın geliştirilebilmesi için, öncelikle o dilin yapısal ve anlamsal özelliklerinin her yönüyle basitten karmaşığa giden bir yapıda ve öğrenenlerin düzeylerine göre tanımlanmış olması gerekir. Bilindiği gibi Türkçenin dilbilgisini betimleyen yapıtlar, değerli çalışmalar vardır; ancak bu yapıtlar daha çok Türkçenin anadili olarak öğretimine kaynaklık edebilecek niteliktedir.

Yapılan görüşmelerde katılımcıların, ikisi hariç çoğunluğu Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine kaynaklık edebilecek ürünlerin yeterli olmadığını belirtmiştir.

Belli bir eğitim programı yoktur çünkü işlenecek konuların içeriği okutulan kitap ve öğretmen kitabında yer almaktadır.

Katılımcıların da belirttiği gibi Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, öğrenenlerin gereksinimlerine ve düzeylerine uygun öğretim programlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler çocuklar ise çocuklara uygun resimler ve yazınsal metinlerle donatılmış kitaplar ve onların yaş düzeyine uygun ders programları düzenlenmelidir. Ne yazık ki günümüzde Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten kurumların ders programları incelendiğinde bu tür bir ayrıma gidilmediği gözlenmektedir.

Çocukların ve yetişkinlerin dil öğrenme biçimleri tamamen farklı olduğu gibi anadili ve yabancı dil öğrenme süreçleri de tamamen farklıdır. Çocuklar anadillerini edindikleri gibi yabancı bir ülkede yaşadıklarında ikinci dili de rahatlıkla öğrenebilir, edinebilirler. Burada "edinebilirler" sözünü kullanmak daha doğru olacaktır; çünkü çocuklar anadillerini duyarak ve yineleyerek kullanmaya başlar. Başka bir söyleyişle dilin kurallarını öğrenmeden önce duydukları sesleri taklit ederek, sonra daha karmaşık yapıları ve kullanımları yineleyerek doğal yolla dili edinirler. Yabancı dil öğreniminde ise bu süreç tersine işler. Öğrenen açısından bakıldığında, dil öğrenenlerin gereksinimlerine koşut olarak çeşitli öğretim programlarının uygulanması gerekliliği doğarken; öğretim elemanı açısından da bu çeşitliliğe uygun donanımda olma gerekliliği doğmaktadır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...