Müyessiretü'l-'Ulum'da Dil Bilgisi Öğretimi

            Türkiye Türkçesinin ilk dil bilgisi kitabı sayılan Müyessiretü'l-'Ulûm, dil bilgisi bakımından olduğu kadar Türkçe ve dil bilgisi öğretimi bakımlarından da önemli bir eserdir. 1530'da Bergamalı Kadrî isminde hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığımız bir kişi tarafından yazılan eser, Bursalı Mehmed Tahir tarafından bulunmuştur. Günümüze kadar eser hakkında dil bilgisi incelemesi olarak bazı çalışmalar yapılmış fakat dil öğretimi bakımından incelenmemiştir. Kitapta kelime türleri ve fiil çekimleri açıklanarak örneklenmiş, istisnalar belirtilmiş, son olarak da Hayâlî Bey'in bir gazeli şerh edilerek dil bilgisi kuralları bu metin üzerinde anlatılmıştır. Eserde Arapça dil bilgisinin yoğun etkileri görülmektedir. Müellifin izlediği yolun, günümüz öğretim yöntemlerinden anlatma, tümevarım, tümdengelim, soru-cevap ve çözümleme gibi yöntemlere benzerliği dikkat çekmektedir.

Dünyanın en çok konuşulan dilleri arasında bulunan Türkçenin geçmişten bugüne yaşadığı en büyük talihsizlik belki de dönem özelliklerini kuşatan dil bilgisi kitaplarının sıklıkla yazılmaması ve yazılanların da kayıp olmasıdır. Bunun yanında Türkçenin yabancılara ve ana dili Türkçe olanlara nasıl öğretildiği konusunda da çok geniş kaynaklara sahip değiliz. Bu bakımdan eldeki eserlerin dil bilgisi bakımından incelenmesi önem arz ettiği gibi öğretim yöntemi bakımından da incelenmesi gerekmektedir.

1. Bergamalı Kadrî ve Müyessiretü'l-'Ulûm

1.1.    Bergamalı Kadrî

Bergamalı Kadrî hakkındaki bilgiler, eserinde yazdıklanyla sınırlıdır. Adından Bergamalı olduğunu anladığımız müellif, eserini yazdıktan sonra İstanbul'a gidip Damat İbrahim Paşa'ya sunduğunu belirtmektedir. Eserindeki bilgisine nazaran Türkçe, Arapça ve Farsçaya hâkim olduğu görüldüğünden hareketle bir medrese eğitimi almış olduğu düşünülebilir. Ayrıca eserin girişindeki, İbrahim Paşa'yı methettiği kasidesine bakarak da şiir yazmakta hüner sahibi olduğu söylenebilirse de kitabın sonuna koyduğu Hayâlî Bey'e ait gazelin takti'inde hataya düşmesi bu iddiayı zayıflatmaktadır. Bununla beraber aynı gazeli şerh edişini bakılırsa bu konuda yetkin olduğu söylenebilir.

Müellif muhtemelen II. Bayezid, Yavuz ve Kanunî dönemlerini yaşamıştır. Bu dönem Osmanlı Devleti'nin askerî, siyasi, ekonomik ve kültürel olarak en iyi durumda olduğu, devletin en geniş sınırlara ulaştığı ve Bâkî, Fuzûlî, Mimar Sinan, Sokollu Mehmed Paşa gibi sanat ve devlet adamlarının yetiştiği bir dönemdir.

1.2.    Müyessiretü'l-'Ulûm

Bilindiği kadarıyla Türkçe dil bilgisi veya Türkçenin öğretimiyle ilgili olarak yazılan ilk kitaplar Kâşgarlı Mahmud'un Divânü Lügâti 't-Türk ve kayıp olan Kitâbü Cevâhirü 'n-Nahv Fi Lügâti 't-Türk adlı eserleridir. Bu eserlerden sonra Türkiye Türkçesinin ilk dil bilgisi kitabı olarak karşımıza Müyessiretü'l- 'Ulûm çıkmaktadır. Müyessiretü'l-Ulûm 1530 (H. 937) yılında Bergamalı Kadrî tarafından yazılıp Kanuni Sultan Süleyman devrinin veziri İbrahim Paşa'ya sunulmuş bir dil bilgisi kitabıdır.

Karabacak (2002) eserin ilk defa 1911 yılında Bursalı Mehmed Tahir tarafından bulunduğunu fakat bu orijinal nüshanın kaybolduğunu ve bugün elde sadece Besim Atalay tarafından 1946'da tıpkıbasımı hazırlanan yayının (Atalay, 1946) mevcut olduğunu söylemektedir. Fakat yaptığımız tarama sonucu eserin, Almanya Millî Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonu'nda "Ms.or.oct.2056" numarayla kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.

Eser toplamı 184 sayfa (92 varak) uzunluğunda olup ilk bölüm 101, ikinci bölüm ise 83 sayfadan oluşmaktadır. İlk bölüm Zilkade 974 (Mayıs/Haziran 1567), ikinci bölüm ise 25 Rebiyülevvel 976 (17 Eylül 1568)'da istinsah edilmiştir. Yazı çeşidi talik kırmasıdır. Müstensih kaydı bulunmadığı için kim tarafından istinsah edildiği belli olmamakla beraber yazı karakterindeki farklılıklardan eserin iki ayrı kişi tarafından kopya edildiği söylenebilir.

 Müyessiretü'l-'Ulûm ilk defa Kâzım Nâmi (Duru) tarafından tanıtılmıştır (Kâzım Nâmi, 1912). Daha sonra Bursalı Mehmed Tahir'in, eserin yayımlanması gerektiği konusunda Türk Bilgi Derneği'ne verdiği rapor yayımlanmıştır (Bursalı Mehmed Tahir, 1914). Bu iki yazıda eserin çok değerli bir kaynak olduğu ifade edilmiş ve dil bilgisi yazımının 1800'lerden sonra değil 1500'lerde başladığı belirtilmiştir. Fuat Köprülü de eser hakkında bilgiler içeren bir makale yazmıştır (Köprülü, 1933). Gürer Gülsevin ise eser hakkında tanıtıcı bir yazı yayımlamış ve dikkat çekici dil bilgisi unsurları ile açıklamalarını göstermiştir (Gülsevin, 1993). TDV İslam Ansiklopedisi'nin "Bergamalı Kadrî" maddesinde eserle ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır (Bektaş, 1992). Eser hakkında yazılan bir başka yazı da Galip Güner'in eserdeki fiil çekimlerini günümüz Türkçesine göre özetlediği yazısıdır (Güner, 2003). Eserin tıpkıbasımı ve çeviri yazısı, terimler dizini ve sözlükle beraber Esra Karabacak tarafından yayımlanmıştır (Karabacak, 2002).

1.2.1. Eserin İçeriği

Bergamalı Kadrî kitabına Arapça besmele, hamdele ve salveleden sonra İbrahim Paşa için yazdığı kasidesiyle başlamıştır. Kasidenin sonunda ise yine Arapça bir dua cümlesi, Farsça bir beyit ve o beyitle İbrahim Paşa'yı kastettiğini belirten Arapça bir açıklama ile en sonda yine Farsça bir beyit ile dua cümlesi yer almaktadır. Bundan sonra kitabı yazma sebebini açıklayan Bergamalı Kadrî asıl amacının dua olduğunu ve bunu göstermek için de ilmini kullandığını belirtmiştir. Kitabın Türkçe yazılmasından maksadın insanlara faydalı olmak ve insanların diğer dilleri de öğrenirken kendi dilleriyle karşılaştırma yaparak daha kolay öğrenmelerini sağlamak şeklinde açıklamaktadır. Bu açıklama kitabın adının "İlimleri Kolaylaştıran" olmasıyla da uyumludur.

Kitabın ilk bölümü kelimenin tarifi, türleri ve örneklerini içermektedir. Bergamalı Kadrî kelimeleri 3 türe ayırarak incelemiştir. Bunlar isim, fiil ve harftir. İsim için er, avrat, Zeyd ve Amr kelimeleri, fiil için bil-fiili ve farklı kiplerdeki çekimleri, harf için ise üzre kelimesi örneklendirilmiştir. Bu bölümden sonra bütün fiil çekimlerinin birer örneği verilmiştir. Burada hemen göze çarpan husus Türkçe çekimlerin Arapça karşılıklarıyla ve açıklamalarıyla birlikte verilmesidir. Her ne kadar Bergamalı Kadrî bu konuda bir söz söylememişse de bu tercihin sebebini Divânü Lügâti 't-Türk'teki gibi Araplara Türkçe öğretme kaygısından çok Arapça dil bilgisi kitaplarının bir etkisi olarak görmek daha doğrudur. Bununla beraber bazı Türkçe kiplerin Arapça karşılığının olmaması da Bergamalı'nın Arapçadan ziyade Türkçeye yöneldiğinin ve Türkçeyi incelediğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...