Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Görev Odaklılık Üzerine Uygulamalı Bir Çalışma

         Bu çalışmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında daha çağdaş ve etkili uygulamalar yapılabilmesi için Avrupa Dilleri İçin Ortak Başvuru Metni içerisinde yer alan görev odaklılığın daha iyi tanınmasını ve uygulamaya dönük çalışmalara temel oluşturmasını sağlamaktır. Bu çerçevede görev odaklılık, kuramsal dayanaklarından, kavramsal ve uygulama boyutuna kadar çok çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Böylece görev odaklılığın yabancı dil olarak Türkçe öğretimi için daha anlaşılır olmasına çalışılmıştır ve bu çerçevede yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde temel düzeydeki (A1 A2) kullanıcılar için hazırlanmış basılı son ders kitabı olan Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe 1 ders kitabının başlangıç ve birinci alt ünitelerinde yer alan etkinliklerin görev kapsamında olup olmadıkları incelenmiştir. Araştırma bulguları 'görev' niteliği taşıyan çalışmaların yeterli düzeyde olmadığını göstermiştir. Bu nedenle bu ünitelerdeki konu başlıklarına bağlı kalınarak, kitabın hedef kitlesi olan temel kullanıcılara yönelik görev odaklılığa göre hazırlanmış öneriler sunulmuştur.

     Herakleitos (İ.Ö. 540-480), daha ilk çağda "...her şey akar....aynı nehire iki kere girmek mümkün değildir." ( Gaarder,1998: 44) diyerek değişimin sürekliliğini ve kaçınılmazlığını ortaya koymuştur. Her yeni günün, bir önceki günün bilgilerini eskiterek başladığı çağımızda değişim, o günlerden çok daha hızlı bir şekilde sürmektedir. Bu hızlı değişimin temel kaynakları olan bilim ve teknolojideki buluşlar ile siyasi, toplumsal, ekonomik alanlardaki gelişmeler artık mesafeleri daraltmış, uzakları yakına getirmiş, gerçek ya da sanal iletişimi etkinleştirmiştir. Böylece birey, kendine yabancı olanla daha sık karşılaşmaya başlamış ve ilişki kurma gereksinimi hissetmiştir. Bu gereksinimini gidermesi ise ancak ana dili dışında başka dilleri de kullanabilmesiyle mümkün olabileceğinden yabancı dil öğretimi son yıllarda ivme kazanmıştır. Yüzyılımızın başında dünya mirasını korumak ve uluslar arası anlayış ve hoşgörü sağlamak böylece daha sağlam siyasi ve ekonomik ilişkiler kurabilmek için 'çok dillilik' ve 'çok kültürlülük' kavramlarının gündeme gelmesi ise yabancı dil öğretiminde çeşitliliği sağlamayı öne çıkarmıştır. Dolayısıyla geçmişten bugüne hem coğrafi konumu hem de toplumsal ve kültürel yapısıyla doğuyla batı arasında bir köprü niteliğinde olan Türkiye'nin resmi dili olan Türkçenin yabancı dil olarak da öğretilmesi konusunda değişimlerin ve yeniliklerin uygulama süreçlerine aktarılması gerekliliği doğmuştur.

     Bu çerçevede yabancı dil öğretimi alanında güncel yönelimlerden biri olan görev odaklı dil öğretiminin Türkiye'de henüz sınırlı kurumlar ve olanaklar dâhilinde gerçekleştirilen yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanı içerisinde de yerini alması gerektiği düşünülmüştür. İşte bu nedenle ilk bölümde görev odaklı dil öğretiminin, hangi gerekçeyle, hangi ihtiyacı cevaplamak için ve hangi kuram ve görüşlere dayanarak, doğduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde 'görev' kavramının Türkçemiz ve eğitimbilim alanımız için anlaşılır olması için kavram tüm yönleriyle ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise görev odaklı dil öğretiminin uygulamaya yönelik çalışmalara ışık tutabilmesi için öğrenme sürecinde kullanılabilecek modeller ve görev türleri tartışılmıştır. Son olarak ise Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe 1 ders kitabı, görev odaklı bir bakış açısıyla incelenmiş ve görev odaklılığı örnekleyecek önerilerde bulunulmuştur.

       Çalışmanın, bu şekilde gerçeğe dönüşmesinde katkıda bulunanlar arasında öncelikle beni her aşamada soru ve önerileriyle yönlendiren, destekleyen ve yüreklendiren danışmanım sayın Yrd. Doç. Dr. Binnur Erişkon Cangil'e içtenlikle teşekkürlerimi sunarım.

      Yabancı dil öğretimine eleştirel ve sorgulayan bir gözle bakmamı sağlayan ve güler yüzlülükleriyle her zaman içimi ısıtan değerli hocalarım Prof. Dr. Tülin Polat'a ve Prof. Dr. Nilüfer Tapan'a; anadil farkındalığımın gelişmesinde katkıda bulunan sayın hocalarım Prof. Dr. Mustafa Özkan'a ve Doç. Dr. Yıldız Kocasavaş'a çok teşekkür ederim. Ayrıca yönlendirmeleriyle bu çalışmanın şekil almasını yardımcı olan çok değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Dilek İnal'a ve çalışmamı benimle birlikte tartışan, bilimsel dili kullanma konusunda beni yönlendiren, sayın Yrd. Doç. Dr. Birsen Sayınsoy'a içtenlikle teşekkürü bir borç bilirim.

      Çalışmaya başladığım ilk günden bugüne her konuda sorularımı sabırla yanıtlayan ve bana yeni sorular sorarak kendimi ve çalışmamı sorgulamamı sağlayan, varlığıyla bana güven veren sevgili Nagihan Güneş'e, soğuk bir kış Pazarında bu çalışmanın ilk cümlesini yazma konusunda beni yüreklendirerek bu noktaya gelmemde çok büyük etkisi olan ve tüm süreci birlikte paylaştığım sevgili Duygu Yeniay'a; özellikle kaynak bulma konusunda bana yardımcı olan sevgili Elif Aliş'e ve manevi açıdan beni destekleyen tüm dostlarıma sonsuz teşekkür ederim. Ayrıca Siyavuşpaşa İlköğretim Okulu idarecilerine anlayışları ve destekleri için minnettar olduğumu da belirtmek isterim.

      Son olarak ise yazım ve noktalama konularındaki desteği için teyzem Kadriye Müftüoğlu'na, bu dünyada bana en çok inanan ve güvenen kişi olduğu için babam Yaşar Akbal'a, eksik kalmış hayallerini benimle tamamladığı için benimle gurur duymaktan hiç vazgeçmeyen annem Asiye Akbal'a ve hayatının sınavını verdiği bir dönemde tezimin her noktası okuyan, beni eleştiren, sorgulayan, yüreklendiren ve tüm sürecin en yakın tanığı olan kardeşim Ayşegül Akbal'a yürekten teşekkür ederim.

       Kaşgarlı Mahmud'un asırlar önce Türkçe için söylediği bu söz, yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğini yaşadığımız bu günlerde geçmişte olduğundan daha önemli bir anlam içermektedir. Çünkü geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyanın siyasi, toplumsal, ekonomik açılardan büyük ölçüde değişmesi; bilimsel ve teknolojik açılardan hızla gelişmesi ve özellikle 'çokluk içinde birlik' olarak tanımlanan Avrupa Birliği'nin yeni dil politikaları sonucunda Türkçe, dünya üzerinde yabancı dil olarak öncekinden daha önemli bir boyut kazanmıştır. Dolayısıyla Türkçenin anadil olarak öğretimi ve aktarımı kadar yabancı dil olarak öğretimi de üzerinde durulması gereken bir konu olmuştur. Bu bağlamda yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin, dünya genelinde yabancı dil öğretiminde meydana gelen gelişmeleri, yeni yönelimleri yansıtacak, farklı kültür, yaş ve meslek grubuna ait bireylerin Türkçe öğrenme gereksinimlerini belirleyip gidermeye yönelik düzenlemeler içerecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekliliği doğmuştur. Bu nedenle yabancı dil öğretimi ile ilgili son yönelimlerden biri olan görev odaklı dil öğretimi de yabancı dil olarak Türkçe öğretimi uygulamaları ve ders kitapları içerisinde yerini almalıdır. İşte bu çalışmanın amacı da görev odaklı dil öğretiminin yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanındaki uygulamalara dayanak oluşturabilmesine ışık tutmaktır.

     Görev odaklı dil öğretiminin yabancı dil olarak Türkçe öğretimiyle ilgili uygulamaların içerinde yer alabilmesi için ise öncelikle, bu yönelimin çeşitli yönleriyle tanıtılması gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk üç bölümü bu amacı gerçekleştirmeye ayrılacaktır.

     Çalışmanın birinci bölümünde yabancı dil öğretiminde görev odaklılık başlığı altında, öncelikle dil, yabancı dil ve yabancı dil öğretimi kavramları üzerinde durulacak, böylelikle yabancı dil öğretimi gereksiniminin nasıl oluştuğu ve bu gereksinimin zamanla nasıl arttığı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Daha sonra görev odaklı dil öğretimi dâhil, son yıllarda gündemde olan birçok öğretim yönteminin dayanağı olan iletişimsel yaklaşımdan ve görev odaklı dil öğretiminin, bu yaklaşım içinde hangi gerekçeyle doğduğundan söz edilecektir. Bununla birlikte görev odaklı dil öğretiminin daha anlaşılır olmasını sağlamak için ilgili olduğu dilbilim, ruhbilim ve toplumbilim alanlarındaki kuramsal dayanaklar ayrıntılı bir biçimde ele alınacaktır. Bu bağlamda öncelikle dil öğretiminin doğrusal bir düzlemde gerçekleşemeyeceğine dayalı dil görüşünden ve ardından yabancı dil öğretiminde anlaşılır/algılanabilir girdilerin önemini vurgulayan girdi varsayımından ve bu varsayımı içeren düzeltili modem kuramından söz edilecektir. Daha sonra sırasıyla yabancı dil öğretiminin etkili bir şekilde gerçekleşebilmesi için öğrenme sürecinde etkileşimin temel koşul olduğunu ortaya koyan etkileşim varsayımı ve yabancı dil öğretimi sürecinde her aşamada dil üretimini gerçekleştirmeye yönelik çalışmaların yapılmasını öne süren üretim varsayımı ele alınacaktır. Yabancı dil öğretimiyle ilgili bu görüş, kuram ve varsayımların yanı sıra, genel öğrenme yaklaşımlarına yön veren iki önemli kuram olan Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı ve Vygotsky'nin sosyo­kültürel kuramının üzerinde durulacaktır. Tüm bu görüş, varsayım ve kuramlara dayanarak görev odaklı dil öğretiminin temel ilkeleri ortaya konulmaya çalışılacaktır. Son olarak ise eğitimbilim alanında görev odaklı dil öğretiminin yerinin irdelenmesiyle birinci bölüm sona erecektir.

      Çalışmanın ikinci bölümünde görev odaklı dil öğretiminin ana öğesi olan 'görev'ler tanımlanacak ve görevleri oluşturan unsurlar ortaya konulacaktır. Bu çerçevede Türkçe için hali hazırda yeni bir kavram olan görev sözcüğünün öncelikle İngilizce tanımından ve bu tanımın Türkçe karşılıklarından yola çıkarak günlük hayattaki anlamı tartışılacaktır. Daha sonra 1985 yılından bugüne, görev kavramının eğitim bilim alanında yapılan çok çeşitli tanımlarına yer verilecek, genel öğrenme anlayışlarındaki gelişmelerin görev tanımlamalarının kapsamını ve boyutunu ne denli etkilediği belirlenecektir. Kavramı daha anlaşılır kılmak için ise 'görev'lerin 'alıştırma' ve 'etkinlik' gibi diğer eğitsel çalışmalardan hangi açılardan farklı olduğu belirtilecektir. Görevi oluşturan unsurların ayrıntılı bir şekilde ele alınmasıyla ise görev kavramının Türkçe için daha bilindik hale gelmesine çalışılacaktır.

       Çalışmanın üçüncü bölümünde ise görev odaklı dil öğretiminin özellikle uygulama boyutuna ışık tutmak amacıyla ders sürecinde hangi aşamaların izleneceğini ortaya koyan görev odaklı dil öğretim modelleri üzerinde durulacaktır. Burada üç temel model genel özellikleriyle tanıtılıp incelenecek ve bu modellerin, görev odaklı dil öğretiminin uygulama boyutu için sistemli ve anlaşılır bir çerçeve ortaya koyduğu gösterilmeye çalışılacaktır. Yine üçüncü bölümde, görev odaklı dil öğretim modellerine göre düzenlenen öğrenme süreçlerinde kullanılabilecek görev türleri bilişsel ve etkileşimsel açıdan sınıflandırmalar altında örnekleriyle birlikte ele alınacaktır.

      Çalışmanın dördüncü bölümünde ilk olarak yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin son yıllardaki durumundan yola çıkılarak bu alanda çeşitli çalışmalar yapan TÖMER'in hazırladığı 'Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Öğretim Serisi' tanıtılacaktır. Bunları izleyen aşamalarda öncelikle 'Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe 1' ders kitabının genel özellikleri ortaya konulmaya çalışılacaktır. Sonra, kitabın 'Alfabe ve Sayılar' başlıklı giriş niteliğindeki ünitesi ve 'Merhaba' başlıklı birinci ünitesinin 'Tanışma' başlıklı alt ünitesi içerisinde yer alan çalışmalar görev odaklı bir bakış açısıyla incelenecektir. Bu bağlamda aşağıdaki soruların yanıtları aranacaktır:

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...