Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Sözcük Öğretimi Üzerine Bir Değerlendirme

 Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, son yıllarda büyük bir önem kazanmıştır. Türkçenin yabancılara öğretimi genel olarak temel, orta ve üst olmak üzere üç düzeyde gerçekleşmektedir. Dünyada dil öğretim sistemlerinin, dil becerilerinin ortak bir noktada birleşmesini ve bireylerin öğrendikleri dili iletişim kurmada kullanabilmelerini sağlamak amacıyla geliştirilen Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metninde de aynı sınıflama yapılmıştır. Metinde temel dil becerilerinin (okuma, konuşma, yazma, dinleme) her bir düzeydeki kazanımlarına yer verilmiştir. Avrupa genelinde ortak ölçüt sağlamak için A (temel), B (orta) ve C (üst) olmak üzere üç ana yeterlilik düzeyi belirlenmiştir. Yabancılara Türkçe öğretilirken belirtilen düzeylerde bireylerin dil becerilerini geliştirebilmeleri için bu sınıflama takip edilmektedir. Türkçe öğrenen bireylerin bütün dil becerilerini etkin bir şekilde kullanması ve sağlıklı bir şekilde iletişim kurması ancak etkin bir sözcük öğretimiyle mümkün olacaktır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde; ders kitaplarından, yardımcı kitaplardan ve diğer teknolojik materyallerden faydalanılmaktadır. Bu çalışmada, Türkçenin yabancılara öğretiminde sözcük öğretiminin rolü, sözcük öğretiminde nasıl bir yöntem kullanılması gerektiği ve ne tür materyallerden faydalanılması gerektiğini belirleyebilmek amaçlanmıştır.

1. Giriş

       Günümüzde insanların birbirleriyle iletişim kurma ihtiyaçları hızla artmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte iletişim kurulacak alanlar da genişlemektedir. Bunun için toplumu oluşturan bireylerin sağlıklı iletişim kurmalarını sağlayacak gerekli dil becerilerini kazanmış olması gerekmektedir.

Bireylerin sağlıklı bir iletişim süreci içinde olmaları için duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmeleri, okuduklarını ve duyduklarını doğru anlayabilmeleri, konuştuklarının ve yazdıklarının açık bir şekilde anlaşılabilir olması gerekmektedir. Ayrıca insanların daha geniş bir iletişim içinde bulunmaları için sadece kendi dillerini bilmeleri yetmemektedir. İnsanların kendi dilleri dışında yabancı dilleri de öğrenmeleri, bu iletişimin daha geniş bir ağa ulaşması için son derece önemlidir. Barın (1992:6), insanların yabancı dil öğrenme sebeplerini iyi bir eğitim almak, dil politikasındaki evrensellik, değişik kültürleri tanımak, göçler, ticaret ve turizm başlıkları altında sınıflandırmıştır. Son yıllarda Türkçeye olan ilginin giderek artmasının bir sonucu olarak Türkçe de Türkiye'de ve dünyada yabancılar tarafından farklı amaçlarla öğrenilmektedir. Dolunay (2005: 267), çalışmasında Türkiye'de ve dünyada Türkçe öğreten merkezleri ve internet sitelerini belirlemiştir. Bu çalışmaya göre 57 ülkede 223 Türkçe öğretim merkezi bulunmaktadır. Bu durum Türkçenin yabancılara öğretiminin yalnız Türkiye'de değil, Türkiye dışında birçok ülkede de büyük bir hızla ilerlediğinin bir göstergesidir.

Bu gelişmelere paralel olarak Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi, önemle üzerinde durulması gereken bir konu hâline gelirken, Türkiye'deki ve dünyadaki Türkçe öğretim merkezlerinde çalışanların ve Türkçe öğrenenlerin eğitimi için çalışmalar yapmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Dünyada dil öğretim sistemlerinin, dil becerilerinin ortak bir noktada birleşmesi ve bireylerin öğrendikleri dili iletişim kurmada kullanabilmelerini sağlamak amacıyla; Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (The Common European Framework of Reference for Languages) geliştirilmiştir. Başvuru metni, yabancı dil öğrenenlerin öğrenme sürecinde gerçekleştireceği ilerlemeyi ve öğrenmenin her aşamasında yaşam boyu öğrenme temeliyle ölçülmesini sağlayan dil yeterlilik düzeylerini de tanımlamaktadır (CEF, 2001: 1).

        Genel olarak yabancı dil öğretiminde dil düzeylerinin temel, orta, yüksek olmak üzere üç ana seviyeden oluştuğunu söylemek mümkündür. Ortak Başvuru Metni'nde de aynı sınıflama yapılmıştır. Belirlenen bu düzeyler, tüm Avrupa dillerinde ortak bir nokta oluşturmak için A, B, C olmak üzere üç ana bölüme ayrılmış; ancak her düzey de kendi içinde alt düzeylere bölünmüştür. Ayrıca her düzeyde bireylerin bütün dil becerilerinde elde etmesi gereken kazanımlar ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. Avrupa Konseyi bu çalışmayla, bireylerin öğrendikleri dildeki okuma, yazma, konuşma ve dinleme yeterliliklerini, belirlenen bu standartlara göre değerlendirmeyi planlamıştır. Yapılan tanımlamalar sayesinde dil öğrenen bireyler, öğrenim sürecinin neresinde olduklarını, hedeflerine ulaşmak için neleri öğrenmeleri gerektiğini belirleyebilirler. Bununla beraber bu tanımlamalar sayesinde dil öğreticileri de hedeflerine ulaşıp ulaşamadıklarını belirleyebilir ve neleri nasıl öğreteceklerinin planlamasını yapabilirler. Tablo 1'de belirlenen genel dil düzeylerinin tanımlamalarına yer verilmiştir.

Tablo 1: Genel Dil Düzeyleri

İleri Düzey Kullanıcı

C2

Okuduğu ve duyduğu hemen hemen her şeyi kolayca anlayabilir. Farklı yazılı ve sözlü kaynaklardan edindiği bilgileri tutarlı bir biçimde özetleyerek yeniden oluşturabilir. Kendini son derece akıcı ve kesin olarak ifade edebilir ve karmaşık konularla bağlantılı ince ayrıntıları fark edebilir.

 

C1

Uzun ve karmaşık metinleri anlayabilir ve örtük anlamları kavrayabilir. Kendini sözcüklerini çok fazla aramadan doğal ve akıcı bir biçimde ifade edebilir. Sosyal, akademik ve mesleki amaçlar için esnek ve etkili bir dil kullanabilir. Karmaşık konularda iyi yapılandırılmış, anlaşılır, ayrıntılı metinler üretebilir.

Ara Düzey Kullanıcı

B2

Kendi uzmanlık alanındaki teknik tartışmalar dâhil somut ve soyut konulardaki karmaşık metinlerin ana fikrini anlayabilir. Her iki taraf için de zorlanmadan ana dil konuşucusuyla akıcı bir ölçüde ve rahatlıkla iletişim kurar. Geniş bir konuda açık ve detaylı bir metin üretebilir, güncel bir konuya ilişkin görüş bildirebilir ve çeşitli olasılıkların olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya koyarak bir konu hakkındaki görüşlerini açıklayabilir.

 

B1

Açık ve standart bir dil kullanıldığında iş, okul, eğlence, vb. gibi bildik şeyler hakkındaki ana konuları anlayabilir. Dilin konuşulduğu ülkede seyahat ederken ortaya çıkabilecek sorunların üstesinden gelebilir. Bildik ya da ilgi alanına giren konularla bağlantılı metin üretebilir. Tecrübelerini, olayları, hayallerini, umutlarını ve hedeflerini anlatabilir, görüşlerinin ve planlarının sebeplerini kısaca açıklayabilir.

Temel Düzey Kullanıcı

A2

Sık kullanılan ifadeleri ve kendini ilgilendiren yakın konularla ilgili (en temel kişisel ve ailevi bilgiler, alış veriş, yakın çevre, iş) cümleleri anlayabilir. Bilinen ve rutin konularda basit ve doğrudan bilgi alış verişi gerektiren iletişim kurabilir.

Kendi geçmişini, yakın çevresini ve acil ihtiyaçlarını basit ifadelerle tanımlayabilir.

 

A1

Bil inen günlük ifadeleri ve somut ihtiyaçları karşılamaya yönelik çok temel kalıpları anlayabilir ve kullanabilir. Kendini veya başkasını tanıtabilir ve kişisel detaylar, yaşadığı yer, sahip olduğu şeyler vb. konular hakkında sorular sorabilir ve cevaplayabilir. Kendisiyle konuşan kişi yavaş, anlaşılır ve kendisine yardımcı olacak biçimde konuşuyorsa basit bir şekilde iletişim kurabilir.

Tablo 1'de görüldüğü gibi genel olarak dil düzeyleri altı basamak hâlinde belirlenmiş ve düzeylere ait tanımlamalara yer verilmiştir. Dil öğrenecek bireylerin hangi aşamada hangi becerilere sahip olması gerektiği açıklanmıştır. Ortak Başvuru Metni'nde bu düzeylerin ülkelere göre belirlenmesinde farklılıklar olabileceği, belirtilen bu sınıflamaya bağlı kalınmaması gerektiği vurgulanmaktadır.


2. Yabancılara Türkçe Öğretiminde Sözcük Öğretiminin Yeri

Sözcük, dilin örgüsünü oluşturması açısından söz varlığının önemli bir ögesidir. Sözcüğün değişik kaynaklarda farklı tanımları yapılmaktadır. Konuya açıklık getirmesi açısından bu tanımlardan bazılarına yer vermekte fayda vardır.

Türkçe Sözlük'te, "Anlamlı ses veya ses birliği, söz, kelime" (tdk.gov.tr) olarak tanımlanan sözcük, Kantemir (1997: 178)'e göre anlam taşıyan ve cümlenin kurulmasında etken rol oynayan ses ya da sesler topluluğudur. Sözcük; anlamı olan ya da tümce kuruluşuna yarayan anlatım aracı (Gencan, 2001: 78), manası veya gramer vazifesi bulunan ve tek başına kullanılan ses veya sesler topluluğu (Ergin, 2002:95), anlamı ya da cümlede bir dilbilgisi görevi bulunan bir ya da birkaç heceli ses işaretidir (Ediskun, 1999:87).

Bir ya da birden çok ses biriminin oluşturduğu, yazıda iki boşluk arasında yer alan, çoğu kez anlamsal bir birim oluşturan, söylemde belli bir biçimsel birlik sunan, çeşitli dizimsel kullanımlarında biçim olarak hiç değişmeyen ya da bir bölümüyle değişim gösteren ses ya da sesler öbeği (Vardar, 1998: 190) olan sözcük ile kavram arasında sıkı bir ilişki vardır. Kavramlar genel bir tanımlamayla çevredeki nesne, olay ya da durumlara ait kişisel gözlem ve deneyimlere dayanan, tasarımların bilişsel bir soyutlamayla dile dönüşen yönüdür ve bir dilin sözvarlığı temel alındığında "bir sözlükte madde başı olarak yer alan sözcükler" biçiminde tanımlanabilmektedir (Aksan, 1998:41). Her kavramın dil dizgesi içinde bir göstereni, ses imgesi bulunmaktadır. Bu ses imgesi, kavramın o dil ile somuta dökülmüş biçimini oluşturmaktadır. Kavram ve göstereni ayrı olarak betimlemek olası değildir. Kavramlar ancak somut bir biçimde sözcükle gösterildiklerinde ayrı ve açık seçik bir birim biçimine dönüşmektedir. İnsanın düşünce boyutunda olan kavramlar ağından seçilen kavramların ses imgeleri, insanın edindiği dilin işleyiş kuralları aracılığıyla söze dökülmektedir (Ergenç, 2002:129). Böylece sözcük, söylendiğinde onu karşılayan kavram akla gelir. Bunların oluşması için de nesnenin beyinde tasavvurunun bulunması ve bunu ifade eden bir sözün olması gerekir (Alperen, 2001: 39).

Bireyin etkin bir şekilde kullandığı veya etkin bir şekilde kullanmasa da bildiği sözcüklerin tümü onun sözcük dağarcığını oluşturur. Sözcük dağarcığı, bireyin öğrenme yaşantısı sonucunda bellekte depolanan birikimi ifade etmektedir (Güleryüz 2002: 13) ve bireyin sahip olduğu kelime sayısı, onun anlama ve anlatma yeteneğini etkiler. Bu nedenle kelime öğretiminin, dil eğitiminde ayrı bir yeri olduğu söylenebilir (Özbay ve Melanlıoğlu, 2008: 49). Sözcük dağarcığının genişliği, kişiye konuşma akıcılığı ve kolaylığı sağlar. Aynı zamanda bireyin diğer dil becerilerinin gelişimini de etkiler. "Dört temel dil becerisi olan okuma, yazma, konuşma ve dinlemenin bireye kazandırılması, bireyin bu becerileri aktif olarak kullanılabilmesi, edinilmiş sözcük dağarcığı ile yakından ilişkilidir" (Karatay, 2004:21). Çünkü sözcük dağarcığının, insanların söylenenleri anlamasında ve duygularını, düşüncelerini anlatmasında önemli bir işlevi vardır. Bunun için sözcük öğretimi, öğrencilerin dört temel beceriyi tam ve eksiksiz olarak kullanabilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır.

Bireyin okuduklarını anlaması, gördüklerini anlatması sözcüklerle gerçekleşir. Sözcük dağarcığı geniş olan bireyler, duygu ve düşüncelerini daha kolay ve anlaşılır ifade edecektir. Sözcüklerin tam anlamıyla öğrenilmesi ve kullanılması, ancak sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasıyla mümkün olacaktır. Sözcükler, anlamın küçük parçaları olduğundan onları sözlükteki anlamları ile öğrenmek yerine cümle içindeki anlamlarıyla öğretmek daha faydalı olacaktır (Karatay, 2004: 23). Böylece bireyler sözcüğün sadece temel anlamını değil, farklı kullanımlarındaki anlamlarını da kavramış olacaktır. Bu da onların hedef dildeki iletişim sürecine olumlu katkı sağlayacaktır.

Kelimelerin açıklanmasında, sözcüğün bildirdiği varlığın gösterilmesi, resmiyle tanıtılması, hareketinin yapılması, eş veya zıt anlamının verilmesi gibi yöntemler uygulanabilir (Göğüş, 1968: 19). Bir sözcüğü tam olarak bilmek, onu bütün anlamlarıyla tanımak demektir. Bir sözcüğü bilmek demek, yalnızca metindeki anlamını bilmek demek değildir. Sözcüğü bilmenin yolu, onun her yönüyle öğrenilmesinden geçer. Yani sözcüğün gerçek, mecaz, yan, eş ve zıt anlamlarını bilmek gerekir. "İnsan, sözcüğün anlamsal ağ bağlantılarını kurarak somut ve soyut kavramlarla ilişkisini daha kolay sezebilecektir." (Alperen, 1990: 145). Böylelikle bireylerin anlama ve anlamlandırma becerileri de gelişmiş olacaktır.

Sözcük öğretimi de öğretim etkinlikleri içerisinde bir araç olmakla birlikte dil öğretiminde oldukça fazla zaman almaktadır. "Kelime öğretiminde düzey, ilgi ve ihtiyaçlar göz önüne alındığında kelime öğretim yolları çeşitlilik gösterebilir." (Özbay ve Melanlıoğlu, 2008:50). Dil öğretimine ve bunun içerisinde sözcük öğretimine uygun yöntem ve tekniklerin belirlenmesi için sözcük öğretiminde hedefler iyi belirlenmeli ve bu hedefler doğrultusunda eğitim yapılmalıdır. "Temel söz varlığının kitaplarda verilmesi, kullanım derecesine göre kelimelere öncelik tanınması, her şeyden önce, öğretmenin yalnız kitaba bağlı olmaması, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun olarak kelime seçimine dikkat etmesi gerekir"( Barın, 1992: 86). Ancak bu şekilde etkili ve iletişime yönelik bir sözcük öğretimi gerçekleşmiş olur.

Sözcük öğretiminin doğru ve uygun tekniklerle yapılması, bireyin yeni öğrendiği sözcükleri dilin bütün kullanım alanlarında yerinde kullanmasını sağlayacaktır. "Kelime öğretiminin sağlıklı yapılabilmesi, öğrencinin hem anlama hem de anlatma etkinliklerinde oldukça önemli bir yer tutar. Yabancı dil öğretiminde hizmet veren bir öğretmenin en temel görevi; bir konuyu, yapıyı veya kelimeyi en kısa sürede ve en kalıcı biçimde öğrencilerine aktarmasıdır" (Benhür, 2002: 120). Dil öğretiminde önemli bir yer tutan sözcük öğretiminin nasıl olması gerektiği ile ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Öğrencilerin yabancı dil bilgisi düzeyleri, ilgileri ve gereksinmeleri farklı olduğundan sınıf içi etkinliklerde sözcük öğretimine yönelik pek çok farklı tekniklere yer verilebilir. Benhür, (2002:120) ve Demirel, (2004: 107-108) bu tekniklerden birkaçını aşağıdaki gibi sıralamaktadır:

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...