Kaşgarlı Mahmut 'un Türkçe Öğretim Yöntemi

         Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügâti't-Türk adlı eserini, Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazar. Kendi ifadesine göre, eserine her Türk­çe kelimeyi almaz. Sadece o gün için kullanılan kelimeleri alır. Bunu da eserinin daha kullanışlı olmasını istediği için yaptığını söyler. O, Türkçe-Arapça bir sözlük olan eserinde açıklamaları, hedef kitlesinin diliyle, Arapça yapar. Kelimeleri gerek gördüğünde cümle içinde kullanır. İçinde bu kelimelerin geçtiği atasözlerine yer verir. Kelimeleri cümle içinde kul­lanılırken gelişigüzel hareket etmez. Bunların günlük hayatta kullanım sıklığı yüksek olan şeklini tercih eder. Dil öğretiminde amacın kültürün aktarılması ve dolayısıyla yaygınlaştırılması olduğu düşünülürse, Kaşgarlı Mahmut'un söz konusu eserinde uyguladığı Türkçe öğretim yöntemiyle, Türk kültürü adına bunu başarıyla yerine getirdiği rahatlıkla söylenebilir.

Giriş

      Divanü Lügâti't-Türk, Kâşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türk­çe öğretmek amacıyla yazılan Türkçe-Arapça bir sözlüktür. Eserin Arap­ça adının Türkçe karşılığı "Türk Dilleri Lügâti"dir. Eserin adında yer alan çokluk şeklindeki "lügât" kelimesi dönemin Türk topluluklarının diya­lektlerini ifade eder (Ercilasun 2004: 319; Eker 2006: 191).

Kaşgarlı Mahmut'un hazırladığı Türkçe-Arapça sözlüğe neden sa­dece Türk dili lügati değil de, Türk dilleri lügati anlamında "Divanü Lü-gâti' t-Türk" adını vermiştir? Bu soruya cevap vermeden önce eserin ya­zıldığı dil olan Arapçada sözlüklerin nasıl bir yöntemle hazırlandığına bakmak gerekir:

"Her dilde olduğu gibi, Arapçada da birçok lehçe vardır ki, bu leh­çelerde birçok değişik kelimeler mevcuttur. Bir kabilenin kelimeleri diğer bir kabile için anlaşılır bir durumda değildi. Meselâ; bir hadis-i şerif var­dır: Sahih-i Buhâri' de geçtiğini zannediyorum. "Ebu Hureyre diyor ki: Bir gün Hz. Peygamber benden kendisi için bir bıçak bulmamı istedi. Bunun için Hz. Peygamber öyle bir kelime kullandı ki, Ebu Hureyre bunu anlayamadı ve Hz. Peygamberin ne dediğini sordu: Hz. Peygamber tekrar ederek, bu sefer daha başka kelime kullandı. Bunun üzerine Ebu Hureyre anladı. Hz. Ebu Hureyre, "Hayatımda ilk defa bu kelimenin bıçak mana­sına geldiğini duydum." dedi. Şu halde Arap lisan ilmi başlayınca, lügat toplayanlar, lehçeler arasında bir fark gözetmediler. Arabistan'daki bütün lehçelerin kelimelerini topladılar ve Mekke lehçesi yani Kureyş lehçesi ile yetinmediler, bilakis bütün Arap kabilelerinin lehçelerini aldılar. Neti­ce olarak, bu lügat toplayıcılar öyle müteradif kelimeler aldılar ki, bunlar ancak bazı bölgelerde biliniyordu. Bu metotta birçok faydalar (avantajlar) vardı. Arap lügatlerine bütün lehçeler alındığı için her kabile "Benim lehçem de Arapçadır" deyip memnun oluyordu. Bu psikolojik bir mesele idi. Fakat bunda ilmi bir fayda da vardı. Araplar, yabancı dillerden ter­cüme yapmaya başlayınca küçük nüanslar için müteradif kelimelere ihti­yaç oldu. İşte, bu kelimeler koleksiyonu, müteradif kelimeleriyle, Arap-larda ilmî ıstılahlarda hizmet etti." (Hamidullah 1884: 16-17)

Kaşgarlı Mahmut da eserini yazarken başlangıçta yukarıda çalışma şekilleri açıklanan Arap dilcileri gibi hareket etmiştir. Bu maksatla bütün Türk lehçelerindeki kelimeleri kullanımda olup olmadıklarına bakmaksı­zın derleyip sözlüğün malzemesini bunlardan oluşturmayı düşünmüştür.


    Bunu "Türk dili ile Arap dilinin atbaşı beraber yürüdükleri bilinsin diye" yapmak istemiştir (Atalay 1998: 6). Yalnız daha sonra bu düşüncesinden vazgeçmiştir. Çünkü kitap yazmaktaki amacı değişmiştir. Artık Türkçe-Türkçe tek dilli bir sözlük yazıp Türkçenin Arapça kadar zengin bir oldu­ğunu göstermekten ziyade Türkçe-Arapça iki dilli bir sözlük bir sözlük yazıp Araplara Türkçeyi öğretmeyi amaçlamaktadır:

"Aslında kitabı, Halîl'in Kitâbu'l-ayn'da sunduğu çerçeve üzerine inşa etmeye, böylece Türk lehçelerinin yarıştaki iki atın birbirine ayak uydurduğu gibi Arapçaya ayak uydurduğunu gösterme gayreti içinde hem kullanımda olan hem de artık rastlanmayan kelimeleri birlikte anmaya niyet ettim. Bu tertip çok daha etraflı olabilirdi. Bununla birlikte şimdiki yapı, sözcüklere ulaşmayı daha kolay kıldığı için amacına daha çok yak­laşıyor ve insanlar daha çok bunu tercih ediyor. Dolayısıyla yalnızca kul­lanımda olan kelimeleri kâğıda döktüm ve vecizlik sağlama amacıyla eski kelimeleri göz ardı ettim." (Kâşgarlı Mahmûd 2005: 12)

Görüldüğü gibi, Kaşgarlı Mahmut'un esas itibariyle bir tek amacı vardır. O da Araplara Türkçeyi öğretmektir. "Türk dilleri üzerinde derin bir bilgiye sahip olarak Bağdat'a gelen Kâşgarlı Mahmut, orada Arap sözlüklerinin yazılmasında uygulanan zamanın metodlarını öğrenmiş ve araştırmaları sırasında da "Divanü Lûgati't-Türk"ü yazma düşüncesi doğmuştur. Kâşgarlı Mahmut aslında eserini Türk dilleri ile ilişki kurmuş Arap aydınları için bir dil kitabı olarak hazırlamıştır." (Hazai 1972: 421)

Türkçe Öğretim Yöntemi

Sözlükte Türkçe Arap alfabesiyle yazıya geçirildiği için ayrı bir Türk alfabesi öğretilmeye çalışılmamıştır. Ancak bütün Türklerin kullan­dığı ayrı bir alfabenin varlığından söz edilmiştir. Bugün Uygur alfabesi olarak bilinen bu alfabesinin kullanımı konusunda da, "Kadim zamanlar­dan ahir zamanlara, Kâşgar'dan Yukarı Çin'e dek Türk ülkesinin dört yanında Hakanlar ve Sultanlar fermanları ve mektuplarında bu yazıyı kullanmışlardır." (Kâşgarlı Mahmûd 2005: 15) açıklaması yapılmıştır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...