Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Bir Sorun Olarak Ünsüz Yumuşaması Kuralı

             Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi son yıllarda ivme kazanmış bir alan olarak Türkçenin bugün içinde bulunduğu durum açısından önemli ipuçları vermektedir. Biz ana dili olarak Türkçe konuşanlarının, özel bir çaba göstermememiz durumunda, kolay kolay fark edemeyeceğimiz birçok özellik Türkçeyi bir yabancıya anlatmaya çalıştığımız zaman daha kolay görülüp anlaşılmaktadır. Türkçenin gerçekten hayranlık uyandıran tutarlı yapısının yanı sıra, başta yabancı sözcük girişi olmak üzere değişik nedenlerle bozulmuş veya bozulmakta olan birçok yanını ve yabancı dillerle arasındaki temel farklılıkları da yabancı dil olarak öğretirken belirlemek mümkündür.

             Türkçeyi yabancı dil olarak öğretenlerin dilbilgisi öğretiminde karşılaştığı sorunlar arasında, Belirtme Durumu Ekinin nerelerde kullanılacağı veya kullanılmayacağı, Ettirgenlik/ Oldurganlık (Geçişlilik, geçişsizlik) ayrımı ve bunun öğrencilerin anlayabileceği bir biçimde anlatılması ve bazı dilbilgisi ulamlarına ilişkin "kural dışılıkların çokluğu" gibi sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunlardan biri de bazı sözcüklerin son seslerindeki ünsüzlerin yumuşaması ilkesine dayanan "ünsüz yumuşaması" kuralıdır. Bu çalışmada "ünsüz yumuşaması" kuralının öğretiminde karşılaşılan güçlüklerin aşılmasına yönelik bir araştırmanın verileri sunulmaya çalışılacaktır.

 Ketçap ya da Ünsüz Yumuşaması Kuralı

M. Ergin'in "sedalılaşma ve yumuşama", T. Banguoğlu'nun "içseste ünlüleşme" olarak adlandırdığı, bizim "ünsüz yumuşaması" adını verdiğimiz, Türkçenin baştan sona bütün dilbilgisi yapılarında karşılaşılan kural öğrencilerin aklında daha iyi kalması bakımından "ketçap" biçiminde formülleştirilmektedir. "Ketçap" sözcüğündeki "e ve a" ünlüleri silindiğinde geriye kalan "k, ç, t ve p" ünsüzleri iki ünlü arasında yumuşamaktadırlar.

Seslerin dönüşümüne dayanan kurala göre, iki ünlü arasında yer alan veya kendilerinden sonra ünsüz gelen p, ç, t, k ünsüzleri b, c, d, ğ ve zaman zaman da g'ye dönüşür. Örneğin "Benim uçağım, çorabım, kilidim ve ilacım var." tümcesindeki uçak sözcüğün son sesi -k, -ğ'ye; çorap sözcüğünün son sesi p, b'ye; kilit sözcüğünün son sesi t, d'ye; ilaç sözcüğünün sonundaki ç, c'ye dönüşmüştür. M. Ergin'e göre, "Bu değişmenin sebebi sedasız konsonantı iki yanındaki vokallerin seda bakımından kendilerine benzetmeleridir." Çorap, kitap, mutfak, ağaç, çiçek, cep gibi sözcüklerde kural aksamadan uygulanır. Aynı yazar, "Son seste bulunmayan sesler" başlığı altında, "Türkçede kelime hece sonunda umumiyetle b, c, d, g, ğ sesleri bulunmaz." dedikten sonra, "kitap > kitab, ilaç > ilaç, derd > dert. ..." örneklerini vererek, kaynak dilde sonunda yumuşak ünsüz (b, c, d, g, ğ) bulunan sözcüklerin son ünsüzlerinin sertleştirilmesinin bu kuraldan kaynaklandığını belirtmektedir . Buradan yola çıkarak, "ünsüz yumuşaması" kuralının Türkçe sözcüklere uygulanan bir kural olduğunu, yabancı sözcükler söz konusu olduğunda ise, kaynak dilde sondaki yumuşak ünsüzü sertleştirilerek Türkçeleştirilen bu sözcüklerin de böylece kurala uygun hale getirildiğini söyleyebiliriz.

Ancak hemen belirtelim bu kural, yalnızca iki ünlü arasındaki ünsüzlerle ve Türkçe kaynaklı sözcüklerle sınırlı değildir: yurt, cenk, renk, genç gibi, -rt, -nt, -nç veya -nk bitimli sözcüklerde de geçerlidir. "Ben gencim." tümcesindeki genç önadının son sesi ç, iki ünlü arasındaki yer almamasına karşın c'ye dönüşmektedir. Bunun dışında, kimi sözcüklerin iki biçimde de kullanıldığı olmaktadır. Kibriti veya kibridi, tokatı veya tokadı gibi.

Örneği iyelik eklerinden verdik, fakat kural -Imek Eylemi (Ben çocuğum.), Yönelme Durumu Eki (Turistler uçağa biniyorlar.) gibi birçok dilbilgisi ulamının yanı sıra sözcük oluşumlarında da kullanılmaktadır. Yalın durumuyla "iktisat", -t bitimli bir sözcükken, "iktisadi" önadında sözcüğün son sesi -t, d'ye dönüşmektedir.

Yalnızca ad veya önadlara uygulanan kural, git-, et-, tat-, güt- eylemlerinde de geçerlidir. Gerek eylem çekimlerinde (gidiyor, gider), gerekse bu eylemlerden yola çıkılarak oluşturulan ad veya önadlarda (yaradan, gidici, güdü, eder, tadımlık, vb) da işlemektedir.

Sözü edilen ünsüzlerle biten özel adların yazımında ve söylenişinde ise ikili bir yol izlenmektedir. "Ali Konak'a gitti." tümcesindeki "Konak" sözcüğü "k" ünsüzü korunup, ekten kesme imi (') ile ayrılmakta, kuralın gerektirdiği yumuşama da ancak söyleyişte gerçekleşmektedir: "Ali Konağa gitti."

 Ölçütsüzlük Sorunu

Adı verilen dilbilgisi kuralları derslerde işlenirken, genellikle tam sayısı verilmeden çok sayıda sözcük, gerek Türkçe kökenli gerekse de yabancı kaynaklı, kural dışı (istisna) olarak sıralanır; ip, top, saç, süt, tüp, ceket, memleket, hasret, nefret, vb. Ancak bunların tam bir sayısı verilemediği gibi, kuralı bir ölçüte bağlamak bakımından, ne kadarının örneğin tekseslemli, ne kadarının çokseslemli, ne kadarının yabancı, ne kadarının Türkçe kökenli olduğu belirtilemez. Çünkü elimizde bulunan dilbilgisi kitaplarında bu yönde bir döküm çalışmasına rastlanmamıştır. Nitekim Tahsin Banguoğlu da, "İçseste Unlüleşme" başlığı altında ele aldığı kural konusunda, "Eklemede son sesleri ünlüleşen ve ünsüz kalan kelimeleri ayırdetmek için elimizde bir ölçek yoktur. Her birini söyleyişten öğrenir ve tanırız. Ancak ünlüleşenlere tekhecelilerde ve bazı kelime sınıflarında daha çok, çokhecelilerde ve bazı kelime sınıflarında daha az rastlandığını söyleyebiliriz."  diyerek, bir anlamda, bu ölçütsüzlüğü kabul etmektedir. Ayrıca aşağıda vereceğimiz dökümde de görüleceği gibi, "ünlüleşme" tekseslemli sözcüklerden çok, çokseslemli sözcüklerde görülmektedir.

Bu durum karşısında kuralın kapsamını, sınırlarını ve kural dışılıklarını belirlemek sağlıklı bir öğretim yapılabilmesi bakımından bir zorunluluktur.

Genel Gruplandırma:

          Yukarıda genel çizgileriyle betimlediğimiz kuralın ve yarattığı sorunların etki alanı içerisine giren sözcükleri belirlemek üzere bir sözlük taraması yaptık. Elde ettiğimiz dizelgedeki sözcükleri "tekseslemlilik", "çokseslemlilik" ölçütlerinin yanı sıra, sesbirimlerin sözcük içerisindeki sıralanışına göre kendi içlerinde ayrıca gruplandırdık. Her öbekteki sözcükleri "kurala uyanlar", "uymayanlar" ve/ya "Kurala Farklı Tepki Verenler" biçiminde ayırdık. İki biçimi de görülen sözcüklerin yanına (*) imini koyduk. Çalışmayı yaparken, Türk Dil Kurumu'nun "Okul Sözlüğü"nü kullandık. Türkçe ve yabancı kaynaklı sözcüklerden kural dışı olanların yanı sıra, kurala uyan bazılarını da örnek oluşturması bakımından dizelgemize aldık. Sözcüklerin genel biçimsel özelliklerine göre yaptığımız gruplandırma aşağıdaki gibidir. Çalışma kökenbilim (etimoloji) ve sesbilim (fonoloji) incelemesi amacı taşımadığından genel bir döküm ve değerlendirmeyle yetinilecektir.

             1.   Tekseslemli Sözcükler

         Tekseslemlilik birleştirici özelliklerinin yanı sıra, sesbirimlerin sıralanışı bakımından benzer ya da farklı özellikleri nedeniyle aşağıdaki gibi sınıflandırdığımız tekseslemli sözcüklerde kurala uyan sözcüklerin sayısı uymayanlara göre belirgin bir biçimde azdır. Dolayısıyla yukarıda belirttiğimiz, derslerde belirtilen kural dışı sözcükler arasında "ip, top, saç, vb." gibi tekseslemli sözcüklerin sayılması doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü öğretim açısından az olanların bellenmesi çok olanların bellenmesinden doğal olarak daha kolaydır. Kaldı ki kural, çokseslemli Türkçe sözcüklere uygulanan bir kural olduğuna göre kurala uymayanları değil, uyanları "kural dışı" olarak sıralamak (öğretim açısından) daha doğru gözükmektedir. Buradan yola çıkarak, tekseslemli sözcükler, 1.2. ve 1.3. ile alt başlıklarında verilenler dışında, kurala uymazlar demek daha doğrudur.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...