Tarihi Süreçte Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi-Öğrenimi Çalışmaları

   Özet: Bu çalışmanın amacı, Türk dilinin tarihi süreçte yabancı dil olarak öğretim ve öğrenimi üzerine yapılan faaliyetleri, kaynakları anlaşılır bir şekilde açıklamaktır. Türk dilinin bilinen tarihinden günümüze kadar yabancı dil olarak öğretimi ve öğrenimi üzerine yapılan çalışmalar, sahalar, filologlar ve eserleri araştırılmıştır. Ulaşılan kaynaklara dayanılarak tarihte Türk dilinin yabancılara öğretimi ve öğrenimi çalışmaları; Arap ve Farslara Türk dilinin öğretimi, Rusya'da Türk dilinin öğretimi ve öğrenimi, Balkanlarda Türk dilinin öğretimi ve öğrenimi, Batıda Türk dilinin öğrenilmesi ve çağdaş Türk dili öğretimi şeklinde konu beş başlıkta toplanmış ve bu bağlamda incelenmiştir.

GİRİŞ

Türk diline ait en eski izlere Sümerce metinlerde rastlanmaktadır. Osman Nedim Tuna Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi ile Türk Dilinin Yaşı Meselesi adlı eserinde Sümercedeki, Türkçe kelimelerden bahsederek Türkçe kelimelerin Sümerler tarafından kullanıldığını söyler (Tuna, 1990:57). Sümer kaynaklarındaki Türkçe kelimelerden, Türklerin M.Ö. söz konusu toplumla dilsel etkileşim içinde olduğu anlaşılmaktadır.

Milattan önce VIII. asra dayandırılan daha kesin kayıtlara göre Çin'in doğusu ve bugünkü Moğolistan ile Cungariya'da komşu olarak Hun Türkleri yaşamakta idi (Caferoğlu, 2000:66). Çok uzun zamandan beri Hunlardan başlayarak günümüz Orta Asya Türk halklarına kadar Çinliler ve Türkler komşuluk ilişkilerini sürdürmelerine karşılık Türk dilinin Çinlilere öğretildiğine veya Çinliler tarafından öğrenildiğine dair somut kaynaklara rastlanmamıştır. Buna rağmen Prof. Dr. Alimcan İnayet Hanyu Wailaici Cidian'a (HWC) Göre Çinceye Geçen Türkçe Kelimeler Üzerine adlı çalışmasında Türkçeden, Çinceye 349 Türkçe kökenli sözcüğün geçtiğinden bahseder (İnayet, 2008:294). Çin kaynakları istenilen düzeyde incelenebildiğinde Türkçenin, Çinliler tarafından öğrenildiği hakkında bir kısım daha kesin bilgilere ulaşmak söz konusu olabilir.

Türklerin İslamiyet'i kabul etmeleriyle birlikte yeni bir dönem başlamış ve Türkçe üzerinde Arapça ve Farsçanın etkisi giderek artmıştır. Doğu Türkçesinde 11'inci, Anadolu Türkçesinde 13'üncü yüzyılda Arap alfabesinin kullanılmasıyla başlayan süreçten sonraki dönemde Farsça edebiyat dili, Arapça bilim dili olmuştur (Tunca, 2006:112). Arap ve Farslarla sürekli iç içe olan Türkler onların kültür ve dillerinden etkilendikleri gibi onları etkilemeye yönelik çalışmalar da yapmışlardır. Selçuklular döneminde ihmal edilen Türkçeye hak ettiği değeri kazandırmak için, Anadolu beylikleri bir çaba içine girmişlerdir. Karamanoğlu Mehmet Bey'in: Bundan böyle divanda, dergâhta, bargâhta, çarşıda ve meydanda Türk dilinden başka dil konuşulmayacaktır sözleri bunun en önemli ispatıdır (Sarı, 2008:294). Kaşgarlı Mahmut, Ali Şir Nevai gibi Türk dil bilimcileri Türkçenin de bu diller kadar güçlü olduğunu anlatmak üzere Arap ve Farslara Türkçe öğretmek amacıyla çok değerli eserler yazmışlardır.

Milattan sonra 6. yüzyıldan itibaren Avarlarla başlayan Türk-Slav ilişkileri çok eskiye dayanmaktadır. Türk-Rus ilişkilerinin doğal bir sonucu olarak Türkçe-Rusça ilişkileri de kadimdir (Kartalcık, 2008:211). Bu ilişkiler kimi zaman kız alıp vererek akrabalık ilişkilerine dönecek kadar ilerlemiştir. Günümüze kadar devam ede gelen Slav halklarıyla olan bu münasebet sonucunda özellikle Rusya'da Türkoloji önemli bir dil bilimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Slav halkları ile olan sıkı ilişkiler ve Rusya'nın dış politikaları gereği Türk dili Rusya'da yoğun bir şekilde öğretilmiş ve öğrenilmiştir.

Tarihi süreçte Türklerin batıdaki en uç yerleşim alanları Balkanlar olmuştur. İlk Türk akınları Balkanlara, Hunlar tarafından yapılmıştır. Daha sonraki dönemlerde Bulgarlar, Avarlar, Peçenekler, Uzlar ve Kıpçaklarla devam etmiştir. Bu dönem Türk-Balkan halkları arasındaki dil, kültür etkileşimine dair bilgiler çok sınırlıdır. XIV. asrın sonlarından itibaren Balkanlara gelen Osmanlı Devleti'nin Balkanlar üzerindeki kültür ve dil açısından etkisi tartışılmazdır. Dolayısı   ile   bugünkü   Balkanlarda  Türk   dilinin   varlığı   Osmanlı ile gerçekleşmiştir. Bugün Balkanlarda binlerce insan Türkçe konuşmakta ve Balkan dillerinde hala binlerce Türkçe kelime yaşamaktadır (Kırbaç, 2007a:48-56).

Türklerin tarihte çok farklı sahalarda yaşadığı ve birçok toplumla ilişki içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu duruma paralel olarak Türk dili de büyük bir coğrafyaya yayılmış Asya, Avrupa, Afrika olmak üzere üç kıtada konuşulan ve yazılan bir dil olmuştur (Ergin, 2007:60).

Toplanan veriler değerlendirilerek tarihsel süreçte Türkçenin yabancı dil olarak öğretim ve öğrenimi çalışmaları bir tasnif çerçevesinde aşağıdaki gibi sınıflandırılarak açıklanmıştır.

  1.Arap ve Farslara Türkçe Öğretimi

   a.Divanı Lügati't Türk

    b.Muhakemetü'l-Lügateyn

    c.Memlük'te Araplara Kıpçak Türkçesini Öğretmek Uzere Yazılan Kitaplar

    d.Arap ve Farslara Türkçe Öğretmek Uzere Yazılan Diğer Eserler

    2.Rusya 'da Türkçe Öğretimi ve Öğrenimi

    a.Doğu Avrupa'da İlk Türk Kabile Birlikleri ve Slavlarla İlişkiler

    b.Kiev Rus Devletinin Kurulması, Oğuz ve Kıpçaklarla Olan Temaslar

    c.Moğol İstilası ve Kıpçak Türk Unsurlarının Eski Rusçaya Çokça Geçmesi

    d.Çarlık Rusyası Türk Dili Faaliyetleri

    e.Sosyalist Dönem ve Sonraki Türk Dili Faaliyetleri

    3.Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Öğrenimi

     a. Bosna-Sırbistan ve Hırvatistan'da Türk Dilinin Öğrenimi

     b.     Bulgaristan-Makedonya-Arnavutluk ve Yunanistan'da Türk Dilinin Öğrenimi

     4.Batılıların Türkçe Öğrenimi

     a.Codex Cumanicus

     b.Thatarisch Pater Noster

     c.Asırdan İtibaren Batıda Türkçenin Öğrenilmesi

     5.Çağdaş Türkçe Öğretimi

     a. Türkiye Cumhuriyeti Resmi Kurumları Tarafından Yürütülen Yabancılara Türkçe Öğretim Faaliyetleri

     b.    Sivil Toplum Kuruluşları Tarafından Yürütülen Yabancılara Türkçe Öğretim Faaliyetleri

    1. Arap ve Farslara Türkçe Öğretimi

Çinliler ve Araplar arasında geçen Talas savaşında Orta Asya'nın Çin egemenliğine girmesini istemeyen Türkler, Araplarla birlikte hareket ederek Arapların kazanmasına yardımcı olmuşlardır. Türk ve Arap toplumlarının birbirleriyle tanışmalarına da bu savaş sebep olmuştur. Türklerin tek tanrıya inanıyor olmaları ve bazı adetleri İslamiyet'le örtüşüyor olması onların Müslümanlığı kabul etmelerini sağlamıştır. Türklerin, Müslüman olmalarıyla Arap toplumu arasında sıkı bir ilişki başlamıştır. Bu ilişkinin en önemli sonuçlarından biri Türklerin dilleri üzerindeki Arapçanın etkisidir (Akyüz, 2008:19). Türk dil bilimcileri Türkçenin, Arapça ve Farsça kadar güçlü olduğunu göstermek ve onlara Türkçe öğretmek üzere bir takım faaliyetlerde bulunmuşlardır.

a. Divanü Lügati't Türk

Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış, Arap dilinin özelliklerine göre hazırlanmış, en eski yabancılara Türkçe öğretim kitaplarından biridir. Kaşgarlı Mahmut Türkçenin ve Türk kültürünün İslam kültürü içindeki önemini vurgulamaya ve Türk dilini Arapça ile kıyaslayarak ne denli güçlü bir dil olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır (Korkmaz, 1995:256). O dönemde Türklerin, Müslümanlığın etkisiyle Arapça unsurları daha sık kullanmaya başlaması Türk aydınlarının dikkatinden kaçmaz. Kaşgarlı, bu amaçla yazdığı ansiklopedik sözlüğü Abbasi Halifesine Tanrı yeryüzündeki erki Türklere vermiştir; bunların dilini öğrenmekte yarar vardır. Bu kitabı Araplara Türkçe öğretmek üzere yazdım, buyrun ifadeleriyle sunmuştur (Bozkurt, 2005:167).

Tümevarım yönetimiyle yazılan Divanı Lügati 't Türk 'te örneklerden kurala gidilmiş ve bu kurallar ayrı ayrı açıklanmıştır. Yabancı dil öğretim yöntemi olarak dil bilgisi çeviri metodu kullanılan eserde pratik Türkçe öğretimi, edebî Türkçe öğretimi ve ticaret diline yönelik Türkçe öğretimi amaçlanmıştır (Bayraktar, 2003:62). Türkçe-Arapça hazırlanmış sözlüğün açıklamalarında Arapça kullanılmıştır. Türkçe kelimelerin ve bunlarla ilgili örneklerin manaları da Arapça olarak verilmiştir. Araplara Türkçe öğretmek maksadı güdüldüğünden o zamanki Arap lügatçilik anlayışına uyulmuş ve Türkçe kelimeler, Arapça kelimelerin hususiyet ve vezinlerine göre sıralanmıştır. (Kayadibi, 2008: 6).

      b.Muhakemetü'l-Lügateyn

Büyük Çağatay ozanı Ali Şir Nevai Muhakemetü'l-Lügateyn adlı eserinde Türkçe ile Farsçayı karşılaştırmış ve açıklamıştır. Nevai Türkçenin, Farsçadan daha güçlü bir dil olduğunu ifade eder. Nevai, Türkçeyle de yüksek bir edebiyat vücuda getirmenin mümkün olacağını eserleriyle ortaya koymuş ve yeni neslin Türkçe yazması noktasında nasihatte bulunmuştur. Nevai'nin bu yapıtı tarihi süreçte Yabancılara Türkçe öğretimi bakımından diğer önemli eserlerden biridir. Muhakemetü'l-Lügateyn' de Türkçe ve Farsça kelimeler ses ve yapı yönünden kıyaslamıştır. Türkçe kelimelerin Farsça karşılıkları verilen kitapta, Türkçenin söyleyiş ve anlatım zenginliği örneklerle açıklamıştır. Eserde, yabancı dil öğretimi olarak dil bilgisi çeviri yöntemi ve tümevarım metodu kullanılmıştır. Türkçe ve Farsçanın kavramlar bakımından karşılaştırıldığı bu çalışmada akademik Türkçe öğretimi amaçlanmıştır (Aksan, 1978: 42-49).

       c.Memluk'ta Araplara, Kıpçak Türkçesini öğretmek üzere yazılan kitaplar

Mısır'a (Araplara) köle olarak satılan Kıpçak Türk gençleri zamanla Kölemenler (Memluk) devletinin yönetiminde önemli görevler almışlardır. Memluk Devletinde Türk sultanları devleti yönettiği için Türk diline karşı ilgi artmıştır. Bu ilgi Araplara Türkçeyi öğretmeyi amaçlayan kitapların yazılmasına zemin hazırlamıştır (Doğan, 2008: 31). Bu kitaplar şunlardır (Ercilasun, 2007: 215-221).

Kitabü'l-İdrak Li Lisânü'l-Etrak (Türklerin Dilini Anlama Kitabı)

El-Kavaninü'l-Külliyye Li Zabti'l-Lügati't-Türkiyye (Türk Dilinin Öğrenilmesi İçin Bütün Kurallar)

Et-Tuhfetü'z-Zekiyye Fi'l-lugâti't-Türkiyye (Yeni ve Arı Türkçenin Sözlüğü)

      d.Arap ve Farslara Türkçe öğretmek üzere yazılan diğer eserler

Arap ve Farslara Türkçe öğretmek üzere yazılan diğer yapıtlar şunlardır:

Kitabü Bulgati'l-Müştak Fi Lugâti't-Türk ve'l-Kıfçak (Türk ve Kıpçak Sözcüklerinin Türevlerinin Kitabı),

Kitâb-ı Mecmû-i Tercümân-ı Türkî ve Acemî ve Mongolî (Türkçe, Farsça ve Moğolcanın Bütün Çevirmenlerinin Kitabı)

Hilyetü'l-İnsân ve Heybetü'l-Lisân (İnsanın Güzel Sıfatları ve Dilin Büyüklüğü)

Araplara ve Farslara Türkçe öğretmek üzere hazırlanmış eserler genel olarak sözlük tarzında hazırlanmış, yabancı dil öğretim yöntemlerinden dilbilgisi çeviri metodunun uygulandığı, tümevarım yaklaşımının kullanıldığı ve dilbilgisi konularının da işlendiği Türkçe öğretim kitaplarıdır.

2. Rusya'da Türkçe Öğrenimi ve Öğretimi

     Tarih boyunca Rusya coğrafi, ekonomik, politik ve kültürel açıdan hem Avrupa hem de Asya arasında kalmıştır. Rus siyasi tarihi bu düşünceyi doğrular niteliktedir. Rusya özellikle doğuyla ilgilenmiş ve geleceğe ait planlarını buna göre şekillendirmiştir. Slav ve Türk halkları arasındaki ilişkiler çok eskiye dayanmaktadır. Aynı coğrafyada bulunmaları, birbirleriyle komşu olmaları bu iki toplumun maddi ve manevi kültürlerinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Türk ve Slav halkları zor olsa da komşuluk ilişkilerini sürdürmüşlerdir. Rusya'da Slav dillerinden sonra en çok konuşulan dillerden birinin de Türkçe olduğu anlaşılmaktadır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...