Osmanlı İmparatorluğu'nda Yabancıların Türkçe Öğrenme Deneyimleri: Bir Mektubun Peşinde(1882)

 Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar boyunca Avrupalıların ilgisini çekmiş ve birçok kişi Osmanlı topraklarına yolculuk etmiştir. İlk dönemlerden itibaren diplomat ve tüccarların yanı sıra birçok Avrupalı dil sorununu aşmak için yerel tercümanlar kullanmıştır. Ancak giderek artan Avrupalı sayısı ve gelen kişilerin çeşitlenmesi, Batılılar için dil sorununu daha da önemli bir hale getirmiştir. Bu aşamada bir Batılının Osmanlı topraklarında nasıl Türkçe öğrenebileceği sorusu önem kazanmıştır. Bir Amerikalının İstanbul’da Türkçe öğrenme deneyiminden hareketle, XIX. yüzyılda yabancıların karşılaştıkları sorunlar ve kimlerden Türkçe öğrenebildikleri bu çalışmada incelenmiştir. Arşiv belgeleri, anılar ve gazete haberlerinin incelenmesi ile Türkçe öğreniminin Osmanlı topraklarında uzun süreli ikamet amacında olan yabancılar için genel bir hedef olduğu görülmektedir. Ancak bu kişilerin hangi yöntemi takip ederek Türkçe öğrenebildikleri hakkında bir iki örnek dışında fazla bilgi sahibi değiliz. Devletin dil öğrenenlerle ilişkisi ise arşiv belgelerine yansıdığı ölçüde genelde güvenlik merkezlidir.

Osmanlı İmparatorluğu, hâkimiyeti altında bulundurduğu toprakların genişliği ve bu toprakların bulunduğu konum ile özellikle XIX. yüzyılda yoğunlaşan ulaşım kanalları, arkeolojik çalışmalar ve uzun bir geçmişi olan Doğu merakının yanı sıra, üç ilahi dinin mensupları açısından taşıdığı değerler nedeniyle daimi bir çekim merkezi olmuştur. İlk dönemlerde gerçekleştirilen seyahatler, daha çok diplomasi, ticaret, hac ve bilimsel nedenlerle sınırlı olsa da, zaman içerisinde ulaşım ve haberleşme şartlarının kökten değişime uğraması Osmanlı topraklarına yolculuk edenlerin sayısını hissedilebilir ölçüde arttırmıştır. Buna paralel olarak, gelen kişilerin seyahat amaçları daha fazla çeşitlilik göstermiştir. Hacılar, bilim adamları, misyonerler, gazeteciler, arkeologlar, ressamlar, fotoğrafçılar ve turistler, özellikle başkent İstanbul olmak üzere İzmir, Kudüs ve Kahire gibi kozmopolit ve kıyı bölgelerin birer parçası durumuna gelirken, varlıkları daha geniş bir alanda devlet ve halk tarafından doğrudan hissedilmiştir.

 Osmanlı ülkesine gelenlerin bir kısmı, turistik gezi programlarıyla birkaç günden birkaç aya kadar değişen turlar nedeniyle gündelik hayata karışmamakta ve ihtiyaçlarını aracılarla karşılamaktaydılar. Diplomat ve askeri temsilciler de bir dereceye kadar halktan ayrı yaşamaktaydı. Ancak, Osmanlı topraklarında uzun zaman geçirme amacında olanları ya da doğrudan halk ile temas halinde olacakları bekleyen dil sorunu, özellikle bu kişiler Osmanlı topraklarına gelmeden önce Türkçe eğitimi almadığı takdirde aşılması gereken önemli bir problemdi. Her ne kadar birçok Batılı, genellikle şehirlerin Avrupalılarla meskûn olduğu bölgelerde kalıyor olsa da, kültür ve bundan da önemlisi dil farkı nedeniyle gündelik hayata dâhil olmaları zorlanmaktaydı. Bu nedenlerle, Türkçe bilgisi olmayan yabancıların aracı tercümanlara bağımlılığı artmakta ve toplumun gerçek kimliğini yakalamaları zorlaşmaktaydı. Osmanlı Bankası memurlarının bir kısmının Türkçe bilmemesi ve eğitim verilerek bu eksikliklerin giderilmesine dair girişimler, çeşitli kurum personeli için de benzer sorunların geçerli olduğuna işaret etmektedir (BOA, Y.PRK.TKM 26/27, 30 Ağustos 1892).

Bir Batılının kendi çabalarıyla Türkçe öğrenme deneyimine dair Tercümân-ı Hakikât gazetesinin 11 Kasım 1882 tarihli sayısında yayımlanan mektup, bir yabancının Osmanlılarla iletişim kurmada karşılaştığı güçlüklere ve bunu aşmaya yönelik çabalarına dair bilgiler sunmaktadır. Yazarın yaşı, inancı, toplumsal aidiyeti ve ilişki içerisinde olduğu sosyal çevre dâhil hiçbir arka plan bilgisinin verilmemesi metni bir bağlama oturtarak incelememizi zorlaştırmaktadır. Araştırmalarımız esnasında, sıradan bir Batılının Türkçe öğrenme deneyimine ilişkin bir çalışmaya rastlanılmamış olması ve böyle bir literatürün eksikliği, bu durumu daha da güçleştirmektedir. Ancak, yine de metnin sunmuş olduğu bilgi kırıntılarından hareketle yapılacak bir değerlendirme, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında bir yabancının Türkçe öğrenebileceği alanlar, bunun ne ölçüde mümkün olabildiği ve devletin bu alanda herhangi bir müdahalesinin olup olmadığı sorularına dair birkaç noktaya işaret etmeyi mümkün kılmaktadır. Bahsi geçen Amerikalı yazarın Türkçe öğrenme isteğinin bir istisna olup olmadığı, mektubun içeriğinin tarihsel bakış açısı ile bir zemine oturtularak incelenmesi ile anlaşılabilir. Bu nedenle, her ne kadar tek bir mektuptan hareket edilmiş olsa da, yazı kapsamında bu amaca yönelik olarak, diplomatik misyon üyeleri ve bilim adamlarının yanı sıra arşiv belgelerinde karşımıza çıkan örnekler kullanılarak tarihsel bir panorama çizilecektir. Böylece, Amerikalı yazarın dil öğrenme girişiminin ve dilin yapısına dair dile getirdiği fikirlerin, uzun süreç içerisinde ne anlama geldiği daha anlaşılır olacaktır. Bu amaçla kullanılacak materyaller; başta kendileri de dil öğrenen diplomatik misyon üyesi tercümanların anıları, gazete haberleri ve dönemin edebi eserleri olacaktır. Arşiv belgelerinin incelenmesi ise, devlete dair sınırlı da olsa bir bakış açısı sunmamıza imkân sağlayacaktır. Araştırma, bu alanlara dair tartışmalara ve incelemelere dönem bağlamında kısmen temas edecek olsa da, başlı başına belirli bir dönemde dilin geçirdiği değişimler ya da dil sadeleşmesi tartışmalarını odağına almadığından, bu alana dair geniş bir okuma araştırmanın kapsamını aşacaktır. İlk olarak, tarihsel bir arka plan sunmak ve Amerikalı yazarın deneyimini dönemin genel resmine dahil etmek adına, Türkçe öğrenen yabancılara dair bilgilerin verilmesinin ardından, esas konumuz olan mektup ve onun analizi yapılacaktır. Mektup analiz edilirken yazarın dile getirdiği fikirler özetlenerek okuyucunun, yazarın fikirlerini görmesi sağlanacak, ardından metnin içerik analizi tarihselleştirilerek değerlendirilecektir. Yine aynı bölümde, dil öğreniminde sıradan Batılılara kimlerin öğretmenlik yapabileceği üzerinde durulacaktır.

Loading...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...