Yabancılara Türkçe Öğretimi Ders Kitaplarındaki Metinlerin İlişkisel Söz Varlığı Açısından Değerlendirilmesi

İlkel dönemlerden beri, canlıların birbirleriyle iletişim kurma ihtiyacı, farklı türde dil kullanılmasına sebep olmuş ve dil konusu, çözülemeyen karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Tanımlarla, dili sınırlandırmak mümkün değildir. Toplumsal bir kurum olan dil, biçimlendiği kültürel ve toplumsal yapıyla, kendi dışındaki diğer dillerden ayrılır ve kendi söz varlığını oluşturur. Aksan (1996:9) ; bir dilin söz varlığını, “o dilin yalnızca sözcüklerinin değil, deyimler, kalıp sözler (ilişki sözleri), kalıplaşmış sözler, atasözleri, terimler ve çeşitli anlatım kalıplarının oluşturduğu bir bütün” olarak görür.

Bir dilin sahip olduğu sayısız söz varlığınca sayısız kültür öğesinden de bahsedilebilir. Söz varlığı içine giren her birim, dili konuşanla o dilin ait olduğu kültürel değerler arasında önemli bir iletişim sağlar, aralarındaki ilişkiyi kuvvetlendirir. Söz varlığını oluşturan bu birimler içerisinde en önemlisi, kültür aktarımını sağlayan kalıp sözler ya da diğer bir ifadeyle ilişki sözleridir. Özellikle, yabancılara Türkçe öğretiminde kültür aktarımı önemli bir yer tutar. O dile ait kültür öğelerinin aktarılmasında ve bilinçli bir şekilde kullanılmasında bu birimlerin işlevselliği dikkate değerdir.

Bu çalışmanın amacı; yabancılara Türkçe öğretimi amacıyla hazırlanan başlangıç seviyesindeki (A1) ders kitaplarında yer alan okuma metinlerini, kalıp sözler (ilişki sözleri) açısından değerlendirmektir. Araştırmanın veri kaynağını; sadece A1 seviyesinde hazırlanmış olan Lale ve İstanbul kitapları oluşturmaktadır. Bir dilin öğretilmesinde kültür aktarımı oldukça önemlidir. Dille beraber o kültürü de verebilmek için; hazırlanan ders kitaplarında kalıp sözlere (ilişki sözleri) özellikle başlangıç seviyesinde sıklıkla yer verilmelidir.

İnsanların yakın ve uzak çevreleriyle ilişkilerinde iletişim önemli bir yer tutmaktadır. İletişimi somut bir şekilde sağlayan dil, tanımlanma noktasında hep soyut kalmış ve sınırlandırılmamış hep yenilenmiştir. Karaağaç (2013), kitabının “Sunuş” bölümünde dili şöyle açıklar: “Dil, gerçek dünyanın, dilin saymaca birimleri ile yeniden kurulmasıdır. İnsan yapıp etmeleri içinde bulunan dil, insanoğlunun hem ürünü hem de üreticisi olduğu tek alandır ve bütün insan başarılarının temelidir. Bütün insanların dile karşı ilgili oluşlarının nedeni de budur.”

“Dil, her şeyimizdir.” (Karaağaç, 2013: 56) ve ihtiyacımız olan her türlü toplumsal ve kültürel bilgi dilimizde saklanmıştır. Kula (2012: 4), dilin, toplumsal bir görüngü olduğunu ifade eder. Toplumsal bir kurum olan dil, biçimlendiği kültürel ve toplumsal yapıyla, kendi dışındaki diğer dillerden ayrılır ve kendi söz varlığını oluşturur. Kula (2012: 5), her dilin; dilbilgisi, ses bilgisi ve söz varlığı olduğunu belirtir ve ekler: “Dilbilgisi, sözcüklerin birbiriyle ilişkisini, söz varlığı anlamsal içerikleri ve bilgileri, ses bilgisi ise söyleyiş kurallarını belirler.”

Söz varlığı terimi Almanca ‘Wortbestand’ teriminden esinlenerek, kelime hazinesi, sözcük dağarcığı, sözcük dağarı, sözcük gömüsü, vokabüler gibi karşılıklar yerine kullanılmaktadır (Yazıcı Okuyan, 2006: 2). TDK’nin Güncel Türkçe Sözlüğünde de söz varlığı terimi; “bir dildeki sözlerin bütünü, söz hazinesi, söz dağarcığı, sözcük hazinesi, kelime hazinesi, kelime kadrosu, vokabüler.” (http://www.tdk.gov.tr/erişim: 28.12.2014) olarak geçmektedir. Kula (2012: 110) ise, söz varlığını, tümlenmiş birikim olarak tanımlar ve sürekli olarak oluşturulan yeni sözcükler ve sözcük biçimlerinin de söz varlığı ile birlikte düşünülmesi gerektiğini vurgular.

Aksan da; bir dilin söz varlığı için şunları söyler: “Söz varlığı, dildeki seslerin simgeler, göstergeler olarak bir arada bulunmalarının yanı sıra o dile mensup toplumların dünya görüşünün yansıtıcısı, maddi ve manevi kültürünün bir görüntüsü durumundadır(Aksan, 1996: 9). Böylece Aksan (1996), söz varlığı terimini tanımlamakla kalmaz, aynı zamanda söz varlığını oluşturan unsurları da sıralar.

Humboldt’un, “Her dil, bir dünya görüşüdür.” düşüncesinden yola çıkarak, bir dilin sahip olduğu sayısız söz varlığınca sayısız kültür öğesinden de bahsedilebilir. Söz varlığı içine giren her birim, dili konuşanla o dilin ait olduğu kültürel değerler arasında önemli bir iletişim sağlar, aralarındaki ilişkiyi kuvvetlendirir. Yazıcı Okuyan (2012) da; söz varlığını oluşturan unsurlar içerisinden özellikle, kültür akımını sağlayan kalıp sözleri (ilişki sözleri) konusu üzerinde yoğunlaşır ve şöyle der: “Bir dilin kendi ögelerinden oluşan, kimi zaman yabancı ögelerin de girdiği temel söz varlığı içinde bilim, teknik, sanat ve zanaat alanlarının kavramları olan terimler; belli bir durumu, olayı, insanların tutum ve davranışlarını belirlemek üzere birden çok sözcükle anlatım bulan deyimler; bir ulusun bilgeliğini, yaşam deneyimlerini yansıtan ve kuşaktan kuşağa aktarılan atasözleri; dünya dillerinde benzerleri bulunmakla birlikte, ana dilimize büyük bir anlatım gücü kazandıran ikilemeler ve insanların toplum yaşamlarında, belli bir kültürün ürünü olarak kullandıkları kalıp sözler (ilişki sözleri) de yer alır” ( Yazıcı Okuyan, 2012: 35).

Devamını okumak için tıklayınız…

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...