• Yabancılara Türkçe Öğretimi
  • Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Kavram Yanılgılarını Gidermeye Yönelik Zeki Öğretim Sistemi Yazılımı Kullanımının Öğrenci Başarısına Etkisi(Çomü Tömer Örneği)

Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Kavram Yanılgılarını Gidermeye Yönelik Zeki Öğretim Sistemi Yazılımı Kullanımının Öğrenci Başarısına Etkisi(Çomü Tömer Örneği)

Bu araştırma, Türkçe Öğretiminde Zeki Öğretim Sistemi (ZÖS) yazılımlarının kullanımının kavram yanılgılarının belirlenmesinde ve düzeltilmesinde etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney Grubuna ZÖS yazılımı kullandırılmış, Kontrol Grubuna ise kullandırılmamıştır. Çalışma grubu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi TÖMER'de öğrenim görmekte olan 40 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada, araştırmacılar tarafından geliştirilen ve kavram yanılgılarını düzeltmeyi temel alan eğitim yazılımı kullanılmıştır. 4 haftalık deneysel işlem sürecini takiben 5. haftanın sonunda öğrencilerin akademik başarıları sontest ile belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; bilgisayar destekli eğitim yazılımı kullanan deney grubunun öntest-sontest akademik başarıları arasında anlamlı bir fark olduğu [t(20)=-5, p<.05] sonucuna ulaşılmıştır.

E-öğrenme, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin ürünü olan bir öğrenme modelidir. Bu model, öğrenme içeriklerinin görsel-işitsel öğelerle zenginleştirilebilmesi ve bu içeriklerin istenildiği zaman, istenildiği yerden düşük maliyetle, hızlıca kişilere ulaştırılabilmesi gibi avantajlar sağlar. Başta İngilizce olmak üzere birçok dilin eğitiminde e-öğrenme modelinden yararlanılmaktadır (Arıcı ve Karacı, 2013:65). Öğretimi desteklemede bilgisayar kullanmanın amacı; öğrenmede yardım etmesidir. Bu doğrultuda eğitim teknolojileri hızla gelişerek daha etkili öğretim teknikleri ortaya çıkmıştır. Bu tekniklerden birisi olan Zeki Öğretim Sistemi (ZÖS)'dir (Karacı, 2014). ZÖS; neyi öğreteceğini, kime öğreteceğini ve nasıl öğreteceğini bilen bilgisayar tabanlı bir sistemdir (Kaya ve Korkmaz, 2007). ZÖS' ün, öğrencilere kendi kendilerine öğrenme imkânı yaratması, her bir öğrenciye göre bireysel eğitim sunması, zeki yardım ve yönlendirme yapması, zaman ve mekândan bağımsız bir şekilde çalışmayı sağlaması nedeniyle eğitim alanında uygulamaları oldukça artmıştır (Dağ ve Erkan, 2004; Karacı ve Arıcı, 2012; Zhiping ve diğer. 2012).

ZÖS'ler, yapay zeka teknolojisinin uygulamalarından biri olan uzman sistemlerin eğitim alanında en çok kullanıldığı yaklaşımdır. Uzman Sistem (Expert System), belirli bir alanda, o alanla ilgili çok geniş bir bilgiyi kapsayan, bu alandaki insan uzmanlardan bir veya birkaçı tarafından sağlanan ve problem çözmede bu uzmanlar gibi davranan bilgisayar programı olarak tanımlanmaktadır (Allahverdi, 2002, Körez, 2009). Uzman sistemin yapısı gereği kullanılan modüller, öğrenciye kişiselleştirilmiş geri bildirimler ve problemler sunabilir. Uzman sistem tabanlı öğretim yazılımları, öğrencilerin bilgi kazanma süreçleri boyunca ilerlemelerini ve kullanıcı tercihlerini kayıt ederek bir kullanıcı veya öğrenci modeli yaratmaya dayanan sistemlerdir (Önder, 2003). Bu sistemler, öğrencilerin kişisel özelliklerine göre rehberlik yaparak öğrenme ve öğretme süreçlerini düzenlerler. ZÖS"leri, öğretme ve öğrenme sürecinde, öğrenci cevaplarının yanlış olup olmadığını, öğrencilerin soruları cevaplayıp cevaplamadıklarını, doğru sırada yapıp yapmadıklarını vb. durumları karşılaştırır ve öğrencileri bireysel ihtiyaçlarına göre yönlendirirler. Geleneksel öğretim yöntemleri yerine kullanıldıklarında, öğrenciye daha kısa zamanda ve etkili öğrenme fırsatı verirler (Hotomaroğlu, 2002). ZÖS'lerin sağladığı kolaylıklardan birisi de isteğe bağlı olmakla beraber öğrencilere, yaptıkları hatalara göre acil açıklama ve geri bildirimler sağlayabilme yeteneği olmasıdır (Kaya ve Korkmaz, 2007). Çünkü öğrenme hataları öğrencilerin öğrenmelerinin düzeltilmesi ve öğretim sürecinin tekrar yapılandırabilmesi için öğretmene bir çok fırsatlar sunabilmektedir. Ayrıca değerlendirme sürecinin üçüncü ilkesi ise bu sürecin bireyselleştirilmiş bir süreç olması ve değerlendirme stratejileri olabildiğince bireyselleştirilmesidir (Turnbull ve diğer., 2007). Örneğin aynı testin tüm engelli öğrencilere kullanılması yalnızca uygunsuz değil, aynı zamanda pratik olarak da imkansızdır. Çünkü bu bireyler bireyselleştirilmiş bir yaklaşımı gerektirecek bireysel özelliklere sahiptirler (Kargın, 2007). ZÖS'leri farklı öğrenme yeterliliğine sahip öğrencilerine sahip olduğu gelişmiş değerlendirme özellikleri ile farklı olanaklar sunmaktadır.

Değerlendirme, özellikle psikolojik ve eğitsel değerlendirme, testlerle aynı anlamda düşünülse de, değerlendirme sürecinin test uygulamaktan, sonuçları puanlamak ve kaydetmekten daha fazlasını içeren bir süreç olması gerektiği değerlendirmenin bir diğer ilkesidir (Kargın, 2007). Bu süreç testleri de içine alan farklı araçlar ve teknikler tarafından sağlanan bilginin dikkatlice analizini içermektedir ve bu analiz sonucunda elde edilen sonuçlar işlevsel ve uygun kararları içermelidir. Hangi aracın ve tekniğin uygun olduğuna karar vermek değerlendirmenin amacına bağlı olarak değişiklik gösterecektir (Salvia ve Ysseldyke, 2001; Turnbull ve diğer., 2007). Öğrencilerin değerlendirme sürecinde doğruları ve yanlışları bizim pozitif ve negatif bilgi kavramları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Minsky (1994), bilgi kavramını, "bilme ve eylem" bağlamında ele alarak pozitif ve negatif bilgi şeklinde ikiye ayırmaktadır. Buna göre, pozitif bilgi “insanın ne yapacağını bilmesi”, negatif bilgi ise “insanın ne yapacağını bilmemesi”dir. Davranışta görülebilen pozitif bilginin aksine, hata ve başarısızlıklardan edinilen negatif bilgiyi tanımlamak daha güçtür. Bu güçlüğü, Gartmeier (2008), “kıymetli ancak uygulanamaz bilgi” seklinde dile getirmektedir. Bickhard (2004), rasyonel olarak kabul ettiği pozitif bilgiyi "hatalardan kaçınma" olarak tanımlamaktadır. Bu tanımdan hareketle, negatif bilgi "hata ve başarısızlıklardan öğrenme" olarak ifade edilebilir (Akpınar ve Akdoğan, 2010).

Davranışta görülebilen pozitif bilginin aksine, hata ve başarısızlıklardan edinilen negatif bilgiyi tanımlamak daha güçtür. Bu güçlüğü, Gartmeier (2008), "kıymetli ancak uygulanamaz bilgi" seklinde dile getirmektedir. Bickhard (2004), rasyonel olarak kabul ettiği pozitif bilgiyi “hatalardan kaçınma" olarak tanımlamaktadır. Bu tanımdan hareketle, negatif bilgi "hata ve başarısızlıklardan öğrenme" olarak ifade edilebilir. Heinze (2005), negatif bilgiyi "önceki bilgiyle uyumsuzluk" olarak ele almaktadır. Tauber (2009), deneme-yanılma yoluyla ve informal bir şekilde elde edildiğini öne sürdüğü negatif bilgi kavramını "karar vermede kaçınılması gerekenleri bilme" olarak tanımlamaktadır. Gartmeier (2008) ise, negatif bilgiyi "hedefe gitmeyen yolları gösteren zihin uyarı işaretlerinin toplamı" seklinde tanımlamaktadır (Akpınar ve Akdoğan, 2010). Pozitif bilgi tek başına öğrenmede gerekli fırsatları sağlayamamaktadır.

Üst düzey öğrenme ve bilgelik düzeyinde farkındalık, anlamda bütünlüğe ulaşma ve bilgide uzmanlaşma için pozitif bilgi tek başına yeterli olmayabilir. Ayrıca, insanı yeni şeyler bulmada motive eden itici güç, sadece pozitif bilgi olamaz, çünkü, insanlık tarihi aslında "ne yapmayacağımızı öğrenerek" yeni şeyler bildiğimizi ve keşfettiğimizi gösteren ipuçlarıyla doludur. Örneğin antik çağlarda insanların dünyayı düz olarak kabul etmeleri (bilmeleri) şeklindeki yanlış bilgilerinin (negatif bilgi), onları evren ve dünya hakkında daha fazla düşünmeye sevk ettiği bilinmektedir. Aksi halde, zamanın başlangıcında her şey tam ve doğru olarak bilinseydi, yaşam, herhalde statik ve çekilmez olurdu (Bhekuzulu, 2006). Benzer şekilde, bugün bildiğimiz ve kullandığımız birçok bilginin, ağır bedelleri olan hata ve başarısızlıklara dayalı olduğu bilinmektedir (Akpınar ve Akdoğan, 2010).

Devamını okumak için tıklayınız…

 

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...