Avrupa Birliği’nde Dil Öğreniminin ve Öğretiminin Geliştirilmesi

Bu konferansta Avrupa Komisyonu’nu temsil etmekten ve oturumlara katılmaktan ötürü çok mutluyum. Bana Türkçe’nin öğretilmesi ve tanıtılması alanındaki uzmanlardan oluşan bu önemli topluluğa, sizlere hitap etme fırsatını tanıdığı için       T.C. Milli Eğitim Bakanlığına teşekkür etmek istiyorum.

Konuşmama, ilk olarak Avrupa Birliği (AB) için dillerin neden önemli olduğunu ve AB’nin dil çeşitliliğini neden desteklediğini ve dil öğrenimini neden teşvik ettiğini kısaca anlatarak başlayacağım. İkinci olarak, AB’de dil becerilerinin içinde bulunduğu konumdan ve dillere karşı sergilenen tutumdan ve son olarak da Avrupa Komisyonu tarafından uygulanan somut önlemlerden bahsedeceğim.

1. Giriş

Bu konferans, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa düzenlenen 2001 Avrupa Diller Yılı’na katkı niteliğindedir.

Kültür ve dil zenginliği Avrupa’nın elinde bulundurduğu güçlerden birini oluşturur. Bu, Avrupa Birliği’nin her Avrupalı’ya ulaştırmak istediği Avrupa Diller Yılı’nın kilit mesajıdır: Dil öğrenimi hayat boyu süren bir etkinliktir.

AB çok dillidir – çok dillilik Avrupa’nın gerçeğidir. Birden fazla dilde ve farklı kültürel ortamlarda iletişim kurabilme yeteneği Avrupa Birliği’nin inşa edilebilmesi ve Avrupa vatandaşlığının oluşturulabilmesi için gereklidir.

Neden dil öğrenimi Avrupa vatandaşları için bu kadar önemlidir?

  • Serbest dolaşım hakkı, AB Antlaşması ile üye ülke vatandaşlarına tanınmış bir haktır: Ulusal sınırlar kayboldukça vatandaşlar AB sınırları içinde serbestçe dolaşabilmektedir ve hareketlilik - ister kişisel ister meslek amaçlı olsun - dil bilmeyi gerektirir. Dil bilimsel beceri hareketliliğin ilk şartıdır.
  • AB aynı zamanda tek bir pazar anlamına da gelir: Ticari faaliyetlerin Avrupa çapında gelişmesi şirketlerin farklı dillere ve kültürlere adapte olmasını gerektirmektedir. İşgücü pazarı gittikçe çok dilli bir kimlik kazanmaktadır.
  • Avrupa vatandaşlığına geri dönelim: Bir Avrupalı gibi hissedebilmek için kişinin başka insanları ve onların kültürlerini tanıması gerekir. Dil öğrenimi başka kültürleri tanımakla yakından ilişkilidir. Bu, diğer insanlara karşı açık bir tutum sergilenmesine, farklılıkların daha iyi anlaşılabilmesine ve işbirliğine katkıda bulunur.

Bu yüzden temel amacımız dil öğrenimini ve öğretimini desteklemektir.

2.  Avrupalılar ve Diller

Avrupa Diller Yılı’nın başında, Avrupa Komisyonu 15 üye ülkede Avrupalıların dil becerilerini ve dil öğrenimine karşı tutumlarını öğrenmek için yaptığı Eurobarometre adlı araştırmanın sonuçlarını yayımladı. Başlıca bulgular şunlardır:

  • Avrupa çok dillidir: Neredeyse her üye ülkede halkın bir bölümü ana dilleri olarak “ulusal” dili konuşmamaktadır. Ana dil olarak Türkçe için rakamlar: Belçika’da % 1.7, Almanya’da %1.6 ve Hollanda’da %1.1’dir; bunu %1’le Fransa ve Yunanistan takip eder.
  • Vatandaşların %53’ü ana dillerinin yanı sıra en az bir yabancı dil bilmektedir; bu oran bazı üye ülkelerde %98’e ulaşabilmektedir. Vatandaşların % 26’sı ikinci bir yabancı dil konuşabilmektedir. İngilizce %41 ile en sık konuşulan yabancı dilken, İngilizce’yi %19 ile Fransızca, %10 ile Almanca ve %7 ile İspanyolca takip etmektedir. Türkçe, Yunanistan örneğinde olduğu gibi (%1) daha çok Türkiye’yle yakın bağları olan ülkelerde yabancı dil olarak kullanılmaktadır.
  • İnsanları başka bir dil öğrenmeye sevk eden en güçlü güdüleme tatilde bu dili kullanabilmeleridir (% 47). Diğer nedenler %37 ile bireysel tatmin ve %26 ile iş amaçlı öğrenimdir.
  • Avrupa vatandaşlarının çoğunluğu çok dilli bir Birliğin muhafaza edilmesinden yanadır: %55’lik bir kesim Avrupa Birliği’nin yeni üyelerin katılımı ile genişlemesinin hepimizin ortak bir dil konuşmaya başlayacağı anlamına gelmediğini düşünmektedir. %74’lik bir kesim ise AB’nin genişlemesinin kendi dilimizi daha fazla korumamız anlamına geldiğini düşünmektedir.
  • Araştırmanın bir sonucu da şudur: Daha fazla genç insan yabancı dil konuşabildiği için, Avrupa nüfusu zamanla daha çokdilli bir hale gelecektir.

3. Dil Öğreniminin ve Öğretiminin Yaygınlaştırılması

AB üye ülkeleri eğitim sistemlerinin içeriğinden ve düzenlenmesinden sorumludur. Sözleşmenin 149. maddesine göre, Topluluk üye ülkelerle olan işbirliğini desteklemek ve bu ülkelerin etkinliklerinde tamamlayıcı bir rol oynamak suretiyle eğitimde kalitenin sağlanmasına katkıda bulunur.

Bu bakımdan Komisyon hangi rolü oynamaktadır?

(1) Tartışmayı teşvik eder ve kolaylaştırır: Asıl mesele, dil öğreniminde ve öğretiminde kaliteyi nasıl yükseltebileceğimizdir.

Komisyon yeni yaklaşımlar konusunda bilgilendirir ve erken yaşta dil öğrenimi, İçerik ve Dille Bütünleşmiş Öğrenim ve çok dilli anlama gibi alanlarda iyi uygulamaya yönelik karşılıklı bilgi alışverişini teşvik eder. 1995’ten beri, Komisyon her vatandaşın okuldan ayrılırken kendi ana diline ek olarak iki dil konuşabilmesine yönelik hedefin gerçekleştirilmesi için çalışmaktadır.

(2) Bir katalizör görevi görür: Komisyon, Üye Ülkelerin birlikte çalışmasını sağlamak için girişimlerde bulunur, fikir üretir ve yeni çözümler bulur. Buna örnek olarak, Komisyon’un girişimleri ile yaratılan ve şu anda da Üye Ülkelerde yaygın olarak kullanılan, dil öğretimi ve öğrenimi alanında yenilikçi projeler için Avrupa Etiketi uygulamasını verebiliriz.

Ortak finansman aracılığı ile somut projelerin desteklenmesi: Bu farklı Topluluk programları çerçevesinde gerçekleşmektedir. 1990’da Komisyon, 1995 yılında genel eğitime yönelik Sokrates programına dahil edilen Lingua kampanyasına başladı. Mesleki eğitimde ve işyerlerinde dil eğitimi ise Leonardo da Vinci programı dahilindedir.

Sokrates ve Leonardo da Vinci adlı bu eğitim ve çalışma programları, işbirliğini ve devinimi teşvik eden, yenilikleri destekleyen ve eğitim kaynaklarına erişimi kolaylaştıran Avrupa eğitim politikasının genel amaçlarını gerçekleştirmeye yarayan araçları sunmaktadır.

Dil öğrenimini yaygınlaştırmak programlarda önemli bir yer tutar. Çeşitli faaliyetler dil öğretmenleri, orta ve yüksek öğretim öğrencileri, yurt dışındaki şirketlerde çalışan yetişkinler ve gençler gibi farklı hedef kitlelere hitap eder.

Türkiye’nin Sokrates, Leonardo da Vinci ve Youth adlı Avrupa Programlarına resmi  katılımı için gerekli hazırlıkları yapmak üzere çalışmalar şimdiden başlatılmıştır. Türk kurumlarının ve bireylerin bu programlara katılabilmesi için ulusal destek birimlerinin kurulması, personelin eğitilmesi, dokümanların çevrilmesi gibi farklı aşamaların başarıyla tamamlanması gerekmektedir.

Şu anda Türk Dili ve kültürü okul eğitimi gibi belli alanlarda zaten mevcut olup, örneğin Commenius kampanyası kapsamında Avrupa okul projeleri dahilinde yer almaktadır. Ancak Türkçe, Lingua kampanyası çerçevesinde henüz yabancı dil olarak belirlenmemiştir, çünkü Lingua’ya dahil olan diller, programlara katılan ülkelerin resmi dilleridir. Bu durum muhtemelen Türkiye  programlarda yerini alır almaz, yakın gelecekte değişecektir.

Bitirmeden önce, dil öğreniminde yaşam boyu süren bir perspektif benimsemenin ve 1+2’yi (ana dil + iki dil) örgün eğitimin sonuna dek öğrenmeyi amaç edinmenin önemini tekrar vurgulamak istiyorum. Dillerin seçimi ulusal, bölgesel ve yerel önceliklere bağlı olacaktır, ancak  dil öğrenen bireyin ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu konferansın Türkçe öğreniminin ve öğretiminin iyileştirilmesi konusundaki değerli çalışmanıza faydalı olacağını umut ediyorum.

Avrupa Komisyonu, Eğitim ve Kültür Genel Müdürü-Cornelia GROSSER

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...