Yabancılara Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Okuma Ve Telaffuz Zorlukları

 

Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin karşılaştıkları en önemli zorluklardan birisi de Türkçedeki kelimeleri doğru okuma ve düzgün telaffuz edebilmedir. Her ne kadar Türkçe yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan bir dil gibi görünse de özellikle yabancı dillerden gelen kelimelerdeki okunuş farklılıkları bunu mümkün kılmamaktadır. Bu da Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler için aşılması zor bir basamak olarak görülmektedir. Türkçedeki yabancı dillerden gelen kelimelere baktığımızda büyük bir çoğunluğunun Arapça, Fransızca ve Farsça kelimelerden oluştuğunu görmekteyiz. Bu kelimeler Türkçeye girerken kendi ses özelliklerini de beraberinde getirmişlerdir. Arapça ve Farsçadan gelen kelimelerdeki uzun okunan sesleri yazıda gösterebilmek için a,ı,u harflerinin üzerine uzatma ya da inceltme görevinde kullanılan düzeltme işaretini (A) kullanmaktayız. Meselâ; Kâmil, Lâle, virâne, vb. Bizler bu düzeltme işaretini çoğu zaman sesle belirtsek de bunu yazıda göstermemekteyiz. Örneğin; Salih, Fatih, Adil, Tahir, Harun, Adem, Canan, Yakup vb. Bu isimlerin ilk hecesini uzun okumamıza rağmen işaret kullanmamaktayız. Biz düzeltme işaretini genellikle anlam farklılıkları olan kelimelerin söylenişlerindeki farklılıkları belirtmede kullanıyoruz. âdem ( insanoğlu), adem ( yokluk ); adet ( sayı), âdet ( gelenek) vb. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bir kimse "Salih” kelimesinin ilk hecesinin uzatılacağını; fakat Zafer, Şafak, Samet, Hasan, vb. isimlerde ise okurken ilk hecenin uzatılmaması gerektiğini kavramada zorluk çekmektedir.

 

Dilin tanımı ve Önemi

 

Dili çeşitli yönleriyle ele alan dilbilimciler onu farklı tanımlarla açıklamışlardır. Yabancı yazarlardan Rouck dili, insanlar arasında bir iletişim aracı ( Rouck, 1986:6) olarak tanımlarken; Langacker ise; anlamlar ve ses dizileri arasında ilişki kuran bir ilkeler takımı ( Langacker, 1972:1) şeklinde ifade etmektedir. Dil ve dilcilik sahası uzmanlarından Dilaçar "Dil, Diller ve Dilcilik" adlı eserinde dili, bireyler arasında anlaşmayı sağlayan toplumsal bir sistem ( Dilaçar, 1968:28) olarak nitelendirirken; Doğan Aksan, " Düşünce, duygu ve isteklerin bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğeler ve kurallardan yararlanarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü çok gelişmiş bir dizge." ( Aksan, 2003:55) şeklinde tanımlamaktadır.

 

Dil, canlılar arasında iletişimi sağlayan en önemli vasıtadır. İnsanlar duygularını, isteklerini, düşüncelerini, amaçlarını ve hedeflerini dil aracılığıyla muhataplarına iletir. Dil vasıtasıyla anlaşırlar.

 

Sosyal bir varlık olan insan her zaman toplum içinde yaşamak ister ve buna ihtiyaç duyar. T oplumu oluşturan bireylerin arasında anlaşmayı sağlayan tek vasıta dildir. Bundan dolayı dil insanları bir araya getiren en önemli vasıtalardan biri olarak kabul edilir. Her toplumun kendine özgü bir dili vardır. Afrika'daki kabilelerin yerel dillerinden tutun da büyük devletlerin sistemleşmiş ve kökleşmiş dillerine kadar yeryüzünde binlerce dil mevcuttur. Bu da dillerin insanlar için ne kadar gerekli olduğunu ve dil olmadan insanların anlaşmalarının ne kadar zor olduğunu göstermektedir.

 

Yabancı Dil Öğrenme İhtiyacı

 

Teknolojinin gelişmesi sayesinde insanlar arasında iletişim de gelişmiş ve insanlar farklı coğrafyalardaki diğer insanlarla anlaşabilmek için o insanların dillerini öğrenme ihtiyacı hissetmişlerdir. Ayrıca bir milletin tarihini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini öğrenmek için en başta dilini öğrenmek gerekmektedir.

 

Dünyanın değişik yerlerinden ortak amaç ve gayelerle gelip bir arada çalışmak isteyen insanların ortak bir anlaşma dili olması gerekmektedir. Aksi halde her gelen katılımcı diğer katılımcılarla anlaşabilmek için dillerini bilmek mecburiyetinde kalacaktır. Bundan dolayı herkesin ortak olarak kullanabileceği bir ortak dile ihtiyaç vardır.

 

Tarihin değişik dönemlerinde ülkelerin dünyadaki siyasi ve askeri gücüne göre dilleri de baskın halde kullanılmıştır. Meselâ belli bir dönem Fransızca dünyada yaygın bir dil olarak kullanılırken günümüzde onun yerini İngilizce almıştır. Her ne kadar Çince nüfus sayısının çokluğundan dolayı dünyada en fazla konuşanı olan dil olma özelliğini gösterse de İngilizce en yaygın ortak konuşma dili olarak kullanılmaktadır. Bundan dolayı farklı ülkelerden gelip bir arada ortak çalışma yapmak isteyen insanların anlaşabilmeleri için ortak bir dile ihtiyaçları vardır.

 

Yaklaşık altı asır boyunca hüküm süren ve o dönemde dünyada siyasi ve askeri ağırlığı olan Osmanlı İmparatorluğu döneminde de yabancılar Türkçeye karşı ilgi duymuşlar, Türkçe gramer kitapları hazırlamışlar ve yabancı ülke elçileri Osmanlı elçileri ile irtibat kurmak için Türkçe öğrenmişlerdir. Fakat bazı ülkelerin yaptığı gibi Osmanlı'nın siyasetinde hiçbir zaman fethedilen ülkelerdeki vatandaşların dilini ve dinini zorla değiştirmek gibi bir siyaset güdülmemiştir.

 

1990'lı yıllardan itibaren Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Türk Cumhuriyetleri birer birer bağımsızlıklarını ilan etmişler ve Türkiye ile olan aradaki engeller de ortadan kalkmıştır. Bundan sonra orada yaşayan Türk topluluklarından binlerce öğrenci Türkiye'ye gelerek eğitim almışlar ve Türkiye Türkçesini öğrenmişlerdir. Aynı zamanda Türkiye'den de o bölgelere öğretmenler giderek eğitim müesseselerinde görev almışlardır. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki üniversiteler ile Türkiye'deki üniversiteler arasında yapılan ikili anlaşmalar sayesinde binlerce öğrenci Türkiye'ye gelerek Türkçe eğitim almışlardır. Gerek üniversitelerin bünyesinde kurulan Türkçe öğretim merkezlerinde ( TÖMER ) ve gerekse özel dil öğretim merkezlerinde yabancı ülkelerden eğitim ya da turistik amaçlarla gelen insanlara Türkçe öğretilmektedir. Aynı zamanda dünyanın değişik ülkelerinde faaliyet gösteren üniversitelerin bünyesinde açılan Türk Dili bölümlerinde Türkçenin temel, orta ve ileri seviyeleri ile birlikte Osmanlıca dersleri de verilmektedir. Mesela Amerika'da Harward Üniversitesi dahil olmak üzere elliden fazla üniversitede Türkçe dersleri okutulmaktadır. Türk kültürü, sanatı ve tarihi de anlatılmaktadır. Türkiye'nin resmi kurumu olan Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi ( TİKA ) de dünyanın farklı ülkelerinde açtığı Türk kültür merkezlerinde Türkçe öğretimi alanında faaliyet göstermektedir. Bunlara ek olarak yaklaşık yirmi beş yıldan beri dünyanın yüz elliden fazla ülkesinde faaliyet gösteren Türk okulları, üniversiteleri ve kültür merkezleri de Türkçenin, Türk kültürünün, Türk tarihinin öğretilmesinde ve Türkiye'nin tanıtılmasında önemli rol oynamaktadırlar.

Devamını okumak için tıklayınız…

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...