Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenlerin E-Öğrenme Sürecine İlişkin Hazır Bulunuşlukları

Dünyadaki bütün dil öğretim programlarında olduğu gibi yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde de e-öğrenme yönteminin kullanımı her geçen gün artmaktadır. e-Öğrenme, öğrenmeyi desteklemek için bilgisayar ya da mobil cihazlar gibi dijital ortamlar üzerinden yayın yapmak üzere tasarlanmış yapılar olarak tanımlanmaktadır (Clark ve Mayer, 2011: 8). Bu çalışmanın temel sorusu; Türkçe'yi yabancı dil olarak öğrenen bireylerin, Türkçe'nin dijital olarak öğretildiği ortamlardan yararlanabilmek için gerekli olan hazır bulunuşluğa sahip olup olmadıklarını belirlemektir. Ayrıca bu hazır bulunuşluğun yaş, cinsiyet ve öğrenim görülen alana göre değişip değişmediğini ortaya koymak; çalışmanın alt problemlerini oluşturmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Nicel araştırma türlerinden biri olan tarama modeli geçmişte ya da halen var olan bir durumu olduğu gibi betimlemeyi amaçlayan bir yaklaşımdır (Karasar, 1999). Çalışmanın sonuçları, Türkçe öğrenen yabancıların e-öğrenme sürecine ilişkin belirgin bir hazır bulunuşluklarının olduğunu ancak bazı faktörlere göre bu hazır bulunuşluğun değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Diğer yabancı dil öğretim programlarında olduğu gibi Türkçe'nin de yabancı dil olarak öğretiminde e-öğrenme yöntemlerinin kullanımı her geçen gün artmaktadır. e-Öğrenmeye ilişkin çok sayıda tanım bulunmaktadır. e-Öğrenme, öğrenmeyi desteklemek için bilgisayar ya da mobil cihazlar gibi dijital ortamlar üzerinden yayın yapmak üzere tasarlanmış yapılar olarak tanımlanmaktadır (Clark ve Mayer, 2008: 8). Bu yapıların ortaya çıkmasında teknolojinin büyük etkisi vardır. Diğer yandan teknolojinin hızlı bir dönüşüm ve değişim içinde olması öğrenme biçimlerinde de benzer bir dönüşüm ve değişimin yaşanmasını mecbur kılmıştır. Dolayısıyla e-öğrenmenin teknolojide yaşanan evrimi öğretim sürecine taşıyan bir işlevi bulunduğunu söylemek de mümkündür. Nitekim Aoki'ye göre e-öğrenme, öğrenci merkezli yaklaşımlarla eğitim-öğretim süreçlerinin dönüşümü amacı ile bilişim teknolojilerinin kullanılması anlamına gelmektedir (Aoki, 2010, akt Gülbahar, 2012:123). Bu dönüşümle birlikte daha çok düzlemde karşılaşılan e-öğrenme ortamlarını kullanacak bireylerin de doğal olarak belli bir altyapıya ve bilgi birikimine sahip olması beklenmektedir. Bu birikim, kısaca bireyin hazır bulunuşluğu ile açıklanabilir. Bu noktada karşımıza çıkan bir diğer kavram ise “e-hazır bulunuşluk” kavramıdır. Çevrimiçi öğrenmeye hazır bulunuşluk kavramı ilk olarak Avustralya mesleki ve teknik egitim sektorande Warner, Christie ve Choy (1998) tarafından one surulmuştür (Horzum ve Kaymak, 2013:1785). e-Hazır bulunuşluk, bir kişi, kurum ya da ulkenin, e-ögrenme surecinde, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı ve teknolojiden yararlanma açısından ne kadar hazır, istekli ve donanımlı oldugu konusunda geldigi duzeyin olçulmesi ile elde edilen bilgidir (Dada, 2006, akt. Gülbahar, 2012:123). Öğrenicinin e-öğrenmeye ilişkin e-hazır bulunuşluğu ne kadar yüksekse öğrenme çıktılarında da o oranda bir büyüme gözlenmektedir.

Bilişim teknolojilerinde neredeyse takibi mümkün olmayacak şekilde yaşanan hızlı değişim, teknolojinin hem üreticisi hem de tüketicisi konumundaki bir kuşağı -Prensky'nin (2001) sözünü ettiği dijital yerlileri- yaratmasını bilmiştir. Bu değişimin her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yansımaları olmuştur. Türkçe öğreten farklı kurumların blog, podcast, vodcast, moodle gibi özellikle Web 2.0 alanında karşılaşılan e-öğrenme ortamlarını yoğun olarak kullanma eğiliminde oldukları gözlenmektedir. Diğer taraftan özellikle Web 3.0 dönemi ile birlikte bu kullanımın eğiliminde hızla görülen artış, sanal ortam olarak ifade edilen ortamlardaki öğrenme durumlarının da farklı açılardan araştırılmasını mecbur kılmaktadır.

Sanal dünyanın gerçek yerlileri konumunda bulunan ve doğal olarak eğitim sürecini yoğun olarak elektronik ortamlarda yaşayan gençlerin e-öğrenme ortamına ilişkin hazır bulunuşlukları, incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu durum, özellikle bu gençlere eğitim veren eğitmenler ve kurum yöneticileri açısından büyük önem taşımaktadır. e-Öğrenmenin birinci aşamasını oluşturan hazır bulunuşluk düzeyi, Türkçenin öğretimi bağlamında henüz yapılanma sürecini yaşamakta olan e-öğretim sürecinin planlanmasına ve düzenlenmesine ilişkin verilerin toplanması ile gerçekleştirilebilir. Oysa Türkçeyi yabancılara öğretmek için kurulan kuramlarda -TÖMER'lerde ve Yunus Emre Enstitüsü merkezlerinde- teknolojik açıdan yaygın ve sağlıklı bir alt yapının bulunmayışı e-öğrenme ile ilgili çalışmaları güçleştirmektedir.

Her geçen gün eğitim kurumları e-öğrenme yöntemlerini daha fazla kullanmaya ve böylelikle eğitim-öğretim alanındaki etkililiklerini artırmaya çalışmaktadırlar. Gülbahar'ın (2012) da dediği gibi güncel teknolojiler çok hızlı değişim gösterdiği için sanal ortamlar olarak da ifade edilen elektronik ortamlarda eğitim alacak bireylerin hazır bulunuşluk düzeylerini bilmek, eğitmen ve yöneticiler açısından önem taşımaktadır. Oysa ülkemizde son yıllarda yaşanan hızlı gelişime rağmen bilgi toplumuna geçişin vazgeçilmez unsuru olan eğitim teknolojilerine yönelik sağlam bir altyapının var olmadığı bilinmektedir. Bu alt yapının oluşturulması herşeyden önce teknolojiyi kullanan bireylerin; teknolojiye olan ilgileri, teknoloji bilgileri, teknolojiyi kullanmadaki eğilimleri gibi konularda doğru bir şekilde betimlenmelerine bağlıdır. Hanafizadeh ve Khodabakhshi (2009), bir yandan bilgi toplumunun avantajalarından fayfalanmak öte yandan küresel toplumun bir parçası olmak ve dijital uçurumun büyümesi ile diğer toplumların gerisinde kalmamak için ülkelerin küresel bilgi toplumunu daha çok teşvik eder hale geldiğini söylemektedirler. The Economist-Economic Intelligence Unit tarafından 2010 yılında yapılan araştırmada Türkiye e-hazır bulunuşluk açısından 70 ülke arasında 43.sırada çıkmıştır. Aynı rapora göre 2009 yılı verileri ile karşılaştırıldığında Finlandiya'nın 10.sıradan 4.sıraya çıktığı, Güney Kore'nin 19.sıradan 13.sıraya yükseldiği Japonya'nın 22.sıradan 16.sıraya çıktıkları ancak Türkiye'nin sırasını koruduğu bununla birlikte toplam skorunda .10 puanlık bir düşme olduğu gözlenmektedir. Alanyazına bakıldığında doğrudan Türkçe öğrenen yabancıların -e öğrenmeye ilişkin hazır bulunuşlukları ile ilgili bir araştırmaya rastlanılamamıştır. Öte yandan e-hazır bulunuşlukla ilgili çalışmalara bakıldığında ise teknik yeterlilik, teknolojiye ve teknoloji tabanlı kaynaklara erişim, motivasyon gibi alt faktörlerin e- hazır bulunuşluğun ölçümünde temel faktörler olduğu gözlenmektedir (Gülbahar, 2012:125).

Devamını okumak için tıklayınız…

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...