Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenlerin Dil Öğrenme Stratejilerini Kullanma Düzeyleri

Bu çalışmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin kullandıkları dil öğrenme stratejilerini belirlemek ve yaş, cinsiyet, ana dil, eğitim durumu, kur düzeyi, Türkçe dışında bilinen yabancı dil sayısı, Türkçe öğrenme süresi, Türkçe öğrenilen kurum, Türkçe öğrenme yeri ile soy gibi değişkenlerle, kullanılan stratejiler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya, 7’si YETKM ve 3’ü TÖMER olmak üzere toplam 10 ayrı dil merkezinde Türkçe öğrenen 395 öğrenci katılmıştır. Araştırmada, Oxford (1990) tarafından geliştirilen "Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri" kullanılmıştır. Bu envanter, araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlanmış ve yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılmak üzere 594 öğrencinin katılımıyla geçerlik- güvenirlik çalışması yapılmıştır. Öğrencilerin kişisel bilgileri ise yine araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde t-Testi, ANOVA ve Scheffe testlerinden den yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan toplam 395 öğrencinin dil öğrenme stratejileri ölçeğinin altı boyutundan aldıkları puanların ortalama ve standart sapma değerlerine bakıldığında öğrencilerin ortalama puanlarının 3.22 ilâ 3.75 arasında değiştiği görülmektedir. Tüm kategorilerin ortalaması 2.40’ın üzerinde olduğundan çalışmaya katılan öğrenciler tarafından hiçbir dil öğrenme stratejisinin düşük oranda kullanılmadığı tespit edilmiştir.

Sınırları her ne kadar büyük olsa da gelişen teknolojinin giderek küçülttüğü dünyada, yabancı dil bilmenin önemi de gittikçe artmaktadır. Buna paralel olarak yabancı bir dilin kısa sürede, daha kolay ve etkili bir şekilde nasıl öğrenilebileceği, dil öğrenmeyi kolaylaştıran yöntem ve tekniklerin neler olduğu vb. sorular ise her öğrencinin ve öğreticinin cevap aradığı sorulardır. Bu açıdan bakıldığında dil öğrenme stratejileri bu sorulara cevap bulma konusunda dil öğretenlere ve öğrenenlere yol gösterici bir araçtır.

Bilişsel kuramlar ve öğrenci merkezli yaklaşımların ön plana çıkmasıyla diğer öğrenme alanlarında olduğu gibi yabancı dil öğretiminde de öğrenci merkezli dil öğretimine ihtiyaç duyulmuştur. Çünkü dil öğretimi öğrencinin anlama ve anlatma becerilerini kapsayan bilişsel bir süreci karşılamaktadır (Demir,2013: 173). Bu yönde Larsen- Freeman (2000), yabancı bir dil öğrenmek isteyenlerin öğrenme sürecine aktif olarak katılmaları gerektiğini vurgular. Dil öğrenme stratejileri de öğrencileri dil öğrenme sürecinde aktif kıldığı ve bireye kendi kendine nasıl öğreneceği konusunda yardımcı olduğu için bilişsel öğrenme kuramına uygun bir öğrenimi içerdiği söylenebilir.

Her öğrenenin öğrenmesini etkileyen bazı bireysel unsurlar vardır; fakat genel olarak ön plana çıkanlar yaş, cinsiyet, eğitim, kişinin karakter özellikleri, öğrenilen dile karşı tutum, kaygı, dil seviyesi, güdülenme vb.dir. Dil öğrenmede etkili olan bu unsurlar bireylerde farklılık gösterdiği için her bireyin kendine ait bir öğrenme stratejisi vardır. Bunun sonucu olarak ise bazı öğrenenler kendi öğrenmelerini kolaylaştıran stratejileri kullanırken bazıları ise bu stratejileri kullanmadan veya kullanamadan öğrenmeye çalışır. Bu sebeple yabancı dil öğretiminde, öğrencilerin öğrenme stratejileri konusu üzerine daha fazla akademik çalışma yapılması gerekmektedir.

Yapılan araştırmalar, bilinçli dil öğrenicilerinin, dil öğrenme stratejilerini kullandıklarını, kendi öğrenmelerinin farkında olduklarını ve dil öğrenme stratejilerini kullanmayanlara göre daha başarılı olduklarını ortaya koymuştur (El-Dip, 2004; Hişmanoğlu, 2012; Oxford, Cho, Leung, Kim, 2004; Ian ve Oxford, 2003).

Öğrencilerin yabancı bir dil öğrenirken öğrenme süreci boyunca çeşitli sorunlarla karşılaştıkları herkes tarafından bilinen bir gerçek olmakla beraber bu zorlukları en aza indirmek için geçmişten bugüne çeşitli yöntem ve teknikler geliştirilmiş fakat bu sorunlar tamamen ortadan kaldırılamamıştır. Bu çerçevede yapılandırmacı yaklaşım ile birlikte eğitimciler, geleneksel eğitim yerine öğrenci merkezli eğitimin gerekliliğini anlamışlardır. Bu yargıya paralel olarak bireylerden kendileri için gerekli olan bilgilere ulaşabilmeleri, bunları kullanabilmeleri ve bunlar ışığında yeni bilgiler ortaya koyabilmeleri beklenmektedir. Bireylerin bu özelliklere sahip olmaları ise nasıl öğreneceklerini veya öğrenmelerini daha hızlı ve etkili bir şekilde nasıl gerçekleştirebileceklerini bilmeleriyle mümkündür. Bu bağlamda Chamot ve Kupper (1989), tarafından yapılan araştırmalar, yabancı dil öğrenmede başarılı olan öğrencilerin dil becerilerini geliştirmek için duruma göre birçok farklı dil stratejisi kullandıklarını, dil öğrenmede başarısız olan öğrencilerin ise strateji kullanımlarının yeterli olmadığını ya da duruma uygun stratejiyi seçmekte başarısız olduklarını ortaya koymuştur (Chamot ve Kupper’den Akt. Bekleyen, 2006: 29).

Devamını okumak için tıklayınız…

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...