Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenlerin Kalıp İfadeleri Kullanmadaki Yeterlilik Düzeyleri

Bir dili diğer dillerden ayıran, dile renk katan, kısa ve öz söyleyiş özellikleri kazandıran ve o dili öğrenenlere de mutlaka kazandırılması gereken bazı dil yapıları vardır. Kalıp ifade dediğimiz bu yapılar, tanışma esnasında, günlük hayat içindeki çeşitli anlarda veya alanlarda, selamlaşmada, birini kutlamada veya dilek ve temenni bildirme gibi pek çok durumda kullanılmaktadır. Bu bakımdan yabancı dil öğrenenler o dilde iletişim kurabilmek için bu yapılara mutlaka sahip olmalıdır. Bu çalışma hayatımızın her alanında sıkça kullandığımız kalıplaşmış sözlerin bir tasnifini yapmak, B2 seviyesindeki yabancı dil olarak Türkçe öğrencilerinin kalıp ifadeleri ne denli kazandıklarını ölçmek, verilerin sonuçlarına dayanarak Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metni doğrultusunda kazanım-seviye analizini yapmak, kalıp ifadelerin öğretimi konusunda Türkçe öğrenen ve öğretenlere öneriler sunmak amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma sonuçlarının, öğrencilerin seviyelerine uygun kalıplaşmış ifadelerin ilişkilendirilebileceği kazanımlara ışık tutacağı ve bu konuda çalışmalar yapan kurum ve kuruluşlara yol göstereceği düşünülmektedir. Betimsel tarama modelindeki çalışmanın evreni Gazi TÖMER'de yabancı dil olarak Türkçe öğrenen B2 seviyesindeki öğrencilerdir. Örneklem random olarak seçilmiş toplam 50 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini elde etmek için test formatında "kalıplaşmış ifade durumları testi” hazırlanmış ve öğrencilere uygulanmıştır. Elde edilen veriler tablolaştırılarak çeşitli başlıklar altında incelenmiştir. Çalışmanın sonunda ortaya çıkan bulgulardan hareketle kalıplaşmış ifadelerin öğretimi konusunda yapılması gerekenlerle ilgili önerilere yer verilmiştir.

Alanyazında ilişki sözleri veya kalıp sözler olarak da yer alan kalıp ifadeler dilin söz varlığının önemli bir unsurunu oluşturur. Kalıp ifadeler “en az iki en az iki sözcükten oluşan, içindeki sözcükleri temel (düz) anlamlarını yitirmeden yeni bir kavramı, durumu, eylemi karşılayan söz öbekleri” şeklinde tanımlanabilir (Çotuksöken, 1994: 8). Türkçenin söz varlığı incelendiğinde diğer dillere nazaran Türkçede daha çok kalıp ifadenin bulunduğu dile getirilmektedir (Aksan, 1996: 190-191; Zeyrek, 1996: 40; Toklu, 2003: 110). Kalıp ifadelerin konuşma ve yazma sırasında “duruma uygun söz söyleme, yanlış anlaşılma ihtimalini en aza indirme, nezaket kurallarını yerine getirme, orijinal ifadeler üretme zorluğundan kurtarma, anlatılmak isteneni en doğru biçimde iletme” gibi işlevleri vardır. Bu işlevlere yabancı dil öğrenenler açısından bakıldığında onların dil öğrenirken en çok zorlandıkları ve kazanmaya ihtiyaç duydukları becerilerin kalıp ifadelerin işlevleriyle aynı doğrultuda olduğu görülür. Bir dili öğrenmenin temel amacı o dilde sözlü ve yazılı iletişim kurabilmektedir. Bu iletişimin gerçekleşebilmesi içinse dilin sözvarlığının yansıttığı kültürü de öğrenmek gerekir. Araştırmalar dil ile kültür arasında bir bağ olduğunu ve bu iki unsurun birlikte geliştiğini göstermektedir (Akarsu, 1998; Kaplan, 2008; Uygur, 1996; Bayyurt, 2011). Demircan'ın (1990: 26) belirttiği gibi; yabancı dil öğrenen kişi, hedef dilin iletişim açısından gerekli olan kültürel verilerini öğrenmeli, iletişim becerilerini edinmelidir. Çünkü dil her şeyden önce bir iletişim aracıdır ve bu sebeple öğrenilir, kullanılır. Gerçek yaşam koşulları düşünüldüğünde iletişimin bir bağlam olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir. Bütün bağlamlar da en az bir kültürel unsur içerdiğinden iletişim kültürden ayrı düşünülemez.

Tapan (1990: 55) yabancı bir dil öğrenme uğraşının yabancı bir kültürü de anlama ve tanıma uğraşı olduğunu, öğrencinin yabancı dilde öğrendiği her yeni sözcüğün, anladığı her yeni cümlenin, çözebildiği her yeni metin onun zihninde, o dili konuşan kişilerle, o kişilerin yaşadığı dünyayla ilgili yeni düşünceler, yeni imgeler oluşmasına neden olduğunu belirtmiştir.

Yabancı dil öğretimi ve öğrenimi, yalnızca hedef dilin dil bilgisi kuralları ile kelimelerini öğretmek ve öğrenmek veya temel dil becerilerini kazandırmak ve kazanmak değildir. Yabancı dil öğretimi ve öğrenimi aynı zamanda o dilin kültürünün de öğretimi ve öğrenimidir. Her dil bünyesinde, hem kendi dil bilgisi yapısını, artzamanlı dilsel birikimini barındırırken hem de o dili konuşanların kültürel dokusuna uygun dünya görüşünü, zihniyetini ve konuşurlarının dış dünyayı nasıl anlamlandırdığına dair ipuçlarını veren söz gruplarını barındırır. Bu ifadeler bir nevi dil konuşurlarının genetik dil kodlarıdır. Bahsedilen söz grupları bir dili diğer dillerden ayıran, dile renk katan, kısa ve öz söyleyiş özellikleri kazandıran ve o dili öğrenenlere de mutlaka kazandırılması gereken yapılardır. Kalıplaşmış ifade dediğimiz bu yapılar, tanışma esnasında, günlük hayat içindeki çeşitli anlarda veya alanlarda, selamlaşmada, birini kutlamada veya dilek ve temenni bildirme gibi pek çok durumda kullanılmaktadır.

Kalıp ifadeler dilin zenginliğini yansıttığı gibi öğrenen kişiye de dili esnek bir biçimde kullanabilme seçenekleri sunar. Bu sebeple kalıp ifadelerin içinde barındırdığı zengin kültürel yapıları Türkçe öğrenenlere kazandırmak daha az çaba ile daha çok işi başarmak anlamına gelecektir. Bunun yanı sıra Türk kültürü, inceliği, yardımseverliği, duyarlılığı öğütleyen bir kültür olduğu için dilimizdeki bu kalıp ifadeleri kullanmak, Türkçe öğrenenlere güzel davranış biçimleri de kazandıracaktır.

Devamını okumak için tıklayınız…

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...