• Yabancılara Türkçe Öğretimi
  • Yabancılara Türkçe Öğretiminde İş Türkçesi Öğretim Programı, Ders Kitabı Ve Terimler Sözlüğü Denemesi: Bankacılık Örneği

Yabancılara Türkçe Öğretiminde İş Türkçesi Öğretim Programı, Ders Kitabı Ve Terimler Sözlüğü Denemesi: Bankacılık Örneği

Türkçe, yabancı dil olarak yurt içinde ve yurt dışında öğretimi yapılan ve etki alanı her geçen gün hızla genişleyen bir dildir. Son yıllarda Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi üzerine yapılan çalışmalar, “iş” alanının Türkçe öğrenme ihtiyaçları arasında önemli bir yerinin olduğunu göstermektedir. Bu nedenle yürütülen yabancı dil olarak Türkçe öğretimi çalışmalarında “İş Türkçesi” alanının oluşturulması, alan için ayrı bir müfredatın hazırlanması, müfredata uygun ders kitaplarının ve materyallerin geliştirilmesi gerekir.

İş Türkçesi alanında yapılacak olan çalışmalarda öncelikle diğer dillerde nasıl bir yol izlendiğine bakılmalı ve buradan hareketle Türkçe öğretilmesi gereken iş kolları doğru tespit edilmelidir. Özellikle İngilizcenin yabancı dil olarak öğretimi alanına bakıldığında bankacılık ve finans alanlarında çok fazla çalışmanın olduğu görülür. Yurt dışında çok sayıda Türk bankası hizmet vermektedir. Bu bankalar, yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarını da dikkate alarak Türkçe bilen personellerin görevlendirilmesine özen göstermekte veya mevcut personellerinin Türkçe öğrenmesini talep etmektedir. Personeller ise kurslara ayırabilecekleri vaktin kısıtlı olduğunu ve kısa sürede müşterilerine Türkçe hizmet verebilecek seviyede dil öğrenmelerinin kendileri için yeterli olacağını düşünmektedir. “İş Türkçesi” alanında “bankacılık” üzerine gerçekleştirilen bir çalışma olmaması ve bu alandaki mevcut eksiklerin giderilmesi aşamasında bir kapı aralaması amacıyla bu çalışmada, “bankacılık” örneği üzerinde durulmuş; bu doğrultuda örnek öğretim programı ile terimler sözlüğü hazırlanmış ve ders kitaplarında dikkat edilmesi gerekenler hususlar belirtilmiştir.

“İletişim, bireyler arasında duygu ve fikirlerin akışı olarak tanımlanır” (Keçeci ve Taşocak, 2009, s. 131) ve insanda temel bir ihtiyaç olarak öne çıkar. Günümüzden binlerce yıl önce, mağaralara çizilen resimlerde kendisini gösteren iletişim kurma isteği, günümüzde de kendisini hissettirir ve insanlar bu ihtiyaçtan hareketle iletişim kurabilmek için çeşitli araçlar geliştirir. Kişilerarasında bilgi getirip götürmede kullanılan bu araçlar, görevlerini dil aracılığıyla yerine getirir. Nitekim dil olmadan düşüncelerin paylaşılması ve bilgi alışverişinin gerçekleştirilmesi kolay değildir.

İnsanlar arasındaki iletişimin temelinde yer alan dil, toplumlar arasında farklılıklar gösterir ve her toplumun bünyesinde yaşayan, değişen ve gelişen bir dil unsuru bulunur. Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler, kendi dillerini başka toplumlara da öğretmekte; “...küreselleşen dünyada pek çok insan birbirinden farklı sebeplerle yeni bir dil öğrenme arayışına girmektedir” (Güzel ve Barın, 2013, s. 15). İyi bir kariyer sahibi olup para kazanmak veya farklı bir ülkede daha iyi şartlarda eğitim görmek isteyen bireyler, yabancı bir dil öğrenme ihtiyacı hissedip farklı dilleri öğrenmeye odaklanır. Yine pek çok insan, hobi olarak veya farklı bir toplumu daha yakından tanıyabilmek için yabancı bir dili öğrenmek isteyebilir.

“Yabancı dil öğretimi alanında -özellikle İngilizcenin öğretimi konusunda- kapsamlı bir literatür oluşmuştur.

Bugün başta İngilizce olmak üzere İspanyolca, Fransızca, Almanca gibi Batı dilleri ile Arapça ve Çince gibi dillerin öğretimi konusunda meseleyi farklı yönlerden ele alan çok sayıda araştırma bulunur” (Çalışkan ve Çangal, 2013, s. 315). Türkiye, yabancılara dil öğretimi hususunda diğer Avrupa ülkelerinin gerisinde kalmış olsa da son yıllarda izlediği politikalarla siyasi, askeri ve ekonomik alanlarda tüm dünyada söz sahibi olmaya başlamıştır. Yürütülen çalışmalar, ülkenin uluslararası arenada ön plana çıkmasını ve ticaret hacminin artmasını sağlamıştır. Siyasi, askeri ve ekonomik göstergelerde meydana gelen gelişmeler, kültürel zenginliklerin de merak edilir hâle gelmesine neden olmuş ve Türkçeye duyulan ilgi artmıştır.

“Türk dili, yaklaşık 12 milyon kilometre karelik bir alanda 220 milyon insanın konuştuğu, yüze yakın ülkede öğretiminin yapıldığı, kökleri tarihin en eski dönemlerine kadar uzanan, 600 bini aşkın söz varlığına sahip bir dünya dilidir” (Akalın, 2009, s. 203-204). Günümüzde de Türkçe, öğretim ve etki alanı hızla genişleyen bir dil olarak varlığını sürdürmektedir.

Bugün İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler, belirledikleri dil politikaları ve bu doğrultuda kurdukları British Council, Goethe Institut ve Alliance Française gibi kurumları aracılığıyla kendi dillerini diğer toplumlara pazarlamakta ve dil öğretiminden her yıl önemli miktarlarda bütçe elde etmektedir. Adı geçen ülkelerin dil politikaları ve bu diller üzerine gerçekleştirilen çalışmalar incelendiğinde öncelikli olarak öğrencilerin dil öğrenme ihtiyaçlarının tespit edildiği, daha sonra dil öğretim programları ile ders materyallerinin hazırlandığı ve özelleştirilmiş öğretim alanları oluşturularak öğretimin farklı alanlarla genişletildiği görülür.

Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi hususunda da başarılı bir dil politikası belirleyebilmek için dil öğretimi temel ilkelerinin göz önüne alınması, yapılacak olan çalışmaların şekillendirilmesinde ihtiyaç analizi çalışmalarından hareketle özel amaçlı dil öğretim programlarının geliştirilmesi ve öğretimin bu sayede daha sistemli bir şekilde ele alınması gerekir (Çangal, 2013, s. 37).

 Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...