Türkiye Türkçesi Öğrenen Kazakistanlıların Karşılaştıkları Sorunlar

        Bu çalışma Kazakistanlı öğrencilerin Türkiye Türkçesi öğrenirken yaşadığı sıkıntıları tespit etmek ve bu tespitler ışığında öneriler geliştirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Tarama modeliyle yapılan çalışmada Kazakistan'da Süleyman Demirel Üniversitesi, Abay Üniversitesi, El-Farabi Üniversitesi, Merkez Orta Asya Üniver­sitesi ve Ablay Han Üniversitesi'nde okuyan 180 öğrenciden dinleme, okuma, konuşma ve yazma alanlarında yaşadıkları sıkıntıları yazmala­rı istenmiştir. Sonrasında öğrencilerin yazdıkları metinler öğrenciler­den alınarak içerik analizine tabi tutulmuş, SPSS 15 programı vasıta­sıyla yaşanılan sorunların frekans ve yüzdeleri verilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin ayrı ayrı her bir beceri alanında pek çok sıkıntı yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu sıkıntıların başında kelime hazinesinin yetersiz olması ve uygulamada yaşanan eksiklikler gelmektedir.

       İnsanların ve toplumların anlaşmasında, yakınlık kurmasında önemli bir vasıta olan genelde dil, özelde yabancı dil öğretimi değer ve kültürün aktarımında da önemli bir rol üstlenmektedir. Bu görüşü destekler nitelikte, değer ve kültür aktarımının çok önemli olduğunu düşünen İşci (2012: 36), toplumların kendini genellikle bir dil aracılı­ğıyla aktardığını; yabancı dil öğrenecek bireylerin, öğrenmeyi planla­dıkları dili tam anlamıyla öğrenmek için o dilin kültürünü de öğren­meleri gerektiğini ifade eder.

Yabancılara Türkçe öğretiminde kültür kavramı, son yıllarda il­gili akademisyenlerce sıklıkla işlenen bir konudur. Bunda Avrupa Or­tak Dil Kriterleri'nin ve bu doğrultuda kültürlerarasılık ve çokkültür-lülük kavramlarının dil öğretim programlarına girmesinin etkisi ol­makla beraber, yabancı dil öğrenme uğraşının aynı zamanda yabancı bir kültürü anlama ve tanıma uğraşı olmasının da etkisi vardır (Tapan 1990: 55). Zira Ozil (1991: 96)'in de ifade ettiği gibi yabancı bir dil edinmek, ana dildeki kavramların, anlatımların karşılığını başka bir dilde bulup kullanmak değildir. Yabancı dil edinmek, çeşitli toplumla­rın dünyaya bakış açılarını, düşünme ve değer sistemlerini bilmek; bir toplumun ya da bir toplumun bireylerinin çeşitli etkinliklerini, davra­nışlarını kavrayabilmektir. Örnek vermek gerekirse, metnin dilsel ya­pısı ve edebî dünyasının haricinde Oğuz Kağan Destanı'nda devletin nasıl yönetildiğini görmek; Göç Destanı'nda bir kayanın vatan için ne denli önem teşkil ettiğini anlamak; Dede Korkut Hikâyeleri'nde na­mus kavramının önemini yeniden müşahede etmek, Çanakkale Şehit­lerine isimli şiirde ise, şehitlik mertebesini

"Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer. "

mısralarıyla terennüm etmek mümkündür. Hâl böyle olunca da, ya­bancı dil olarak Türkçe öğretiminin aynı zamanda Türk kültürünün de dünyaya tanıtımına katkı yapacağı su götürmez bir gerçektir (Demir 2010: 40). Gelinen noktada devasa köprüler ve hava limanları inşa eden; kendi helikopterlerini, savaş gemilerini ve insansız hava uçakla­rını yapan; uzaya keşif uyduları gönderen; kısa vadede dünyanın en güçlü on ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen; 2023'ün ve 2071'in rüyasını gören Türkiye'nin kendi tanıtımına dil öğretimi yoluyla daha fazla katkı yapması beklenmektedir. Şimşek (2011:10)'in de belirttiği gibi, küreselleşen dünyada güçlü olan devletler, kültür ihracatı saikiyle pek çok alanda kendi dillerini pazarlamak ve kendi dillerini diğer dil­lere göre tercih edilebilir kılmak için çok çalışmalılardır.

Burada, yabancılara Türkçe öğretiminin önemine ve gerekliliği­ne kısaca değinildikten sonra Türkiye'de yabancılara Türkçe öğreti­minin tarihine ve hâlihazırda bu konuda yapılan çalışmalara bakmak gerekir. Toplumların kaynaşmasında ve kültürün yaygınlaşmasında önemli bir amil olan yabancılara Türkçenin öğretimi Biçer'in tespitle­rine göre Hunlara kadar dayanır. Biçer (2012: 109-115) örgün eğitim yoluyla olmasa da Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar Dönem'inde doğal yöntemle Türkçenin öğretildiğini Çin ve Türk kaynaklarından elde et­tiği verilerle ortaya koyar. Yine bu konuda Arslan (2012: 168) da me­seleye biraz ihtiyatla yaklaşmakla beraber İslamiyet'in kabulünden ön­ce de Türkçenin yabancılara öğretilmiş olabileceğini dillendirir. Bu­nun dışında İslamiyet'in kabulünden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar Divanı Lügati't Türk, Muhakemetü'l-Lügateyn, Kitabü'l-İdrak Li Lisânü'l-Etrak, El- Kavaninü'l Külliye Li Zabti'l Lügati't-Türkiye, Et-Tuhfetü'z- Zekiyye Fi 'l lugati 't Türkiyye, Kitabü Bulgati 'l-Müştak Fi Lugâti 't-Türk ve 'l-Kıfçak, Kitâb-ı Mecmû-i Tercümân-ı Türkî ve Acemî ve Mongolî, Hilyetü'l-İnsân ve Heybetü'l-Lisân; Makbûl-i Arif, Turzimci u srpskohrvatskom jeziku; Codex Cumanicus, Thatarisch Pa­ter Noster gibi pek çok eserle Türkçenin yabancılara öğretimi destek­lenir (Arslan 2012: 169) .

Cumhuriyet'in ilanından 1960'lı yıllara kadar bölgedeki geliş­meleri takip edemeyen, kendi iç çekişmelerine odaklanmış bir Türki­ye'den söz etmek yanlış sayılmaz. Bunun bir yansıması olarak da Türk dilinin yabancılara öğretimiyle ilgili bir politika geliştirilmez. Bu eksende Hengirmen Türkçe öğretiminin gerekliliğini yeni yeni anla­maya başlayıp ilk eserlerimizi vermeye başlarken, Türkçenin yapısın­dan etkilenen yabancıların bizim yerimize Türkçeyi öğreten kitaplar yazdığını ifade eder. Onun paylaştığı verilere göre 20. yüzyıla kadar yabancı yazarlar Türkçe öğretimi ile ilgili iki yüzün üzerinde kitap yazmışken, Türk yazarlar yüz elli altı kitap yazmıştır (1993:7). Bu hâl özellikle 60'lı yıllara kadar dil öğretiminde yaşadığımız zafiyeti gözler önüne sermektedir.

1960'lı yıllara gelindiğinde yabancılara Türkçenin öğretiminde önemli sayılabilecek adımlar atılır. Kenan Akyüz'ün Yabancılar İçin Türkçe Dersleri Konuşma, Okuma adlı kitabı Hüseyin Aytaç- M. Agâh Önen'in Yabancılar İçin Açıklamalı Uygulamalı Türkçe adlı ders kitabı, Sermet Samî Uysal'ın Yabancılara Türkçe Ders Kitapları, Kaya Can'ın Türkçe-İngilizce Açıklamalı Türkçe Ders Kitabı, Mehmet Hengirmen-Nurettin Koç'un Türkçe Öğreniyoruz adlı kitapları, Tahir Nejat Gencen'in Yabancı Uyruklu Öğrenciler İçin-Türkçe Öğreniyo­rum adlı kitabı yabancılara Türkçenin öğretiminde gelişmeler yaşan­dığını gösterir (Barın 2004: 21).

1985'li yıllarda ise Türkçenin öğretimi daha disiplinli, daha profesyonel bir hüviyete bürünür. Ankara Üniversitesi, Ege Üniversi­tesi ve Gazi Üniversitesi'nin lokomotifliğini üstlendiği Türkçe Öğre­tim Merkezleri pek çok üniversitenin bünyesinde açılır, bu merkezler­de Yeni Hitit Yabancılar için Türkçe Seti, Yabancılar için Türkçe Seti gibi yabancılara Türkçeyi öğretip Türk kültürünü tanıtacak kitaplar hazırlanır. Yine bu süre zarfında 1992 yılında kurulan TİKA ve 2007 yılında kurulan Yunus Emre Enstitüsü vasıtasıyla yurt dışında Türk-çeyi yüceltecek çalışmalar yapılır. Tabi bu noktada Türkçenin ikinci dil olarak yabancılara öğretilmesine katkı sağlayan özel kurumları da unutmamak gerekir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...