Yabancılara Türkçe Öğretiminde Görsel Malzeme Kullanımı: Akbaba Dergisi Karikatür Örneği

Daha etkili, anlamlı ve ilginç bir öğrenim deneyimi sunmak için görsel öğrenme tekniklerinin kullanımı önemlidir. Video, resim, grafik, poster, karikatür gibi görsel malzemeler öğrenme ortamına renk katmanın yanı sıra öğrencinin derse kolaylıkla adapte olmasını da sağlar. Aynı zamanda sözlü ya da yazılı anlatım yoluyla tam olarak ifade edilemeyen bazı kavram ve fikirleri görsel malzeme kullanarak açık ve anlaşılır hale getirmek mümkündür. Örneğin her yaştan bireye hitap eden ve sınıf içi kullanıma uygun bir öğrenme aracı olan karikatür, öğrencinin bilgiyi anlama ve yorumlama becerisini geliştirdiği için öğrenim hayatındaki başarısına da doğrudan katkı sağlar. Bu makalede görsel eğitim yardımcılarından biri olan karikatürün, yabancı dil öğretimine faydaları anlatılmakta ve konu örneklerle desteklenmektedir.

 

1. Karikatürün Tarihine Kısa Bir Bakış

İnsanoğlu deneyim, duygu ve düşüncelerini aktarma işlevini gerçekleştiren bir vasıta olarak yazıdan önce çizgiyi kullanmıştır. Bu iddiada ileriye sürülecek güzel bir kanıt "Hiyeroglif yazıdır. "Birçok mizah tarihçisi 'Hiyeroglifyazısını karikatürün başlangıcı olarak gösterir. Ama, ne denirse densin, 'çizgi', 'yazı'dan önce vardı ve insanoğlu yaşamını İspanya'nın 'Altamira' Fransa'nın 'Lascaux' mağaralarında çizgilerle dile getirmiştir."

Mağara insanının, çizimler vasıtasıyla duygu, düşünce veya bilgilerini aktarma yolunu seçmesi, bu iletişim metodunun kişinin içinde yaşadığı ve temas halinde olduğu ortamda bulunan diğer lisanlardan çok daha eski ve evrensel bir niteliğe sahip olduğunun göstergesidir. İlk toplumların çizimle başlayan macerası, zamanla kendini ifade ediş biçiminin yeni bir evresi, bir başka deyişle bu aktivitenin değişik oluş biçimi ve o yöndeki paralel uzantısı olan yazıyla devam etmiştir. Bu şekilde uzun yıllar boyunca, sayısız varyasyonlarla süregelmiş, köklü görsel kültür birikimi de mevcudiyetini korumuştur, ancak bir dönemden sonra ulaşılması istenilen sonuç değişmemekle birlikte, yazı ile çizginin farklı kulvarlarda yürüdükleri görülür. Bu durum, onları ayrı ayrı sahalar halinde değerlendirme gereğini doğurmuştur.

Çok eski geçmişteki sayısız desen ya da figürün, anlam hususunda farklı bir keyfiyet üstlenmiş olmasına rağmen, çizgi itibariyle karikatüre benzemekte olduğu görülür. Neticede karikatür sanatı anlamsal açıdan, konseptte abartma ya da biçimsizleşmeye giderek gülünç dışa vurumun özlü bir ifadesi olarak düşünüldüğünde, ondan arta kalan ilk izler tarih öncesi dönemlerin mağara resimlerinden, Antik Mısır, Yunan, Roma Medeniyetleri sanatına, oradan da Orta Çağ dinsel mimari sahasına dek ulaşır. Ancak aydınlanmanın bir mahsulü olarak karikatür, İtalya'da gücünü çizgiden alan dışa vurumun ehemmiyet kazandığı Rönesans'la filizlenmeye başlar. Buna rağmen çoğu araştırmacı asıl manasıyla bu sanatın başlangıcını 17.yüzyıl olarak değerlendirir.

17. yüzyılda İtalya'da hayvan başlı insan vücutlu portrelere "caricatura" deniliyordu. Karikatür kelimesi de köken itibarıyla; yüklemek, hücum etmek, doldurmak, abartmak, alaya almak gibi manalarda kullanılan "caricare" fiilinden türemiş olan bu isimden gelmektedir. Terim, yazılı olarak ilk defa 1646'da kendi tekniğinin ilk teorik tartışması sayılan "Diverse Figure" ün önsözünde Giovanni Atanasio Mosini tarafından kullanılmıştır. Ona göre karikatür, idealleştirilen temsiller meydana getirmek ve eğlenmek maksadıyla insanın doğuştan gelen belirgin kusurlarının sanatsal olarak abartılmasını ifade ediyordu.

Bazı araştırmacılar yazılarında, Avrupa'da karikatür sanatının köklerini Antik Roma ve Yunan medeniyetlerine kadar götürürken, Türkiye'ye geldiklerindeyse bu sanatın Tanzimat'la başladığını söylerler. Oysa bunun gibi sathi bir cümle, 'Tiyatro Türkiye'ye Tanzimat'la girmiştir' cümlesi kadar doğru ya da yanlıştır" der Üstün Alsaç ve ekler: "Aslında bununla anlatılmak istenen Batı anlayışına yakın bir karikatür uğraşısının bu dönemden sonra ağırlık kazandığıdır.Her ne kadar karikatür Batı etkisinde gelişen sanatlardan biri olarak düşünülse de Türkiye için bu sanat dalı pek de yabancı görünmüyor. Çizgisel bakımdan minyatürü, abartılı bir ifade tarzını benimsemesi yönünden Karagöz'ü ve olağanüstü tasarımlarıyla halk resimlerini andırırken, oyuncuların makyaj ve giyimleri, mimikler ve tavırlarıyla adeta canlı karikatürlere benzediği Orta Oyunu tiplemeleri ve alay, hiciv, yergi bileşeniyle Türk mizah geleneğinden beslenmektedir.

Başlangıçta sınırlı bir kesime hitap eden karikatür, yazılı basınla birlikte geniş, kitlelere ulaşmaya başlamıştır. Uzun arayışlar, deneme ve birikimler neticesinde erişilen bu merhalede gülmecenin inşasında genellikle yazılı anlatıma da başvurulmaktadır. Yazıyla çizginin ortaklığı onu daha fazla kimsenin gözünde anlaşılır kılmak içindir.

Önceleri belirli bir şahsın veya insan tipinin abartılmış portreleri şeklinde tanımlanan karikatüre, kültürel birikime ve zaman içinde gösterdiği değişime paralel olarak farklı birtakım anlamlar yüklenmiştir. Karikatür sanatı, sözlü anlatımın yoğun olarak kullanıldığı dönemlerde "yazı ile yapılan mizahın çizgi ile süslemesi"olarak görülmüş, yazısız karikatürlerin ortaya çıktığı dönemde ise yani salt çizgiyle yapılan anlatıma geçilince "çizgide mizah sanatı"şeklinde tarif edilmiştir.

Günümüzde el üstünde tutulan bir sanat dalı halini alan çizgi mizahın bant karikatür ya da çizgi roman biçiminde albümlere ve kitaplara, teknolojinin ilerlemesiyle beraber bir animasyon türü olarak televizyonlara konuk olduğu görülür. Ayrıca "duvar resimlemede, eğitim-öğretim malzemelerinde, baskılı malzemeler ile süslemelerde de karikatür kullanılmaktadır."

 

2. Karikatürün Dil Öğretiminde Kullanımı

Doğası gereği mizah, öğretimin ciddiyetine aykırı olarak görülebilir. Öğretimde mizahın aşırı kullanımı da risk unsuru teşkil etmektedir. Öğretmenlerin özellikle sözel mizahın olası istenmeyen sonuçları karşısında dikkatli olmaları gerekir. Bu nedenle ırkçı, cinsiyetçi içerik taşıyan ya da aşağılama ve suça teşvik eden söylemlerden uzak durmak ve yanlış anlamalara meydan vermemek gerekir. Son yıllarda rağbet edilen bir öğretim aracı olan karikatürün; dikkat ve ilgi uyandırma, yaratıcı, eleştirel, derin, farklı düşünme, tartışma ve iletişim becerileri ile öğrenmeye yönelik motivasyonu geliştirmek bakımından potansiyel bir katkı sağladığı gerçektir. Ayrıca konu ile ilgili yapılan araştırmalarda bu tür materyallerin akademik stresi azaltarak öğretmen ve öğrenci ilişkilerini de güçlendirdiği tespit edilmiştir. Bugün sözel ve görsel mizah, öğretilenleri daha anlaşılır hale getirmek ve güçlendirmek için hizmet vermektedir.

 

Öğretimde görme duyusuna yönelik materyal kullanımının, işittiklerimizin yüzde yirmilik, gördüklerimizinse yüzde otuzluk bir kısmını hatırladığımız düşünüldüğünde istendik hedeflere ulaşmada işitsel uyaranların tercihine oranla daha etkili bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Şüphesiz olabildiğince çok duyuya hitap etmek öğrenmeyi kolaylaştırmak ve kalıcılığı sağlamak bakımından önemlidir.Karikatür, dil öğrenmek isteyenler için de ilgi çekici ve uyarıcı bir öğrenme aracıdır. Arka plan bilgisi gerektiren bazı karikatürleri anlamak zor olabilir. Ancak bunları analiz etmek bildiklerini kullanmak için iyi bir strateji sağlar. Buna ek olarak güç anlaşılır ya da yoruma açık görseller öğrencinin kelime dağarcığını ve bakış açısını geliştirmek bakımından da faydalıdır.Aynı zamanda karikatürle zor kavramlar basitleştirip eğlenceli hale getirilerek bu metodun öğrenmedeki büyük etkisi kullanılabilir. Böylece eldeki konu açığa kavuşturulmakta, anlatılan kişi ve olaylar da gündelik hale getirilmektedir. Karikatür her yaştan ve kökenden insana hitap edebildiği gibi dil beceri eksikliği olan insanlar tarafından da daha kolay anlaşılmaktadır. Dil öğretimi için uygun karikatürlerin, öğrencileri esnek düşünceye teşvik etmeye ve onları rahatlatmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte karikatürün bir öğretim aracı olarak özenle seçilmiş ve belirli bir hedefi olmasına dikkat etmek gerekir.

 

2. 1. Akbaba Dergisinden Seçilmiş Karikatür Örnekleri

Yusuf Ziya Ortaç'ın Orhan Seyfi Orhon'la birlikte çıkardığı, Türk mizah basınının en uzun ömürlü mecmuası olan Akbaba, 1922 ile 1977 yılları arasında aralıklarla yayımlanmıştır. Dergide; makale, şiir, hikâye, anı, fıkra, tiyatro, edebî tenkit, tefrika roman gibi yazın türlerinin neredeyse tamamından örnekler mevcuttur. Ayrıca dergide, devrin basın ve edebiyat dünyasıyla ilgili çarpıcı tartışmalar ve öykülere de sık sık yer verilir. Bununla beraber, dergi daimi çizerlerinin dışında, dünya çizerlerine ve genç çizerlerden gelen karikatürlere de sayfalarını açmıştır.

Derginin kuruluşundan itibaren, sokaktaki sıradan insandan, aydın kesime kadar geniş bir tabakaya hitap etmeyi hedefleyen yayıncılık ilkesi doğrultusunda, dönemin siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki gelişmeleri ve bu alanlarda yaşanan aksaklıkları dile getiren karikatürleriyle, bir yandan toplumu ilgilendiren meselelere değinmek, diğer yandan da olaylar karşısında okurun belirli bir tavır almasını sağlamak amaçlanmıştır.

Bu makalenin yazılışındaki amaç ise Akbaba dergisinin 1977'li yıllarda neşrettiği karikatürlerden yola çıkarak; yabancı dilde yeni kelimeler öğrenilmesine, görselin bellekteki kelimelerden hareketle yazılı ya da sözlü olarak yorumlamasına, verilen karikatür örneklerinden herhangi birinde anlatılmak istenenle benzerlik taşıyan bir pasaj vasıtasıyla yabancı dilde seri okuma ve doğru telaffuz alışkanlığı kazandırılmasına ve böylece dil öğrenmek için gerekli olan; okuma, anlama, konuşma ve yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir çalışma örneği sunmaktır. Aşağıda soru ve etkinliklere kaynaklık edecek üç karikatür örneği seçilmiştir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...