• Yabancılara Türkçe Öğretimi
  • Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kültürel Ögelerin Aktarımı: Gökkuşağı Türkçe Öğretim Seti Temel Seviye Örneği

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kültürel Ögelerin Aktarımı: Gökkuşağı Türkçe Öğretim Seti Temel Seviye Örneği

Gelişen ve küreselleşen dünyamızda, teknoloji alanında yaşanan hızlı değişim ve gelişmelerin de etkisiyle ülkelerin ve insanların birbirleriyle ilişkileri de kaçınılmaz olarak artmak zorunda kalmıştır.Bu zorunluluk nedeniyle başka kültürler hakkında bilgi sahibi olabilmek ve uyum sağlayabilmek adına yabancı dil öğrenmek ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Bu gelişmelere paralel olarak diğer ülke vatandaşlarının ülkemize olan ilgisinin art­masından dolayı Yabancılara Türkçe Öğretimi de gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Dil öğrenmenin aynı zamanda kültür öğrenmek olduğu gerçeğinden hareketle yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarında, öğrencilere öğrendikleri dilin kültürünü de tanıtabilmek amacıyla kültürel ögelere yer verilmeli d­ir. Bu çalışmada, yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarından Gökkuşağı Türkçe Öğretim Seti temel seviyesi, kültür aktarımı yönüyle incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi (tarama modeli) yapılmıştır. İçerik analizi olarak DİLSET yayınlarının hazırlamış olduğu Gökkuşağı Türkçe Öğretim Seti 1-2 Yeni Öğrenenler İçin temel seviye ders kitapları,dil bilgisi kitapları, ses cd'leri ve vcd'leri belirli ölçütlere göre incelenmiş ve değerlendirilmiştir.

Dil üzerinde çalışanlar her bilim alanında olduğu gibi önce onun tanımını yaparlar. Kaplan, dilin tanımını üç boyutta yapmaktadır: Genel tanımı ile "dil, bazı ses veya ses gruplarının o şeylerin hayali­ni uyandırması sürecinden ibarettir"1, işlevi bakı­mından "dil, vasıtadan başka bir şey değildir2, manevî bakımdan ise "dil, hayatın aldığı bir şekil­dir ve milletin çağlar boyunca yaşadığı tarihin adeta özetidir." (Erenoğlu, 2008: 66) Dil, bir anda düşünemeyeceğimiz kadar çok yönlü, değişik açılardan bakınca başka başka nitelikleri beliren, kimi sırlarını bugün de çözemediğimiz büyülü bir varlıktır. (Aksan, 1995: 11) Pehlivan'ın Gökberk'ten aktardığına göre dilin fizik yönü, ruhsal yönü, bir de anlam yönü vardır. "Konuşurken çıkardığımız sesler, havanın bu dal­galanmaları dilin fizik yönüdür". Sesler anlam taşıyan birer kap gibidirler, anlamı konuşandan dinleyene ulaştıran birer köprüdürler. Konuşan karşısındakine bir takım sesler göndermeseydi, anlaşma olamazdı. Ancak bu gönderilen seslerin algılanmaları, yaşanmaları da gereklidir. Bu olay da dilin ruhsal yönüdür. Ama... konuşmada anlaşma­yı sağlayan asıl etken anlamdır. Anlam belli bir zaman anına bağlı değildir, zaman ve mekânı aşar (2007: 4).

Dil, düşünce, duygu ve isteklerin bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan ögeler ve kurallar­dan yararlanarak başkalarına aktarılmasını sağla­yan çok yönlü ve gelişmiş bir dizgedir. (Aksan, 1995: 55)

Dilin iletişimdeki yerini ve toplumsal işlevini De-mirel, şöyle açıklamıştır: "Dil bir iletişim aracıdır. İnsanlar arasında en etkin iletişim aracı dildir. Dilin kapsamına girmeyen sesler, jestler ve mimikler iletişimin sağlanmasında önemli olmasına karşın bunlar dilin önemini hiçbir zaman azaltmaz. Dilin insanlar arasında iletişim aracı olarak kullanılması dilin toplumsal bir işleve sahip olduğunu ortaya koymakta, ayrıca dil, o toplumla onun kültürü arasında ilişki kurma rolünü de üstlenmektedir."

(1999: 9)

İnsanın dil olmadan yaşayamayacağı gerçeğinden hareketle iletişimin temeli olan dilin o topluluğun kültürünü oluşturmada ne kadar etkin olduğu açıktır. Aksan'a (1995: 13) göre, bir toplumu ulus yapan bağların en güçlüsü dildir. Bireyleri ulusuna, yurduna, geçmişine sıkı sıkıya bağlar; kuşaktan kuşağa aktarılarak gelen dil; bireyi geçmişle gelecek arasındaki zincirin bir halkası durumuna getirir. Her millet dilini kendi ihtiyaçlarına, kültür ve medeniyet seviyesine, zevkine göre yaratır. Dil, tıpkı ev gibi bir milletin duygu, düşünce ve hayatı­nın barınağı, korunağıdır. (Kaplan, 1983: 133) Kültür

Kültür konusu çok tartışmalı ve farklı görüşlerin olduğu bir alandır. Bununla birlikte hemen herkes kültürün ne olduğu konusunda bir fikre sahiptir. Onun bir "farklılık" işareti olduğunu bilir.(Yılman, 1995: 23)

Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Türkçe Sözlük' te kültür kelimesinin anlamı şu şekilde açıklanmaktadır: "1. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçla­rın bütünü, ekin; 2. Bir topluma veya halk toplulu­ğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin eserlerinin bütünü" (TDK, 2011: 874)

Güvenç'e göre kültür farklı görüşlere göre betimlenebilen bir kavramdır. Bu nedenle kültür kavramının çok geniş kapsamlı bir anlamı bulunmaktadır. Kültür kavramı yabancı dil öğretiminin amaçladığı anlamda ele alınacak olursa. Kültür dini, sanatı, insanların yapıp ettiği her şeyi içine alan karmaşık bir varlık alanıdır. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan bu bağları insanlar eğitimle öğrenir, dil ile kurar, sürdürür. Kültür toplumu oluşturan kişileri, onları bir arada tutan, birbirine bağlayan dil ve haberleşme süreçlerini, sanatlarını, inançlarını, törelerini, hukuk ve yönetim kurumlarını, üretim ve tüketim düzenlerini içine alır . (202: 14-15 akt. Okur ve Keskin, 2013: 1621)

En basit tanımı ile kültür, bir milleti diğer milletlerden ayıran niteliklerin bütünüdür. (Melanlıoğlu, 2008: 65)

Kaplan, kültürün bir millet için neden önemli olduğunu şöyle ifade ediyor: "Milletler, gelişigüzel insan yığınlarından ibaret değildir. İnsan yığınlarını "millet" haline getiren "kültür"leridir... Kültür deyince ilk akla gelen şey "dil"dir." (1993: 22) Kaplan'ın belirttiği şekilde kültür deyince ilk akla gelen şey dil ise dilin bir toplumun kültüründe ne derece önemli olduğunu ve bu iki kavramın birbirleri için ne kadar gerekli olduğunu belirtmekte yarar vardır. Dil-Kültür İlişkisi

İnsanın kendi yaşamı için yarattığı her şey, dil sayesinde elde edilmiştir. İnsanın ortaya koyduğu tüm eserler, bir başka deyişle tüm kültürel etkinlik­ler, insanların birbirleriyle karşılıklı etkileşim ve iletişim halinde çalışarak gerçekleştirildikleri için, içinde dilin yer almadığı tek bir kültür ürünü yok­tur. Dil becerisi, kültürün temel taşıdır. (Özkan,2009: 7)

Bir milletin özelliklerini en iyi açıklayan dildir, hatta toplumun özelikleri dil ile birleşir ve kültürün tam bir yansıtıcısı olur. Biri olmadan diğerinin varlığı da düşünülemez. Kültürü aktarmayı sağla­yan dildir, kültür ise ortak değerler vasıtasıyla dilin anlatılmasına olanak tanır. Kültür tarihi bir süreçte gelişir ve bunu diğer nesillere aktarabilmenin tek yolu dildir, bundan dolayı dil sayesinde kültürün yapısı bozulmaz ve canlılığı korunur. (Demir, 2007:17)

Aksan'a (1995: 65) göre de bir ulusun yaşayış biçi­mi, inançları, gelenekleri, dünya görüşü, çeşitli nitelikleri ve hatta tarih boyunca bu toplumda meydana gelen çeşitli olaylar üzerinde hiçbir bilgi­miz olmasa yalnızca dilbilim incelemeleriyle bu dilin söz varlığının, söz hazinesinin derinliğine inerek bütün bu konularda çok değerli bilgiler ve güvenilir ipuçları edinebiliriz.

Yine Aksan 'a (1995: 65) göre bir ulusun dilinden o ulusun kültürüne, dünya görüşüne inilebileceğini savunan ve bu görüşü sonradan birçoklarınca benimsenen Humboldt, dilin bir ulusun ruhunun dış görünüşü olduğunu belirtmekte "ulusun dili ruhudur; ruhu da dili" demektedir. Dildeki kültürel boyutları, deyimlerde, atasözlerin-de, türkü ve şarkılarda edebi eserlerde de görürüz. İnsan ancak kültürle birlikte var olabilir. Dil, kültü­rün oluşumunda diğer öğelerle karşılaştıramayacak kadar etkili bir rol oynar. Bu konudaki genel görüş dilin kültürü hem kurduğu hem de geliştirdiğidir. İnsan dilde güçlendikçe kültürü de gelişir zenginleşir. (Pehlivan, 2007: 9)

Yılman'ın (1995: 23) belirttiği şekilde her toplumun farklılık işareti olarak bir kültürü varsa yine farklı­lık işareti olarak dili de vardır. Asutay, bu durumu şöyle açıklamaktadır: "İşte bu farklılıktan ötürüdür ki her kültürün, ona kendi kimliğini kazandıran, kendine özgü bir dili vardır. Bu dil, ait olduğu kültürün bütün özelliklerini/ötekilerden olan ayrımını' ve tarihsel - toplumsal tüm birikimlerini içinde barındırır. Bu bağlamda dil öğrenmek, o kültürü tanımakla eş anlamlıdır denebilir. Yeryü­zünde farklı dillerin varoluşu, birbirlerini anlama­ya, tanımaya çalışmanın nedeni olarak da yorumla­nabilir." (Asutay, 2003: 27)

En ilkel toplumdan en gelişmiş toplumlara kadar, bütün toplumların kendilerine göre birer kültürleri bulunur. Toplumların hayat karşısındaki tutum ve davranışlarında, yaşayışlarında, eğitim ve düşünce tarzlarında, yaratıcılıklarında farklılıklar bulundu­ğu için kültürler toplumdan topluma farklı ve çeşitli yapılarda bulunur. Bundan dolayı, bir kültür için vazgeçilmez önem taşıyan unsurlar, başka bir kültür için önemsiz sayılabilir. Toplumların ve dünyadaki milletlerin mozaik durumundaki farklı görünümleri de genellikle kültür yapılarındaki bu farklılıktan kaynaklanmaktadır. (Okur ve Keskin,2013:1624)

Bu düşüncelerden yola çıkılarak şöyle bir soru sorulabilir: Farklı bir dili öğrenmenin faydası yal­nızca farklı bir kültür öğrenmek midir? Kırkkılıç ve Sevim'in, Asutay'dan yaptığı aktarma­ya göre bu soruya şöyle cevap verilebilir:"Yabancı dilden ne kastedildiği ya da bu kavramdan ne anlaşıldığı da çok önemlidir. Dilin kültür ile olan ilişkisi düşünüldüğünde yabancı dilden kastedilen şeyin aslında dilin yabancı değil, bizimkinden farklı oluşudur. Günümüz çok dilli ortamında farklı kültürler arasındaki hoşgörüsüzlükten kaynakla­nan kültür çatışmalarını önlemek için yabancı dil olarak nitelendirdiğimiz dili yani kültürü öğren­mek, kültürler arası iletişim sürecinde etkili bir çözüm yolu olabilir." (2012: 366) Bu düşüncelerden hareketle dil öğretiminde kültür öğretiminin ne kadar önemli olduğu; bu nedenle yabancılara Türkçe öğretiminde kültürel ögelere yer verilmesinin ne kadar elzem olduğu sonucuna ulaşılabilinir.

Yabancı dil öğretiminde amaç, öğrencilerin kültürel yeterliliklerini kazanarak o dili daha iyi anlar ve konuşur hale getirebilmektir. ( Çiftci, Batur ve Keklik, 2013: 366) Kültürel yeterliliği kazanmak için gerekli olanın ne olduğunu İşcan (2012: 4) şöyle açıklamıştır:

"Bir yabancı dil bilmek, bireyin o dildeki sözcükleri ve dil bilgisi yapılarını bilmesinin yanı sıra, bu sözcük ve yapılardan yararlanarak o dili konuşan kişilerle sözlü ya da yazılı iletişim kurabilmesidir. Başka bir deyişle, bir dili bilmek yalnızca o dil hakkında gerekli dil bilgisi kurallarını bilmek "dil bilgisel yeti" ye sahip olmak değildir. Aynı zaman­da hangi ortamlarda hangi yapı ve sözcüklerin kullanılacağını bilmek demek olan "iletişimsel yeti" ye sahip olmak gerekmektedir. Bunu kazanabilmek için de o dilin kültürü hakkında bilgi sahibi gerek­mektedir."

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...