Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Dil Becerilerine Yönelik Öğrenci Ve Öğretmen Görüşleri

Bu çalışmanın amacı, yabancılara Türkçe öğretimi bağlamında öğrencilerin dil becerileri ile ilgili ihtiyaçlarını, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrenciler/mezunlar ve öğretim süreçlerinde görev alan/almış öğretmenlerin algılarından hareketle belirlemektir. Çalışmada ayrıca dil becerilerinin öğretimi süreçlerinde üzerinde en çok durulan/zaman harcanan dil becerisini/becerilerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Öğrencilerin yabancılara Türkçe öğretimi bağlamında dil becerileri ile ilgili ihtiyaçları ve öğretim süreçlerindeki mevcut durum öğrenci ve öğretmen algılarından hareketle araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini 2013-2014 ve 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Litvanya'da Vilnius Üniversitesinde Doğu Dilleri Merkezi Türkoloji Bölümü ve Filoloji Fakültesi Litvan Filolojisi ve Yabancı Dil (Türkçe) Programında Türkçe derslerine devam eden/mezun 12 Litvan öğrenci ile bu bölümlerde çalışan/çalışmış 3 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel bir araştırma deseni uygulanan bu çalışmada veriler doküman incelemesi, görüşme ve odak grup görüşmesi (OGG) veri toplama teknikleriyle elde edilmiştir. Araştırmada öğrenciler/mezunlar, ders programları, ders içerikleri ve derslerin yürütüldüğü bölümlere yönelik veri toplama süreci sırasında doküman incelemesi tekniğinden faydalanılırken, öğretmen ve öğrenci görüşleri yoluyla veri toplama boyutunda ise görüşme ve OGG tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu dil becerisinin konuşma ve okuma olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmada katılımcı görüşleri öğrencilerin dil becerileri ile ilgili ihtiyaçlarının öğrenim gördükleri bölüme göre farklılık gösterdiği yönündedir.

Temelde insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dil çok yönlü bir sistemdir. Aksan'a (1999; 13) göre dil "Sözlü ve yazılı olarak iletişimde kullandığımız, doğduğumuzda hazır bularak edinmeye başladığımız, doğrudan doğruya insana özgü, çok güçlü, büyülü bir düzendir; düşünme ve düşünüleni aktarma dizgesidir." Dil öğretimi dendiğinde ilk akla gelenin yabancı dil öğretimi olduğu söylenebilir. Dil öğretiminin dil bilgisi ve içerik öğretiminin ötesinde beceri kazandırma süreci olduğu fikri literatürde yaygın şekilde benimsenmektedir. Dil öğretimi bağlamında temel dil becerilerinin ikiye ayrıldığı bilinmektedir. Anlama becerileri okuma ve dinleme olarak kabul edilirken, anlatma becerileri ise konuşma ve yazmadır.

Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi (YDTÖ) bağlamında doğal olarak her öğretmenin anlama ve anlatma becerileri konusunda bilgi ve yeterlilik sahibi olması beklenir. Diğer taraftan YDTÖ bağlamında öğretmenlerin, iki dil becerisi grubunu bütünleşik öğretme eğiliminden ziyade ayrı ayrı ele aldığı gözlenmektedir. Benzer şekilde, Masduqi (2008) tarafından özellikle İngilizcenin öğretiminde birçok öğretmenin dil becerilerinin ders ortamlarında öğretimine ayrı ayrı odaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, dilin karmaşık yapısı, çok uzun okuma metinleri, teknik alana yönelik aşırı sözcük dağarcığı (edindirme çabaları) ve iletişimsel yetileri geliştirmekten uzak diğer sınıf içi etkinlikler, derslere geleneksel şekilde içerik oluşturmuş ve oluşturmaya devam etmektedir. Birçok öğretmen derslerinde anlama ve anlatma dil becerilerinin bütünleşik öğretimine yardımcı olacak etkinliklere yer vermenin derslerin hedeflenen kazanımlarına ulaşma noktasında önemli olduğunun farkında değildir.

'Anlama becerileri dinleme ve okumadır. Öğrencilerin dil etkinleri üzerine bir üretimde bulunması söz konusu değildir, dolayısıyla verileri alır ve anlamlandırırlar. Bu becerilere bazen pasif dil becerileri de denir. Konuşma ve yazma gibi aktif/üretken kabul edilen dil becerilerinin karşıtı olarak da kabul edilirler. Genellikle dil öğretimi süreçlerinde, öğrenci yola yeni bilgilerin anlamlandırılması bağlamında anlama becerileri ile çıkar ve ilerleyen süreçlerde kendine dili işlevsel olarak kullanma şansını tanıyacak anlatma becerilerine doğru ilerler. Öğretim süreçleri bağlamında anlama ve anlatma becerileri arasındaki ilişki karmaşık bir yapı gösterir ve genellikle bir dil becerisi grubunun bir diğerini destekler nitelikte olduğu söylenebilir. Örneğin okuma becerisinin geliştirilmesi süreci yazma becerisinin gelişimine de aynı anda katkı sağlamaktadır (...) Diğer taraftan anlatma becerileri ise konuşma ve yazmadır çünkü öğrencilerin konuşma ve yazma süreçlerinde dil ile ilgili bir üretimde bulunmaları beklenmektedir. Anlama becerileri dinleme ve okuma ile karşılaştırılabilir. Öğrencilerin dinleme gibi anlama becerilerinden biri ile yürütülen bir etkinlik sonrasında etkinliğin devamı niteliğinde (dinleme sonrası gibi) anlatma becerilerinden biriyle, örneğin yazma becerisi, bir üretimde bulunmaları istenebilir. Proje çalışmaları ve edebiyat gibi alanlarda yürütülen çalışmalarda her iki beceri grubunun birleştirilerek bütünleşik olarak ele alınması çabası mevcuttur' (British Council, 2008).

Darns (2006) anlama ve anlatma becerilerinin bütünleşik öğretiminin dil öğretmenlerinin yıllardan beri ilgisini çektiğini ifade etmektedir. Diğer taraftan, sınıf içi uygulamalarda bahsedilen bütünleşik yapının nasıl yürütüleceğine dair bir şablonun eksikliğine dikkat çekmektedir.

Karatay (2011) herhangi bir dilde yeterliliğin bireyin anlama ve anlatma dil becerilerini etkili kullanabilme düzeyi ile değerlendirildiğinin altını çizmektedir. Lüle Mert (2013) dört dil becerisinin istendik düzeyde edinilmesi ve geliştirilmesini Türkçenin eğitimi ve öğretimi sürecinin öncelikli amaçları/hedefleri arasında saymaktadır. Anlama ve anlatma becerilerinden konuşma ve yazma, anlatım yetisine yönelik beceriler olarak görülürken literatürde 'üretken/aktif' beceriler olarak tanımlanmaktadır. Dinleme ve okuma ise bireyin algılama, anlama ve anlamlandırma gücüne yönelik beceriler olarak geleneksel tanımı ile literatürde 'pasif' ya da 'alıcı' beceriler olarak da adlandırılmaktadır.

YDTÖ süreçlerinde dil becerilerinin geliştirilmesi ve etkin sonuçların elde edilmesi dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerini kapsayan çok boyutlu bir sorundur. Dil becerilerinin doğrusal bir çizgide birbirini takip edecek şekilde gelişemeyeceği düşünüldüğünde her birinin bir diğeri ile çok boyutlu ve karmaşık bir gelişim ilişkisi içinde olduğu görülmektedir. Dolaysıyla, YDTÖ bağlamında, Türkçenin ana dili öğretimi süreçlerinde olduğu gibi, her bir becerinin öğretiminde ve geliştirilmesinde aynı oranda ve eşit başarı çıktısıyla ilerlemenin güç olduğu ortadadır.

Türkçenin Yabancı Dil ve Ana Dili Olarak Öğretimi Bağlamında Dil Becerileri Üzerine Yapılmış Çalışmalar

Açık (2008) TÖMER'de Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin karşılaştıkları problemleri ve adı geçen dil merkezinde görev yapan Türkçe okutmanlarının öğretim süreçlerinde yaşadıkları sorunları irdeleyerek çözüm önerileri sunmayı amaçladığı çalışmasında dil becerilerine yönelik şu bulgulara ulaşmıştır. Öğrenciler en fazla sorun yaşadıkları dil becerisi olarak % 40'lık bir oranla yazmayı göstermişlerdir. Yazma becerisini % 33'lük bir oranla konuşma becerisi takip etmiştir. Anlama (dinleme) becerisi boyutunda ankete  katılanların  %  17'si  zorluk yaşadığını  belirtmiştir.  Açık  (2008)  bu oranı dinleme/anlama becerisinin dil becerilerini geliştirmenin ilk basamağı olması açısından üzerinde durulması gereken bir husus olarak ifade etmektedir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...