Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Bağlamında Türk Dili Ve Kültürü Merkezlerinin İşlevselliği

         Son yıllarda Türkçenin yabancı/ikinci dil olarak öğretimi ve Türk kültürünün yabancılara tanıtımı süreçleri bağlamında dil ve kültür öğretiminin bütüncül bir yaklaşımla öğretilmeye çalışıldığı söylenebilir. Bu amaçla yurt dışında açılmış birçok dil ve kültür merkezi faaliyet göstermektedir. Bu merkezlerin gerek eğitim öğretim materyalleri gerekse teknik malzeme ihtiyaçlarının büyük bölümü Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılanmaktadır. Ülkemiz kaynaklarının aktarıldığı yurt dışındaki Türk dili ve kültürü merkezlerinden Türk dilinin yabancı dil olarak öğretimi ve Türk kültürünün yabancılara tanıtımı süreçlerinde işlevsel rol almalarını beklemek doğaldır. Ancak adı geçen merkezlerin bu işlevleri ne derece yerine getirebildiği ve Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi süreçlerinde ne gibi görevler üstlenebileceği/üstlenmesi gerektiği konusunda yeteri kadar bilimsel çalışma yapılmadığı görülmektedir. Bu alanda çalışmaların yapılması ve mevcut durumun saptanarak ihtiyaç ve sorunların belirlenmesi, önerilerin ortaya konarak çözüm adına bir an önce gerekli adımların atılması önemlidir.

Bu araştırmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin/mezunların yurt dışındaki üniversiteler bünyesinde faaliyet gösteren Türk dili ve kültürü merkezleri hakkındaki görüşlerini ve merkezlerden Türk dilinin öğretimi ve Türk kültürünün tanıtımı süreçlerinde beklentilerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın diğer bir amacı ise hâlen faaliyet gösteren ve açılması muhtemel Türk dili ve kültürü merkezlerinin yukarıda belirtilen süreçlerde üstlenebileceği/üstlenmesi gereken görevleri Belarus bağlamında belirlemek ve bu konudaki önerileri ortaya koymaktır.

Verilerin toplanması süreçlerinde araştırmada anket ve yüz yüze görüşme tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin/mezunların araştırmaya konu olan Merkezden beklentilerinin kısmen karşılandığını göstermektedir.

Son yıllarda dil ve kültür öğretimi kavramlarının ayrılmaz bir bütünlük taşıdığı, dolayısıyla bütüncül bir yaklaşımla öğretilmeleri gerektiği fikri ilgili literatürde yaygın kabul görmektedir. Dil ve kültür öğretiminin süreç içinde paralel olarak ilerlediği düşünüldüğünde dil öğretimi, kültür öğretimi ve tanıtımının birbirini doğru orantılı olarak desteklediği söylenebilir. Kültür öğretimine ilişkin ögeler, dil öğretiminde kültür boyutunun da dil öğretim süreçlerine dâhil edilmesinin öneminin anlaşılmasını takiben, yabancılara Türkçe öğretimi (YTÖ) süreçlerinde ve materyallerinde daha sık ve yoğun yer almaya başlamıştır. Bu bağlamda Sarbasova ve Serik (2014) kültürün yabancı dil öğreniminin en önemli ögelerinden biri olduğunu bu nedenle yabancı dil öğretim programlarına dâhil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Özbay (2003) ana dili kültürün taşıyıcı ögesi olarak tanımlamaktadır. Diğer taraftan Thanasoulas (2001) dilin bağlamının, daha geniş ölçekte düşünüldüğünde, toplum ve kültür olduğunun anlaşılacağını ifade etmektedir.

Samovar, Porter ve Jain (1981: 24) dil ve kültür ilişkisini şu şekilde açıklamaktadır: 'Kültür ve dil birbirinden ayrı düşünülemez. Çünkü kültür sadece kimin kimle konuşacağını, ne hakkında konuşacağını ve iletişimin nasıl kurulacağını belirlemez aynı zamanda iletişim kurarken hangi durumlarda hangi mesajların nasıl iletileceğinin, bu mesajların iletilip iletilmediğinin anlaşılması veya yorumlanması süreçlerinde de belirleyici rol oynar. Bir başka deyişle iletişimin dayanağı kültürdür.' 'Dil, toplumla fert arasında kültür iletişimini sağlayan köprü vazifesini de üstlenmektedir.' (Özbay ve Tayşi, 2011: 23 ).

Buttjes (1990: 55) bazı araştırmacıların (Ochs ve Schieffelin, 1984; Poyatos, 1985; Peters ve Boggs, 1986) dil ve kültür üzerine yaptığı bilimsel çalışmalara atfen dil ve kültürün birbirinden ayrılamaz bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğini belirtmekte ve nedenlerini şu şekilde sıralamaktadır;

S 'Dil edinimi evrensel bir sıra izlememekte ve bu sıra kültürlerarası bağlamlarda farklılıklar göstermektedir.

Toplumun yetkin bir bireyi olma süreci belirli sosyal ortamlardaki dilin kullanımı ve karşılıklı iletişim üzerinden gerçekleşmektedir.

S Her toplum çocukların içinde aktif olarak rol aldığı sosyal ortamları farklı şekillerde yönetir ve bu da çocukların kullandıkları dile ait yapıları, dilin işlevini ve içeriğini farklı şekillerde etkiler.

S Üzerinde asıl durulan/durulması gereken konu dilin dil bilgisi boyutuna ait olan kısmı değil sosyokültürel boyuttaki dil girdilerine ait alış veriştir.

S Ana dili öğrenen sadece dili değil aynı zamanda dil ötesi yapıları ve kendi kültürüne ait söz dışı ögeleri de (beden dili gibi) edinir' (Buttjes, 1990: 55).

Stoecklin (2014) kültürü alışkanlıklar yoluyla insanla adeta bütünleşen ve hatta 'ikinci derisi' yerine geçen tarifi zor bir kavram olarak tanımlamaktadır. İnsanın ancak kendi yaşadığı çevreden ayrılıp yabancı ortamlarda yaşamaya başladığı zaman kültürün kendi yaşantısı üzerindeki derin etkilerinin farkına varabildiğinin altını çizmektedir. Ayrıca kültürün genellikle açık olarak öğretilmediğini belirtmekte ve her yaşantı deneyiminin içinde adeta 'emilme yoluyla' alınan (kültüre ait) bir boyutun varlığına işaret etmektedir.

Qu (2010) kültür ediniminin anahtarı olarak dili görmekte ve dil yoluyla bireylerin diğer insanlara ait edebiyat ve yaşam biçimlerini öğrendiklerini savunmaktadır. Kültürün karmaşık bir olgu olduğu ve hayatın hemen hemen tüm boyutlarını kapsadığı gerçeğinin altını çizmektedir. Dil öğretiminde kültür boyutu son yıllarda ön plana çıkmış bir konu olarak dikkat çekmektedir. Bir dili yabancı/ikinci dil olarak öğrenenler aynı zamanda o dile ait kültürel özelliklerle de tanışmak durumunda kalmaktadır. Günümüzde birçok uzman tarafından artık yabancı/ikinci bir dili öğrenmenin öğrenilen dilin kültürünü de öğrenme/edinme anlamına geldiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla dil ve kültür ilişkisine bütüncül bakmakta büyük fayda vardır. Qu'a (2010) göre kültür öğreniminin amaçları şöyle sıralanabilir: Öğrencilerin hedef kültür hakkındaki bilinç düzeyinin yükseltilmesi, hedef kültür hakkındaki merak düzeyinin yükseltilmesi ve hedef kültürün öğrenilmesi/edinilmesi sürecinde öğrencileri güdüleme. Diğer taraftan Mughan'a (1998) göre yabancı dil öğrenenlerin dil becerilerini etkili ve verimli şekilde kullanabilmeleri o dilin konuşulduğu bağlama ait kültür bilgisine sahip olmayı gerekli kılmaktadır. Badger ve MacDonald (2007) dil eğitiminin hem dil alanında hem de kültür alanında yetkinlik kazandırmayı amaçlaması gereğine ve önemine dikkat çekmektir. Bu görüşten hareketle öğrenilen yabancı dile ait yeterliliğinin öğrendikleri dile ait kültür özelliklerini konuşma ortamına yansıtmaları ile doğru orantılı olduğuna işaret etmektedir.

Görüldüğü gibi yabancı/ikinci dil öğretimi süreçlerinde kültür öğretimi dil öğretimi ile paralel yürümekte ve ayrıştırılamaz bir bütünlük içinde gelişmektedir. Benzer şekilde Bulut (2013) dil, toplum ve kültür ögelerinin iç içe olduğunu ve birbirinden bağımsız olarak düşünülemeyeceğini ifade etmektedir. Türkçenin ve Türk kültürünün yabancılara öğretimi ve tanıtımı süreçleri açısından bakıldığında dil ve kültür öğretiminin benzer şekilde bütüncül bir yaklaşımla öğretilmeye çalışıldığı söylenebilir. Bu amaçla yurt dışında açılmış birçok dil ve kültür merkezi faaliyet göstermektedir.

Yıldız ve Tunçel (2011) günümüzde Türkçenin yabancı dil olarak öğrenimine (TYDÖ) ilgi ve talebin daha önce hiç olmadığı kadar yoğun olduğunu belirtirken bu yoğun talebin karşılanması süreçlerinde TYDÖ'nün daha planlı ve profesyonel, doğru dil politikaları belirlenerek yapılması gerekliliğinin önemine işaret etmektedir. Bu yönde atılmış adımlardan birinin yurt dışında açılan Türk dili ve kültürü merkezleri olduğu söylenebilir. Bu çalışmada bugüne kadar açılmış veya açılması muhtemel Türk dili ve kültürü merkezlerinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi süreçlerine katkılarının ortaya çıkarılması, şu andaki durumuyla ilgili bir durum saptaması yapılması ve Türk dili ve kültürü merkezlerinden yararlanıcıların beklentilerinin neler olduğunun saptanması amaçlanmıştır.

           Dolunay (2005) Türkiye ve dünyadaki Türkçe öğretim merkezleri ve Türkoloji bölümleri üzerine yaptığı bir çalışmada 57 ülkede 223 merkezin bulunduğunu tespit etmiştir. Dolunay bu merkezlere internet üzerinden ulaştığını ve o tarihte ulaşılamayan merkezlerin de olabileceğini araştırmasında belirtmektedir. Adı geçen merkezlerde daha çok akademik ve eğitim amaçlı olmak üzere ticarî ve turistik amaçlarla da Türkçe öğretimi yapılmakta olduğunu belirtmekte ve bu merkezlerin bulunduğu ülkeleri ve sayılarını aşağıdaki şekilde sıralamaktadır: 'Amerika Birleşik Devletleri (20), Afganistan (1), Almanya (13), Arnavutluk (1), Avustralya (1), Azerbaycan (1), Belarus (6), Belçika (4), Bosna-Hersek (2), Bulgaristan (6), Çin Halk Cumhuriyeti (2), Danimarka (1), Endonezya (2), Estonya (1), Filipinler (1), Finlandiya (2), Fransa (2), Güney Kore (6), Güney Kıbrıs Rum Kesimi (1), Gürcistan (1), Hollanda (3), Irak (2), İngiltere (6), İran (1), İspanya (4), İsveç (2), İsviçre (1), İtalya (3), Japonya (6), Kazakistan (1), Kırgızistan (8), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (6), Litvanya (2), Lübnan (1), Macaristan (2), Mısır (3), Moğolistan (1), Moldova (3),Özbekistan (1), Pakistan (1), Polonya (2), Romanya (8), Rusya (14), Sırbistan (1), Singapur (1), Suriye (2), Tayland (2), Tayvan (2), Türkiye (17), Türkmenistan (1), Ukrayna (13), Ürdün (4), Yakutistan (1), Yugoslavya (1), Yunanistan (5) ve internet siteleri (16).' Bu verilerin 2005 yılında toplandığı düşünüldüğünde bugün itibarıyla ülke ve merkez sayılarının daha da artmış olacağını söylemek mümkündür. Görüldüğü gibi yurt dışında farklı kurumlar bünyesinde açılmış olan Türk dili ve kültürü merkezlerinin sayıları ve yer aldığı ülkeler Türkçenin gerek yabancı dil gerekse ikinci dil olarak farklı coğrafyalarda yoğun bir şekilde öğretildiğini göstermektedir.

Dolunay (2005) Türkçenin ve Türk kültürünün öğretildiği, tanıtıldığı aynı ülkedeki ve farklı ülkelerdeki merkezler arasında koordinasyon eksikliği bulunduğunu belirtmektedir. Bu merkezlerde bulunan ve kullanılan öğretim materyallerinin ve teknolojik araç gereçlerin farklılık gösterdiğini de eklemektedir. Bu çalışmanın ilham kaynağı bugün itibarıyla da güncelliğini koruyan bu ve benzer sorunlardır. Literatür taramasında Dolunay'ın (2005) çalışması dışında yapılmış detaylı bir bilimsel araştırmaya rastlanamaması da bu konuda daha fazla bilimsel çalışma yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

  1. Problem
  2. Çalışmanın Amacı ve Araştırma Soruları

Yabancı dil olarak Türkçenin öğretildiği ülkelerde gerek o ülkedeki Büyükelçilikler gerekse üniversiteler bünyesinde açılmış birçok Türk dili ve kültürü merkezinin varlığı bilinmektedir. Bu merkezlerin gerek eğitim öğretim materyalleri gerekse teknik malzeme ihtiyaçlarının büyük bölümü Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Başbakanlık, TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı) ve Yunus Emre Enstitüsü gibi resmi kurumlar tarafından karşılanmaktadır.

Ülkemiz kaynaklarının aktarıldığı yurt dışındaki merkezlerden Türk dilinin yabancı dil olarak öğretimi ve Türk kültürünün yabancılara tanıtımı süreçlerinde işlevsel rol almalarını beklemek doğaldır. Ancak bu merkezlerin işlevlerini ne derece yerine getirdiği ve TYDÖ süreçlerinde ne gibi görevler üstlenebileceği/üstlenmesi gerektiğine yönelik konularda yeteri kadar bilimsel çalışma yapılmadığı görülmektedir. Bu alanda gerekli çalışmaların yapılması ve mevcut durumun saptanarak ihtiyaç ve sorunların belirlenmesi, gerekli önerilerin ortaya konarak çözüm adına bir an önce gerekli adımların atılması önemlidir.

Literatürde bu alandaki araştırma eksikliği ülkemiz kaynaklarının aktarılması suretiyle açılan ve faaliyet gösteren bu merkezler hakkında ilgililere bilimsel geri bildirim sağlanamamasına neden olmaktadır. Araştırmacı 10 yıl boyunca Türkçenin öğretilmesi alanında görev yaptığı bu coğrafyada, öğrencilerin merkezlerle ilgili yorum, istek ve taleplerine bizzat muhatap olmuştur. Çalışmanın merkezler bağlamında mevcut durumunun saptanması ihtiyaç ve sorunların belirlenmesi ve gerekli önerilerin ortaya konması açısından faydalı olacağı umulmaktadır.

Bu araştırmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin yurt dışındaki üniversiteler bünyesinde faaliyet gösteren Türk dili ve kültürü merkezleri hakkındaki görüşlerini, merkezlerden Türk dilinin öğretimi ve Türk kültürünün tanıtımı süreçlerinde beklentilerini ve bu süreçlerde üstlenebileceği/üstlenmesi gereken görevleri Belarus bağlamında ortaya koyarak çözüme yönelik öneriler sunmaktır.

Çalışmada aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır:

1. Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin yurt dışındaki üniversiteler bünyesinde faaliyet gösteren Türk dili ve kültürü merkezleri hakkındaki görüşleri nelerdir?

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...