Türkçe Öğrenen Yabancı Öğrencilerin Konuşma Becerisi Öz Yeterlik Algıları İle Kişilik Tipleri Arasındaki İlişki

             Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin konuşma becerisi öz yeterlik algıları ile kişilik tipleri arasında bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan bu çalışma, Gazi Üniversitesi TÖMER ve Gaziantep Üniversitesi TÖMER bünyesinde Türkçe öğrenen ve Avrupa Dil Portfolyosuna göre C1 düzeyinde bulunan 113 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, verilerin toplanması ve analizi bakımından nicel bir çalışma olup ilişkisel tarama modeline göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Beş Faktör Kişilik Ölçeği" ve "Yabancı Dil Olarak Öğrenenler İçin Konuşma Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin konuşma becerisi öz yeterlik algısının kişilik özelliklerinden hangilerini yordadığını belirlemek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin konuşma becerisi öz yeterlik algıları ile kişilik tiplerinden dışadönüklük ve sorumluluk alt boyutları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğunu; ayrıca bu iki değişkenin güçlü birer yordayıcı olduklarını ortaya koymaktadır. Uyumluluk, deneyime açıklık ve duygusal denge alt boyutları arasında ise istatistiksel açıdan anlamlı olmayan bir ilişki olduğunu ve bu değişkenlerin Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin konuşma becerisi öz yeterlik algıları üzerinde herhangi bir yordayıcı güce sahip olmadıklarını göstermektedir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda yabancı dil öğrenme/öğretme süreçlerinde görev yapan uygulayıcılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur.

GİRİŞ

Yabancı dil öğrenme, bireyin anadilinde gerçekleştirdiği dilsel becerileri hedef dilde de gerçekleştirebilmesini amaçlayan çok boyutlu bir süreçtir. Dilsel beceriler genel olarak dinleme, okuma, yazma ve konuşmadır. Dinleme ve okuma alıcı; yazma ve konuşma ise verici dilsel becerilerdir. Yabancı dil öğrenimi sürecinde alıcı dilsel becerileri edinmek verici dilsel becerileri edinmekten daha kolaydır. Başka bir deyişle kod çözme süreci kodlama süreci kadar zor değildir.

Verici dilsel beceri alanlarından biri olan konuşma; duygu, düşünce, tasarım ve isteklerin sözle bildirilmesidir. Başka bir deyişle, zihinde tasarlanan bir konunun karşımızdakilere sözle iletilme işidir (Sever, 2004: 22). Konuşmacı, konuşma sırasında zihinsel bir çabayla, zihinsel birikimiyle oluşturduğu iletiyi dil aracılığıyla karşısındakine sunmaktadır (Adalı, 2004: 27). Tüm kuramsal bilgilerin bir anda hedef dil aracılığıyla uygulamaya geçirildiği bir süreç olan konuşma, edinimi en zor beceri alanıdır (Köksal ve Dağ Pestil, 2012: 223).

Hem anadilinde hem hedef dilde konuşma sürecinin sağlıklı bir biçimde gerçekleşebilmesi için konuşmanın fiziksel ve bilişsel unsurlarının sağlıklı bir biçimde işletilebilmesi gerekmektedir. Ancak bu sürecin etkili ve verimli biçimde gerçekleştirilebilmesini engelleyen bazı etmenler bulunmaktadır. Ağız, diş ve ses tellerindeki fizyolojik bozuklukların yanı sıra korku, utangaçlık, heyecan gibi psikolojik etmenler de bu süreçte etkilidir (Akbayır, 2011: 7). Özellikle sözü edilen psikolojik etmenlerin bireyin konuşma becerisine ilişkin kendi kapasitesini temsil eden konuşma öz yeterlik algısıyla yakından ilişkili olduğu söylenebilir.

Öz yeterlik kavramı sosyal bilişsel öğrenme kuramcıları tarafından tanımlanmış; boyutları, kaynakları etkileri gibi pek çok açıdan incelenmiştir. Bandura (1986: 391) öz yeterliği "insanların belirli işleri yapabilmesi için gerekli faaliyetleri organize edebilme ve uygulayabilmesi açısından kendi kapasiteleriyle ilgili ön görüşleri" olarak tanımlamaktadır. Öz yeterlik inançlarını belirleyen dört temel kaynağın olduğunu belirten Bandura (1995, akt Akbulut, 2006: 359), bunlardan en etkili olanının bireylerin doğrudan kendi deneyimlerinden kazandığı bilgiler olduğunu; diğer kaynakların ise bireylerin başarılı veya başarısız uygulamalarına ilişkin gözlemleri, toplum etkisinin başarabilmeye ilişkin etkisi ve başarıda psikolojik durum olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle yabancı bir dili konuşma becerisi açısından düşündüğümüzde bireyin hedef dili ne kadar gerçekleştirebildiğine yönelik düşüncelerinin ve bu düşüncelerin oluşmasında kişilik özelliklerinin belirleyici olup olmadığının belirlenmesi yabancı dil öğrenme süreci açısından büyük önem taşımaktadır. Öyle ki; dil öğrenme-öğretme sürecinde motivasyon (Acat ve Demiral, 2002; Gardner ve Lambert, 1972), kaygı (Maclntyr ve Gardner,1989; Maclntyre, 1995), araç-gereç (Duman, 2013) bilişsel yeti (Alsayed, 2003), öğrenme stratejileri (Klinger, 2002) gibi değişkenler kadar kişilik özellikleri de belirleyici olabilir. Nitekim, bazı öğrenciler bir dili çok hızlı bir biçimde öğrenebilmelerine karşın diğerleri bunun için uzunca bir zaman harcamak durumunda kalmaktadırlar. Bu bakımdan kişilik özelliklerinin dil öğrenme süreci açısından belirleyici olup olmadığı yanıt bekleyen bir sorudur.

Kişilik, bireyin doğuştan getirdiği ve yaşantı sonucu kazandığı, onu diğer bireylerden ayıran özelliklerin tamamı olarak tanımlanabilir (Doğan, 2013: 57). Cüceloğlu (2012) kişiliği, "bireyin iç ve dış çevresiyle kurmuş olduğu, diğer bireylerden ayırt edici, tutarlı ve yapılaşmış bir ilişki biçimidir." şeklinde tanımlamaktadır. Allport (1961) ise kişiliği, bireyin dinamik bünyesindeki duygu, düşünce ve davranışlarını belirleyen psikofiziksel sistemler olarak tanımlamaktadır. Sözü edilen tanımlardan da anlaşılacağı üzere kişilik, bireyi diğer bireylerden farklılaştıran özellikler bütünüdür. Bir ayırıcı özellik olarak bireylerin kişilik özellikleri farklı tiplerde sınıflandırılabilmektedir. Araştırmacılar tarafından bugüne kadar kişilik tiplerinin sınıflandırılmasında farklı modeller sunulmuştur. Tellegen (1982) üç; Costa ve McCrae (1992) beş; Comrey (1970) sekiz; Cattell vd. (1970) ise on altı tip içeren modeller geliştirmişlerdir. Modellerin her birinde ortaya konan kişilik tipleri farklı sayıda olsa bile genel olarak kişilik tipi; bireyleri ve bireylerin neyi neden yaptıklarını anlamayı sağlayan, bireyin sınırlılıklarını, neleri yapabileceğini, neyi yapamayacağını ve bilgi işleme süreci içinde bireyin kendine göre tercihlerindeki doğal eğilimlerini anlamayı sağlayan bir sistemdir (Balkıs, 2003; akt Yıldız vd. 2012: 216).

Alan yazında yaygın biçimde kabul gören kişilik modellerinden biri "Beş Faktör Kişilik Modeli"dir. Kısaca OCEAN olarak bilinen "Beş Faktör Kişilik Modeli"; dışadönüklük, duygusal denge, geçimlilik, açıklık ve sorumluluk boyutlarıyla tanımlanır. Somer ve Goldberg, (1999; akt. Yelboğa, 2006: 199) bu boyutları betimleyen Türkçedeki tipik davranışsal sıfatları şöyle sıralamaktadırlar:

  1. Dışadönüklük Cana yakın, enerjik, neşeli, heyecan arayan ve baskın (yüksek puan); mesafeli, sakin, içedönük, yalnızlığı tercih eden (düşük puan).
  2. Açıklık (deneyime açıklık) (Openness): Yaratıcı, analitik, başka görüşlere açık, duyarlı (yüksek puan); geleneksel, tutucu, gerçekleri savunan, ilgisiz (düşük puan).
  3. Duygusallık (duygusal denge) (Emotional Stability): Rahat, öz güvenli, sabırlı, eleştiriye açık, strese toleranslı (yüksek puan); endişeli, gergin, çekingen (düşük puan).
  4. Geçimlilik (uyumluluk) (Agreeableness): Alçak gönüllü, iş birliğine inanan, samimi anlayışlı (yüksek puan); şüpheci, dik başlı, inatçı, rekabetçi, ihtiyatlı (düşük puan).
  5. Sorumluluk (Conscientiousness): Sistemli, azimli, başarma yönelimli, hırslı, titiz (yüksek puan).

          Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...