Yabancılara Türkçe Öğretiminin Tarihçesine Genel Bir Bakış Denemesi

        Uzun ve köklü bir geçmişe sahip Türk dilinde tarih boyunca çok sayıda eser ortaya kon­muştur. Devrinde siyasi açıdan parlayan bir yıldız konumunda olan Türk devletleri bu güçlerine bağlı olarak dillerinin öğrenilmesini ve öğretilmesini de diğer topluluklara ade­ta zorunlu kılmıştır.

       Son yıllarda Türkiye'nin giderek artan ekonomik ve siyasi gücüne bağlı olarak Türkçenin ve Türk kültürünün öğretilmesi ayrı bir önem kazanmıştır. Bu bakımdan bilhassa yabancı­lara Türkçe öğretimi konusu titizlikle ele alınmalı ve sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

      Teknolojinin ve bilginin dünyada hızla yayılmasına paralel olarak bilgiye ulaşma imkanları da hızla gelişme göstermektedir. Bilgiye daha kolay ve hızla ulaşıla­bilmesi beraberinde ikinci dile olan ihtiyacı kat kat arttırmıştır. Bu hızlı değişim içerisinde ulusların dilleri de dünyanın her yerinde öğrenilmektedir. Bu bağlamda küreselleşen dünyada Türkçenin ikinci bir dil olarak öğretimi konusu ön plana çıkmaktadır.

Yabancılara Türkçe öğretimi, Türk kültürünün öğretilmesine hizmet etmektedir. Çünkü dil, bir kültür taşıyıcısıdır. Yabancı dil öğrenen kişi ister istemez o dilin kültürünün de içine girmektedir. Bu bağlamda dili öğretilen toplumun kültür öğe­lerinin öğrencilere gerekli ölçüde aktarılması ve öğretilmesi de büyük önem arz etmektedir (Barın, 2008: 61).

Dünyanın en eski ve köklü milletlerinden biri olan Türkler zengin bir medeni­yet kurmuşlardır. Türkler, il, ülüş sistemleri, toplum hiyerarşisi, ordu disiplini ve diğer devletlerle kurduğu diplomasi ilişkileriyle de gelişmiş bir dünya görüşüne sahip olmuşlardır (Gumilev, 2002: 14).

Tarih boyunca Türkçenin yabancılara öğretimi konusuyla ilgili çok sayıda eser yazılmıştır. Aşağıda bu eserlerin bir listesi verilmeye çalışılacaktır:

2.  Tarihsel Açıdan Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kullanılan Eserler

2.1. Karahanlı Sahası

2.1.1. Dîvânu Lugâti't-Türk

        Dîvânu Lugâti't-Türk XI. yüzyılda kaleme alınmıştır. Türk dünyası hakkında çok önemli bilgilere yer veren bu eşsiz eser, Türkçenin bilinen ilk sözlüğü olarak kabul edilmektedir. Dîvânu Lugâti' t-Türk, kendi dönemindeki Türklerin yaşayış­larını, dillerini, ananelerini, kültürlerini kısaca söylemek gerekirse devrinin adeta bir panoramasını gözler önüne sermektedir. Bu bakımdan eser, araştırmacılar ta­rafından "Türk dil ve kültürünün hazinesi" olarak nitelenmiştir.

         "Türk dillerini toplayan kitap" anlamına gelen eser, Türk dilinin Göktürk bengü taşlarından sonra en büyük eseri olarak kabul edilmektedir. Kâşgarlı Mahmudtarafından 1072-1077 yılları arsında Bağdat'ta yazılan eser Abbasi halifesine su­nulmuştur. Dîvânu Lugâti't-Türk'te yaklaşık 8000 Türkçe kelimenin Arapça kar­şılıklarına yer verilmiştir (Ercilasun, 2004: 319; Ercilasun, 2007: 151).

Kâşgarlı Mahmud Dîvânu Lugâti't-Türk'ün ilk satırlarında Tanrı'nın dünyanın idare yularını Türklerin eline verdiğini belirtmiştir. Ayrıca Araplara devlet yöne­timinde önemli mevkilere gelmeleri için Türkçe öğrenmelerini tavsiye etmiştir.

"Dîvânu Lugâti't-Türk Türkçeden Arapçaya bir sözlüktür. Türkçe sözlerin Arap­ça karşılıkları verildikten sonra mutlaka kelimelerin içinde bulunduğu bir örnek cümle verilir. Örnekler sık sık bir atasözü veya bir dörtlük de olabilmektedir. Daha sonra örneğin Arapça karşılığı yazılır. Eğer madde başı olan kelime Türk kişi veya boy adlarından biri ise ayrıca açıklamalar yapılır. Özel adlar dışında­ki önemli kelimeler için de bazen açıklamalar yapılmıştır. Madde başı fiil ise 'aldı, yazdı' şeklinde bilinen geçmiş zamanın teklik 3. şahsında verilir. Örnek ve Arapça anlam bittikten sonra fiilin geniş zamanı ile mastarı (alur-almak, yazar­yazmak) mutlaka yazılır. Bunun sebebi, geniş zaman ekinin, bugün olduğu gibi o zaman da kurala bağlanamaması (almak'ta -ur, fakat yazmak'ta -ar eki); mastar ekindeki kaf veya kef harfi vasıtasıyla fiilin kalın veya ince olduğunun belirtilmek istenmesidir. Tabii ki eserde, bugünkü sözlük düzenlenmesinde olduğu gibi mad­de başları alt alta sıralanmamış; yeni madde başı, önceki maddenin bittiği yere yazılmıştır. Bu durumda okuyucunun maddeyi rahatça görebilmesi için madde başının üstü kırmızı mürekkeple çizilmiştir. Türkçe örneklerin üstünde de kırmızı çizgi vardır. Örnek cümleleri ve açıklamalarıyla Dîvânu Lugâti't-Türk modern ve ansiklopedik bir sözlük gibidir." (Ercilasun, 2004: 322).

        Dîvânu Lugâti't-Türk, Araplara Türkçeyi öğretme amacıyla yazılmıştır. Bu ba­kımdan eserin mukaddimesi ve açıklamaları Arapça olarak kaleme alınmıştır. Bu amaca uygun olarak madde başları, Arap sözlükçülük geleneğine uygun olarak dizilmiştir. Türkçe madde başları Arapça kelime sınıflandırmalarına (hemzeli, salim, şeddeli vb.) ve vezinlere uygun olarak tasarlanmıştır. Aynı vezinde olan kelimeler tek bir başlık altında toplanmak suretiyle kendi içlerinde alfabe sırala­masına uygun olarak dizilmiştir (Ercilasun, 2004: 323).

      Kâşgarlı Mahmud eserinde yabancılara Türkçe öğretimi konusunda pek çok yön­tem izlemiştir. Bu yöntemler şu şekilde sıralanabilir:

  1. Kâşgarlı Mahmud eski öğretim metotlarında görülen önce ve hemen her zaman sadece kural verme yolunu benimsemek yerine önce örneği vermiş, ardından ku­rala gitmiştir.
  2. Yabancılara sadece Türkçe öğretmekle yetinmemiş, dil ile birlikte kültürün aktarılmasına ve öğretilmesine de çalışmıştır.
  3. Dil öğretiminde örneklerin önemini kavramış bir dilci olarak, kuralın yanında mutlaka örneklere de yer vermiştir. Örneklerini günlük hayattan, atasözlerinden ve şiir parçalarından seçmeye özen göstermiştir.
  4. Dil öğretiminin önemli unsurlarından olan tekrarların önemini kavramıştır. Buna istinaden eğer önceden verilmiş bir kural tekrar geçmişse söz konusu kuralı tekrar etmekten kaçınmamıştır (Akyüz, 1989:45-46).
  5. italyan Bölümü:55 yaprak, 110 sayfadır. İki sözlük listesi barındırır. Sözlük­ler Latince-Farsça-Kıpçakçadır. İlk liste alfabetik, ikinci liste tematiktir. İtalyan bölümünde bazı gramer bilgilerine de yer verilmiştir.

2.2. HAREZM VE KIPÇAK SAHASI

2.2.1. Codex Cumanicus

Codex Cumanicus, XIII. ve XIV. yüzyıl Kuman dilinin en geniş kapsamlı ka­yıtlarındandır. Eser, Kıpçak Türk şivesinin şimdiye kadar belki de yegâne der-li toplu yadigârıdır. Bugün tek nüshası Venedik Saint-Marcus kütüphanesinde bulunmaktadır. Eserin şair Petrark'a ait olduğu düşünüldüğünden bazenCodex de Petrarqueadıyla da anılır (Caferoğlu, 2000:161). CodexCumanicus, bugün isimleri dahi kaybolmuş ve büyük Türk tarihinin unutulmuş sayfalarına katılmış Kumanların biricik büyük dil abidesidir (Çağatay 1944: 759-760; Karamanlıoğ-lu 1994: XXI).

Codex Cumanicus, Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Kıpçak Türklerinden Alman ve İtalyan misyonerler tarafından derlenmiş iki bölümlük bir eserdir. Kıpçakların o dönemki yazı dilini değil konuşma dilini esas alan bir eserdir. Eser iki bölüm­den oluşur:

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...