Osmanlı Dönemi İngilizlere Türkçe Öğretiminde Deyimler Ve Atasözlerinin Önemi

Atasözleri ve deyimler kültürümüzün dildeki tezahürü ve edebiyatımızdaki zengin ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzerlerine yapılan onlarca araştırma ve Türkçe Öğretim Programlarında kendilerine ayrıca yer açılması bu anonim ürünlerin dilimiz açısından önemini gözler önüne sermektedir. Atasözleri ve deyimler sağlıklı kültür aktarımının olmazsa olmazı konumundadır. Bu çalışmada Osmanlı döneminde İngilizlere Türkçe öğretiminde atasözleri ve deyimlerden ne derece yararlanıldığı incelenmiştir. Bu nedenle Osmanlı döneminde İngilizlere Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış kitapları kaynak olarak ele aldık.

1. Giriş

Teknolojinin gelişmesi ile büyük bir köy haline gelmiş olan modern dünyada yabancılara Türkçe öğretiminin öneminin de her zamankinden çok hissedildiği aşikârdır. Bu öneme binaen yapılacak çalışmalarda belli bir öğretim tekniği ve çeşitli öğretim yöntemlerinin kullanılması amaca ulaşılması açısından gereklidir. Bununla beraber öğretim sürecinde kültür aktarımına da ayrıca değinmek ve kültürel özelliklerimizi en doğru şekliyle anlatmak dil öğretiminin getirilerinden bir tanesidir.

Atasözleri ve deyimler; anlatımı etkili kılma, söyleneni açıkça, kolay, anlaşılır bir şekilde dile getirme ve bunları yazılı olarak ifade edebilme konusunda çok önemli etkilere sahiptir (Bulut, 2013). Dil öğretiminin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için atasözleri ve deyimlerden de mümkün olduğunca yararlanmak gerekmektedir. Ancak bu şekilde dil öğretimi tamamlanmış olur.

Atasözleri için çeşitli tanımlar yapılmıştır; Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel (Tdk, 2014), Atalarımız tarafından uzun yaşam deneyimi sonucunda, bilgece birtakım öğüt verici düşüncelerin mahsulü, güzel ve özlü söyleyiş kalıplarına sahip, kesin yargılar bildiren, söyleyeni belli olmayan, anonim geleneksel sözlü kültür ürünleridir (Bulut, 2013). Deyim için ise, genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir (Tdk, 2014) tanımı yapılır. Tüm bu tanımlara baktığımızda deyimler ve atasözlerinin kalıplaşmış oldukları, deneyimler sonucu halk tarafından ortaya çıkarıldıkları ve kültürümüzün bir parçası oldukları görülür.

Öğretim sürecinde kültür aktarımına da ayrıca değinmek ve kültürel özelliklerimizi en doğru şekliyle anlatmak dil öğretiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi açısından elzemdir.

Osmanlı döneminde yazılan İngilizlere Türkçe öğretim kitapları içerisinde en kaliteli ve kapsamlı olanlarının Redhouse'nin eserleri olduğu görülmektedir. Bunda Redhouse'nin ülkemizde uzun süre yaşayıp çalışması ve dilimize yeteri kadar aşina olması önemli bir etkendir. Redhouse, gerek lügatleriyle gerekse yabancılara Türkçe öğretmeyi hedefleyen eserleriyle Türk kültürü açısından önemli bir şahsiyettir. Onun bilhassa Türkçe-İngilizce lügatleriyle İngilizlere Türkçe öğretmek maksadıyla yazdığı Vade-Mecum ve OTL'ye, İngilizlere Türkçe öğretimi seti nazarıyla bakılabilir (Karagöl, 2011) Ayrıca karagöl (2011)'ün Redhouse'un Türkçe öğretimiyle ilgili tezinde Redhouse'nin Türkçe öğretimine katkıları ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.

1.1.               Problem Durumu

Ülkeler arasındaki iletişimin son elli yılda hızla artması, ekonomi alanında yapılan anlaşmalar ve ülkemizin avrupada ve dünyada varlığını gösterme çabasının artması yabancılara Türkçe öğretiminin önemini daha da arttırmıştır. Bu durum devlet kurumları ve özel kuruluşların bu konudaki çalışmalarını hızlandırmalarını sağlamıştır. Bu çalışmalar, Türk dilinin özelliklerini, yapısını gözeten ve bunlara uygun, Türk kültürünün de sağlıklı aktarımını sağlayacak materyallerin hazırlanmasının gerekliliğini gözler önüne sermiştir (Akpınar, 2010). Hazırlanacak materyallerde göz ardı edilmemesi gereken maddelerden biri de atasözü ve deyimlerin kullanımıdır. Bu çalışmada Osmanlı döneminde yazılan İngilizlere Türkçe öğretim kitaplarında atasözleri ve deyimlerden ne derece yararlanıldığını tespit etmeyi amaçlanmıştır.

1) Osmanlı Dönemi İngilizlere Türkçe Öğretiminde Kullanılan Atasözleri

a.       Anton Tien'in "Turkish Grammar" adlı eserinde kullanılan atasözleri dilin kemiği yok (s. 365)

dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur (s. 365) ummadığın taş baş yarar (s. 365) it iti ısırmaz (s. 365)

iki kaptan bir gemiyi batırır (s. 365)

ayağını yorganına göre uzat (s. 365)

gülü seven dikenine katlanır (s. 366)

akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır (s. 366)

doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar (s. 366)

at ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şan (namı) kalır (s. 366)

kendi düşen ağlamaz (s. 366)

ayıpsız yar arayan (dost isteyen), yarsız (dostsuz) kalır (s. 367)

el elin aynasıdır (s. 367)

bal bal demekle ağız tatlanmaz (s. 367)

bahşiş (beleş) atın dişine (yaşına) bakılmaz (s. 367)

hastaya döşek sorulmaz (s. 367)

doğru söz acıdır (s. 367)

dost (akraba) ile ye, iç, alışveriş etme (s. 367)

gözden ırak olan gönülden de ırak olur (s. 367)

adam adamı bir kere aldatır (s. 367)

ne verirsen elinle o gider seninle (s. 369)

herkes kendi ayıbını bilmez (s. 369)

eğri oturup doğru konuşalım(s. 370)

bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir (s. 370)

kâr, zararın kardeşidir (ortağıdır) (s. 371)

çok bilen (söyleyen) çok yanılır (s. 371)

komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür (karısı kız görünür) (s. 371)

cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez (s. 371)

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...